KİEV (QHA) -

Kırım’dan Kırımlı Müslümanların ve işgalci yönetime karşı olanların tutuklanmaları, evlerine yapılan baskınlar ve yargılanmaları hakkında neredeyse her gün gelen haberler maalesef artık olağan hale geldiği biliniyor.

Birçok Ukraynalı için yarımadada olup bitenler uzaklarda yaşanıyormuş görünüyor. Oysa siyasi tutukluların eşleri ve çocukları için bu, günümüzün gerçeği. Rus gizli servislerinin evlerinde yaptıkları aramalar sırasındaki şiddete tanık olan çocuklar için bu durum özellikle zor. Çocukların gözleri önünde babaları darp edilip cezaevlerine götürülüyorlar. Bir anda belirsiz bir süre için babasının desteğinden mahrum  kalan bu çocuklar Ukrayna’nın ana kısmında bulunan akranlarından daha erken büyümek zorunda kalıyorlar.

Yalta’da işgalciler tarafından tutuklanan ve terörizmle suçlanan Kırımlı Müslümanlar Emir-Üsein Kuku, Muslim Aliyev ve Vadim Siruk’un eşleri, çocuklarının babalarının tutuklanmalarını nasıl atlattıklarını, baba desteği olmadan nasıl büyüdüklerini ve yaşamaya devam ettiklerini QHA'ya anlattı...

 

“Bu ilkbaharda mahkemeler kapatıldı. Çocuklarla binaya bile girmemize izin vermiyorlar”

Emir-Üsein Kuku’nun eşi Meryem çocuklarını tek başına büyütmek zorunda. Bekir ve Safiye, kendileriyle hayli zaman geçiren babalarını çok özlüyorlar. Şimdi de babalarıyla görüşebildikleri yegane imkanı da ellerinden aldılar: ailelerinin mahkeme duruşmalarına katılmalarına artık izin verilmiyor.

“İlk başlarda çok zordu, çocuklar sürekli bekliyor ve “Mahkeme ne zaman?!” diye soruyorladı. Sonra ise duruşmadan duruşmaya babalarını bırakmadıklarını görünce sormamaya başladılar... Büyüyorlar... Mahkemelere sevinçle gidiyorlardı en azından koridorda babalarını görmek için. Görüşme izni verilmiyor artık.

Herşeyi soruyorlardı: sağlığı nasıl, koğuşu nasıl, yemeği nasıl? Babalarıyla ilgili herşeyi bilmek istiyorlar. Emir her zaman çocuklarına ve isteklerine karşı fazlasıyla ilgiliydi bu yüzden onu çok özlüyorlar.

Bir gün Emir’in çalıştığı Yalta Belediyesi’nin önünden geçerken oğlumuz Bekir çocukken burada gezdiğini söyledi.

Benim Emir’in, oğlumuz Bekir’in de babasının yokluğunu hissettiğimiz en zor anlardan biri, Bekir’in okuluna kendisini FSB görevlisi olarak tanıtan “iyi niyetli” bir kişinin gelerek ona babasının şu an nerede olduğunu anlattığı zamandı. "Annesinin sana babanın Türkiye’ye çalışmaya gittiğini söylüyordur belki, ama o cezaevinde hem de uzun süreliğine" demiş.

Bir yıl önce Bekir bir aslan resmi yaptı, Safiye ise kalp ve çiçek çizdi. Resimleri avukat aracılığıyla iletebildik. Bu ilkbaharda ise duruşmaları kapattılar, çocuklarla bizim binaya bile girmemize izin vermiyorlar...

Emir-Üsein kızı Safiye ile birlikte.

Tüm bu süre zarfında bize kurucuları Lilya Bucurova ve Elzara İslâmova olan “Bizim Balalar” (Bizim Çocuklar) vakfı yardım ediyor. Ve tabii ki bizi tüm Kırım Tatar halkı destekliyor.

