AKMESCİT/SİMFEROPOL (QHA) -

Mavile Degermenci, işgalcilerin düzenlediği ve Kırım Tatar milli hareketinin efsanevi iştirakçisi Veciye Kaşka’nın ölümüyle sonuçlanan baskın sırasında tutuklanan babası Kırım Tatar aktivisti Bekir Degermenci’nin mektubunu yayınladı. Mektubunda Bekir Degermenci, Veciye Kaşka ile nasıl tanıştıklarını, Veciye Kaşka’dan para çalan ve Kırım Tatar aktivistleri kendisinden para talep etmekle suçlayan Yusuf Aytan isimli Türk vatandaşını anlattı.

Bekir Degermenci'nin mektubunun tam metni:

“Koğuşta otururken kendim ve diğerleri için Veciye abla ile nasıl tanıştığımı hatırlamak istedim. Bu, 2015 yılında oğlum Mustafa Degermenci’nin gözaltına alınmasından sonra oldu. O zamana kadar bu harika kadını sadece ismen tanıyordum. O, oğlumun duruşmalarına çok sık gelirdi. Duruşmalardan birinde ilginç ve unutulmaz bir olay yaşandı. Bu olay, Ahtem Çiygöz, Ali Asanov ve oğlum Mustafa Degermenci’nin ortak duruşmasında meydana geldi. Çocukları mahkeme salonuna götürdüklerinde, Ahtem kafesten Veciye ablayı görünce ona, “Veciye abla özür dilerim elini öpemiyorum” dedi. Bizde Kırım Tatarlarında kendinden büyük ve yaşlıların ellerini öpme geleneği vardır. Veciye abla buna cevaben, “Oğlum hiç sorun değil, sen benim yanıma gelemiyorsan ben senin yanına gelirim” dedi. Bu sözlerinden sonra kafese yaklaştı ve elini uzattı. Veciye ablanın bu hareketinden sonra oğluma, “Üsküt’lü ninelerimizin ne kadar cesur olduğunu gördün mü oğlum?” dedim, çünkü Veciye abla da memleketimiz olan Üsküt köyünden. Bu harika kadınla işte böyle tanıştım, oğlumu da tanıştırdım. Bu güzel kadınla ilgili bir başka olay daha var. Bütün bunları kağıt üzerine yazıyorum, çünkü bunları söyleyemiyorum, gözyaşlarım söylememe mani oluyor... Bunları kağıda yazmak daha kolay. Bütün bu hikayeyi insanların neden bu kadına gerçekten yardım etmeye çalıştığımı anlaması için yazıyorum.

Hikayeme geri dönelim. 17 Ekim'de Veciye nine doğum gününü öğrendi, oğlum Mustafa'nın doğum günü olduğunu düşünmüş. O Kırım Tatar  Tarak Tamga’lı iki Kobete (Kırım Tatar milli yemeği) pişirmiş ve iki tepsi Kobete ile oğlumun mahkemesine geldi. Mahkemeye gelince Mustafa’nın değil annesi, yani eşim Aliye Degermenci’nin doğum günü olduğunu öğrendi. Bu kobeteleri mahkemeye gelen insanlara ikram etmeye başladı. Kobetedeki iki Tarak Tamga’yı da Ali ve Mustafa’ya ulaştırmamı istedi. Ailemle ilgili tüm bu olaylardan sonra bu kadınla çok yakınlaştık. Biz, ortak tanıdıklarımızla ninemizi çok sık ziyaret ederdik. Elimizden gelen yardımı yapardık. Uydurma suçlamalarla tutuklanan tüm çocuklarımız için çok endişelenirdi.

Türkiye’ye gitmeden önce Veciye nine bodrumdaki patateslerini ayıklamaya yardımcı olmamızı istedi. Çocuklarla evine gittik ve yapabildiğimiz kadar (yaklaşık 300-400 kg patates vardı) patates ayıkladık ve ona bu patatesi satmasını söyledik. Bunun yerine o tanıdıklarından bu patatesi başta rahmetli Reşat Ametov’un ailesi olmak üzere ihtiyaç sahiplerine dağıtmalarını istedi. Ayrıca vatandaşlarımızı desteklemek için mahkemelere gelenlere sıcak yemek hazırlayan Enver ağa ve Fera –Sultan’a da verdi. O Türkiye’ye gidince insanlar Veciye ablamızın kanser hastası olduğunu öğrendi... Herkes onun sağlığı için çok endişeleniyordu... Yaklaşık 3 ay aramızda yoktu ama hepimize daha fazlaymış gibi geldi... Hepimiz sağlığı için çok endişeleniyorduk.  Döndükten sonra meydana gelen iki sevinçli olay hepimizi sevindirmişti: birincisi onun çatısının onarılması için gereken parayı bulmuştuk, ikincisi ise torunu Aliye evlenmişti. Veciye abla torunu için nikah mevlüdü yaptı. Bu olaylarla nasıl mutlu olduğumuz kelimelerle ifade edilemez.

