ANKARA (QHA) -

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB), Avrupa'da Türklere yönelik artan saldırılara ilişkin önemli bir değerlendirmeye yer verdi. Kurumun internet sitesi üzerinden bugün, 26 Mart tarihinde paylaşılan yazıda, 2017 yılında sadece Türk vatandaşlarının AB ülkelerindeki dış temsilciliklere bildirdiği ırkçı ve İslamofobik saldırı sayısının 90 olduğu, 2018 yılı itibariyle ise bu sayının giderek arttığı belirtildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Suriye'deki terör yuvalarını ortadan kaldırmak maksadıyla gerçekleştirdiği Zeytin Dalı Harekatı'nın başlamasını takriben terör örgütü PKK/PYD tarafından özellikle Avrupa'daki Türk vatandaşlarının mülklerinin yanı sıra, camilerin hedef alınmaya başladığı kaydedildi. Yazıda ayrıca, Avrupa’daki 6.5 milyonluk Türk nüfusunun, aşırı sağcı söylem ve eylemlerin birincil hedefi haline geldiği belirtildi.

YTB tarafından paylaşılan değerlendirmenin tam metni şu şekilde:

“Terörizmle Savaş”, küresel ekonomik kriz ve mülteci krizi şartları altında, Müslümanlara yönelik klişeler/yakıştırmalar Avrupa genelinde büyük bir ivme kazanmıştır. Sadece sağ kanattan aşırıcılar değil, ana akım medya ve siyasetçiler tarafından da kullanılan Müslüman karşıtı retorik, sıklıkla Müslümanları terörle ve aşırıcılıkla birleştirmekte ya da Müslüman toplulukların varlığını ulusal kimliklere bir tehdit gibi göstermektedir. Sonuçta, Avrupa’daki camilere, toplum merkezlerine ve Müslüman ailelerin evlerine yönelik saldırılar ya da Müslümanlara, özellikle de başörtüsü takan kadınlara yönelik fiziksel saldırı gibi Müslüman karşıtı nefret suçlarında patlama yaşanmaktadır.

2017 yılında vatandaşlarımızın AB ülkelerindeki dış temsilciliklerimize bildirdiği ırkçı ve İslamofobik saldırıların sayısı 90 olup bu saldırılar; 38 cami, 34 vatandaşımız, 12 dış temsilciliğimiz, 4 Türk STK’sı ve 2 işyerine yönelik olarak gerçekleşti.

Sadece Ocak 2018’de Avrupa genelinde vatandaşlarımıza yönelik 12 yabancı düşmanı saldırıda bulunuldu.

2018 yılının ilk 2 buçuk ayında, Avrupa’da Türklere ve Müslümanlara yönelik fiziksel saldırı sayısı 46 iken, cami saldırısı sayısı da 22 oldu.

2017 yılında sadece Almanya’da 950 İslamofobik saldırı rapor edildi.

Ancak, unutulmamalıdır ki bu rakamlar sadece bildirilen vakaları yansıtmaktadır. Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı’nın İkinci AB Azınlıklar ve Ayrımcılık Anketi’nde belirtildiği gibi, her 10 olaydan 9’unda (yüzde 91) mağdurlar, önyargı temelli tacizleri polise ya da başka bir kuruluşa bildirmemektedir.

 

PKK/PYD Tarafından Düzenlenen Saldırılar

20 Ocak – 12 Mart 2018 tarihleri arasında, Türkiye’nin Zeytin Dalı Harekâtı’nın başlamasını müteakip, PKK/PYD terör örgütü üyeleri tarafından Avrupa’da vatandaşlarımıza, cami ve mülklere yönelik 37 saldırı gerçekleştirilmiş olup bu saldırılarda 16 cami, 12 vatandaşımız, 4 STK, 3 dış temsilciliğimiz ve 2 işyeri hedef alınmıştır.

