KİEV (QHA) -

Tarihçi Andrey İvanets, Kırım Tatar kadınlarının 20. yüzyılın başlarında nelerle karşılaştıklarını ve yarımadada haklarının sağlanması için gösterdikleri çabaları anlattı.

Bilindiği gibi 8 Mart’ta Dünya Kadınlar Günü kaydediliyor. Bu gün, tarihsel olarak, kadınların emansipasyon (özgürleştirme) mücadelesinde dayanışmalarının günü olarak ortaya çıktı, ama Ukrayna'da dekomünizasyon ile bağlantılı olarak, bu tarih daha çok SSCB mirası ile ilişkilendirilmeye başlandı ve şimdi çok az insan, kadınların ancak geçen yüzyılda erkeklerle eşit haklara sahip olmak için çabalamaya başladığını hatırlıyor. Bazı politikacıların bu eşitliğin bugün gerçekleştiğine dair iddialarına rağmen mücadele durmadı ve hala dünyada milyonlarca insan cinsiyetlerinden dolayı önyargılı tutumla karşı karşıya kalıyor. Kadın hakları için hareket, cinsel taciz ve cinsiyetçilik sorunlarıyla ilgili medya materyalleri sayesinde, daha çok insanın gerçek durumun farkına vardığı son yıllarda hayli aktüel hale geldi.

QHA muhabirine konuşan tarihçi Andrey İvanets Kırım’da 20. Yüzyılın başındaki kadın hakları hareketlerinin özelliklerini ve feminizmin Kırım’da 100 yıl önce nasıl algılandığını anlattı.

20. yüzyılın başlarında, Kırım'daki Müslüman kadınların durumu, aile çevresi, ev işleri ve sürekli olarak yabancılarla iletişim kurma fırsatı olmadığından kapalıydı. Ancak buna rağmen Kırım, o yıllarda Rus İmparatorluğu'ndaki feminist hareketin merkezlerinden biriydi.

İvanets, “Kırım Tatar erbapları kadının emansipasyonuna özellikle dikkat etti. Bu gelenek, “Faydalı Eğlence” gazetesinde sürekli olarak kadınların eğitimi, İslam'da öngörülen ancak tarihsel olarak tam doğru yorumlanmayan eşit hakların sağlanması hakkında yazan İsmail Bey Gaspıralı tarafından oluşturuldu.” diye konuştu.

1905 yılında İsmail Bey Gaspıralı’nın, baş editörülüğünü emansipasyon hareketinin önemli figürlerinden biri olan kızı Şefika Gaspıralı’nın yaptığı “Alem-i Nisvan” (Kadınlar Dünyası) dergisini çıkarmaya başladığını hatırlatan İvanets, “Dergi sadece Kırım’da değil Rusya İmparatorluğu’na bağlı diğer Müslüman bölgelerinde ve belki de de daha geniş bir coğrafyaya yayılıyordu. Tarihçiler, derginin entelektüel seçkinler arasında kalabalık olmasa da kendi okur kitlesine sahip olduğunu ve onların bu dergi aracılığıyla feminizm fikirleri ile tanıştığını tahmin ediyor.” dedi.

Kırım'daki kadın hakları hareketleri, Kırım Tatarları etnik gruptan modern ulusa dönüştüğünde daha aktif olmaya başladı. Kadınlar ise bu değişimlerin ayrılmaz bir parçası oldular.

İvanets söz konusu gelişmeyi, “1917 yılının sonunda Bahçesaray’da İsmail Bey Gaspıralı’nın kızı Şefika Gaspıralı’nın başında olduğu il kadın Müslüman komitesi kuruldu. Benzer komiteler Kırım’ın diğer şehirlerinde de oluşmaya başladı, ancak bu süreçlerde önemli rolü nisan ayının sonunda Akmescit’te kurulan ve farklı Müslüman komitelerin hareketlerini koordine eden komite oynadı.” diye belirtti.

