KİEV (QHA) -

QHA’ya  muhabiri, Ukrayna Milli Televizyon ve Radyo Konseyi üyesi Sergey Kostinskiy ile Ukrayna’nın enformasyon mücadelesinin bugünkü durumu hakkında konuştu.

QHA: Sergey, sizin eski bir Kırımlı olduğunuzu biliyorum, Akmescit’teki okuldan mezun oldunuz, Tavriya İnsani ve Çevre Enstitüsü’nde siyaset bilimi okudunuz. Fakat işgal başlayınca Kırım’ı terketmek zorunda kaldınız. Kırım hakkında nasıl anılar kaldı?

Kostinskiy: Eski Kırımlı olmaz. Özellikle orada doğmuş ve hatta yerli halkın bir parçası iseniz, çünkü eşim Kırım Tatarı ve hayatımın bir bölümü Kırım Tatar ailesiyle bağlı. Çok sayıda akrabamın yaşadığı vatana tekrar dönmeyi hayal ediyorum.

Kendime anılarla yaşamaya izin vermiyorum, tüm düşüncelerim, yaptıklarım, hayallerim gelecekle bağlı. Ve enformasyon alanındaki mücadele, Kırım’a yayın yapma çalışmaları, Kırım’la ilgili farklı sivil toplum inisiyatifleri ve etkinlikleri ile bağlı. Bunlar, Kırım’ın ileride nasıl olacağı, işgalden kurtulduktan sonra neler yapacağımızla bağlı düşünceler.

Ben dostlarıma dürüstçe söylüyorum; en önemli mesele şimdi ne yapılması gerektiği değil, iş çok, çalışan bir mekanizma var ve bu süreç zamanla kapasiteyi arttıracak. Bugünden Kırım’ın dönüşünden sonra ne yapacağımızı düşünmemiz lazım. Kırım’ı geri aldığımızın ilk günlerinden itibaren yapacaklarımızın net bir planı olsun diye. Bu, Ukrayna’ya dönmeyi bekleyen insanların hayal kırıklığına uğramaması ve Ukrayna’nın en kısa zaman diliminde düzeni sağladığını görmesi için lazım.

QHA: Kırım’ın yerli halkı konusuna değindiniz. Bu çok sembolik, çünkü geçtiğimiz günlerde Dünya Yerli Halklar Günü kaydedildi. İlhak, işgal, işgalci yönetimin görüşlerini paylaşmayan Kırım sakinlerinin bir kısmının Ukrayna’nın ana kısmına taşınmasına rağmen Kırım’da yaşayan halkların kültür çeşitliliği nasıl korunabilir?

Kostinskiy: Herşeyden önce devletimiz iki şeyle ilgili siyasi adımlar atmalı. Birincisi, Kırım Tatarları, Karaylar ve Kırımçakların yerli halk olarak teyit edildiği ve ülkemizde özel statüse sahip oldukları Ukrayna’nın yerli halklarına ilişkin yasa kabul etmek gerekiyor.

Arkadaşlarım sıkça, “Ukrainler yerli halk kabul edilmiyor mu yoksa?” sorusunu soruyorlar. Aslında yerli halk, ulusun tüm özelliklerine sahip ancak kendi devleti olmayan halktır. Tanrıya şükür, Ukraynalıların kendi devletleri var ve onlar devlete ismini veren bir millet. Bizim görevimiz ise Kırım’da oluşan ve bugün Ukrayna’ya güvenerek toprağımızı kurtarmamızı bekleyen halkları korumak.

İkinci yapılması gereken şey ise Özerk Kırım Cumhuriyeti’nin statüsünü değiştirmek. Bu ulusal- bölgesel özerklik olmalı. Sıkça dile getirilyor, bu konu etrafında korkular, mitler var. Aslında cumhuriyetin değil, yerli halkın siyasi ve kültürel haklarının korunduğu özerkliğin kurulmasından söz ediliyor. Özellikle ana dilinde eğitim hakkı. Sadece Kırım Tatar dilini öğrenmek değil, Kırım Tatar dilinde eğitim almak. Çocuklar okulu bitirdikten sonra sadece Ukraince ve Rusçayı değil Kırım Tatar dilini de bilsin diye.

Kırım Tatarları ayrıca Kırım’daki sorunların çözüm sürecine katılma hakkına sahip olmalılar. Örneğin Rusya Karadeniz Filosu’nun yerleşmesi konusu. Filonun konuşlandırılması konusunu kimse Kırım Tatarlarıyla görüşmedi ki onların statüsü daha önce belirlenmiş ve Kırım’ın ilhakına neden olan yabancı devletin filosu ile ilgili kararlarda yer almış olsalardı, Rusya Federasyonu Karadeniz Filosu’nun konuşlandırılması meselesi Ukrayna’nın lehine çözülürdü ve Sivastopol’de hiçbir Rus donanma üssü olmazdı.

Aynı şey, yarımadadaki maden kaynaklarının üretimi ve kullanımı ile ilgili konuların koordinasyonu için de geçerili. Bugün Rusya Federasyonu, Kırım'da nehir yataklarını değiştiriyor, taş ve kum çıkartıyor, manzara değişiyor, ekolojik durumu kötüleştiriyor, tarım arazilerinin sulanması için artezyen kuyuları açıyor. Bu konu da aynı zamanda yerli halkla koordine edilmelidir, çünkü insanlar orada yaşamaya devam edecek. Tam da yerli halk bu meseleye katılma hakkına sahiptir, bunu da ulusal-bölgesel özerklik düzenlemeli. 

QHA: Medyadaki ilk makalelerinizden biri olan "David Goliath'ı nasıl yenebilir", Kırım’daki enformasyon politikası hakkındaydı. Günümüzdeki mevcut gerçekler, Kırım’daki sansür göz önüne alındığında önerilerinizde bir şey değişti mi?

