KİEV (QHA) -

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, Rusya tarafından işgal edilen Kırım'da Rusya Federasyonu ve onun kurumlarıyla işbirliği yapan Kremlin yanlısı işbirlikçi Kırım Tatarları tarafından kurulan Kırım Birliği teşkilatının, Birleşmiş Milletler teşkilatına gönderdiği mektupta belirttikleri tutumun çağdaş uluslararası hukuk açısından asılsız ve geçersiz olduğunu belirtti.
 
Kırım Haber Ajansı’nın (QHA) talebi üzerine, Rusya Federasyonu’nun, sözde Kırım Birliği teşkilatının hazırladığı "uluslararası normlara aykırı olmayan” Kırım’ın Rusya tarafından işgalini tanıma ve Rusya’ya karşı yaptırımların iptal edilmesini sağlama çağrısını Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatına iletmesine dair bilgiyi yorumlayan Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Basın Servisi’nden yapılan açıklamada, bu hamlenin Rus propagandasının Rusya Federasyonu’nun Ukrayna’ya karşı silahlı saldırısını, Ukrayna topraklarının ilhak etme girişimi ile sonuçlanan Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Sivastopol (Akyar) şehrinin yasa dışı işgalini haklı gösterme amacı güden asılsız fikirlerini yansıttığı ifade etti.

Ukrayna Dışişleri Bakanlığı’nın gelecekte de uluslararası ortaklarını, Rusya Federasyonu’nun, “Kırım Birliği gibi yapay olarak kurulan teşkilatları kullanarak Kırım’ın işgalini uluslararası ve hukuki olarak yasallaştırmak için gerçekleştireceği faaliyetler" hakkında bilgilendirmeye ve uyarmaya devam edeceklerine dikkat çeken Bakanlık, uluslararası arenada Kırım Tatar halkının tutumunu, ancak geçen yıl Rusya’da sözde yasa dışı olarak yasaklanan Kırım Tatar Milli Meclisi’nin temsil edebileceğini vurguladı.
 
Açıklamada, “Birleşmiş Milletler’de ve yabancı ortaklar ile ikili temaslarda, uluslararasınca da tanınan Kırım Tatar halkının tek temsil organının, Kremlin’den bağımsız tutumundan dolayı işgalci devlet Rusya tarafından yasa dışı şekilde aşırıcı olarak kabul edilen ve
faaliyetleri 
yasaklanan Kırım Tatar Milli Meclisi’nin olduğunu vurgulayacağız. Kırım yarımadasının Rus işgalci yönetiminin işgali altında bulunduğu sırada kurulan ve Ukrayna mevzuatına aykırı bir şekilde tescil edilen sözde sivil toplum kuruluşları, Kırım Tatarlarının menfaatlerini temsil etmiyor ve Kırım Tatarları arasında herhangi bir otoriteye de sahip değil” denildi.
 
Rusya yanlısı Kırım Birliği teşkilatının BM’ye gönderdiği çağrısındaki iddiaların neden asılsız olduğunu ve hangi noktalarda uluslararası normlara aykırı olduğunu anlatan Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, ilgili çağrıda Rusya’nın halkların kaderini tayin etme hakkını kullanarak Kırım’ın güya ayrılma hakkını kullandığını (yani Kırım’ın kendisinin Ukrayna’dan ayrılmak istediğini) ileri sürerken, Ukrayna ve uluslararası kurumlar, yarımadanın işgal edildiğini (yani bir devletin başka bir egemen devletin topraklarını şiddet kullanarak kendi topraklarına dahil ettiğini savunuyor.

Rusya’nın Kırım’ın işgalinin “halkların kaderini tayin etme hakkına” dayandığı iddiasının, başka devletleri parçalamak ve böylece oluşturulan birimleri Rusya’nın etki alanına dahil etmek için tasarlandığını ifade eden Bakanlık, açıklamasına şöyle devam etti:

“Uluslararası hukukta “ayrılma” (secession) terimi, mevcut bir devletin belirli topraklarını ayırarak yeni bir devletin kurulması yöntemi olarak belirtiliyor. Bu  şekilde devlet kurma yöntemi 17. yüzyılın sonu-20. yüzyılın birinci yarısına özgü olup (1) Amerika’da bağımsız devletlerin kurulması; (2) Avrupa’da mevcut imparatorlukların yıkılması sonucu ulusal devletlerin kurulması; (3) Afrika ve Asya’da sömürge kolonilerinden çekilme süreci sırasında bağımsız devletlerin kurulması ile ilgiliydi.
 
2. Dünya Savaşı sonrasında kurulan çağdaş uluslararası hukuk, hakların kaderini tayin etme hakkını(self-determinasyon-) iki durumda yasal olarak kabul ediyor: sömürge kolonilerinden çekilme sürecinde ve silahlı işgal (işgal edilen bölgelerin nüfusunun kaderini tayin etme hakkı) durumunda.
 
