KİEV (QHA) -

Ukrayna’nın başkenti Kiev’de 28 Ağustos tarihinde, “Kontrol Altında Olmayan Bölgelerin Yeniden Entegrasyonu Konusunda Hırvatistan’ın Tecrübesi” konulu basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısına katılan Hırvatistan heyeti temsilcileri,  Hırvatistan’ın işgal edilen bölgelerini nasıl geri aldıklarını, işgale nasıl son verdiklerini anlattı.
 
Basın toplantısına katılan QHA muhabirinin aktardığına göre, Hırvatistan heyeti, basın toplantısından önce Ukrayna yürütme yönetimi organlarının 12 temsilcisiyle bir araya geldi.
 
Daha önce Ukrayna'nın Geçici Olarak İşgal Edilen Topraklardan ve Sığınmacılardan Sorumlu Bakanı Vadim Çernış, iki kez Hırvatistan’a ziyaret gerçekleştirdi. Haziran ayında ise Ukrayna Başbakanı Vladimir Groysman ile birlikte yapılan ziyaretten sonra Ukrayna’ya ülke içi sığınmacılar ve işgal edilen bölgelerin yeniden entegrasyonu ile ilgili sorunları çözmeye yardımcı olmayı öngören ortak çalışma grubu kuruldu. Çalışma grubu başkanlığına Hırvatistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Zdravka Busic ve Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Yelena Zerkal getirildi.

Vadim Çernış, “Hırvatistan’a ziyaret esnasında, entegrasyon süreçlerinde Birleşmiş Milletler (BM) misyonunun rolünü, zararların değerlendirilmesi ve vatandaşların seçim hakkı ile ilgili konuları ele aldık. Ayrıca kontrol altında olmayan veya işgal edilen bölgelerde ikamet eden insanlar ile ilgili birçok konu görüşüldü” diye anlattı.
 
Hırvatistan stratejik görevlerini yerine getirebildi ve NATO ile Avrupa Birliği üyeliğini elde edebildi.
 
Hırvatistan’ın eski Adalet Bakanı Vesna Skare-Ozbolt, "Barışçıl reentegrasyon adlı modelimizi paylaşmaktan memnunuz. Tabii ki topraklarımızı askeri operasyonlar sırasında kurtardık, ama en zor işi barışçıl reentegrasyon esnasında gerçekleştirdik. Bu, 130 benzer misyondan bu kadar başarılı şekilde sonuçlanan tek misyon. Hırvatistan’da 3 barışçıl misyon faaliyet gösterdi, ama ikisi başarılı olmadı. Ancak üçüncüsü çok başarılı oldu, çünkü misyonunun tam olarak hayata geçirilmesi için her şeyi yapan Hırvatistan devletiyle birlikte faaliyet gösterdi. Sığınmacılar ve işgal edilen bölgelerde ikamet edenler için bir strateji kurmak için bölgedeki tüm sorunları tüm yönetim organlarıyla birlikçe çözmeye çalıştık” diye kaydetti.
 
Hırvatistan heyeti Ukrayna yönetimi temsilcileri ile; demilitarizasyon, medeni statü ve belgelerin tanınması, sığınmacıların göçü ile ilgili deneme projeleri, af ve uzlaşma konularını görüştüğünü ifade eden Skare-Ozbolt, söz konusu programın hayata geçirilmesini Hırvatistan’ın özgür bölgelerinde normal yaşamın ve barışın yeniden tesis edilmesi için başlattığını ve sürecin günümüze dek devam ettiğini vurguladı.
 
Skare-Ozbolt, “Bizim durumumuz Ukrayna’dakinden daha zordu, çünkü saldırının başladığı sırada uluslararası hukukun bir birimi değildik. Henüz bağımsız devlet olarak tanınmamıştık ve herkes bize Yugoslavya’nın parçasına gibi bakıyordu. Bağımsızlığımız ilan edilmesinden sonra saldırı daha şiddetle başladı ve devletimizde Avrupa’da 2. Dünya Savaşı sonrasında görüşmeyen sertlikte cinayetler işlendi. Hırvatistan’ın üçte biri işgal edildi, nüfus ise kovuldu. Bir poğaça gibi olan coğrafik şeklinden Hırvatistan yarıya bölündü ve işgal sırasında kuzeyden güneye geçmek için çok zaman gerekiyordu. İnsanlar işgal edilen bölgelerden geçemiyordu, bundan dolayı onları dolaşmak zorunda kalıyordu” diye anılarını paylaştı.
 
Hırvatistan’ın saldırı kurbanı olmasına rağmen ülkeye karşı silah sevkiyatı ambargosu uygulandı, yani kurban devlete savunma imkanı verilmedi. O zaman Hırvatistan uluslararası toplumdan ülkeye barış misyonunun gönderilmesini talep etti ve BM Güvenlik Konseyi bu fikri destekledi. Barış misyonunun ülkeye gelmesinden sonra askeri eylemler durdu, ama bu misyon, esas görevi olan hukuki düzeni uygulayamadı ve işgal edilen bölgeleri devletin kontrolü altına iade edemedi.
 
Bir süre Hırvatistan, memnun olmadığı statükoya sahipti. 
 
İki barış misyonunun olumsuz tecrübesinden sonra Hırvatistan, sonuçta başarılı olan üçüncü operasyon konusunda anlaştı. Bundan sonra Hırvatistan hükümeti başarılı olan yeniden entegrasyona başlama imkanını elde etti. 
 
Vesna Skare-Ozbolt, “Barışçıl entegrasyon yolunu izlemeye karar verdik, çünkü askeri yöntem kısa ve hızlıydı, ama sivil nüfus arasında daha fazla kayıp olurdu. Bundan dolayı barışçıl karar askeri kararın üstesinden geldi. Bu süreçte birçok şeyi hayata geçirebildik: kendi para birimimiz yürürlüğe girdi, yerel seçimler düzenlendi, işgal edilen bölgede ikamet eden insanların yaşamının ölüm, doğum, evlenme, diploma alma gibi anlarını kabul ederek konsolidasyon süreci gerçekleştirildi. İşgal edilen bölgelerdeki vatandaşların çalışma süreleri ve emeklilik maaşlarını almaları için her şeyi yaptık” dedi.
 
Hırvatistan uluslararası toplumun desteğiyle söz konusu program üzerinde 2 yıl devamında çalıştı. Amaç, işgal edilen bölgeleri devletin  kontrolü altına almak yanı sıra bölgede ikamet eden insanları yeniden entegre etmekti.

 

QHA