KİEV (QHA) -

Kiev'de 20 Temmuz Cuma günü düzenlenen "Bilimde Kırım Tatar isimleri: Mamut Bayasanov (1900-1963), Zore Ablyamitova (1916-1989) ve Midat Selimov (1918-2001)" isimli açık oturum kapsamında üç sıradışı bilim adamı hakkında konuşuldu.

Moderatörlüğü tarihçi Andrey İvantsa'nın yaptığı etkinliğe ana konuşmacılar olarak Ukrain İnisyatifi yönetim üyeleri Yuriy Kosenko ve Olga Timçişin katıldı.

Yuriy Kosenko, Kırım Tatar Tohum Islah Uzmanı Mamut Bayasanov'un haytını ve hala önemini koruyan bilimsel buluşlarını anlattı. Özellikle Bayasanov sayesinde Azerbaycan'da zeytin, çay ve subtropikal meyvelerin yeriştirilmesi mümkün oldu. 


Biyoloji Uzmanı Zore Ablâmitova da dikkat çekici başarılarıyla tanındı. Eşi biolog Konstantin Vinogradov sayesinde 1944 sürgününden kurtulabilen Kırım Tatar bilim adamı, oşinografideki orijinal ve  öncelikli dalı olan deniz organizmalarının ekolojik biyokimyasını ortaya koydu.

1958 yılında Ablyamitova Kırım Tatarlarınaa karşı uygulanan yasaklara ve yapılan tüm zulümlere rağmen doktora tezini Kırım Tatar dilinde yazdı.

Olga Timçin (rabiolog) ve virolog Midat Selimov'un kuduz hastalığı konusunda yaptığı araştırmalar bugün bu alanda çalışan Louis Pasteur ve Nikolay Gamaliya gibi en iyi bilim adamlarının çalışmalarıyla aynı seviyede sayılıyor.


Midat Selimov'un en önemli başarısı insanlardaki kuduz virüsüne karşı aşı bulmasıydı. Söz konusu aşı hala eski Sovyet ülkelerinde kullanılıyor.

Etkinlikte konuşan Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, tarihi tartışmalarda bilim adamları hakkında çok az konuşulduğu ve bu durumu düzeltmek gerektiğini ifade ederken, "Durum bazen halktan ziyade halka tarihte gerektiği yeri almasına yardımcı olan insanları anlamayı gerektiriyor. Şimdi onların halklarına yardım edememekten ne kadar çok acı çektiklerini anlıyorum. Halklarının hakları için verdikleri mücadele yardımcı olmak için isteseler bu sefer uzmanlıkları kaybolacaktı, yok edileceklerdi." diye konuştu.


Refat Çubarov, ayrıca Kırım Tatar halkının mirasının bugün Ukrayna'nın kültürel mirasında hak ettiği yeri alması gerektiğini belirtti.

QHA