ANKARA (QHA) 13 MAYIS 2018 -

Kırım Tatar Teşkilatları Platformu tarafından sürgün şehitlerini anmak, Kırım'ın işgaline karşı bir kez daha haykırmak, Kırım'daki zulmü kınamak ve Kırım Tatar Milli Meclisi'ne (KTMM) getirilen yasağı protesto etmek için bugün Ankara'da Kırım Tatar Sürgünü'nün 74. yılında Matem Mitingi düzenlendi.

Saat 14.00'e doğru Ankara'da Anadolu (Tandoğan) Meydanı'nda toplanan çok sayıda Kırım Tatarı ve acılara kayıtsız kalmayan vatandaşlar, Tarak Tamgalı bayraklar ve Türk bayraklarıyla omuz omuza yürüdü. İstanbul'dan, Ankara'dan, Ankara Polatlı'dan ve Etimesgut'tan, Adana Ceyhan'dan, Aksaray'dan, Bursa'dan, Kocaeli Derince'den, Düzce'den, Afyon'dan, Gebze'den, Kırıkkale'den, Balıkesir'den, Sakarya'dan, Eskişehir'den, Çorum Kalecikkaya'dan, İzmir'den Kırım Tatar dernekleri, otobüslerle miting alanına gelerek bayraklarla, Kırım Tatarlarının baskılarını haykıran pankart ve posterlerle miting alanına doğru yürümek üzere yerini aldı.

2014'ten beri işgal altında olan Kırım için ve Rus baskısının boyunduruğunu her gün yaşayan soydaşları için haykıran Kırım Tatarları, sloganlarla hem sürgün kurbanlarını hem de günümüzde kaçırılan, alıkonulan, maddi ve manevi saldırılara uğrayan insanları bir kere daha hatırlattılar. Açılan pankartlarda "Kırım Tatarları Asla Putin'e Teslim Olmayacak", "Kırım, Kırım Tatarlarınındır", "Go Home Putin!", "Putin, Kırım'dan Elini Çek!" ve "Russia get the hell out of the Crimea" (Rusya, Kırım'dan (uzaklaş) cehennemine geri dön) ifadeleri yer aldı.

Anma programı şehitler için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. İstiklal Marşı ve Kırım Tatar milli marşları okunduktan sonra Kırım Tatar sürgün kurbanları için dua edildi. Duayı Ömer Özel okudu. Programın sunuculuğunu Oya Deniz Çongar Şahin üstlendi.

Ardından ilk konuşmayı Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin yaptı. Şahin konuşmasına Kırım'ın yüzyıllarca çektiği acılara ve halen süren Rus işgaline konuşmasına yer vererek: "Bugün buraya gelen ve gelemese bile dualarıyla yanımızda olan her kardeşimize teşekkürü bir borç biliyoruz. Sizlerin bu desteği ile derneklerimiz ve bütün milli kurumlarımız çalışmalarına güven içerisinde devam edeceklerdir. Unutmayın, bizlerin en çok hatırlatılan özelliğimiz inatçılığımız ve güvenilirliğimizdir. İnatla ve durmadan çalışmalarımıza devam edeceğiz ve ant ettiğimiz şekilde Kırım'ı tekrar mutluluk diyarı haline getireceğiz. Hepinize tekrar teşekkür ediyorum. Millet! Vatan! Kırım!" diye kaydetti.

Daha sonra Ukrayna'nın Türkiye Büyükelçisi Andriy Sıbiga konuşma gerçekleştirdi. Kırım Tatar halkının acılarını paylaştığını ifade eden büyükelçi, Ukrainlerin ve Kırım Tatarlarının dayanışmasından bahsetti. Sıbiga konuşması esnasında Ukrayna Dışişleri Bakanı Pavlo Klimkin'in miting katılımcılarına hitaben yazdığı mektup da okudu.

