KİEV (QHA) -

Andrey Bibikov, hayatını Kırım’daki arkeolojik kazılara adayan ünlü Sovyet arkeologu Sergey Bibikov’un oğlu. Andrey Bibikov’a babasında miras olarak Kırım ve Kırım Tatar kültürüne, arkeolojiye olan sevgisinin yanı sıra 20. Yüzyılın 20’li-30’lu yıllarında Kırım’da Kırım Tatarlarının günlük yaşamını yansıtan eşi benzeri olmayan resimler kaldı. Günümüzde bu fotoğraflar altın değerinde, çünkü Rus imparatorluğunun ilk işgalini takip eden yüzyıllar boyunca Kırım Tatarlarını en ufak bir şekilde hatırlatan her şey yok edilmeye çalışıldı.

Andrey Bibikov, düzgünce bir zarf içine konulmuş bu resimleri titizlikle saklamış. Aile arşivi çok zengin, ama bu fotoğrafların yeri ayrı -çok değerli hatıralar ihtiva ediyorlar. Sadece QHA ile görüşmeye gelirken Andrey Bey bu resimleri Sovyet albümüne yerleştiriyor, albümden onlara bakmanın daha zevkli olacağını söylüyor.

Andrey Bey, kaba yıpranmış sayfaları çevirirken her bir fotoğrafa daha önce görmediği yeni bir şeyi görmeye çalışır gibi dikkatlice bakıyor ve her defasında, “Babam hayatta olsaydı daha çok anlatırdı” diye tekrarlıyor.

Bu resimlerin tarihini öğrenmek ve arkeologun Kırım Tatar tarihi ve kültürüne olan ilgisini öğrenmek için Andrey Bibibkov’a babasının hayatı, Kırım ve Kırım Tatarları ile arasındaki bağ hakkında sorular sorduk.

Öğrendik ki Andrey Bibikov’un dedesinin babası 1853-1856 Kırım Savaşı’nda yer almış. Babası ise 1908 yılında Sivastopol’de (Akyar) dünyaya gelmiş. Akmescit (Simferopol) lisesinden mezun olduktan sonra Pedagoji Enstitüsü’nü kazanmış. 1927 yılında Leningrad’a (St. Petersburg) taşınmış ve orada eğitimini Doğu Dilleri bölümünde tamamlamış.

Babasını: “Babam Farsça ve Kırım Tatarcayı biliyordu... Doğu dillerini öğrenmek onun için çok kolaydı, çünkü Kırım Tatarcayı çocukluğundan biliyordu. Maalesef ben Kırım Tatarca bilmiyorum. Her zaman kendisine Kırım Tatarca birşeyler söylenmesini istiyordu. Ama o zaman çok küçüktüm ve aklımda kalmıyordu. El yazısı çok kötüydü bunu da Farsça yazmayı Rusça yazmaktan önce öğrenmesine bağlıyordu.” diye anlatıyor Andrey Bey.

Sergey Bibikov, enstitüden mezun olduktan sonra Ermitaj’da bulunan Maddi Kültür Enstitüsü Leningrad Şubesinde çalışmış. 2. Dünya Savaşı sırasında Leningrad Kuşatması'nı görmüş ve ilk eşini kaybetmiş.

“İlginç bir olay: kuşatma sırasında Volga bölgesine giderek şehirdeki tüm arşivleri ortaya çıkarmak için bölgedeki mağaraları inceliyor. Kuşatmanın sonunda böyle bir görev alıyor. Kuşatma hakkında ise çok az konuşurdu, bu konuyu sevmezdi” diye anlatıyor arkeologun oğlu.

Sergey Bibikov ikinci kez bir Kiev sakiniyle evleniyor, 1956 yılında ise Kiev’deki Arkeoloji Enstitüsü Müdürü olarak atanıyor.

Andrey Bey, “Babam erken devirle uğraşıyordu, geç paleolitik dönem, taş devri... Yönettiği Kırım bölümünde tüm antik dönem ve ortaçağ seksiyonları (bölümleri) onun kontrolü altındaydı.” diyor.

