KİEV (QHA) -

Bağımsız Ukrayna'nın ilk Cumhurbaşkanı Leonid Kravçuk, geçen hafta katıldığı ATR televizyon kanalına bugün Rus işgali altındaki Kırım yarımadasının 64 yıl önce Ukrayna'ya nasıl bağlandığını anlatırken, Kırım Tatarları hakkında itiraflarda bulundu.

Kravçuk, Ukrayna'nın bağımsızlığına kavuşmasından sonraki dönemle ilgili, "Belki o zaman bu konuyu (Kırım Tatarları) çözüme kavuştursaydık bugünkü olaylar (işgal) bir derece farklı gelişirdi. Biz, Kırım’da yönetimedeki gerçek güç olan Kırım Tatarlarına sahip olurduk ve onlar uluslararası toplumun yardımıyla Rusya’ya karşı koyabilirlerdi” ifadelerini kullanırken, "Ben Kırım Tatarlarını Kırım’daki durumu zorlaştıran faktör olarak görüyordum" itirafında da bulundu.

 

Kırm Ukrayna'ya nasıl bağlandı?

Tam 64 yıl önce bugün, 19 Şubat 1954'te Nikita Kruşçev’in Sovyetler Birliği Komünist Partisi Genel Sekreterliği döneminde, Sovyetler Birliği Yüksek Sovyeti Prezidyumu kabul ettiği bir kararla Kırım Oblastını Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'nden çıkararak Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağladı. Tabii ki o yıllarda, "yıkılamaz" Sovyetler Birliği çerçevesinde böylesine tarihi bir hareket sadece formaliteydi.

Ama yıllar sonra 16 Temmuz 1990 tarihinde Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti (USSC) Verhovna Radası, Ukrayna’nın kendi anayasasının hukuksal temelini oluşturacak Ukrayna Devlet Egemenliği Deklarasyonunu kabul etti.  Deklarasyonda Ukrayna, 1954 yılında bağlanan Kırım ile birlikte “Bölge sınırları içerisinde egemen, bağımsız, bütün, bölünmez ve dış ilişkilerde eşit haklara sahip bir devlet” olarak ilan edildi.

Aralık 1991 tarihinde Belarus’ta, Rusya, Ukrayna ve Belarus Belovejskaya Puşça’da imzaladıkları gizli anlaşmayla SSCB’yi dağıtmışlardı.

Bu gizli anlaşma ile birlikte anlaşmayı imzalayan devletlerin bağımsız ve egemen oldukları tescil edilmiş ve SSCB fiili olarak dağıtılarak Bağımsız Devletler Topluluğu kurulmuştu.

Ukrayna adına anlaşmayı imzalayan kişi ise daha sonra bağımsız Ukrayna’nın ilk Cumhurbaşkanı (Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönem: 5 Aralık 1991-19 Temmuz 1994) olacak Leonid Kravçuk’tu.

 

"Kırım Ukrayna’ya hediye edilmedi, zorla verildi"

Leonid Kravçuk, Rusların Kırım’ın Ukrayna’ya yasa dışı şekilde bağlandığı iddiasını savunmak için hep kullandığı “Kruşçev Kırım’ı Ukrayna’ya hediye etti” söyleminin aksine Kırım’ın Ukrayna’ya zorla verildiğini ifade etti.

ATR televizyonunda yayınlanan bir programa katılan bağımsız Ukrayna’nın ilk Cumhurbaşkanı Leonid Kravçuk, “Kırım Ukrayna’ya SSCB Komünist Partisi Merkez Komitesi Politbürosu’nun (komünist partinin politikaları belirleyen en üst organı) kararı ile verildi. Bu ayrıntıyı herkes bilmez. Çünkü Kruşçev 1954 yılının başlarında orada neler olup bittiğini görmek için Kırım’a geldiğinde insanlar onu gözyaşları ve “Bizi buradan geri götürün” yakarışlarıyla karşıladılar. O seyahatte Kruşçev’in yanında “İzvestiya” gazetesinin editörü ve aynı zamanda Kruşçev’in damadı olan Acubey (Aleksey Acubey) vardı. Ve onlar Kırım’da durmadan geri Kiev’e Ukrayna Komünist Partisi Sekreteri Kiriçenko’nun (Aleksey Kiriçenko) yanına gittiler. Ve Kruşçev Kiriçenko’ya hemen “Kırım’ı kendinize almalısınız” dedi. Çünkü o şartlarda ne Kırım halkı ne de Rusya, Kırım’a güney bölgelerde çalışma tecrübesi olan Ukrayna’nın verebileceklerini verecek durumdaydı. Bu nedenle “Kruşçev Kırım’ı hediye etti” söylemi yanlış çünkü hem kaynaklar, hem Acubey’in anlattıkları, Kırım’ın Ukrayna’ya hediye edilmediğini, zorla  verildiğini gösteriyor.” diye anlattı.