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) ve Dünya Kırım Tatar Kongresi (DKTK) Başkanı, Ukrayna Milletvekili Refat Çubarov, mitinge video konferans aracılığıyla katılarak alandakilere seslendi. Kırım Tatarlarının 1944 Kırım Tatar Sürgünü kurbanlarını hiçbir zaman unutmayacaklarını vurgulayan Çubarov, bugün de Kırım Tatarlarının zor durumda olduklarını ifade ederek: “Ankara’nın meydanında toplanan diasporanın üyeleri sizler bu sene bir kere daha tüm dünyaya Kırım Tatarlarının facialı 18 Mayıs’ı unutmadıklarını, Kırım’da yaşayan halkımızla bir yürek ve bir yumruk olduğunuzu gösteriyorsunuz.” dedi.

Başbakan Binali Yıldırım'ın, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener'in Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun mitinge hitaben gönderdikleri mesajlar da alanda okundu.

Başbakan Yıldırım mesajında şu sözleri kaydetti:

"Değerli misafirler! Bugün Kırım Tatar Türklerinin ana vatanlarından koparılarak sürgüne gönderilmelerinin 74. yıl dönümünü bir kez daha üzüntüyle idrak ediyoruz. 18 Mayıs yalnızca Kırım Tatarları için değil, Türk dünyası ve insanlık tarihi için de bir kara gündür. Sürgün yıllarında yaşanan acılar hala hafızalardadır. Biz Türkiye olarak Kırım Tatar soydaşlarımızın daima yanında olduk. Kırımlı kardeşlerimizin huzur, emniyet ve refahlarının temini bizim için önemlidir. Bugün de Türkiye haklı davalarında Kırımlı soydaşlarının yanında olmaya devam edecektir. Bu anlamlı günde hepinizi saygıyla selamlıyor, sürgün sırasında ve sürgün edildikleri yerlerde vatan hasretiyle hayata gözlerini yuman kardeşlerimizi rahmetle anıyorum."

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu da mesajında şu ifadelerde bulundu:

"74 yıl önce kadim vatanlarından koparılarak, insanlık dışı koşullarda Asya’nın ücra köşelerine sürgün edilmelerinin acısı hafızalarımızda hala tazedir. Tarihin gördüğü en trajik planlardan birine sahne olan bu sürgün binlerce soydaşımızın hayatını kaybetmesine sebebiyet vermiştir. Bu sürgünün yol açtığı acılar asla unutulmayacak, ilelebet insanlık tarihinin kara sayfaları arasında yer alacaktır. Kırım Tatarlarına karşı işlenmiş bu insanlık suçunu kınıyor, sürgün trajedisinde yaşamını yitiren tüm soydaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Kıymetli kardeşlerim Kırım Tatarları bugün bir kez daha zorlu sınamalarla karşı karşıya, haklı mücadelenizde yalnız değilsiniz. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da Kırım Tatarlarının yüzyıllardır anayurtları olan Kırım’da huzur ve refah içinde yaşamalarının temini için canla başla çalışmaya devam edeceğiz. Sürgünde yaşamını yitirenlerin hatırası önünde saygıyla eğiliyor hepinize selam ve sevgilerimi sunuyorum."

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da yazılı mesajında şözleri kaydetti:

"Çeşitli baskılar ve sıkıntılar içinde yaşayan soydaşlarımız en son 18 Mayıs 1944 tarihinde büyük bir sürgüne maruz kalmıştır. Her türlü zulme ve baskıya karşı direnen Kırım Türkleri hiç silah kullanmadan mücadelelerine demokratik yollarla devam etmektedir. 2014 yılında yasadışı bir referandumla yeniden ve hukuken ülke değiştirmek zorunda kalan Kırım Türklerine mücadelelerine destek veriyor, başarılar diliyorum. Önümüzdeki günlerde yapılacak seçimlerden sonra dış politikamızda meydana gelecek değişim Kırımlı soydaşlarımızı rahatlatacaktır umuyoruz. Mitinge katılan tüm yurttaşlarıma sevgi ve saygılarımı gönderiyorum."