Andrey, 12 yaşından beri babasıyla Kırım seyahatlerine katıldığını aktarıyor. Sergey Bibikov, oğlunun onun mesleğini devam ettirmesini istemiyormuş ama yine de onu sevdiği Kırım halklarının kültürü ile tanıştırmak için sıklıkla seyahatlerinde yanında götürmüş.

Gülerek, “Benim ilk kazılarım Laspi’deki kilise civarındadır. Daha sonra Büyük İsar’daki kilise, daha sonra da Hersones kazısına katıldım. Ölçme yapıyordum ama genellikle sadece bir işçiydim. Babam arkeoloji ile uğraşmamı istemiyordu. Ben kendim de istemiyordum aslında. O 5 çocuğu olan ve hepsi de kötü yazar olan Lev Tolstoy’u örnek gösterirdi hep. Ama ben buna farklı bir taraftan yaklaşıyordum: ben babamın yolunda gitseydim benden süper bir arkeolog çıkarmadan beni rahat bırakmazdı” diye anlatıyor.

Andrey Bibikov’ın söylediğine göre babası her Kırım’a gidişinde dağların, şehirlerin, yerleşim yerlerinin isimlerinin Kırım Tatarca adlarını zikredermiş.Yani Belogorsk'un onun için her zaman Karasupazar, Medved Gora'nın ise onun için her zaman Ayuv Dağı (Ayı Dağı) olduğunu belirtiyor...

Sergey Bibikov, Kırım'a 1930-32’lerde dönmüş, Kaça Hava Yüksek Okulu'nda askerlik yapmış. O dönemde Bibikov, Kırım Tatarlarına yönelik baskı hamlelerinden “raskulaçivaniyesi" (kulaklar olarak adlandırılan toprak sahibi zengin çiftçileri yok etme hareketi) olayına tanık olmuş.

Andrey Bey, Rus baskı mekanizmasının yaptıklarını, “Sovyet yönetimi bunu “raskulaçivaniye” olarak adlandırıyordu ama aslında sürgün başlamıştı. 1944 yılındaki de Kırım Tatarlarını yok etmek için bir bahaneydi, ama her şey asıl 30’lu yıllarda başladı. Yok edilecek kulak (toprak sahibi zengin çiftçi) yoktu orada aslında. Kırım Tatarları oldukça fakir yaşıyordu. Şehirlerdekiler bir şekilde yaşıyorlarsa bile, köydekiler zor geçiniyordu. Sovyet yönetimi bir pud (16 kg) buğdaya bir pud tütün veriyordu, ki bunlar kıyaslanamaz şeyler. Babam 30’lu yıllarda ve 1944'te olanların Kırım Tatarlarına karşı büyük adaletsizlik ve büyük hata olduğunu bana her zaman söylerdi” diye anlatıyor.

Askerlik yaptığı sırada Sergey Bibikov diğer askerlerle birlikte kordonda durmak zorunda kalmış ve oluşturdukları koridordan Kırım Tatarları hayvanların taşındığı vagonlara götürülmüşl. İnsanlar yanlarına sadece ellerinde taşıyabildikleri eşyaları almışlar.

Arkeolog Sergey Bibibkov’un oğluna anlattıklarına göre, o sırada Kırım Tatarları arasında görevlilere bir şeyler anlatmaya çalışan bir adamı görmüş, ama görevli onu anlamıyormuş. Sergey, o Kırım Tatarına yardım etmek için sıradan çıkmış ve ceketli erkeğin akrabalarını yolcu etmek için çıktığını ve kendisinin götürülmeyeceğini anlatmaya çalıştığını söylemiş, ancak görevli dinlememiş ve onu da diğerleriyle birlikte Kuzeye hareket eden trene bindirmiş.

Andrey Bey sesinde hissedilen acı ile, “Babam, 2. Dünya Savaşı sırasında Almanlarla işbirliği yapan Kırım Tatarları olmuş olsa bile onların sayısının Ukrainler, Ruslar ya da Belaruslardan fazla olmadığını anlatıyordu. Bu sadece Kırım’ın yerli halkını yarımadadan sürmek ve oraya kendi insanlarını yerleştirmek için bir bahaneydi. Köklerinden koparılan bir halkı yönetmek kolaydır diye düşünüyorlardı” açıklamasında bulunuyor.

