LEFKOŞA (QHA) -

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, Doğu Akdeniz'de son günlerde tekrar alevlenen doğalgaz sondaj ve arama tartışmalarında Kıbrıs Türk tarafının da bir aktör olduğunu belirtti.

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, BRT’de dün (21 Şubat) yayınlanan “17. Saat” isimli programa konuk olarak, Kıbrıs konusu, Rum tarafının yaptığı tek taraflı doğalgaz çalışmaları ve İtalya temasları ile ilgili açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

 

"Aktörüz, izleyici değil"

Kudret Özersay, KKTC hükûmeti ve Kıbrıs Türk tarafını temsilen doğalgaz konusunda önceki günlerde bazı diplomatik girişimler yaptıklarını ifade ederek, “Kıbrıs Türk tarafı doğalgaz konusundaki gelişmelerde bir aktör olarak hareket ediyor. Kıbrıs Türk tarafı artık doğalgaz konularında bir aktör konumundadır. İzleyici konumunda değildir” dedi.

 

Özersay, Kıbrıs adası ve etrafındaki doğal kaynakların sahibinin iki halk olduğuna işaret ederek, “Bizim rızamız olmadan bu kaynakların birileri aracılığıyla çıkarılması dünya piyasalarına taşınması bunun üzerinden gelir elde edilmesi, ‘ben size istediğim oranda veririm’ denilse bile anlamlı değildir. Bizim rızamız olmadan bunu yapmaları zaten uluslararası hukuka da, hakkaniyet ilkelerine de aykırı olan bir şeydir. Bir malın iki ortak sahibi varsa diğer tarafında rızası alınması gerekir, tek başınıza siz bu zenginliğe sahip olamazsınız. Bunun üzerinden bazı şirketlere yetki verip yolunuza tek yanlı devam edemezsiniz” ifadelerini kullandı.

 

“Bizi pasif bir konuma itmelerine müsaade etmeyeceğiz”

Özersay, Kıbrıs Türk tarafının Türkiye ile birlikte verdiği mesajın açık ve net olduğuna işaret ederek, “bizi pasif bir konuma itmelerine müsaade etmeyeceğiz” dedi ve “Bu kaynağı birlikte işletme, işbirliği yaparak çıkarma ve dünya piyasalarına aktarma konusunda size bir öneri yaptık ve önerimiz halen daha geçerlidir. Bunu yapmaya varsanız buyurun yapalım. Bunu yapmaktan kaçınıyorsanız, ‘bizim rızamız ve iznimiz olmadan bunu yapmanıza müsaade etmeyeceğiz’ cümlesinin fiiliyata dönüştürülmüş halidir bugün yaşadığımız” diye konuştu.

Özersay sözlerine devam etti:


“Bu kaynakların sahibi iki halktır. Oranı tartışılır, ayrı bir meseledir. Ama bu kaynakların ortak sahibiysek eğer, bizim rızamız olmadan bu kaynakların birileri aracılığıyla çıkarılması dünya piyasalarına taşınması bunun üzerinden gelir elde edilmesi, ‘ben size istediğim oranda veririm’ denilse bile anlamlı değildir. Bizim rızamız olmadan bunu yapmaları zaten uluslararası hukuka da, hakkaniyet ilkelerine de aykırı olan bir şeydir. Bir malın iki ortak sahibi varsa diğer tarafında rızası alınması gerekir, tek başınıza siz bu zenginliğe sahip olamazsınız. Bunun üzerinden bazı şirketlere yetki verip yolunuza tek yanlı devam edemezsiniz.

En azından bizim Türkiye ile birlikte verdiğimiz mesaj açık ve nettir; bize ‘çözümden sonra zaten bu kaynakları birlikte kullanacağız’ diyerek böyle bir ‘havuç’ göstererek, bizi pasif bir konuma itmelerine müsaade etmeyeceğiz. Bizim söylediğimiz şey şudur; ‘bunu birlikte işletme işbirliği yaparak çıkarma ve dünya piyasalarına aktarma konusunda size bir öneri yaptık ve önerimiz halen daha geçerlidir. Bunu yapmaya varsanız buyurun yapalım. Bunu yapmaktan kaçınıyorsanız, bizim rızamız ve iznimiz olmadan bunu yapmanıza müsaade etmeyeceğiz’ cümlesinin fiiliyata dönüştürülmüş halidir bugün yaşadığımız. Buna müsaade etmeyeceğimizi gösteriyoruz ve aynı zamanda da ‘muhatap Türkiye’den önce Kıbrıs Türk halkıdır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’dir, Kıbrıs Türk halkının iradesidir’ diyoruz.

Bu mesajın bu son yaşanan olayla da herkes tarafından anlaşıldığını gözlemleyebiliyoruz. Çünkü Rum tarafının şikayetlerine rağmen Rusya Federasyonu, ABD ve BM açıklamalarının içeriğine bakacak olursanız aslında uluslararası toplumun da uluslararası şirketlerin de burada normal olmayan bir durum olduğunu, bütün adayı temsil etme yetkisine sahip olmayan, kağıt üzerinde böyle gösterilse de fiiliyatta böyle bir durum olmadığını artık herkes görebiliyor. O yüzden artık Rum tarafının bu konuda şikayet etmesi diplomatik girişimde bulunması bir şey ifade etmez.
Eğer bir şey yapmak istiyorlarsa bizim aktif olarak katıldığımız bu diplomatik girişimlere olumlu yanıt versinler, buna olumlu ve yapıcı yaklaşsınlar, bu krizi daha farklı bir biçimde aşalım. Ama herkes bir defa daha gördü ki; Kıbrıs’ta kapsamlı çözüm olmadan önce eğer hepimize ait olan bu zenginlikler ile ilgili bir şey yapılacaksa ya her iki tarafın da rızasıyla birlikte yapacağız, ya da tek taraflı birinin rızası olmadan yapılmaya çalışılırsa biz buna müsaade etmeyeceğiz.”

QHA