GÜMÜLCİNE (QHA) -

Batı Trakya'da Müslüman Türk Azınlığın “müftülük sorunu”nun çözümü konusundaki beklentileri boşa çıkmaya devam ediyor. Bu konuda çeyrek asırdır çözüm bekleyen Batı Trakya Türkleri, son yaşanan gelişmeler ve yapılan açıklamalarla umutlanmıştı. Ancak sonrasında atılan adımlar ve yaşanan gelişmeler, tayinli müftülükler üzerinden çeyrek asırdır oynanan tiyatronun devam edeceğinin sinyallerini verdi.

Millet Gazetesi'nin haberine göre Batı Trakya’da uygulanan, İslam hukukunun uygulanmasını fiilen ortadan kaldıran yasanın kabul edilmesinden yaklaşık iki ay sonra Gümülcine'de düzenlenen “Müftülükler ve Şeriat” konulu panel, yönetimin müftülük meselesi hususunda azınlığın gerçek ve aktif din adamlarını dikkate almadan ve azınlıkla gerçek bir istişare metodunu tercih etmeden yola devam edeceğinin işaretlerini verdi.

Aralık ayının ortalarında Başbakan Aleksis Çipras, Brüksel'deki AB Liderler Zirvesi'nin ardından düzenlediği basın toplantısında atanan müftülerin Batı Trakya'daki azınlığın büyük bir kısmı tarafından tanınmadığını belirterek, "Bu konu, doğrudan Yunan vatandaşı Müslümanlarla ele alınmalı. Bu konuyu halletmemiz lazım. Çünkü bu ne Yunanistan'a fayda sağlıyor, ne de azınlığın kendini huzurlu hissetmesine yardımcı oluyor. Yunan devletinin tanıdığı dini liderlerin azınlık tarafından sorgulanmadığı bir noktaya ulaşalım istiyoruz." sözleriyle azınlığın müftülük sorununun çözümü noktasındaki beklentilerini artırmıştı.

Aynı günlerde Eğitim ve Din İşleri Bakanı Kostas Gavroğlu da “Hükümetin Batı Trakya'da, Müslüman Azınlığa yönelik saygılı bir politika izlemek arzusunda olduğunu belirterek, müftülerin seçimi meselesinin de mutlaka bu politika çerçevesinde ele alınması gerektiğini” söylemişti. Gavroğlu, "Azınlık geçmişte çılgınca politikalar, baskılar ve kabul edilemez yasalara maruz kaldı. Bu nedenle devlete güvenmiyor." demişti.

Müslüman Türk Azınlığa yönelik saygılı bir politika izlemek istediklerine işaret eden Gavroğlu, "Bu nedenle adım adım götürmek istiyoruz. Bu adımlar çerçevesinde mutlaka müftülüklerin akılcı bir düzeye getirilmesi de masaya konmalı. Bunun içinde müftülerin seçimi meselesi de yer almalı." diye konuşmuştu. Hükümetin azınlık mensuplarıyla ilgili miras meselelerinde İslami kuralların yanı sıra Yunanistan Medeni Kanunu'nun geçerli olması yönünde hazırladığı yasal düzenlemeye değinen Gavroğlu, "hükümetin bu konuda cesur bir adım attığını ancak, alınacak kararlarda azınlığın geleneklerine saygılı olunması" gerektiğini kaydetmişti.

Batı Trakya’da uygulanan, İslam hukukunun sınırlandırılmasını öngören yasanın kabul edilmesinden yaklaşık iki ay sonra (28 Şubat 2018) “Müftülükler ve Şeriat” konulu panel düzenlendi. Panelin azınlığın toplumda kabul gören aktif din görevlilerinin dikkate alınmadan gerçekleştirildiği görüldü. Gümülcine’de gerçekleştirilen panel, azınlık kamuoyunda “240 İmam Yasası” olarak bilinen ve İslam dinini devlet okullarında Müslüman Türk öğrencilere Yunanca olarak öğreten din öğreticileri (ierodidaskalos) tarafından kurulan “İslam Dini Öğretmenler Derneği” tarafından organize edildi.

Panelde, devlet tarafından Batı Trakya’daki müftülüklere keyfi olarak tayin edilen, çeyrek asırdan beri azınlığa sırt çevirdiği için dışlanan ve yaşları ilerlemesine rağmen bu makamlarda ısrarla durmaya devam eden Gümülcine'de Cemali Meço, İskeçe'de M. Emin Şinikoğlu ile Dimetoka'ya naib olarak yeni tayin edilen Hamza Osman, Eğitim Bakanlığı Din İşleri Genel Sekreteri Yorgos Kalancis, İslam Dini Öğretmenler Derneği Başkanı Mehmet Mustafa ve zaman zaman Türk azınlık karşıtı çıkışlarıyla dikkat çeken avukatlar Stergios Yalaoğlu ve Yorgos Dudos konuşmacı olarak yer aldı.

Millet Gazetesi de konu hakkında bir analiz ve yorum paylaştı. Söz konusu yorumda şu sözlere yer verildi:

"Aslında devlet Müftülük meselesini kökten çözmek istese, bu işi en başından doğru bir şekilde ele alır ve işgal ettiği Müftülük müessesesini Azınlığa teslim ederdi. Çünkü bu kurumun tek sahibi, İslam dininin inananları olarak Batı Trakya Müslüman Türk Azınlık’tır. Onun nasıl şekillendirilmesi gerektiği, işleyişi ve yapılandırılması konusunda tek yetkili ve söz sahibi de İslam’a göre Müslümanlardır ve bu konuda yeterli mevzuat da mevcuttur. Tabiri caizse, cami dışındakilerin cemaat hakkındaki tasarrufları bu meselede asıl sorunu teşkil etmektedir. İslam’a ve insan haklarına göre devlet, elini müftülüklerden çekmeli ve müftüyü belirleme işini de Müslümanlara bırakmalıdır.

Kiliseye hiçbir şekilde karışmayan ve Kilise’deki din adamlarını (Mitropolitleri) tayin etmeyen devlet, aynı şekilde Müftülüklere de müdahale etmemeli ve Müslümanlara Müftü tayin etmemelidir. Bu, insan haklarına ve İslam’a açık bir tecavüzdür."

QHA