Tüm bu olaylardan sonra ilk kez damadı Yusuf Aytan’la tanıştım. Ama sevincimiz uzun sürmedi. Günlerden birinde o (Veciye Kaşka) beni aradı (neden ilk olarak beni aradığını bilmiyorum). Bana damadının Veciye ablanın paralarını alarak kaybolduğunu söyledi. Torunundan onun (Yusuf Aytan) rahmetli Reşat Ametov’un eşi Zarina Ametova’nın evinde olduğunu öğrendik. Tüm ayrıntıları bilmeden o (Veciye Kaşka) bizden kendisinden çalınan pararları geri vermesi için onunla (Yusuf Aytan) konuşmamızı rica etti. Böyle bir durumda bile Reşat Ametov’un eşi ve çocukları için endişeleniyordu... Ricasını geri çeviremezdik, çünkü hepimizin sevdiği yakın bir insandı. Trajik sonuçlanan bu hikayenin başını bu kısa hikayemde anlattım, çünkü daha sonra olanları şu an kelimelere dökemem. Zorla para almaya çalıştığımızı söyleyen kanunu anlamıyorum. Kanun, iki çocuğu ile karısını terkedip, başka bir kadınla yaşayan, üçünü bir kadınla nikahlanan bir insanı nasıl savunabilir? Aliye’yi 3. kadın olarak adlandırdım çünkü Zarina Ametova’nın ve o aşağılık dolandırıcının-onu tarif edecek başka kelime bulamıyorum-söylediğine göre onlar Zarina ile 3 yıldır birlikteler. Buna insanlık ve ahlak açısından ne demeli?

Ben sadece kim olduğunu bilmediğim bir kolluk kuvvetleri görevlisinin, “Bekir ağa neden polise başvurmadınız?” sorusunu cevaplamaya çalışacağım. İnsan olarak bizi anladığını, kolluk kuvvetleri görevlisi olarak ise anlayamadığını söyledi. Bana göre her bir insan için insanlık ve ahlak ilk sıradadır. Araştırmadan, öğrenmeden tüm dünyaya bizim çete olduğumuzu nasıl haykırabiliyorlar? Biz sadece olayı sessiz sakin çözmek istedik. Zarina ile konuştuğumda ona, “Kardeşim, adın çıkacağına canın çıksın derler” dedi. Ondan Yusuf Aytan’a sorunu sessiz olaysız şekilde çözmek için Veciye ablaya gelmesini söylemesini istedim. Bana, “Ona kötü birşey olmaz mı?” diye sordu ben de “Elbette herşey iyi olacak. Halkımızın onun ne yaptığını öğrenmemesi için elimizde geleni yaparız” dedim. Bana Aliye ile nikah kıydığını bilmediğini söyledi, daha sonra olanları ise biliyorsunuz. Herkesin kendi doğrusu vardır. Ben parmaklıklar ardında kendi doğrumu ispatlamaya çalışıyorum. İnsanlık ve ahlak açısından insanların benim ve tanıdıklarımın hiçbir suçunun olmadığını, bu alçağı da tehdit etmediğimizi anlayacağını düşünüyorum. Ondan tek istediğimiz şey bu sorunu en kısa zamanda çözmekti. O ise ne amaçla ve kimin talimatıyla yaptığını bilmiyorum ama bizi 90’ların azılı haydutları olarak gösterdi. 4 ihtiyar tehdit ve şantajlarla güya ondan para talep etmiş oluyor. Saçmalık... Hepimiz bu olayın iyi sonuçlanmasını istemiştik. Sorunu çok dar bir çevrede çözmeye çalıştık. Ve öncelikle Reşat Ametov’un çocuklarını düşünüyorduk. Reşat Ametov’un çocuklarının anıldığı bir olayın uluorta tartışılmasını istememiştik. Zarina’nın o aşağılık insanla yaşama kararını kınamıyorum. Hesabı Allah'a verecektir, ama o dolandırıcıya ne kendisine ne de çocuklara zarar vermemek için olayı sessiz sakin çözmesini söylemesi en doğrusu olurdu. Nasıl bir karar aldığını bilmiyorum, ama daha sonra olanlara bakınca bu durumu çocuklarına ve halkına nasıl izah edeceğini düşünemiyorum.

