ANKARA (QHA) -

Kazakistan'ın Latin alfabesine geçişini ilan etmesinin ve Kırgızistan'ın bu yöndeki çalışmalarının ardından Rusya'dan ilginç tepkiler aktarılıyor. İki ülkenin, Moskova'nın tarihsel dayatması olan Kiril alfabesinden, Türk Dünyası ve uluslararası camiayla entegrasyonunu hızlandıracak olan Latin alfabesine geçiş çabaları, değerlendirmelere göre Rusya tarafından "tehdit" olarak algılanıyor. 

Rusya, Kazakistan ve Kırgızistan'ın bu çabalarını, histerik bir şekilde "Rus dünyası"na saldırı ve eski Sovyet coğrafyasındaki Moskova etkisine bir tehdit olarak yorumluyor. Türkiye ve Batılı istihbarat güçlerinin bu tür fikirlerle, Rusya'yı zayıflatmak amacıyla her yolu denediği bile iddia ediliyor. Fakat bu tür değerlendirmeleri yapanların unuttuğu en önemli nokta ise Moskova'nın, Türk toplulukların 1920'li ve 30'lu yıllarda Fars-Arap alfabelerinden Latin alfabesine geçişi konusunda bizzat destek olduğu. Öyle ki Bolşevik liderleri aynı geçişi Rusça için de planlamıştı. 

Kasım 1929'da, Rusya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'ne bağlı "Aydınlanma Komiserliği", bir komisyon ve çeşitli alt komisyonlar oluşturarak "Rus alfabesinin Latinceleştirilmesi" konusunda çalışmalar yaptı. Söz konusu çalışmaya, tanınmış bir dilbilimci olan Nikolay Yakovlev büyük katkı sağlamıştı.

İlginç bir şekilde, Yakovlev'in o dönemde, bu konuya ilişkin öne sürdüğü tezler özetle şu anda Orta Asya'da devam eden argümanları andırmakta: "Herhangi bir sistem, sadece yazma tekniği değil aynı zamanda bir ideolojinin taşıyıcısıdır. Bir alfabe, kendi içinde toplumu ve onu oluşturan sınıfın ideolojisini yansıtır. Kendi tarihinde Rus alfabesi, özellikle azınlık uluslara uygulanan otokratik baskının, misyoner propagandasının ve Büyük Rus ulusal şovenizmi'nin alfabesidir. 1917 yılındaki kısmi reforma rağmen, Rus alfabesi "büyük Rus ideolojisini" temsil eden burjuvaların alfabesi olmaya devam etmiştir. Latin alfabesi halihazırda uluslararası bir alfabe durumundadır. "Kültürel devrim"in sloganlarından biri olarak hizmet verebilir."

QHA