KİEV (QHA) -

Rusya Kırım'ı işgal ettikten sonra yarımadada Kırım Tatarlarının haklarını savunan avukatlara ihtiyaç duyuldu. Kremlin'in düzmece davaları ve siyasi davalar üzerinde uzmanlaşan Nikolay Polozov bu avukatlarından biri oldu.

QHA'ya verdiği demecin birinci kısmında Rus hükümetine karşı muhalifleri savunan avukatların karşısına çıkan tehlikeler hakkında ve Kırım'ın işgalci yönetimi tarafından uydurulmuş dava kapsamında iki buçuk senedir yasa dışı olarak cezaevinde tutulan Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz'ün davası hakkında konuştu.

QHA: Geçen sefer siz Kiev'e KTMM Başkanı Refat Çubarov'dan Çiygöz davasında tanık olarak sorgulanmasını kabul etmesi ile ilgili dilekçesini almak için geldiniz. Bu sefer ne sebeple Kiev'de bulunuyorsunuz?

Sadece burada Ukrayna'da toplayabileceğim bir dizi kanıtı toplamam gerekiyor. Ahtem Çiygöz'ün yargılandığı olaylar Kırım'da Ukrayna topraklarında gerçekleşti. Ama savunma bir dizi belgeye Kırım'da ulaşamıyor, bu yüzden Kiev'e gelmem gerekiyor.

Dava dosyasına ekleyeceğimiz bir dizi belge şimdiden hazır. Mahkemenin bunu kabul edip etmeyeceği tabii ki belli değil. Savunma tarafı Ahtem Çiygöz'ün suçsuz olduğu gerçeğini kanıtlarla desteklemek için elinden geleni yapıyor.

QHA: Rus yetkililer Kırım'da size baskı yapmaya devam ediyorlar mı?

Kırım'da çalışmaya başladığımdan beri, yani bir buçuk sene içinde, kaçırıldım ayrıca bana karşı davalar açmaya çalıştılar. Tanrıya şükür, şimdi kimse beni kaçırmıyor, ama bana karşı başlatılan incelemeler devam ediyor.

Ayrıca İlmi Ümerov'un savunması benim sorgulama raporumu davadan delil olarak çıkartmaya başardı. Ancak Ümerov davasında tanık olduğum için profesyonel olarak savunma yapamam. Bu da Rus yönetimi tarafından uygulanan bir baskı.

QHA: Kırım'daki Rus yanlısı güçler sizi İlmi Ümerov'un davasından çıkardı diyebilir miyiz?

Kesinlikle. Onların amacı Ümerov'u savunmasız bırakmaktı. Ahtem Çiygöz davasında nasıl çalıştığımı gördüler ve bunun tekrarlanması istemiyorlardı. Özellikle Ümerov'u psikiyatri kliniğe, sözde muayene için gönderdikten sonra bunlar belli oldu. Bundan sonra benim ve meslektaşlarımın kullandığı savunma yöntemlerinden sonra herhalde kesin olarak beni bu davadan uzaklaştırma kararı alındı. Sonuçta bu amaca ulaşıldı.

Ümerov davasına gelince, bana göre, bu madalyonun bir yüzü. Çünkü tanık olarak söyleyebileceğim şeyleri ben savunucu olarak söyleyemem.

QHA: Ümerov davası üzerinde diğer güçlü savunucular da çalışıyor. Neden sadece size baskı yapılıyor?

Bir senedir ben Kırım'da çalışıyorum, Moskovalı savunmacılardan hiç biri, çalışma arkadaşım Mark Feygin dahil, bu kadar uzun süre yarımadada çalışmadı. Görünüşe göre, kaçırılmalar ve avukatlık faaliyetlerini engellemekle ilgili yasaları açıkça ihlal eden Rus hükümeti benim yüzümde ciddi bir tehlike görüyor.

QHA: Moskova'dan size direkt olarak baskı yapılıyor mu?

Bana baskı uygulamak zor. Sonuçta yasaları ihlal eden hiçbir şey yapmıyorum. Ama hem Moskova'da hem Kırım'da ben sürekli izleniyorum. Devlet benim sosyal ağlardaki paylaşımlarımı ve özel hayatımı takip ediyor. Kırım'da yaptığım iş, Moskova'daki avukatlar topluluğu tarafından destek görmüyor. Bunu da sessiz baskı olarak değerlendirebiliriz. Avukatları desteklemesi gereken kurumlar, bu durumu görmezden geliyorlar ve sessiz kalıyorlar. Bu konuda hiçbir olumlu haber veremem.

Ama, ne mutlu ki Moskova'da gözaltına alınma gibi durumum yok. Ama büyük konuşmamak gerek. Rusya'da hükümeti desteklemeyen insanlar, vatan haini ve dışlanmış olarak görülüyor ve onların başına her şey gelebilir. Muhaliflerin yüzüne yeşil boyanın atıldığı, dövüldüğünü gördük, bu yüzden hiç kimse güvende değil.

QHA: Rus yönetimi sizi nasıl Kırım'dan gitmeye zorlayabilir mi?

