KİEV (QHA) -

Kırım Tatar halkının milli lideri, Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın Kırım Tatarlarından Sorumlu Yetkilisi, Ukrayna milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım’daki Rus işgalci rejimin baskılarını Sovyet yönetiminin uyguladığı baskılarla karşılaştırdı.
 
QHA muhabirinin bildirdiğine göre Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle dün, 12 Aralık'ta Kiev’de “Amerikan Evi”nde düzenlenen toplantıda konuşan Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, SSCB’de “troyka”lar (mahkeme kararını almadan kurşuna dizme) uygulanırken, günümüzde insanların kaybolduğunu ifade etti. En korkunç olanın ise Kırım “yönetiminin” söz konusu cinayetlere ilintisini gizlememesi olduğunu kaydeden Kırımoğlu, bunun dışında kolluk kuvvetlerinin sorgu esnasında gereken ifadeleri almak için insanara “kaybolabilecekleri” imalarıyla tehditte bulunduklarının bilindiğini söyledi.
 
Kırımoğlu, “Sovyetler zamanında da aramalar yapılıyordu, ama belirli bir prosedür vardı. Evinize gelerek “Sovyet karşıtı veya Sovyet rejimin zedeleyen kitapları sakladığınıza dair bilgimiz var. Onları gönüllü olarak vermenizi rica ediyoruz, aksi halde arama yapacağız” diyorlardı. O zaman, hakim veya savcının ilgili kararını ibraz ediyorlardı, günümüzde böyle bir şey yok. Kolluk kuvvetleri hiçbir karar ibraz etmeden evlere baskın düzenliyor, erkekleri yere yatırıyor. Kapı açık olmasına rağmen onlar pencere ve kapı kırmayı, çocuk ve kadınları duvara yaslamayı tercih ediyor” diye kaydetti.

Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB), güya elde ettikleri bilgilere dayanarak Kırım Tatarlarının evlerinde silah veya yasaklı kitaplar aradığını ifade eden Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Rusya’da saklanması suç olarak kabul edilen 3,5 bin kitabın yer aldığı bir liste hazırlandığını belirtti. Aramalar sırasında kolluk kuvvetlerinin mutlaka bilgisayar ve cep telefonlarını müsadere ettiğini vurgulayan Kırımoğlu, bu cihazların daha sonra sahiplerine iade edilmeyebildiğini de hatırlattı.
 
Yasa dışı aramalar sırasında yapılan en kaba ihlalin ise tutanakların düzenlenmemesi olduğunu paylaşan Kırımoğlu, bundan dolayı aramanın ne zaman, hangi kolluk kuvvetleri görevlileri tarafından yapıldığı ve hangi eşyanın müsadere edildiğinin bilinmediğini kaydetti.
 
Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ayrıca, “Ukrayna’nın ana kısmında faaliyet gösteren Kırım Özerk Cumhuriyeti Savcılığı, kanunsuzluk yapanlara karşı davalar açıyor. Kolluk kuvvetleri, yaptıkları ihlalleri kayda geçirmeyerek suçlarını gizlemeye çalışıyor. Bunu, herkesi susmaya veya Kırım’dan ayrılmaya zorlamak için yapıyorlar. Aramalar ile ilgili net rakamı kimse söyleyemez, çünkü birçok kişi arama yapıldığını söyleyemiyor… Çocuğu öldürülen veya kaçırılan ebeveynler, “Başka çocuğum da var. Onun hakkında ikaz edildik” diyerek ifade vermeyi reddediyorlar,  buna ne söylenebilir” dedi.
 
İşgalci yönetimin gerçekleştirdiği sistematik baskılar yüzünden yaklaşık 50 bin kişinin Kırım’dan ayrılmak zorunda kaldığını dile getiren Kırımoğlu, bununla birlikte işgalden sonra yarımadaya bir milyona yakın sayıda Donbas’ta Ukrayna’ya karşı savaşan kimselerin ve etnik Rusların getirildiğine dikkat çekti.
 
Harp Zamanında Sivil Nüfusun Korunması İle İlgili Cenevre Sözleşmesi’nde işgalci yönetimin, işgal ettiği bölgede kendi yasalarını uygulamasının yasak olduğunu hatırlatan Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, buna rağmen Kırımlı siyasi tutukluların, yasa dışı olarak Rusya yasalarına göre yargılandığını ifade etti. Bunun dışında işgalci Rus yönetimin, Kırımlıları yarımadanın dışına götürme hakkı olmadığı halde siyasi tutukluları yasa dışı olarak Sibirya, Çeçenistan ve Rusya’nın başka bölgelerine sevk ettiğini de belirtti.
 
Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu açıklamasına daha sonra, “Günümüzde işgal edilen Kırım’da kötü sağlık hizmetlerinden dolayı ölüm oranı 1,7 kat arttı. Kalp hastalıkları yüzünden ölüm oranı 2 kat arttı. Bunun dışında intihar sayısı da iki kat arttı. Bu istatistik verilerini dikkate alınarak Rusya Federasyonu’nun demografik durumu zorunlu olarak değiştirdiğini görebiliriz ki bu askeri suçlardan biri. İşgalcilerin bunun için cezalandırılacağı ümidindeyim” diye devam etti.

QHA