ST.PETERSBURG (QHA) -

Rusya’nın iki büyük şehrinde (Moskova ve St.Petersburg) her ayın 18’inde yapılan Strateji-18 eyleminin amacı, Kırım Tatar halkıyla hakları için mücadelesinde dayanışma göstermek.
 
Aktivistler, Rusya toplunun dikkatini, 1944 yılında Stalin’in gerçekleştirdiği sürgünden başlayarak Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edilmesinden sonraki baskılara dek Kırım’ın köklü halkının facialarına çekmek istiyor.
 
Bugün 18 Mart tarihinde düzenlenecek eylem öncesinde organizatörlerin yayınladığı basın açıklamasında, Kırım Tatarlarına karşı yeni terör dalgasının nedeninin, Rusya’nın Kırım’ı işgal ederek uluslararası normları ihlal etmesine yönelik kesin tutumu olduğu ve eylem için ayın 18. gününün seçilmesinin bir rastlantı olmadığı belirtildi.

Basın açıklamasında şöyle ifadelere yer verildi:

18 Mayıs 1944 tarihinde, soykırımı olarak kabul edilmesi için tüm haklı gerekçelerin olduğu Kırım Tatar sürgünü başladı. Stalin’in Kırım Tatarlarına karşı politikasının çağdaş Rusya’da devam ettirilmesinin nedenlerinden biri, Sovyetler Birliği’nin işlediği suçların sert ve dürüst şekilde değerlendirilmemesidir. Halkların haklarının inkar edilmesine dayanan imparatorluk politikasının devamlılığı Sovyetler döneminde devam etti ve günümüzde birçok Rusya vatandaşının dış politik saldırganlığı ve toprak işgallerini takdir etmesinin nedeni oldu.
 
Mart ayında Strateji-18 eyleminin düzenlenmesi, Rusya yönetiminin vatandaşların katılımını sağlamaya çalıştığı “halk kutlamalarına” denk geliyor. 18 Mart 2014 tarihinde “Kırım Cumhuriyeti ve Sivastopol’ün Rusya’ya bağlanmasına dair” sözde anlaşma imzalanmıştı. Bundan dolayı 3 yıl önce kabul edilen kararın Kırım Tatarları yanı sıra bu tarihten sonra işgalci olan Rusya vatandaşlarının her biri için sonuçlarından söz edeceğiz. “İşgalci” kelimesi şoke edici ve bizim seslendiğimiz insanlardan hiçbiri kendisini işgalci olarak kabul etmiyor. Buna rağmen, uluslararası normlara göre Rusya işgalci devlettir ve yurttaşlarımız, işgal yıldönümü nedeniyle sevinmek veya üzülmek, “toprak toplama” hevesinde Rusya yönetimini desteklemeyen veya desteklememek arasında önemli kararı kabul etmek için ülkemizin bu yeni statüsünün bilincine varması gerekiyor.
 
Kırım Tatar halkı için bu tarih, yeni “kanun dışı” var olmanın, yeni baskı ve yönetim tarafından aleyhine ulusal ve dini kökene dayanan kinin körüklenmesinin başlangıcı. Kırım’ın işgali tehdidine ilişkin tutumunu Kırım Tatarları, 26 Şubat tarihinde barışçıl protesto mitinginde sergiledi. Günümüzde, bahse konu mitingin işgalci yönetim tarafından “kargaşa organize etmekle” veya onlara katılmakla suçlanan katılımcılarına karşı baskılar arttırılıyor. “26 Şubat davasının”” tüm tutuklularının serbest bırakılmasını, söz konusu dava çerçevesinde asılsız olarak suçlanan tutuklulara karşı kovuşturulmanın ve avukatlarına karşı baskıların durdurulmasını talep ediyoruz.
 
Rus yönetimin, Kırım Tatar halkının direniş iradesini bastırma isteğinin en parlak şekilde gösteren örneklerden biri, Kırım Tatar halkının temsil organı olan Kırım Tatar Milli Meclisi’ne yapılan saldırı. Kırım Tatar Milli Meclisi’nin faaliyetlerinin yasaklanması, Meclisin aşırıcı örgüt olarak tanınması ile ilgili mahkeme kararıyla takviye edildi. Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov’u savunan avukat Nikolay Polozov, Kırım Tatar Milli Meclisi’ne ilişkisi olan herkesin, Rusya yönetimi tarafından baskıya uğrayabilecek olmasından dolayı “risk grubunda” olduğunu belirtti. Televizyonda Kırım’ın işgaline ilişkin sert eleştiride bulunduğundan dolayı takip edilen İlmi Ümerov ve avukatı Nikolay Polozov’a karşı takibata son verilmesini talep ediyoruz.
 
Toplumda Kırım Tatarlarını “düşman” olarak gösterme çabasında Rusya yönetimi denenmiş yönteme, güya Kırım Tatarlarından gelen “İslam terörü” tehdidiyle korkutma yöntemine başvurdu. Bu bağlamda, Rusya’da herhangi bir ciddi gerekçe olmadan terör örgütü olarak kabul edilen, esas taktiği şiddet içermeyen yöntemlere dayanan “Hizb-ut Tahrir” dini teşkilatına üye olmakla suçlanan Kırım Tatarlarına karşı bir dizi dava açıldı. Sözde Hizb-ut Tahrir davası çerçevesinde tutuklanan Kırım Tatarları herhangi bir şiddet eyleminde bulunmadı, ama diğer Kırım Tatar ve Ukrain aktivistler ile birlikte Kırım’ın işgaline karşı protesto eylemlerine katıldı. Kırım’da sözde Hizb-ut Tahrir davasına son verilmesini, çerçevesinde farklı düşünceye sahip oldukları için tutuklananların, hüküm giyip cezasını çekenlerin serbest bırakılmasını talep ediyoruz. Davanın kendisi, tamamen düzmece ve teşkilatın faaliyetleri yasak olmadığı Ukrayna’nın vatandaşlarını, Kırım Tatarlarını korkutma eylemidir. Dava çerçevesinde tutuklananların Rusya’daki cezaevlerine gönderilmesi Cenevre Sözleşmesi’nin ihlalidir.
 
Şehrimizin Kırım Tatarlarının acısını paylaşan ve Ukrayna’nın işgal edilen bölgelerinde Kırım Tatarlarına karşı baskılara öfkeli olan tüm sakinlerini Strateji-18 eylemlerine katılmaya davet ediyoruz. Kırım Tatar halkının soykırımına hayır!

Kırım Tatarlarına destek göstermek amacıyla Strateji-18 süresiz eylemleri, St.Petersburg şehrinde 18 Kasım 2016 tarihine başladı. Eylemler tek kişilik protesto şeklinde gerçekleştiriliyor.

 

QHA