 

“Bize Kırım Tatarlarının hain oldukları için sürgün edildiklerini öğretiyorlardı”

Kırım’ı ilk kez 1953 yılında, daha Ukrayna’ya bağlanmadan önce ziyaret ettiğini söyleyen Kravçuk, ziyareti sırasında, Kırım Tatar halkının, yüzlerce halka soykırım yapan, milyonlarca insanın ölümüne neden olan Joseph Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde sürgün edilmesinden sonra Kırım’a Rusya’dan getirilerek yerleştirilen çok sayıda Ruslarla karşılaştığını belirterek şöyle anlattı:

“En çok aklımda kalan şey... O zamanlar Sivastopol taraflarını incelemeştim... Çok sayıda yüzleri şişmiş insanlar. Oraya Rusya’nın Kursk, Orlov gibi bölgelerinden getirilen insanlar ve Kırım’ın ne olduğunu bilmeyen, ve onların deyimiyle “onları kemiren” sivri sineklerle ne yapacaklarını bilmeyen, “Burada nasıl yaşanır?” diye soran Rus ahali ile boş bakkallar aklımda kaldı.”

Gazetecinin Kırım’a gerçekleştirdiği ilk ziyaret sırasında Kırım Tatar sürgünü hakkında bilgiye sahip olup olmadığına ilişkin soruya Kravçuk şöyle cevap verdi:

“Biliyordum, ama çok az, genel hatlarıyla. O zamanlar 'Kırım Tatarları kendi işlediği suçundan dolayı sürgün edildi' diye biliyordum. Bize o zaman böyle öğretiyorlardı. Onların vatan haini olduklarını ve bu yüzden sürgün edildiklerini öğretiyorlardı. Ama Kırım’dan döndüğümde bu konuyu az çok kütüphanelerde araştırmaya başladım. Az çok diyorum çünkü bilginin bir kısmını gazetelerde, bir kısmını ağızdan almak mümkündü, bazı bilgiler broşürlerde bulunurdu. Ama o zamanlar bile bu konuya farklı bakış açıları vardı. Kırım Tatarlarına karşı sadece olumsuz değil, olumlu yaklaşımlar da vardı.”

 

“Stalin’in amacı Kırım’ı Ruslarla doldurmaktı”

Stalin’in Kırım Tatarlarının neden sürgün ettiğine dair soruya Leonid Kravçuk, Stalin’in Kırım Tatarlarını iki nedenle sürgün ettiğini düşündüğünü belirterek, şöyle dedi:

“Bence Stalin için en önemli konu, Kırım’ın o zaman artık Rusya’nın hakiki bir parçası haline gelmesi için 'yarımadayı Rus insanlarla nasıl doldururum?' sorusuydı. Stalin yandaşları şunu çok iyi anlıyorlardı: Eğer orada Kırım Tatarları olursa, Rus halkı orada olduğunda elde edecekleri birliği alamayacaklarını biliyorlardı. Bence asıl amaç buydu. İkincisi, Stalin 2. Dünya savaşı sırasında ülkede kaç hain olduğunu göstermek istiyordu. Savaş, Stalin için çok zor şartlarda yürütülüyordu. Yani onun sadece desteklemediklerini, hainlerin de olduğunu göstermek gerekiyordu."