20’li-30’lu yıllarda Sergey Bibikov, Kırım’a düzenlenen arkeolojik seferlerle katılıyor ve çok sayıda fotoğraf çekiyormuş. Kırım Tatar halkının günlük yaşamı, etnografyası, kültür ve gelenekleri arkeologun ilgisini çekiyormuş. Dahası bazı gelenekleri kendi hayatında da devam ettiriyormuş. Örneğin, kışın sarımsak yedirmezmiş, bunu da soğuk havada Kırım Tatar evlerinin kapılarının kapalı, camlarının ise küçük olması sebebiyle kokunun kalması ile açıklıyormuş. Bu nedenle eskiden Kırım Tatarlarının sarımsağı sadece yazın yediklerini aktarıyor.

Oğlunun belirttiğine göre 30’lu yıllarda Kırım Tatarları zengin yaşamasalar da kendi topraklarında yaşıyorlardı ve bildikleri, sevdikleri şeylerle uğraşıyorlardı. Sergey Bibikov gelecek kuşaklara da bu sevgiyi ve Kırım Tatar kültürünün zenginliğini aktarmayı ümit ediyordu.

Sergey Bibikov’un her fotoğrafının altına ya çekildiği yerin, ya da insanların uğraştıkları işin adı yazılmış. Bazılarında tarih bile belirtilmiş. Oğlu, “Babam Kırım Tatarlarının günlük yaşamını çekiyordu. Tütünün kesilmesi ve kurutulması, yünlerin işlenmesi, Kırım Tatarlarının çocuklarıyla bir arada olmaları... Bir evin bahçesinde bir arada olan Kırım Tatar ailesi... Fotoğrafları görüyorsunuz. Babam daha çok genç yaşlardayken Tatar soyuna kabul edildiğini anlatıyordu. Ama hang soy, neden ve nasıl? Bu sorulara maalesef cevap veremem” dedi.

Ayrıca Sergey Bibikov oğluna Kırım Tatarlarının Kırım’da yaşadığında orasının her zaman çok temiz olduğunu da anlatıyormuş.

Babasının anlattıkları sayesinde Andrey Bibikov, Kırım’ın sanatoryumlarında çocuklar arasında yayılan Kırım Tatarlarının ihaneti hakkındaki Sovyet mitlerine de hiçbir zaman inanmamış.

“Kırım Tatarları hakkında mitlerle 7 yaşındayken karşılaştım. Sanırım 1958 yılıydı. Annemle babam beni Yevpatoriya’daki “Smena” sanatoryumuna göndermişlerdi” diyen Andrey Bey, “Orada sürekli Kırım Tatarlarının bir gece geldiği ve insanları kestikleri yönünde dedikodular çıkarıldı. Bunlar çocuklardan değil bakıcılardan çıktı. Bunlar kasten çocuklar arasında yayılırdı. Onlar korkardı, bunun yalan olduğunu anlamıyorlardı. Daha sonra insanlar bunların ideolojik sabotaj olduğunu anladı” açıklamasında bulunuyor.

Andrey Bibikov, bağımsız Ukrayna’da Kırım Tatarlarına yönelik belirsiz tutum ve propaganda mitlerini çürütme konusundaki isteksizliğin hepimiz için 2014 yılında sahneye konan kötü bir şaka olduğunu kanaatinde.

Ünlü arkeologun oğlu elindeki fotoğrafları Bahçesaray’daki müzeye vermeyi planlıyormuş ancak Rus işgali buna engel olmuş.

Andrey Bibikov, son on yıllar boyunca ilk kez geçen sene Kırım’a gidememiş. Yaşına rağmen sahte ispiyonculuk ya da aşırıcılıkla suçlanarak hapse atılma korkusu taşıyor. Kırım hakkında sadece iyi şeyler, deniz, güneş, dağlar ve unutulmaz Kırım Tatar kültürünü hatırlamak istiyor.

QHA