Mitinge katılan Kırım Haber Ajansı (QHA) ve Hayat Radyosu Müdürü, Kırım Tatar Milli Meclisi üyesi Gayana Yüksel de konuşmasında Kırım'daki baskıların dökümünü yaparak bunları bir kere daha dile getirdi:

"Dört yıl önce, 2014 yılı Şubat ayında, uluslararası sözleşmeler, özellikle 1994 Budapeşte Memorandumuna rağmen, Rusya Federasyonu, Ukrayna devletinin ayrılmaz bir parçası olan Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Sevastopol şehri’nin işgal sürecini başlattı. Dört yıldır Kırım'la ilgili tüm endişeler, tüm tahminler tek tek gerçekleşmiştir.

Kırım bugün, Türkiye de dahil Karadeniz ülkeleri, Ortadoğu ve Avrupa ülkelerine karşı tehdit oluşturan Rusya’nın askeri üssü haline gelmiştir. Bu zamana kadar  Rusya Federasyonun. Kırım - Rusya’nın en parlak bölgesi, başarısız bir şekilde sona erdi. Rusya Federasyonu, Kırım’a göç ettirdiği Rus nüfusu ve askerlerin ihtiyacını karşılamak için doğayı tahrip etmektedir. Kırım’ın kuzeyindeki yer altı kaynaklarındaki sularını dengesizce kullanıp, toprakların tuzlanmasına yol açarak ekolojik dengeyi bozmaktadırlar.

İnsan haklarının ihlal edildiği, ifade özgürlüğünün tanınmadığı, basın özgürlüğünün bulunmadığı Kırım’da, işgali kabul etmeyen vatandaşlar yargılanmaktadır. Ve en korkunç şey! Rusya, Kırım’ın kadim yerli halkı Kırım Tatarlarını silahın gölgesinde göçe zorlamak, yani başka deyişle tekrar sürgün şartları yaratmak için her şeyi yapmaktadır.

Kırım’ın geçici işgali sırasında, öldürülen 11 kişi, kaçırılan ve kayıp olan 19 kişi ölü olarak bulundu. Kırım Tatarları ve Ukraynalı aktivistlerin evlerinde 1000'den fazla arama yapıldı. Yüzlerce ceza davaları açılarak ya hapse mahkûm edildiler ya da ağır para cezalarına çarptırıldılar. Yarımadanın üzerinde, Kırım Tatar halkının temsilcisi olan demokratik Meclisimiz, sözde aşırılıkçı bir örgüt olarak yasadışı kabul edilerek, faaliyetleri yasaklanmıştır.

Şu anda 56 kişi hapishanede bulunmaktadır ve bunların çoğu sözde aşırıcılık yanlısı örgütlere üye olma suçlamasıyla itham edilen Kırım Tatarlarıdır. Birçoğuna 10-15 yıl hapis cezası verildi. Burada mahkum edilenlerin adlarını anıp, sözde suçlamaları ve haksızlıkları tek tek anlatmak isterim. Fakat zamanımız kısıtlı olduğu için bunun yerine şunu açıkça söylemek isterim: Onlar siyasi mahkumlardır. Onların gerçek suçları Kırım’ın işgalini tanımamaktadır. Eğer bu suçsa, buradan haykırıyorum: Kırım’daki Rus işgalini tanımıyoruz, tanımayacağız!

Son örnekleri vereceğim. Karasuvbazar/Belogorsk şehrinde yaşayan bir işadamı, hayırsever, Karasuvbazar’daki cami yapan işadamı Resul Velilayev şimdi Lefortovo hapishanede. Suçu ne? İyi olmayan, taze olmayan gıda satıyormuş. Böyle mi cezalar olur? Esas suç - terörizm finansmanlığıymış. Başka bir Kırım Tatar, Üzeyir Abdullayev sözde durumda bir mahkum Şimdi kan hastalığı ile boğuşuyor fakat hiç tıbbi yardım almıyor.

 Ayrıca şunu söylemek lazım. Bütün bu hapiste bulunan insanların aileleri var, çocuklar var. Kırım'da bu dört yıllık işgal sırasında Kırım'daki çocukların yüzleri hüzünlü, gözlerinde yaş var!

