WASHINGTON (QHA) -

ABD Başkanı Donald Trump, selefi Barack Obama'nın imzacılarından biri olduğu iklim değişikliği anlaşmasından imzasını çektiğini duyurdu.

Anlaşmanın ABD'nin 'dezavantajına olduğunu, diğer ülkelere ABD'ye karşı ekonomik avantaj sağladığını' söyleyen Trump, "ABD, ülkemi ve Amerikan vatandaşlarını korumaya yönelik ulvi görevimimi yerine getirebilmem için Paris İklim Anlaşması'ndan çekilecek. Onun yerine Amerikalı şirketlere, çalışanlara ve vergi mükelleflerine daha adil şartlar sunan bir Paris Anlaşmasının ya da tamamen yeni bir sözleşmenin müzakerelerine başlayacağız" dedi.

Selefi Barack Obama'nın Paris Anlaşması çerçevesinde verdiği taahhüdün ABD ekonomisini baltalayacağını vurgulayan Trump, "Ulusal Ekonomik Araştırma Derneği'nin araştırmasına göre, önceki yönetim tarafından verilen taahhütlerin yerine getirilmesi 2040 itibariyle kağıt üretimini yüzde 12, çimento üretimini yüzde 23, demir ve çelik üretimini yüzde 38, doğalgaz üretimini yüzde 31 ve kömür üretimini yüzde 86 azaltacak. Bunun ekonomiye kaybedilen üretim açısından maliyeti 2040 itibariyle yaklaşık 3 trilyon dolar ve 6,5 milyon endüstriyel istihdam olacak." diye konuştu.

 

Anlaşmanın Çin ve Hindistan gibi ülkelere daha gevşek koşullar sunduğunu öne süren Trump, "Gerçek şu ki Paris Anlaşması en çok ABD'ye olmak üzere aşırı adaletsiz" dedi ve anlaşmadan çekilmenin Amerikalıları rahatlatacağını belirterek, "ABD bugün itibariyle hiçbir bağlayıcılığı olmayan Paris Anlaşması çerçevesindeki tüm uygulamaları sonlandıracak. Anlaşmanın getirdiği devasa ekonomik ve finansal yüklerden kurtulacak" ifadelerini kullandı.

Trump'ın, anlaşmadan çekilme kararını açıklamasından sonra Almanya, Fransa, İngiltere ve Kanada Başbakanlarını arayarak ülkesini neden Paris İklim Anlaşması'ndan çektiğini anlattığı bildirildi.

Beyaz Saray’ın, Donald Trump'ın Avrupalı dört liderle ayrı ayrı yaptığı telefon görüşmelerine ilişkin yayımladığı yazılı açıklamada Trump'ın her bir lidere Paris anlaşmasından ABD'yi neden çektiğini şahsen açıkladığı belirtilerek, "Başkan, görevinin ilk aylarında bu konuyla ilgili dürüst ve yapıcı tartışmaları sebebiyle dört lidere de teşekkür etti." ifadesine yer verildi.

ABD'nin Transatlantik ittifakına bağlı kalmayı sürdüreceği ve çevreyi koruma çabalarını güçlendireceğine işaret edilen açıklamada, ABD'nin emisyon seviyesini düşürme ve temiz enerjiye dayalı teknolojiler geliştirme çabalarına da vurgu yapıldı.

Anlaşmanın yasal hükümlerine göre, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği, ABD'nin çekilme talebini en erken 4 Kasım 2019 tarihinde kabul edebilecek. Talebin kabul edilmesini takip eden sürecin yaklaşık bir sene sürecek olması ise ABD’nin anlaşmadan resmi olarak çekilmesinin Kasım 2020’yi bulabileceği anlamına geliyor.

Fransa'nın başkenti Paris'te 2015 yılında yaklaşık 200 ülkenin katılımıyla imzalanan anlaşmada, küresel sıcaklık artışının yüzyılın sonuna kadar 2 derecenin altında tutulması konusunda uzlaşılmıştı.

Anlaşmada imzası olan ülkeler, küresel sera gazı emisyonunu düşürmeyi hedefliyor. Bu adım, fosil yakıtların yanması sonucu oluşan karbon diyoksit gazının da azaltılması anlamına geliyor.

Bilim insanları, küresel ısınma, deniz suyu seviyesinin yükselmesi, kuraklıklar ve sert fırtınalardan karbon diyoksit oranlarını sorumlu tutuyor.

Uzmanlar, ABD'nin anlaşmadan çekilmesinin küresel iklim değişimine etki edeceği, sıcak hava dalgaları, seller ve kuraklıkların daha sık yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Anlaşmaya göre ABD'nin karbon emisyonlarını 2025 yılı itibariyle 2005 seviyesinden yüzde 26-28 düşürmesi gerekiyordu.

İmzasını çeken ABD, Çin'den sonra karbondioksit emisyonunda ikinci sırada geliyor.

ABD, Suriye ve Nikaragua ile birlikte Paris İklim Anlaşması'nda imzası olmayan ülkeler arasına girdi.

QHA