Kolluk kuvvetleri görevlisinin “Niçin polise başvurmadınız?” sorusuna dönüyorum. Onun sorusuna, “Demek ki insanların polise güvenmemesi birilerinin işine geliyor. Orada da sıradan insanlar çalışıyor ama yasa ve düzen öyle oturtulmuş ki isteseler bile yardım edemezler. 2,5 yıl içinde birçok mahkemeye katıldım ve savcılarla soruşturma görevlilerinin söyleyeceklerini ezberledim: “Çifte vatandaşlığa sahip, gizlenebilir, davanın diğer katılımcılarını etkileyebilir.” Kimseyi suçlamıyorum ve suçlayamam da. Onlar bu sistem ve yasalara hizmet ediyorlar. İşte bu nedenle insanlar polise güvenmiyorlar. Böyle bir ikilem insanı çıkmaza sokuyor. Belki de yanılıyorumdur ama benim için en önemlisi İNSANLIK. En küçük bir imkanım bile olsa insanlara yardım etmeye çalışırım. Bu olayı ele aldığımızda bile bir insana yardım ederken diğerine acı vermek, bir de hayatını tehdit etmek aklımın ucundan bile geçmedi. Her görüşmemizde sözlerimizle onu (Yusuf Aytan) etkilemeye çalıştık. Sadece bu.... Hikayede konudan konuya atladığım için kusuruma bakmayın, biraz yazıyorum sonra yatıyorum, aklıma bir şey gelince kalkıp tekrar yazıyorum...”

Bilindiği gibi Rus işgali altındaki Kırım’da, 23 Kasım’da, işgalci güçler yeni baskınlar düzenledi ve birkaç Kırım Tatar aktivistini gözaltına aldı. Rus işgalcilerin Akmescit’te bir kafeye, Kırım Tatar aktivistlerin güya Türkiye vatandaşı şahıstan para talep ettiği bahanesiyle düzenlediği baskın sırasında gözaltına alınanlar arasında 26 Şubat davası çerçevesinde yargılanan Kırım Tatarı Mustafa Degermenci’nin babası Bekir Degermenci, Kırım Tatar milli hareketi aktivisti Asan Çapuh, Kırım Tatar aktivist Kazim Ametov ve Ruslan Trubaç bulunuyor. İşgalciler, Kırım Tatarlarının Türkiye vatandaşı Yusuf Altan isimli şahıstan 7 bin dolar para talep ettiğini ileri sürdü.

Akmescit’teki sözde Kievskiy Bölge Mahkemesi, 23 Kasım’da yapılan baskınlardan sonra gözaltına alınan 4. Kırım Tatar aktivist hakkında da tutukluluk kararı çıkardı. Aktivistler 15 Ocak 2018’e kadar tutuklu kalacak.

FSB’nin düzenlediği baskın sırasında Kırım Tatar milli hareketinin efsanevi emektarı Veciye Kaşka’nın fenalaştı. 83 yaşındaki Kırım Tatar aktivisti yaşadığı strese dayanamayıp hastaneye yetişemeden ambulansta hayatını kaybetti. Daha sonra alınan bilgilere göre, söz konusu şahsın, yaşama veda eden Kırım Tatar milli hareketi emektarı Veciye Kaşka ve diğer birkaç kişiye daha borcu olduğu öğrenildi.

Sözde Kırım Yüksek Mahkemesi’nde de 6 Aralık’ta, Kırım Tatar aktivistler Bekir Degermenci ve Ruslan Trubaç hakkında çıkarılan 15 Ocak 2018 tarihine kadar tutukluluk kararına itiraz dilekçesinin incelendiği“duruşma” sırasında Bekir Degermenci fenalaşmıştı. Degermenci duruşmanın ertelenmesinin istemediğinden dolayı duruşma devam etti. Bekir Degermenci duruşma sırasında oksijen maskesi takılı halde bulundu.

Avukat Edem Semedlâyev, Rus işgali altındaki Kırım’da tutukevinde bulunan 57 yaşındaki Kırım Tatar aktivist Bekir Degermenci’nin sağlık durumunun kötüye gittiğini ve müvekkilinin yoğun bakıma kaldırıldığını bildirmişti.

13 Aralık, gece saatlerinde yaptığı açıklamada avukat, “Bekir Degermenci yoğun bakıma alındı. Doktorlara göre onun durumu çok kötü. Biz beş gündür gerekli tıbbi yardım alabilmesi için onun hastaneye sevk edilmesini talep ediyorduk, ancak bize onun idare ettiğini söylüyorlardı. Hastalık durumunda Akmescit tutukevindeki tutuklular sadece yoğun bakıma gönderilebiliyor.” diye kaydetti.

QHA