MOSKOVA (QHA) -

Rusyalı gazeteci ve din bilimcisi Nadejda Kevorkova, Hizb-ut Tahrir örgütü temsilcilerinin ortaya çıkışından beri hiç terör eylemi düzenlenmediğinin bilindiğini belirterek Rusya tarafında işgal edilen Kırım’da, Rusya’da yasak olan terör örgütü olarak kabul edilen Hizb-ut Tahrir’e güya üye olmakla suçlanarak açılan davaların, Kırım Tatar halkına baskı yapmak için siyasi bir araç olduğunu söyledi.
 
Rusya tarafından işgal edilen Kırım’daki Rus kolluk kuvvetleri, gelecekte aşırıcılıkla suçlanarak aleyhine dava açılabilecek kişiler “kataloğunu” tamamlamak için düzenli olarak Müslümanları gözaltına alıyor.
 
Ancak dünya toplumunun ortak desteğinin işgalcilerin üzerine kritik baskı yapılmasına yardımcı olacağı ve Kırım Tatarlarına zaferi getireceği fikrini paylaşan Nadejda Kevorkova, “Dini bir teşkilattan (Hizb-ut Tahrir örgütü) çıkmak için hiçbir mekanizma yok. Birçok diğer örgüt gibi Hizb-ut Tahrir örgütü de bir yayıncı teşkilat. Hizb-ut Tahrir, hiç terör eylemi düzenlemedi. Onların çok sıkıcı programları var” dedi.
 
Kevorkova, “Hizb-ut Tahrir davaları, Kırım Tatar halkına baskısı aracıdır. 1960’lı yıllardan, Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’na karşı davalardan başlayarak Kırım Tatarlarına karşı açılan tüm davalar siyasi güdümlüdür. Ama Kırım Tatar halkı her şeye rağmen kendi hedeflerine ulaşmaya çalışacak. Günümüzdeki aktivistlerden kimse Kırım Tatarları kadar deneyime sahip değil. Aramalar her Cuma günü yapılıyor. Her Cuma camilerin önünde OMON (Rus polisinin özel timi) görevlileri nöbet tutuyor ve sebebi bilinmez bir şemaya göre 100-150 kişiyi gözaltına alıyor. Söz konusu kişiler belirli bir kart kataloğuna dahil ediliyor. Bunları Kafkasya’da ve Çeçenistan’da gördük” diye kaydetti.
 
Kırım Tatarlarının her şeye dayanıp zaferi elde edeceği fikrini paylaşan Kevorkova, “Tabii ki bu insanlar her şeye dayanır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Türkiye ile Ukrayna’daki Kırım Tatarları dahil olmak üzere tüm olası etki araçları, Rusya üzerine siyasi baskının azalmamasına yardımcı olacak. Bunun acı verici olduğunu görüyoruz. Kırım Tatarları bu baskıya devam edecek ve kazanacak” diyerek devam etti.
 
Sözde Hizb-ut Tahrir davası bahanesiyle Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) işgal edilen Kırım’da muhalif Kırım Tatarları ve Müslümanlara karşı baskı uyguluyor. Terörizm şüphesi ve aşırıcılıkla mücadele bahanesiyle işgalci kolluk kuvvetleri evlere baskın, yasa dışı aramalar düzenliyor ve insanları tutukluyor.
 
13 Ocak tarihinden itibaren Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da sözde Hizb-ut Tahrir davası kapsamında tutuklanan Kırımlı Müslümanların suçlandıkları Rusya Ceza Kanunu’nun terörle ilgili 205.5. Maddesine daha bir madde eklendi. Bu tarihten sonra Kırımlı Müslümanlar ayrıca Rusya Federasyonu Ceza Kanunu’nun 278. Maddesi gereğince “Şiddet Kullanarak İktidarı Ele Geçirme Veya İktidarı Elde Tutmak"la suçlanacak. Kırım'da Hizb-ut Tahrir davası çerçevesinde 19 kişi tutuklu bulunuyor.
 
Bilindiği gibi, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, 19 Aralık tarihinde yapılan 65. oturumunda “Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) Şehrinde (Ukrayna) İnsan Hakları Alanındaki Durum İle İlgili” kararı oy çoğunluğuyla kabul etti. Karar için yapılan oylamada 70 ülkenin heyeti “evet” oyunu kullanırken 77 ülke heyeti çekimser kaldı. Geleneksel olarak Rusya, Belarus, Sırbistan, Çin, Ermenistan ve bazı Afrika heyetleri dahil 26 ülkenin heyeti oylamada “hayır” oyunu kullandı.
 
Kararda Rusya işgalci ülke olarak, Kırım, işgal edilen bölge olarak kabul edildi. BM söz konusu Kırım kararını kabul ederek, insan haklarının ihlal edilmesini, Rus işgalci yönetim tarafından Kırım Tatarları, Ukrainler ve diğer etnik ve dini grup mensubu olan geçici işgal altındaki Kırım sakinlerine yönelik ayrımcı tedbir ve uygulamaları kınamış oldu.

QHA