 

“Büyük kızım şeker yediği zaman bir kısmını bir kutuya ayırıyor. Babası için olduğunu söylüyor”

Yaltalı Müslümanlardan Vadim Siruk tutuklandığından beri bir yıldan fazla bir zaman geçti. Onun küçük mavi gözlü kızları da babasız büyüyor. Siruk'un büyük kızı Amira'nın, tutuklanmadan önce babasıyla yemek yiyip babasıyla uykuya daldığını anlatıyorlar. Küçüğü Hanife ise Vadim tutuklandıktan sonra dünyaya geldiği için bu tür hatıralardan yoksun. Siruk'un eşi onların yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“Vadim küçük kızını sadece bir kez mahkemede gördü. Şimdi ise üçümüz birlikte yaşıyoruz: ben ve kızlarımız. Büyüğü Amira, resim yapmayı seviyor. Bazen babasının portresini yapmaya çalışıyor. Şeker yediğinde bir kısmını azar azar bir kutuya ayırıyor, babası için olduğunu söylüyor. Son bir yıl içinde çok büyüdü, bana yardımcı olmaya çalışıyor.

Amira her zaman babasının işten dönmesini beklerdi, sadece onunla oturup yemek yerdi. Bana huysuzlandığı için onu sık sık Vadim uyuturdu. O kızına kıyafet seçer ve egzersiz yapmayı öğretirdi. Genellikle beraber de oynarlardı.

Küçüğümüz Hanife yeni yeni emeklemeye başladı. Çocuk müzikleri dinlemeyi seviyor.

Vadim Siruk’un büyük kızı Amira

Siruk'un eşi Anna, bu zor dönemde farklı insanlardan ve farklı şekillerde ziyadesiyle yardım aldığını belirtiyor.

Akrabalarımız ve yerel ahaliden Müslümanlar, “Bizim Balalar” vakfı çok yardım ediyor. Bizim Balalar vakfı ihtiyacımız olan şeyler haricinde çocukları mutlu edecek bayramlar, etkinlikler de düzenliyor.

Avukat Emil Kurbedinov hakkında ayrıca konuşmak istiyorum. Eşimi bir kuruş bile almadan ilk günden beri savunuyor. Aramadan sonra hemen Yalta’ya geldi. Meselenin hukuki kısmı hala onun üzerinde.

Yani yardımsız kalmıyoruz. Ama bunun uzun süre böyle devam etmeyeceğini ve ailemizin yeniden birleşeceğini ümit ediyoruz...

 

“Gözlerindeki hasretle babalarını bir anlığına bile olsa görebilmek için mahkeme koridorlarında bekliyorlar”

Yalta’da tutuklananlardan Muslim Aliyev’in iki oğlu ve iki kızı olmak üzere dört çocuğu var, kızlarından biri doğuştan engelli. Eşi Naciye için tek başına çocuk büyütmek hiç de kolay değil. Çocukların babalarına olan hasretini görmek dayanılmaz acı veriyor, kalbinin parçalandığını hissediyor. Yine de eşinin en yakın zamanda geri döneceği ümidini kaybetmiyor.

Biz büyüklerin, çocuklarımızın yaralı kalplerinin en derinlerinde ne hissettiklerini sözlerle tarif etmemiz çok zor. Tüm ailenin bir arada olduğu resimlere heyecanla baktıklarında... Mahkeme koridorlarında babalarını bir anlığına görüp yaşlı gözlerle hasret ve umutla babalarının serbest bırakılacağını beklediklerinde...

Küçük oğlumuz bu sene birinci sınıfa gitti. Ayna karşısında durmuş “Keşke babam da benim ne kadar yakışıklı olduğumu görseydi” diyor.

İyi ki bizi ilgi ve yardımsız bırakmayan akrabalar, dostlar var. Ama tabii ki bunların hiçbiri baba sevgisi ve şefkatinin yerini alamaz. Yakında yine beraber olacağımızı ümit ediyoruz. Hayatımızdaki bu zor dönemi atlatmaya yardımcı olan herkese çok minnettarız. Zorlukların arkasından kolaylık gelir. Buna inanıyoruz.