Bunlar babaları sözde terörist ve aşırılıkçı olarak adlandırılan, hükûm giydirilerek özgürlüklerinden yoksun bırakılmış 105 çocuk. Rus işgalciler, bu küçük çocukların gözleri önünde anne-babalarının tutukladılar. Bu çocuklar, evlerinin pencerelerinden kapılarından anne-babalarının götürülmesine tanıklık ettiler! Bu çocuklar, evlerinin didik didik, zorbalıkla aranmasına şahitlik ettiler!

Şimdi bu aileler, bu çocuklar, bu eşler geçimlerini sağlayan babalarından yoksunlar.

Kırım Tatar Milli Meclisi ve sivil toplum ve kamu kurumları bu Kırım Tatar ve Ukraynalı aktivistlerin ailelere yardım etmektedir, ancak bu kesinlikle yetersizdir!
Sadece erkekler değil, kadınlar da aynı baskıya maruz kalmaktadır. Erkekler yasadışı şekilde, sözde iddialarla mahkum edilirken, bu siyasi mahkumların eşlerine onları görme izni verilmemektedir.
Sevgili Kırım Tatarları, aziz Türk milleti! 18 Mayıs 1944 tarihinde insanlık tarihine kara harflerle kazınan Kırım Tatar Sürgünü, bu vahşi soykırımı bizler daha unutmazken, 2014 yılı Şubat ayında başlayan işgal süreciyle yeni bir travma yaşıyoruz.

Fakat gelin görün ki Rus kara propagandası şimdi birkaç kuklayı, yardakçıyı kullanarak, tüm dünyayı Kırım’da ne kadar güzel yaşadıklarını göstermek istemektedir. Bu faaliyetlerini, Meclisimizi ve Diasporamızı küçük düşürmek ve bizlerin çalışmalarını olumsuz yönde etkilemek için yapmaktadırlar. Ne kadar güzel göstermeye çalışırlarsa çalışsınlar, hatırlatmak isterim ki “Güneş balçıkla sıvanmaz!”

Ben sevgili Kırım Tatar halkına, aziz Türk milletine, bugün bu mitinge gelen ve bizleri destekleyen; birlik ve beraberlik için bu meydanda toplanan herkese teşekkür etmek istiyorum. Ve buradan uluslararası topluma da bir çağrı yapmak istiyorum. Kırım’daki işgalcilerin baskıları, aşağılamaları, kanunsuzlukları ve tacizleriyle karşı karşıyayız. Uluslararası toplumu buna dikkat çekmeye çağırıyorum. Hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Millet! Vatan! Kırım!"

Miting esansında Prof. Dr. Ersel Konrat, tanınmış yazar Dr. Serra Menekay ve Dünya Kırım Tatar Kongresi Gençlik Temsilcilerinden Alper Yavuzeser de konuşma gerçekleştirdi. Konrat konuşmasında Kırım Türklerinin barışçıl mücadelesine değinerek: "Kırım Türklerinin bağımsızlık yolunda kimseye bir zararı dokunmamıştır ve dokunmayacaktır da. Kimsenin burnu dahi kanamamıştır. Kırım Türkleri tüm haklarını demokratik yollarla aramaya devam edecektir." dedi. Menekay da konuşmasında Kırım Tatar kadınlarının, milli mücadeledeki rollerine değinerek gelecekte de bunu sürdürmek amacıyla Kırım Derneği Genel Merkezi bünyesinde Şefika Gaspıralı Kadın İnisiyatifi'nin kurulmasından bahsetti. Yavuzeser ise konuşmasında şu kritik hususları vurguladı:

"Milletleri millet yapan fertler arasında ki ortak hafıza ve ülkü birliğidir. Yine Millet aynı fertlerin acılarını ve sevinçlerini milletleriyle birlikte hissetmesinin ismidir. Biz Türkiye’de yaşayan Kırım Tatar gençleri olarak. Hem Vatan Kırımda hem de Diasporanın çeşitli yerlerinde yaşayan kardeşlerimizin sevinçlerini ve hüzünlerini aynı ölçüde paylaşmaktayız. Bizler Reşat Ametovlar ve hala haber alınamayan çalışma arkadaşımız, kardeşimiz Ervin İbragimov ve niceleriyiz.