Kostinskiy: Son iki-üç yıl içinde devletimiz Herson, Lugansk ve Donetsk bölgelerinde birer kule dikti. Buna ek olarak, telekomünikasyon altyapısının daha da geliştirilmesi planlanmaktadır. Donetsk bölgesini, kullanılan radyo frekansları açısından Ukrayna'nın tüm bölgeleri arasında lider yaptık. Elbette orada sınır çizgisinde sorunlar var, ancak onlar, orada herhangi bir yapı inşa edilememesiyle bağlı, çünkü bu yapılara Rus işgal kuvvetleri tarafından ateş açılıyor. Kırım konusunda daha kolay çünkü orada ateş edilmiyor ve dolayısıyla inşa etmek mümkün.

En eski Kırım Tatar radyosu "Meydan” yeniden yayınlanmaya başlandı. Bugün, "ATR" kanalı Ukrayna'nın 100'den fazla kablo şebekesinde temsil edildi, “Çernomorskaya” televizyonu yayına döndü ve şimdi Çongar'dan test rejiminde yayın yapıyor. 

“Hayat” radyomuz yayına başladı, yakında da “Kırım Hakikat” Radyosu çalışmaya başlayacak. Bunlar işgalden önce yoktu, bu medyalar yarımadanın ilhakından sonra kuruldu. Büyük çalışma yürütülüyor ve benim için bunların alelacele yapılmaması önemli, her zaman dediğim gibi bu yangın söndürmek değildir. Bu, eylem planı ve belirli strateji çerçevesinde yürütülen metodik çalışmadır. Ve Kırım’ın sözde yönetiminin her eylemimize yorum yapması da benim için çok önemli.

QHA: Ve sanırım sadece yorumla yetinmiyorlar çünkü işgalciler Canköy yakınlarında Solenoye Ozero adında televizyon kulesi inşa ediyorlar…

Kostinskiy: Evet öyle. Rusların bize karşı neler yapabileceğini merak ediyordum ve bunun olabileceğini tahmin ediyordum ama bu işe koyulup koyulmayacağını. Öte yandan bu, işimize bir tepkidir, çünkü biz ilk sıralarda çalışıyoruz. 

Görüyorsunuz ki şimdi çok işimiz var: üç proje başlattık. Çongar’da projesine paralel olarak Çaplınka projesi üzerinde çalışıyoruz. Radyo istasyonları, yeni TV kanalları kuruldu. Şimdi yeni bir multipleks oluşturuyoruz, radyo yayınını geliştirmek için yeni frekansları monte ediyoruz. Bizim takımımız  Enformasyon Politika Bakanlığı ile Ukrayna Milli Televizyon ve Radyo Konseyi. Bir komisyonda ve bir çalışma grubunda çalışıyoruz.

"Hayat" radyosunun da Kırım'da da dinlenmesini istiyoruz. Ukrain ve Kırım Tatarlarının kendi radyo istasyonlarını dinleyebilmeleri ve bir tercih yapabilmeleri için. Yarımada'daki insanların kanalları değiştirip ne istediklerini seçerek farklı frekanslarda Ukraynalı Kırım medyalarını dinleyebilmeleri bizim için önemli.

QHA: Yakınlarda Ukrayna'da "Tavriyskiye İgrı" çocuk şarkı festivali gerçekleştirildi ve size de katıldınız. Bu etkinliğin Ukrayna için değeri nedir?

Kostinskiy: 4 yıl gibi uzun bir aradan sonra, çalışmalarına yeniden başlayan "Tavriyskiye İgrı" ekibine teşekkür etmek istiyorum. Bu festivale katılma şansı elde ettim ve bunun misafir olarak katıldığım en güçlü yarışmalardan biri olduğunu söyleyebilirim. Böyle bir etkinlik Ukrayna'nın başkenti için bile inanılmaz bir olay, ki Skadovsk için bu olağanüstü bir şeydi. Ve Kırım'dan yarışmacıların olması çok güzeldi ve bunlardan biri kendi kategorisinde ilk sırada yer alarak kazandı. 

Kırımlı yarışmacı finale yükseldi. Ne yazık ki, Grand Prix alamadı, ama zaten galip oldu. Ve bu örneğin, yarımadadan çok sayıda genç yıldızın bu festivale katılması için teşvik etmesini umuyoruz. Genel olarak anakaraya gelip Ukrayna topraklarında büyük yarışmalarda kendi gücünü sınasınlar. 

QHA: Kırım’ı işgal ederek ve Donbas’ta propaganda faaliyetleri gerçekleştirerek bize karşı hibrit savaş yürüten düşmana karşı enformasyon direnişte psikolojik mücadele olarak kültürün rolü nedir?

Kostinskiy: Bana göre bu aslında bir numara, en güçlü araç. Çünkü bu, Ukrayna'nın ulusal kültürünü geliştirmeye yönelik stratejik misyonuna uygundur. Biliyorsunuz ki, devletimiz bugün hem ulusal hem yerel radyo kanallarında Ukrain dilinde yayın yapılması için inanılmaz çaba sarfediyor. .

Şarkı endüstrisinin gelişmesi ve yaygınlaştırılmasını teşvik etmek için yeni Ukraince yazılan eserler çıktı. Günümüzde çok sayıda Ukrayna yapımı film çekiliyor ve bu çalışmalarda önemli bir rol Kırım Tatarlarına ait. Sonuçta, Ukrayna ve vatandaşları için Kırım Tatar halkının ulusal kimliğini koruması ve kaybetmemesi çok önemlidir.

Devam edecek…

QHA