Ancak, PKK/PYD’nin Avrupa’daki son terör saldırıları sadece Türk hedeflerle sınırlı kalmamış, aşağıda belirtilen başka saldırılar da gerçekleştirilmiştir:

  • Almanya’da; 14 siyasi parti bürosu (özellikle SPD ve CDU), 12 şirket, 5 araç, 4 banka, 2 STK, 3 polis noktası ve bir NATO Lobicisinin evi ile 3 Alman dış temsilciliği
  • İtalya’da 2 şirket, 1 banka ve 1 savaş uçağı
  • Fransa’da 1 araç
  • Yunanistan’da İtalyan-Yunan Ticaret Odası

 

Avrupa’daki Türk Vatandaşlarının Dini ve Kültürel Haklarını İhlal Eden Yasal Düzenleme ve Uygulamalar

Avrupa’da medyanın söylemi İslam karşıtı eğilimleri artırırken, seçim kampanyalarında aynı ayrımcı ve Türkiye karşıtı söylemi kullanan merkez ve sol partiler de sadece PEGIDA gibi aşırı sağcı hareketleri güçlendirmekle kalmayıp kötülüğün sıradanlaşmasına da izin vermektedirler. Özellikle seçim kampanyaları sırasında Türkiye üzerine yapılan tartışmalar, var olan Müslüman karşıtlığını Türkiye karşıtlığıyla birleştirmiştir.

Bu durum, Avrupa’daki 6,5 milyonluk Türk nüfusunu, önceki sayfalarda görüldüğü gibi, aşırı sağcı söylem ve eylemlerin birincil hedefi haline getirmiştir.  

Avrupa’daki bazı parlamento ve hükümetlerdeki ayrımcı ve Müslüman karşıtı tutumun yasal yansımaları ise şöyledir: 

 

Almanya

  • Bazı Türk STK ve camilerine, özellikle DİTİB camilerine ayrımcı uygulamalarda bulunulmaktadır.
  • Hakim ve savcıların bazı eyaletlerde başörtüsü takması yasaklanmıştır.
  • Berlin ve Schleswig-Holstein gibi kimi eyaletlerde, bazı yerel yönetimlerce Türkçe ve Türk Kültürü dersleri için daha önce istenmeyen sınıf kira ücretleri talep edilmeye başlanmıştır.

 

Avusturya

2015 yılında gözden geçirilen İslam Yasası, Müslümanlara karşı ayrımcı, anayasaya aykırı ve otoriteryan olması nedeniyle eleştirilmiştir. Yasa, Müslüman topluluklara yönelik, diğer dini gruplara uygulanmayan, aşağıdaki pek çok sınırlamayı getirmektedir:

  • Müslüman STK ve camileri ile imamlara yabancı finansman yasağı, Müslüman kuruluşlarının dini ve kültürel hizmetlerinin sınırlanması, Türkiye’den gelecek imamlara vize verilmemesi
  • Bakanlar kuruluna Müslüman cemaatlere yasal statü tanıma ve lağvetme hakkı
  • Güvenlik gerekçesiyle dini etkinliklerin iptal edilmesi
  • Müslüman STK ve camilerin tek bir resmi çatı kuruluş altında toplanması

 

Belçika

  • Flaman ve Valon Parlamentolarında helal kesim yasağı onaylanmıştır.
  • Valonya bölgesinde, Müslüman kuruluşlara; resmi kayıt yaptırma, Fransızca konuşan imam çalıştırma, yazılı olarak Anayasaya bağlılık taahhüdü verme ve yabancı finansman almama zorunlulukları getirilmiştir.
  • Belçika’da 2013 yılından beri okullarda başörtüsü takmak yasaktır.

 

Hollanda

Hükümet tarafından;

  • Müslüman STK’lara yabancı finansman alma yasağı ve
  • “Entegre olmamış” göçmenlerin oturma izinlerinin iptal edilmesi ve sosyal yardımlarının kesilmesi
  • kabul edilmiştir."

QHA