Bizler Kırım’ın yerli halkı ve sahipleri  olan Kırım Tatarları İşgalcilerin  engellediği , sürgüne yolladığı  milli liderlerimizin ve dava arkadaşlarının  izinde gitmeye devam edeceğiz. Bu böyle biline. Noman Çelebi Cihan ve ziyalılarımızı şehit ettiniz.  1944 yılında halkımıza soykırım uyguladınız ne oldu?  Susturabildiniz mi?  Bu millet bağrından Mustafa Aga’yı  ve dava arkadaşlarını çıkardı. Onları da sustursanız? Bir iki ruhunu şeytana satmış insan müsveddesi  bulsanız ne çıkar.  Bu meydanda bulunanlar, Kırım’da ve diasporada yürekleri birlikte atan halkımız daha nice Mustafaları Nomanları, Gaspıralıları, Refatları  bağrından  çıkartır.  Bizler bir ölür bin diriliriz inşallah bu böyle biline. 

Bu arada bizler yalnız değiliz. Dünyanın tüm mazlumları, Türk ve İslam Dünyası,  Rusya baskıcılığı altında ezilen, Oligarkların ve çürümüş sistemin sömürdüğü bununla mücadele eden halkların hepsi bizimle birlikte… Bizim Davamız İnsanlık davası. Bizim Davamız Mazlumların davası… Buradan tüm Rusya halklarına bilhassa Etnik Ruslara seslenmek istiyorum. Sizler toplumunuzun varlıklarını çalan kundaktaki çocuğunuzun hakkını yiyen vampir Oligarkların yönettiği, haklının hukukunun değil zenginlerin ve seçkinlerin hukukunun görüldüğü, emeğinizin, alın terinizin sömürüldüğü, yolsuzluğun yol olarak görüldüğü sisteme hizmet etmek mecburiyetinde değilsiniz. Elinizdekilere bakın, sömürülen hayatlarınıza bakın. Size anlatılan masallara inanmayın. Ve Hürriyetinizi kazanmak için mutlu yarınlar için bu baskıcı sistemle gelin bizimle birlikte mücadele edin.

Biz Kırım Tatar gençleri olarak hiçbir millete ve hiçbir halka düşman değiliz ve asla olmayacağız. Tercüman Gazetesinin yayın hayatına başladığı 1883 yılından bugüne Milli hareketimiz hiçbir zaman şiddete başvurmamıştır. Şiddetin her türlüsü mücadelemiz ve hareketimiz için asla kabul edilemez.  Gücümüzün de yegâne kaynağı işte budur. Bu vesileyle Kırım’da ve Diasporada yaşayan gençlerimizi uyarmak istiyorum.  Birileri bizlerin haklılığını ortadan kaldırmak, bölge halklarını bize düşman etmek, marjinalleştirerek yok etmek isteyebilir. Buna karşı uyanık olmak zorundayız. Ola ki biri sizin elinize silah tutuşturmaya kalkarsa bilin ki o sizin ve milletinizin düşmanıdır. Bakın Çeçen milli hareketi tüm dünyadan destek görürken bu hareketin içinde ki belirli unsurlar radikalleştirildi. Sonra ne mi oldu? Dünya gözünde çeçen halkının haklı mücadelesini destekleyenler bir bir ortadan kayboldu. Sorarım size bu kimin işine yaradı? 

