KUDÜS (QHA) -

İsrail İç İstihbarat Servisi Şin-Bet, gözaltında tutulan Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığının (TİKA) Gazze Şeridi'ndeki çalışanı Filistin uyruklu Muhammed Murteca'nın, insani krizle pençeleşen Gazze'deki yardım faaliyetlerine, "teröre destek" suçlaması getirdi.

Şin-Bet'ten yapılan yazılı açıklamada, Murteca, TİKA'nın dünyanın en büyük insani dramlarından birinin yaşandığı Gazze Şeridi'ne yaptığı insani yardımları "askeri hedefler için kullanılmak üzere İzzettin el-Kassam Tugayları üyelerine ve ailelerine dağıtmakla" suçlandı.

Murteca'nın bunu Hamas'ın Siyasi Büro Başkan Yardımcısı İsmail Heniye ile "anlaşmalı olarak yaptığı" öne sürülen açıklamada, "Murteca, İzzettin Kassam Tugayları üyeleri veya ailelerinin ismini yardıma muhtaç oldukları gerekçesi ile TİKA'ya vererek maddi destek ve para yardımı almalarını sağladı." suçlamasında bulunuldu. AA’nın haberine göre, Murteca'nın Türk hükümetine bağlı TİKA'nın çalışanı olduğu vurgulanan açıklamada, Murteca'nın, "TİKA'yı aldatarak, önemli insani yardım projeleri için gönderilen yardımları Hamas'ın askeri kanadına aktardığı" öne sürüldü.

İHH İnsani Yardım Vakfı'nın da suçlandığı Şin-Bet'in açıklamasında, İHH'nın Gazze Temsilcisi Mehmet Kaya'nın, Heniye ve Raid Saad gibi Hamas liderlerine Türkiye üzerinden gelen "nakdi parayı aktardığı" iddia edildi. Açıklamada bu yardımların, "Hamas'ın deniz kuvvetlerini eğitmek üzere tesis inşa edilmesinde kullanıldığı" öne sürüldü.

İsrail istihbaratı, Filistin'deki muhtaç ailelere dağıtılan insani yardımların askeri kanat için nasıl kullanıldığına ise izahat getiremedi.

12 Şubat'tan beri gözaltında tutulan evli ve 4 çocuk babası Murteca, 2012'den bu yana Gazze'de TİKA için çalışıyor.​

Dışişleri Bakanlığı'ndan İsrail'e tepki

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Hüseyin Müftüoğlu, İsrail'de, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) çalışanının tutuklanması hakkında, "Adil bir yargılama süreciyle kanıtlanmadığı sürece şahısların masumiyetinin esas alınması hukukun temel bir ilkesidir." değerlendirmesinde bulundu.

Müftüoğlu, "2012 yılından bu yana TİKA Ofisinde görev yapmakta olan Murteca hakkında, bu olay öncesinde İsrail makamlarınca ülkemizle herhangi bir bilgi paylaşımı olmamıştır. TİKA Gazze Ofisi yerel personeli Muhammed Murteca’nın durumu ve İsrail'de hakkında yürütülen süreç yakından takip edilmektedir. Konuyla ilgili İsrail makamlarından bilgi talep edilmiştir. TİKA’nın dünyanın pek çok yerine gerçekleştirdiği yardım projelerinde uluslararası standartların gerektirdiği işbirliği ve şeffaflık ilkelerini hassasiyetle takip ettiği kamuoyu ve ev sahibi makamlarca bilinmektedir." ifadelerini kullandı.

Gazze’ye yönelik yardım faaliyetlerinin de bu anlayış içinde Filistin makamlarının onayı ve İsrail hükümetinin bilgisi dahilinde yürütüldüğüne vurgu yapan Müftüoğlu, şunları kaydetti:

"İlgili tarafların güvenliğine aykırı herhangi bir girişime tarafımızdan müsaade edilmesi söz konusu değildir. Murteca hakkındaki adli süreç devam etmektedir. Bugün basına yansıtıldığı görülen iddianamedeki unsurların herhangi bir dayanağının olup olmadığı hususu araştırılmaya muhtaçtır. Bu süreç zarfında, adı geçenin haklarının layıkıyla muhafazasını teminen, gereken her türlü hukuki destek temin edilmektedir. Adil bir yargılama süreciyle kanıtlanmadığı sürece şahısların masumiyetinin esas alınması hukukun temel bir ilkesidir. TİKA, Türk milleti adına, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Gazze dahil tüm Filistin halkının 50 yıldır süregiden işgal çerçevesinde yaşadığı güçlüklerin giderilmesine ve ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik projelerini itina ve özveriyle sürdürecektir."

İsrail'in yardım kuruluşlarına baskısı

İsrail 2006'dan beri abluka altında tuttuğu Gazze Şeridi'nde, insani yardım faaliyetleri yürüten uluslararası kurum ve kuruluşlara, "Hamas'a yardım ettikleri" gerekçesi ile baskı yapıyor.

İsrail makamları geçtiğimiz ağustos ayında, Birleşmiş Milletlerin Gazze'deki Filistinli çalışanı Vahid Abdullah el-Burş'u da "Hamas'a yardım ettiği" iddiasıyla gözaltına alarak yargılamıştı. Bu baskılardan, İsrailli sivil toplum kuruluşları da payını alıyor. İşgal altındaki Batı Şeria'da işlenen askeri ihlalleri kayıt altına alan İsrailli insan hakları örgütü B'tselem, "vatana ihanet" suçlamaları ile karşı karşıya kalmıştı.

İsrail ayrıca geçtiğimiz haftalarda çıkarılan bir kanunla, "İsrail'in veya işgal altındaki Filistin topraklarında inşa edilen Yahudi yerleşim birimlerinin boykot edilmesi" çağrısında bulunan aktivistlerin ülkeye girişini yasaklamıştı.

 

QHA