1917 yılının ağustos ayına kadar Kırım’da kadın hareketinin örgütlenmesi devam etti ve bu dönemde Kırım kadınları erkeklerle eşit olarak Rusya Müslüman kongrelerine katıldılar. Aynı yıl ağustos 1917'de Kırım'da İlhamiye Tohtar başkanlığında Kırım Bölge Kadın Komitesi kuruldu. Tohtar’ın yardımcısı ise Gaspıralı'nın kızı Şefika hanım idi.

Tarihçi İvanets bu kuruluşla ilgili şöyle konuştu: “Kadın meselesine Kurultay toplanana kadar yarımadada milli özyönetim organlarını yöneten Geçici Müslüman Yürütme Komitesi tarafından da dikkat edildi. Aynı zamanda, ilk demokratik olarak seçilmiş müftü Noman Çelebicihan, yarımadadaki kadın hareketinin gelişimine ve din de dahil olmak üzere tüm yaşam alanlarında eşit haklar verilmesine kişisel olarak katkıda bulundu.”

Hatırlanacağı üzere tarihçilerin Çelebicihan’a atfettiği kararlardan biri de, Kırım'daki Müslüman kadınların çarşafı çıkarmasıydı. Aynı zamanda çarşafın yarımadanın her yerinde yaygın olmadığı da biliniyor.

Kırım'da 20. yüzyılda en zor mesele Kırım Tatarlarının eğitimi idi, çünkü emperyal Rusya'nın politikası nedeniyle ulusal azınlıkların eğitimi yetersiz kalıyordu.

Tarihçi İvanets. bu durumu: “1917 baharında Kırım'da Kırım Tatar öğretmenlere eğitim verilmeye başlandı. (O döneme göre) ilginç tarafı da şu: bu eğitimler hem erkekler hem de kadınlar için ortaktı. O zamanlar bu, erkekler ve kadınlar arasındaki hakları eşitlemek için bir başka adımdı ve yenilikçi olarak algılanıyordu. Dürüst olmak gerekirse öyleydi de.” sözleriyle anlattı.

O yıllarda bilindiği üzere Müslüman kadınlar tam eğitim hakkını savunmak zorundaydılar, çünkü dini okullarda kadınlara sadece Kur'an okuması öğretilirdi, yazı derslerine ise sadece erkekler gönderilirdi.

Fotoğraf: Kırım’daki kadın hareketlerinin liderleri ve aktivistleri Zeyneb Amirhan, İlhamiye Tohtarova ve Şefika Gaspıralı

Müftü ve Kırım'daki Müslüman Yürütme Komitesi, dini törenlerde kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi konusuyla da ilgilendi. Böylece, 1917'de Ramazan ayında, kadınlara erkeklerle birlikte merasimlere katılma hakkı verildi.

Kırım'da feminist hareket her kesim tarafından aynı şekilde algılanmıyordu: Bir yandan ulusal yapılar, kadınları maddi olarak destekliyordu ve hatta 1917 ağustos'unda kadın kongresi için bina tahsis etmişlerdi. Öte yandan, geleneksel Müslüman toplumun bir kısmı “kadınlara “onlara uygun olmayan” hakların neden verildiğini anlamıyordu.

İvanets o süreçte yaşananları, “Bu, Kırım'daki ulusal özyönetim organlarına ve hareketin liderlerine karşı olanların kullandığı noktalardan biriydi. 1917 yılının Eylül ayında Bahçesaray'da, muhafazakarları birlşetiren Müslüman alimler kongresi düzenlendi. Müftülüğün izni olmadan gerçekleştirdiler ve bu nedenle Kırım Tatar gençlik teşkilatları kongreyi engellemeye çalıştılar. Büyük olasılıkla, Müslüman kadınlar da onlarla birlikte hareket ettiler.” sözleriyle anlattı.

Kırım'daki kadın hareketinin zorluklarla karşı karşıya kalmasına rağmen, 20. yüzyılın başlarında meydana gelen değişimler, şimdi olması gereken olarak kabul ettiğimiz kadın hakları ve özgürlüklerinin verilmesinin başlangıcı için itici güç oldu.

QHA