İşgalci devletin Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Sivastopol (Akyar) şehrini işgal etme girişimlerini haklı göstermek için atıfta bulunduğu halkların kaderini tayin etme hakkı, modern uluslararası hukukta, “kendi kaderini tayin etme hakkı” (self-determination) olarak ele alınıyor. Yani devlet, topraklarında yaşayan ve egemen halk olmayan halklara, mevcut devlet çerçevesinde özgürce (“özgürce” ifadesi devlet tarafından etnik kökene göre ayrımcılığın yasaklanmasını da öngörüyor) kendi siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmesini belirleme hakkını sağlaması gerekiyor.”

Çağdaş halkların kaderini tayin etme hakkı konseptinin esas konumunun, söz konusu hakkın devletin toprak bütünlüğüne tehdit oluşturmadan hayata geçirilmesi gerektiğinden ibaret olduğunu vurgulayan Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, bu yaklaşımın uluslararası normları oluşturan devletler tarafından desteklediğini, çok sayıda uluslararası hukuk belgelerinde, Bileşmiş Milletler Uluslararası Mahkemesi uygulamalarında ve uluslararası hukuk doktrininde yer aldığını kaydetti.
 
Halkların kaderini tayin etme hakkının (sömürge kolonilerinden çekilme ve işgal şartlarında), ayrıca hipotetik “korunma amaçlı ayrılma” hakkının Kırım ile ilgili durumda uygulanmaz olduğu ifade eden Dışişleri Bakanlığı, bundan dolayı ilk önce ve esas olarak, Rusya Federasyonu tarafından kabaca ihlal edilen uluslararası hukukun sınırlarının ve devletlerin toprak bütünlüğünün dokunulmazlığı ilkelerine göre hareket edilmesi gerektiğini belirtti.
 
Bakanlık, sözde “Kırım’ın Rusya’ya bağlanması” ile ilgili olarak, bağla bir devlete bağlanma veya ortak bir devlet kurma hakkına sadece devletlerin sahip olduğundan dolayı bahsi geçen “bağlanmanın” aslında gerçekleştirilmediğini dile getirdi.

(QHA: Daha önce uzmanlar, Kırım’ı işgal etme ve 2014 yılında düzenlenen sözde referandum aracılığıyla bu işgali yasallaştırma hususunda acele eden Rusya’nın oy pusulalarına bağımsız Kırım devletinin kurulması ile ilgili soruyu dahil etmediğine, bundan dolayı fiilen Rusya’nın Ukrayna’ya ait Kırım Özerk Cumhuriyeti’ni Rusya’ya dahil ettiğine, böylece bu eylemin yasa dışı olduğuna ek kanıt oluşturduğuna dikkat çekmişti.)

Rusya yanlısı Kırım Birliği teşkilatının Birleşmiş Milletler’e gönderdiği başvurunun inceleme perspektiflerine değinen Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun tutumunun 2014 ve 2016 yıllarında kabul edilen ve uluslararasınca tanınan sınırlar içinde Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklediğini, 2014 yılında yapılan sözde referandumun yasa dışı olduğu, sözde referandumun sonuçlarının tanınmadığı ve Kırım Özerk Cumhuriyeti ile Sivastopol (Akyar) şehrinin statüsünün herhangi bir şekilde değişmesinin kabul edilmez olduğu belirtilen kararlara dayandığını kaydetti. Bunun dışında 2016 yılında kabul edilen kararda, insan kaçırma, siyasi takibat, Kırımlıların temel siyasi haklarının sınırlanması dahil olmak üzere Rus işgalci yönetiminin Kırım’da gerçekleştirdiği insan hakları ihlallerinin kabul edilmez olduğuna, Rusya’nın işgalci devlet olarak uluslararası normları yerine getirmesi gerektiğine dikkat çekildi.
 
Daha önce Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov, QHA’ya verdiği demeçte, Kırım Birliği’nin BM’ye başvurusunu yorumlayarak “Bu, Birleşmiş Milletler teşkilatının Aralık 2016’da kabul ettiği ve Rusya’nın işgalci devlet olarak, Kırım’ın ise işgal edilen bölge olarak kabul edildiği karara göre hiçbir şeydir. Artık, Remzi İlyasov ve Vitaliy Çurkin gibi gülünç şahıslar dahil herkes bu karara göre davranmalı” şeklinde konuşmuştu.
 
Rusya Federasyonu, Birleşmiş Milletler (BM) teşkilatına, Rusya tarafından işgal edilen Kırım'da Rusya Federasyonu ve onun kurumlarıyla işbirliği yapan Kremlin yanlısı işbirlikçi Kırım Tatarları tarafından kurulan Kırım Birliği teşkilatının hazırladığı "uluslararası normlara aykırı olmayan” Kırım’ın Rusya tarafından işgalini tanıma, yarımadanın ablukasını kınama ve batılı ülkelerin Kırım’ın işgalinden dolayı uyguladığı yaptırımların iptal edilmesini sağlama çağrısını ilettiğini ileri sürdü. Bahse konu çağrının, Rusya’nın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Vitaliy Çurkin’in 71. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Başkanı Peter Thomson’a gönderdiği mektuba eklendiği iddia edilmişti.

QHA