Rusya'da baskı konusunda bir sürü seçenek var. Herkes Boris Nemtsov örneğini hatırlıyor. Kremlin kendi çıkarlarını korumak için ne kadar uzağa gidebilir konusunda tahminlerde bulunmak benim için çok zor. Ama şimdilik Kırım'daki çalışmaları sonlandırmayı düşünmüyorum, Ahtem Çiygöz'ü korumaya devam edeceğim ve tabi ki İlmi Ümerov'un davasında aktif olarak destek vereceğim.

QHA: Yazılarınızda Kırım Tatarlarına karşı açılan davaları siz Bolotnaya davalarıyla karşılaştırdınız. Bunlar arasında ne benzerlikler ve farklılıklar var, anlatır mısınız?

26 Şubat davasını kastediyordum. Bolotnaya davası ve 26 Şubat davasında Rus hükümeti insanları izinsiz miting organize etme ve toplu kargaşalara katılmakla suçluyor. Öncelikle bana göre iki davada da toplu kargaşa olmamıştı.

Ayrıca 26 Şubat davasında insanların Ukrayna yasalarına göre yapılan barışçıl eyleme geldiklerini görüyoruz, yasaların öngördüğü gibi önceden izin alınmıştı. Bu davada, Rus yanlısı güçlerin açıkça Kırım Tatarlarını provoke ettiklerini görüyoruz.

Davalar arasında belirgin farklar yok, her iki davada da kanunsuzluk var. Yetkililer kötü bir şey yapmayan suçsuz insanları hapse atmaya çalışıyor. Balotnıy davasında ben toplu eylemi organize etmekle suçlanan Sergey Udaltsov'u savunmuştum. Ama aslında bu adamın eylem organizasyonuyla hiçbir ilişkisi olmamıştı, o hiçbir şey organize etmemişti. Aynı şekilde Ahtem Çiygöz davasında savcı bir hikaye uydurdu ve Çiygöz'ü başka insanların yaptığı şeylerle suçluyor. Kremlin'in bir rehine ihtiyacı vardı, Kırım Tatar Milli Meclisi üyelerinden biri gerekiyordu ve Ahtem Çiygöz seçildi.

QHA: Ahtem Çiygöz'ün davası iki senedir sürüyor. 126 dava duruşması yapıldı. Davanın başlangıcında kararın iki ayda açıklanacağı konusunda tahminler öne sürüldü, ama böyle olmadı. Savcıların amacı ne, neden dava uzatılıyor? Sanığa ve savunmaya psikolojik baskı yapıyor olabilirler mi?

Bu tam olarak böyle değil, savunma baskı yapıyor. En baştan, Poklonskaya davaya savcı olarak katıldığı zaman,  dava iddia makamı ve mahkemenin kanıtları çok fazla incelemeyeceği üzerinde kurulmuştu. İddia makamı tanık ve bilgiler öne sürecek  ve kimse ayrıntılara aldırmayacaktı. Biz bu yapıyı bozduk, amacımız Ahtem Çiygöz'ün suçlu olduğuna işaret eden herhangi bir şeyin ortada olmadığını göstermek için, olayları en ince ayrıntısına kadar incelemek ve davadaki herhangi belirsizlikleri ortadan kaldırmaktı.

Şu ana kadar dava kapsamında iki yüzden fazla tanık ile mağdur sorgulandı. Ama iki yüzden fazla kişiden sadece biri Çiygöz'e karşı ifade verdi, o da Meclise düşman olan, Meclisten nefret eden, Kırımoğlu'nun kuklasını yakan ve Eskenden Bariyev'e yeşil boya atan Eyvaz Ümerov. O aktif bir şekilde Kremlin yanlısı eylemlere katılıyor, alternatif kuruluşlar oluşturmaya çalışıyor. Tabii ki hiçbir şey başaramıyor.

QHA: Bu davada gizli tanıklar var. Savcıya göre onların ifadeleri çok önemli. Bu tanıklar gerçekten var mı? Onlar davayı nasıl etkileyebilirler?  

Ahtem Çiygöz'e karşı ifade veren iki kişi daha var, onlar da gizli tanıklar. Bunların kim olduğu bilinmiyor. Düşünün iki yüz kişi Çiygöz'ün suçlu olduğunu söylemiyor, onlardan çoğu tam tersi onun insanları sakinleştirmeye  ve şiddeti önlemeye çalıştığını söylüyor. Ve bir gerçek ile iki uydurulmuş kişinin dışında Çiygöz'ün suçunu doğrulayan başka insan yok.

Onlarca saatlik video görüntüleri izledik, ayrıca genel olarak Rus mahkemelerinde yapıldığı gibi hızlı hızlı üzerlerinden geçilmedi, biz mahkemeyi her saniyeyi incelemeye zorladık. Eğer Çiygöz, gerçektenden mitingte birşeyler yapsaydı bunlar kayda geçerdi.  Rus yasalarına göre ise suçlu hakkındaki herhangi bir şüphe suçlu lehine yorumlanır.

Maalesef bu davanın sonucu hukuki koşullara bağlı değil. Siyasi bir sipariş var ve o hayata geçiriliyor.