Yine aynı şekilde bizim coğrafyamızda Tatar demek Müslüman demektir. Müslüman dediğimizde de Kırım Tatarı anlaşılır. Biri size çıkıp “ne Kırım Tatarı diyorsun ben Müslümanım de”, “Boş ver Kırım Tatarıyım demeyi” derse o da aynı şekilde art niyetlidir. Keza evlerimiz ve camilerimiz milletimizin en mahrem yerlerdir. Gelecek nesillerin ve gençlerin milli hafızamızı kaybetmemeleri için buralarda dilimiz Kırım Tatarca’yı konuşalım ve buna müdahale edilmesine asla müsaade etmeyelim. Yakında inşallah işgalcilerden kurtardığımız Kırımda milli otonom cumhuriyetimizi kuracağız. O gün cennet vatanımız Kırım tekrar her çeşit çiçeğin hayat bulduğu bir yer haline gelecek. O zamana kadar çok çalışmalı ve asla yılmamalıyız.  Zafer ancak inananlarındır."

Emel Kırım Vakfı Başkanı ve KTMM Türkiye Temsilcisi yapımcı ve yönetmen Zafer Karatay da konuşmasında şu ifadelerde bulundu:

"Bu meydan hakikaten haksızlıklara karşı çıkan insanların meydanı! Bu meydan haksızlıklara uğrayan bir halkın feryadını dünyaya işittirmek için gelenlerin meydanı! Bu günde Türkiye’nin çeşitli yerlerinden, evlerinden, anneler gününde kalkıp gelen, bu meydana gelen bu meydanda bulunan hepinizden Allah razı olsun. Bize soruyorlar, Rusya ile niçin anlaşmıyorsunuz? Biz de diyoruz ki 1783 senesinde Rusya Kırım’ı işgal ettikten sonra başlayan zulümlerinin bizim analarımız babalarımız atalarımız yollara düştü çırılçıplak kollarında az bir şeyle Dobruca’ya, Anadolu’ya göç etmek zorunda kaldılar. Kırım’da kalan insanlarımız büyük bir karanlığa düştüler. Tam böyle bir karanlıklar içinde bizim milletimiz yok olmak üzereyken de İsmail Gaspıralı gibi muhteşem bir insan çıktı. İsmail Gaspıralı cehalete karşı muazzam bir savaş verdi ve hepimizin ruhunu, beynini, yolunu aydınlatan yolu bize gösterdi. Bu insanların yolundan giden Numan Çelebicihanlar, Cafer Seydahmet Kırımevler, 17-18, 20 yaşlarında İstanbul’da Vatan Cemiyeti’ni kurdular. Vatan için, vatanın azadlığı için bir şeyler yapmak istediler ve bunu da başardılar. 1917 senesinde Kırım Tatar Milli Kurultayı kuruldu, 30 yaşına gelen Numan Çelebicihan bunun başkanı oldu; Cafer Seydahmet ve arkadaşları bize Türk dünyasında, İslam dünyasında ilk olan her zaman gururla söyleyeceğimiz Kırım Halk Cumhuriyetini kurdular. O zaman Numan Çelebicihan şimdi işgalci Rusya’nın yok etmek, tamirat adında tahrip ettiği, yok etmek istediği Han Sarayı’nın müze olarak açılışında dedi ki “Bu gök bayrağımızı denizlerde, karalarda bundan sonra şanla şerefle dalgalandıracağız. Yaşasın gök bayrak!” dedi ve milli kurultayımızı topladı.

Elbette düşman güçlüydü, düşman daha büyüktü. O bir avuç insan, bir avuç gönüllü vatanda kalmış azınlıkta olan insanlarımızın kurduğu bu cumhuriyet de Bolşeviklerin işgaline uğradı, aydınlarımız kıyıldı, Numan Çelebicihan şehit edildi bu zulüm devam etti ve Stalin döneminde bu gaddar sürgün oldu. Ama Kırım’da İsmail Gaspıralı’nın yaktığı, Numan Çelebicihanların zirveye taşıdığı bu vizyonu ölmedi. Bu vizyonu 1930 yılında Emel dergisi olarak yeniden doğdu. Emel dergisi yokluklarla zorluklarla 1941’e kadar yayımlandı. 2. Dünya Savaşı’nda Kırım, Alman işgaliyle Bolşeviklerden kurtulduğu zaman yeniden matbaaya gönderildi. Vatan canlansın, milli eğitimimiz canlansın istendi. Ama maalesef bu sürgünde binlerce insanımız şehit oldu. Sürgün nedir derseniz? Bakın insanlarımız üşeniyor olabilirler şurada sağda tekerlekli sandalyede teyzemiz oturuyor. Teyzemiz hastanede yattı İstanbul’da tedaviler gördü. İşte bu teyzemiz 4 yaşında Kırım’dan sürgün edildi. Ama bugün anma olduğunu duyunca, Kırım’da Ruslar bize anmayı yaptırmıyorlar bu hasta haliyle tekerlekli sandalyesiyle otobüse bindi bizimle beraber İstanbul’dan geldi kendisinden Allah razı olsun. 