Muslim Aliyev’in ailesi

Siyasi tutukluların eşleri bu zor dönemde kendilerine Liliya Bucurova ve Elzara İslamova’nın inisiyatifiyle kurulan “Bizim Balalar” vakfının yardım ettiğini kaydetti. Vakfın kurulması Kırım Tatar halkının birliğini ve özellikle söz konusu çocuklar olduğunda birbirlerine yardım etmeye hazır olduklarını gözler önüne seriyor.

Vakfın kurucularından, Qaradeniz Production yapım şirketi Genel Müdürü Elzara İslamova’nın söylediğine göre günümüzde vakıf, Kırımlı siyasi tutukluların 18 yaşını doldurmamış 66 çocuğuna yardımda bulunuyor. “Bizim Babalar”ın listesinde Kırım işgalinin ilk kurbanı Reşat Ametov’un ve işgalci Rusya’nın 20 yıla mahkum ettiği yönetmen Oleg Sentsov’un çocukları da bulunuyor.

“Tüm bu çocuklar, babasız bırakılan ve yaşamak için desteğe ihtiyacı olan çocuklar. Genellikle bu aileler dini vecibelerini yerine getiren ve kadınların çalışmadığı aileler, geçimlerini sağlayan aile bireylerinden yoksun bırakılan aileler” diye anlatıyor QHA'ya Elzara İslamova.

Vakıf ailelere her ay beşer bin ruble maddi yardım sağlıyor. Okula hazırlık döneminde bu miktar 8-12 bin rubleye çıkıyor. Paraların toplanmasında yurttaşlar ve kayıtsız kalmayan herkes destek oluyor. Ayrıca vakıf, ilaç ve muayene için yardıma muhtaç olan hasta çocuklara da yardım ediyor.

“Bizim Balalar” ayrıca, çocukların biraz olsun dikkatlerini dağıtabileceği, birbirleriyle oynayıp sohbet edebileceği farklı etkinlikler organize ediyor. Vakfın hem büyüklere hem çocuklara psikolog hizmeti sunması ve evrak işlem konusunda da yardımcı olması çok önemli. İslamova faaliyetleri sırasında yaşananları şöyle aktarıyor:

Bizim kadınlarımız yardım için bize hiçbir zaman başvurmadılar. O kadar mütevazılar ki, bazılarını bu yardımı kabul etmeleri için ikna etmek zorunda kalıyorduk. Bazen bu aileleri ziyaret ettiğimizde çocukların psikolojik desteğe ihtiyacı olduklarını görüyorduk. Çünkü bu büyük stres kötü sonuçlar doğuruyor ve çocuklar içine kapanıyordu. Anneleriyle konuşunca onlar da çocuklarının böyle bir desteğe ihtiyaç duyduğunu kabul ediyorlardı.

İlk başlarda çocuklar bize gözleri yaşlarla dolu geliyorlardı. Onlar için bu büyük bir şoktu, çünkü herşey onların gözleri önünde olmuştu. O olayları hatırlıyorlardı. Biz büyüklere tüm anlatılanları dinlemek çok zor geliyordu. Küçük çocuklar babalarının nasıl dövüldüğünü, nasıl bağırdıklarını ve işgalcilerin evlerinin camlarını kırdıklarını anlattıklarında... Bunları çocuklardan dinlemek korkunçtu. Şimdi ise belli bir süre geçince çocuklar oynuyor, şarkı söylüyor, dans ediyorlar. Şimdi artık biraz farklılar, bir miktar kendilerine geliyorlar. Onları bir araya getirmeye, bir şekilde onları eğlendirmeye, dikkatlerini başka şeylere çekmeye çalışıyoruz. Bence çocuklar bu durumda biraz kendilerine geliyorlar.”

Bugün Kırımlı siyasi tutukluların ve işgal kurbanlarının onlarca çocuğu babalarını bekliyor ve gözlerindeki soru işaretleriyle büyüklere bakıyorlar. Fakat henüz babalarını ne zaman evlerinde göreceğine dair soruya cevap alamıyorlar...

QHA