 

“Kırım’da Kırım Tatarlarına karşı tutum varken, onları Ukrayna’nın yerli halkı olarak kabul etmek zordu”

Kırım Tatarları, ancak Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafından işgal edilmesinden sonra Ukrayna’nın yerli halkı olarak kabul edildi. Gazetecinin neden Kravçuk’un kendi Cumhurbaşkanlığı döneminde Kırım Tatarlarını yerli halk olarak tanımadığı ile ilgili soruya Kravçuk, o dönemde 450 milletvekilinin olduğu Ukrayna Parlamentosu’nda 370 milletvekilinin Komünist partili olduğunu ve onların da Kırım’da Kırım Tatarlarına karşı olan Komünistleri desteklediğini, bu ortamda da böyle bir kararın alınmasının çok zor olduğunu savundu.

Kravçuk, “Bunu yapmaya çalıştık ama bir mesele vardı. Parlamentoda 370 komünst vardı (450 milletvekilinden). Yani sadece bir kişi Kırım Tatar halkını bu toprakların tarihi halkı olarak kabul edemezdi ve Kırım’ın statüsünü bölgesel prensibe göre değil de milli prensibe göre belirleyemezdi. Bu konuyu Parlamentoya taşımalıydı. Düşünsenize komünistlerden hemen hemen hiçbiri Kırım Tatarlarını kabul etmiyordu çünkü o zaman Kırım’daki ana parti teşkilatı, Bagrov (Komünist partili Nikolay Bagrov. Bagrov, aynı zamanda 2014 yılında Rusya’nın Kırım’ı işgalinin en büyük destekçilerinden biriydi.) ve Kırım Oblastı’nın diğer liderleri kesinlikle Kırım Tatarlarına karşıydı, Kırım Tatarlarının Kırım’daki hayatı zorlaştırdığı, onların yasadışı şekilde toprak işgal ettiği vurgulanırdı. Bu sürekli böyleydi. Yani elde böyle bir durum varken Kiev’deki komünistler Kırım’daki komünistleri destekliyorlardı, Kırım’da Kırım Tatarlarına karşı tutum varken bu konuyu çözmek çok zordu ve bu nedenle de bu kadar uzun bir süre çözülmedi. Tabii bu yapılmalıydı ama...” diye anlattı.

 

“Ben Kırım Tatarlarını Kırım’daki durumu zorlaştıran faktör olarak görüyordum”

Bunun üzerine gazetecinin, “Bu konu, Ukrayna yönetimi ve ilk cumhurbaşkanı olarak sizin Kırım Tatarlarını istikrarsızlaştırma faktörü olarak gördüğünüz için çözülmemiş olabilir mi?” sorusuna Kravçuk, şöyle cevap verdi:

“Ben Kırım Tatarlarını istikrarsızlaştırıcı güç olarak kabul etmiyordum. Ben Kırım Tatarlarını Kırım’daki durumu zorlaştıran faktör olarak görüyordum. Çünkü Kırım nüfusunun büyük bölümünün yaklaşımı Kırım Tatarlarına karşıydı. Çatışmalar, toprak zaptları (Ukrayna yönetiminin vatana dönen Kırım Tatar halkın toprak meselesini çözmemesi protesto amacıyla düzenlenen toprak zaptı eylemleri), tüm bunlar oldu... Bu bilgi sürekli Kiev’e geliyordu. Ve doğal olarak bu bilgi bizi sevindirmiyordu. Biz bu durumda sadece bir tarafın yani Kırım nüfusunun büyük bölümünün suçlu olduğunu, Kırım Tatarlarının ise bununla alakası olmadığını söyleyemiyorduk.”

 

"Kırım Tatarları konusunu çözüme kavuştursaydık, bugünkü olaylar farklı gelişirdi"

Kırım Tatarlarının yerli halk olarak tanınması gibi konuların çok daha erken çözülmesi durumunda bugün olayların çok farklı gelişebileceğine işaret eden Kravçuk, “Yani herşey bugün göründüğü gibi kolay değildi. Ama yine de bu mesele çözülmeliydi. Belki o zaman bu konuyu çözüme kavuştursaydık bugünkü olaylar bir derece farklı gelişirdi. Biz, Kırım’da yönetimedeki gerçek güç olan Kırım Tatarlarına sahip olurduk ve onlar uluslararası toplumun yardımıyla Rusya’ya karşı koyabilirlerdi.” dedi

QHA