Bu insanların sürgün yerlerinde yaktığı meşaleyi diasporada Emel dergisi ve Emelciler yaktılar ve Emel 1960’tan günümüze kadar geldi. Bu kadroların etrafında toplananlar hep halkımızın, milli davamızın yanında oldular. Belki o zamanlar bu kadar da çok değildik bu kadar da çok derneğimiz yoktu. Ama Emel ve Emel’in etrafında olanlar inananlar İsmail Gaspıralı’ya, Numan Çelebicihan’a, Milli Kurultayı’mıza ve bizim milli değerlerimize onların yarattığı milli ruha inanıyorlardı ve inanmaya devam ediyorlar. Biz işgalden sonra bütün gücümüzle Kırım’da yok edilen medeniyetimizin dirilmesi için Milli Meclisimizin etrafında halkımızın ayağa kalkması için bütün emeğimizle, malımızla mülkümüzle, canımızla oraya yardım etmeye ayağa kaldırmaya gayret ettik. Ama ne yazık ki 2014 yılında bu işgal yeniden yapıldı ve orada medeniyetimiz yine 1783 yılında bizleri sürgüne yollayan, bizleri göçe gönderen, 1917 yılında Numan Çelebicihan’ı şehit eden daha sonraki yıllarda aydınlarımızı katleden ve bütün halkımızı Sibirya’ya, Orta Asya’ya sürgün eden o zihniyet o işgalci emperyalist zihniyet Rusya bugün Kırımda bizi yine Kırım’da ince ince doğramaya ince ince kıymaya gayret ediyor. Ben inanıyorum ki gelecek zamanlarda bu meydanda daha çok olacağız, daha çok inanmış Alime teyzeler gibi oradaki insanlarımızın yanında olan o insanların acılarını daha fazla hisseden  arkadaşlarımız çoğalacak.

Arkadaşlar Kırım’da işgalden önce 250-300 bin insanımız vardı. Akmescit meydanında 30 bin kişi 18 mayıs mitinglerinde anma için toplanıyordu. Orada bu meydanlara çıkmasına izin vermeyen işgalci Rusya’ya inat olarak bu meydanlarda daha da çoğalacağız. Oradaki 300 bin Kırım Tatarı’nın burada birer vekili olarak, birer kardeşi olarak onların yanında olduğumuzu onların acılarını paylaştığımızı göstermek için bu meydanlarda en az 100 bin kişi mutlaka toplanacağız. Biz inanacağız! Çünkü İsmail Gaspıralı karanlık bir dünyada inandı başardı. Mustafa Kemal Atatürk imkansızlıklar içerisinde yılmış bitmiş bir Anadolu’da Türkiye Cumhuriyeti’ni ayağa kaldırdı. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve arkadaşları bu sürgünde doğan Alime teyzeler inandılar; büyük bir mücadeleyle vatanlarına döndüler. Bizler de diasporada olan insanlar inanacağız ve inandığımızı bütün dünyaya göstereceğiz. Bütün dünyaya Kırım, Kırım Tatarlarının vatanıdır ve bizim bu hakkımızdır. Bu haksızlığa karşı her insan, her Kırım Tatarı sahip çıkmak mecburiyetindedir. Herkesten Allah razı olsun."

QHA