QHA: Sizce bundan sonra dava süreci nasıl gelişecek?

Şu an savunma tarafı kendi kanıtlarını sunuyor, sorgulayacağımız birkaç tanığımız kaldı. Ayrıca, Kiev'de elde etmey, planladığım bir dizi yazılı kanıt sunacağız. Bundan sonra ekleme süreci ve tarafların tartışıldığı dönem olacak, tüm dellileri karşılaştırmak ve özetlemek gerkiyor. Ondan sonra mahkeme karar almaya çekilecek.

Temmuzun sonunda, davanın yıl dönümü olan 20 Temmuz'da benim tahminlerime göre, kararın açıklanması mümkün olabilir. Tarihler konusunda neden mi eminim? Ağustos'ta yargıçlar, savcılar herkes tatile çıkar, bu yüzden davayı uzatma gibi hedefleri olmayacak. Amaçları olabildiğince hızlı kararı açıklamak ve tatile çıkmak olacak.

QHA: Karar ne olacak?

Kararın ne olacağını yargıçlar bile bilmiyor. Genelde, siyasi güdümlü davalarda hakimler kararın metnin hazırlıyorlar, belirli kısıtmaları, süreleri onlara en sonunda yukarıdan bildiriyorlar. Ahtem Çiygöz davasıyla ilgili kararı da Kremlin alacak.

Tam olarak ne kadar verilecek tahmin etmek zor; genelde kamuoyu ölçülüyor, bir dizi başka işlem yapılıyor ve duruma göre cezanın süresi uyduruluyor. Ahtem Çiygöz’e 4 ile 10 senelik hapis cezası verilebilir. Dava sürecinin nasıl geçtiğini göz önünde bulundurursak, aslında onun suçunu ispat eden kanıtlar yok, umarım Kremlin aşırı davranmaz ve 10 seneye yakın hapis cezası vermez. Büyük ihtimal 5-6 yıl gibi ortalama bir süre olur. Çiygöz'ün iki seneden fazla hapiste tutulduğu da bu süreye dahil edilecek.

Beraat kararı ile ilgili konuşmuyorum, çünkü bu konuda beklentim yok. Sistemin nasıl çalıştığını iyi biliyorum. Hiç bir siyasi davayla ilgili hiçbir zaman beraat kararı verilmedi.

Korkarım ki, Çiygöz ile ilgili Kremlin beraat kararı vermez, çünkü Çiygöz’ü insanlara değil de, siyasi tavizlere değiş tokuş edilebilecekleri değerli bir rehine olarak kullanmayı planlıyorlar. Bunlar yaptırımlar olabilir, ya da Kırım Tatarlarının desteğini almak için Kırım Tatar Milli Meclisi'ne baskı uygulanabilir. Ayrıca seneye Rusya'da cumhurbaşkanlığı seçimleri var. Kremlin Çiygöz'ü rehin olarak kullanarak Çubarov ile Kırımoğlu'na "Kırım Tatarlarına söyleyin seçimlere gitsinler. Biz de düşünürüz belki Çiygöz'ü bırakırız." diyebilir.

QHA: Sizce 26 Şubat davası kapsamında yargılanan diğer iki kişi ile ilgili olduğu gibi Çiygöz ile ilgili şartlı tahliye kararı alınması mümkün mü?

Korkarım hayır, yoksa neden tüm bunları başlattılar ki. Dava sırasında Rus yönetimin nasıl davrandığını görüyoruz. Çiygöz'ü cezaevinin dışına bile çıkarmamakla ilgili kesin bir talimat var, mahkeme duruşmalarına bile video bağlantısı aracılığıyla bağlanıyor. Her duruşmada Çiygöz'ün mahkeme salonuna getirilmesini talep ediyorum.

Son gelişmeler tüm bunların hakimlerin kararı değil de Kremlin'in tutumu olduğunu işaret ediyor.

QHA: Mahkemenin Çiygöz'e ağır hasta annesiyle görüşmesine izin vermediğini mi kastediyorsunuz?

Kısa bir süre önce ben ve Ahtem Çiygöz, annesinin çok hasta olduğunu öğrendik. Çok ağır hasta. Akrabaları bu durumu üzülmesin diye Çiygöz'den gizliyorlardı. Ama artık gizlemek mümkün değil. Savunma mahkemeye yaptığı başvuruda Çiygöz'e ağır hasta annesiyle son kez görüşmeye izin vermesini istedi. Fakat mahkeme izin vermedi. Annesinin yataktan kalkamadığını bile bile onlar: "Annesi kendisi onun yanına cezaevine gelsin." dediler. Nasıl bir şey bu?

Bu durum tüm anlamıyla Putin'in yargı sisteminin acımasızlığını sergiliyor.

QHA: Ahtem Çiygöz tüm bunların üstesinden nasıl geliyor?

Çok zorlanıyor. Birinci olarak uzun zamandır cezaevinde bulunuyor, iki buçuk senedir, ki bu çok uzun bir süre. İkinci olarak, söz konusu annesi ve ona çok zor geliyor...

Katerina Esmanova

QHA