ANKARA(QHA) -

“Ben yalnızca Kırım’ın yazarı değilim ama Kırım’ın faciasını bütün gerçeği ve içtenliği ile yalnız ben yazabilirdim” diyordu usta yazar Cengiz Dağcı…

II. Dünya Savaşı'ndan sonra vatanı Kırım'dan ayrılan ve bir daha geri dönemeyen yazar Cengiz Dağcı, 60 yılını geçirdiği  Londra'da  22 Eylül 2011 tarihinde 91 yaşında hayata gözlerini yumdu.

Cengiz Dağcı vatanından ayrıldıktan sonra hiç Kırım’a dönemedi. Ancak Dağcı’nın naaşı, 2 Ekim'de atalarının mezarlarının bulunduğu Kırım’ın Yalta bölgesi Kızıltaş köyündeki Müslüman mezarlığına defnedildi…

Eserlerinde, Kırım Türklerinin Rusların zulmü altındaki hayatını anlatıyor. Türk edebiyatının en güçlü yazarlarından olan Dağcı’nın hüzünlü bir üslûbu var. Romanlarında Kırım Tatarlarının 1928’den sonra Sovyet boyundurluğu altında çektiği acıları dile getirir, bir yurdun gasp edilişini anlatır.

Usta yazar Cengiz Dağcı, 1919’da Kırım’da doğmuş, çocukluğunun ilk yılları, Sovyet Rusya’nın sosyalist ideolojisini hayata geçirmeye çalıştığı zulüm dönemlerine denk gelmiştir. İkinci Dünya Savaşı’nda Ukrayna cephesinde Almanların eline esir düşer, esir kampından kurtularak İngiltere’nin başkenti, Londra’ya yerleşir. Lakin burada çok ağır şartlarda yaşamaya çalışır.

Cengiz Dağcı kimdir?

Ünlü Kırım Tatar romancı Cengiz Dağcı 9 Mart 1920’de Yalta’nın Gurzuf kasabasında dünyaya geldi. Cengiz Dağcı Türkiye’ye hiç gelmediği halde kitaplarını Türkiye Türkçesi ile yazmış, kitaplarının ilk redaksiyonunu da şair Ziya Osman Saba yapmıştır. Türkiye’de yayınlanan eserleri sayesinde Türkiye’de birçok insan Kırım’ı ve Kırım Tatarları’nın yaşantılarını öğrenmiş oldu. İlk ve orta öğrenimini köyünde ve Akmescit’te aldı. 1938’de ortaokulu bitirdi. Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıktı. 1941`de Ukrayna cephesinde Almanlara esir düştü. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığındı. 1946`da Londra’da Wimbledon  yakınlarına yerleşti.

Cengiz Dağcı'nın eserleri

Eserleri savaştan önce yayınlanıyor olsa da, yazar asıl yurtdışına çıktığında tanınmaya başlandı. 

Tüm hayatı boyunca gurbette Kırım’ın hayaliyle yaşadı, onun nefesini hissetti, romanlarının ve hikayelerinin her satırını sevgili Gurzuf köyüne, gençliğinin en mutlu yıllarını geçirdiği, Akmescit’e adadı. Dağcı’nın tüm eserlerinde vatanına olan sevgisi, Kırım Tatar ruhunun güzelliğine inancı yer alıyordu. Yazar, Kırım Tatar Halkının başına gelen trajik olayların halkın tarihi, kültürel, ahlaki  ve ulusal bağlarının yavaş yavaş kopmasına zemin hazırladığını düşünüyordu.

Dağcı’nın, roman yazarken kendisine biçtiği bir misyon vardı. Dağcı, Kırım’ın hafızası olacaktı. İnsanlar, Kırım’daki Türk’ün dramını Dağcı’dan okuyacak ve gelecekteki kuşaklara aktaracaktı. Dolayısıyla Dağcı eserleriyle Kırım Tatarlarının tüm zorluklardan sonra tarihe meydan okumalarını ve kendi ruh güzelliklerine inanmalarını sağlamaya çalıştı. Kendi halkını dünyaya tanıtmak için yazar Türk dilini seçti.

Cengiz Dağcı’nın Türk edebiyatının gelişmesine katkı sağladığı ve önemli eserleri arasında ‘Yoldaşlar’, ‘ Anneme mektuplar’, ‘Onlar da insandı’, ‘ Badem Dalına Asılı Bebekler’, ‘ Yurdunu Kaybeden Adam’, 'Korkunç Yıllar" adlı eserler yer alıyor. Yazdıkları belgesellere (Gamalı Haç ile Kızıl Yıldız Arasında Türkler, 2005), çeşitli film (Kırımlı, 2014) ve dizi uyarlamalarına (Yurdumda Ölmek İstiyorum-'Onlar da insandı' uyarlaması-1993) konu oldu.

Son olarak;

Bize Tatar diyorlar, Çerkez diyorlar, Türkmen diyorlar, Kazak diyorlar, Özbek diyorlar, Azer diyorlar, Karakalpak, Çeçen, Uygur, Kabardı, Başkırt, Kırgız diyorlar. Bunlar hep yalan! Deniz parçalanamaz.” Diyen usta yazarı, QHA olarak bir kez daha saygı ve rahmetle anıyoruz…

 

QHA