BUDAPEŞTE (QHA) 1 EKİM 2018 -

Macaristan Hükümet Sözcüsü Zoltan Kovacs, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 8-9 Ekim'de Macaristan'a yapacağı ziyaret ile son dönemde gerginleşen Macaristan ve Avrupa Birliği (AB) ilişkilerine yönelik Anadolu Ajansı muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Kovacs, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyareti kapmasında başkent Budapeşte'de Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığınca (TİKA) restore edilen Osmanlı dönemi eserlerinden Gül Baba Türbesi'nin açılışını yapacağını söyledi.

Macar hükümetinin Türkiye ile olan ilişkilerini stratejik önemde gördüğünü kaydeden Kovacs, Başbakan Viktor Orban'ın da birçok defa ifade ettiği gibi, Macaristan'ın tarihi geleneklerine uygun olarak Avrupa'da Berlin, Moskova ve İstanbul olmak üzere üç noktaya göre duruşunu belirlediğini anlattı. Kovacs, ''Biz Türkiye'nin jeopolitik ve stratejik olarak belirleyici bir unsur olduğunun bilincindeyiz ve ilişkilerimizi buna göre geliştiriyoruz. Türkiye ile ilişkimizi karşılıklı saygı çerçevesinde stratejik olarak konumlandırıyoruz.'' diye konuştu.

TÜRKİYE'NİN ÜYELİĞİNİ DESTEKLİYORUZ

Hem bölgesel hem de Avrupa'nın güvenliği açısından anahtar role sahip olan Türkiye ile iyi ve normal ilişkilere sahip olmanın sadece Macaristan'ın değil aynı zamanda Avrupa'nın da çıkarına olduğuna dikkati çeken Kovacs, ''Bölgesel güç olan Türkiye, hem Avrupa'nın hem de Ortadoğu'nun güvenliği açısından önemli bir role sahip.'' dedi. Kovacs, Macar hükümetinin Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği desteği sürdürdüğüne, AB'ye üye olmak isteyen tüm Avrupa ülkelerine üyelik kapısının açık olması gerektiğine işaret etti.

Avrupa Parlamentosu'nda 12 Eylül'de yapılan oylamada, "hukuk devleti ve demokratik değerlerden uzaklaştığı" gerekçesiyle Macaristan’a karşı cezalandırma prosedürü başlatılmasını da değerlendiren Kovacs, söz konusu oylamayı tartışmalı bulduklarını, raporun oylamasında ihtiyaç duyulan 3'te 2'lik çoğunluğun sağlanmadığını ve oylamanın sonucu hakkında Avrupa Adalet Divanının karar vereceğini söyledi.

Gelecek yıl mayıs ayında düzenlenecek AP seçim kampanyasının şimdiden başladığına işaret ederek söz konusu kararı Macaristan'a karşı yapılan "cadı avı ve siyasi intikam" olarak niteleyen Kovacs, ülkesinin göçe karşı sınırlarını koruması ve son 3 yıldır izlediği göçmen karşıtı politika dolayısıyla cezalandırılmak istendiğini iddia etti. Kovacs, Macar hükümetinin 2010'dan bu yana ülkeyi yönettiğini ve bugüne kadar düzenlenen üç parlamento seçimini de 3'te 2'lik çoğunlukla kazandığına dikkati çekti.

Son dönemde gündeme gelen Macaristan hükümet partisi olan Macar Yurttaş Birliğinin (Fidesz) AP'de üyesi olduğu Avrupa Halk Partisi'den (EPP) atılması konusunda ise Kovacs, EPP'nin ciddi bir kesiminin bugün özellikle göçmenler hakkında liberal fikirler çerçevesinde düşündüğünü savundu. Avrupa'da bugün düzensiz göç konusuna bakışın partiler arasındaki sınırı oluşturduğunu, Macar hükümetinin düzensiz göçü olağanüstü tehlikeli olarak addettiğini ve bugün aslında EPP'nin de bu görüşü temsil etmesi gerektiğini öne süren Kovacs, şunları kaydetti:

"Önümüzdeki AP seçimlerinde AP'nin çok farklı bir yapıda olacağı kesin. EPP kendi karakterini koruyabilmesi için Halk Partisi olarak kalmalı. EPP'nin neredeyse yarısının kendisini liberal fikirli olarak adlandırmasını anlamlandıramıyoruz. Onlar niye liberallere dahil olmuyorlar?''

QHA