ANKARA(QHA) -

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın düzenlediği basın toplantısında "Merkel haklı bazı konularda derin görüş ayrılıkları var, mesela terörle mücadele konusunda. Asıl üzücü olan Almanya'nın, Türkiye'nin AB üyeliği sürecini tıkmasıdır. Asıl üzücü olan Erdoğan karşıtlığının körüklenmesidir." dedi.

Kalın'ın açıklamalarından satır başları şöyle;

Sayın Cumhurbaşkanı'nın Rusya ziyaretinde meyve sebze alımı ve bölgesel olaylar masaya yatırılacak. 

Antalya'da yapılan üçlü zirve çok önemliydi. Suriye'de sahada olup terörle mücadele eden üç ülkenin genelkurmay başkanı önemli görüşleri paylaştılar. 

İhlallere rağmen Suriye'de ateşkes devam ediyor. 

İç gündemimizde 16 Nisan'da yapılacak halk oylaması son derece önem arz ediyor. 

Anayasa değişikliğinin en önemli maddelerinden biri olan yargıyı tam bağımsız hale getiriyor. 

Milletvekili sayısının arttırılması da önemli. Burada temsilde adaleti sağlamak. 600 vekille bu adaletsizlik son bulacak.

Bu sistemin en önemli maddesi artık Türkiye'de koalisyon hükümetleri son bulacak. Koalisyon hükümetlerinin ülkeyi geriye götürdüğünü görüyoruz. 

Güçlü demokrasilerde yasama ve yürütmenin ayrı olduğunu görüyoruz. 

Bazı siyasilerin bu maddeleri bile okumadığını görüyoruz. Cumhurbaşkanı'nın kararname çıkartma yetkisi var ama Meclis'le çelişemez. 

Bu fesih meselesi de sürekli söyleniyor. Meclis'in fesh edilmesi durumunda Cumhurbaşkanlığı da seçime gidiyor. Bu sistemin temelinde millete güven var. 

BİZİM ONLARA EN BÜYÜK CEVABIMIZ MİLLETİN KARARI OLACAK

Avrupa'daki bazı ülkelerin, bakanlarımızın orada vatandaşlarımızla buluşmalarını önlemeye yönelik aldığı birtakım tedbirleri görüyoruz. Düşündürücü bir tabloyla karşı karşıyayız. Avrupa'da bazı çevreler, referandumda evet çıkmasın diye hummalı bir çalışma içerisine girmiş gözüküorlar. Bizim cevabımız bunun kararını milletimiz verecektir. Bizim vatandaşlarımızla ilgili ne gönül bağımızı kopartabilirsiniz, ne de vatandaşlarımızın demokratik haklarını engelleyebilirsiniz. Aslında vatandaşlarımızın en güzel cevabı sandığa giderek vereceğimizden en ufak bir tereddütümüz yoktur.

ASIL ÜZÜCÜ OLAN PKK'NIN ORALARDA CİRİT ATMASIDIR

Asıl üzücü olan Avrupa'nın içinde bulunduğu tablodur. Bunu tetikleyen Bakanlarımızın Avrupa'ya yapılan ziyaretlere engellemedir. Ortada gerçekten trajikomik bir tablonun olduğunu görüyoruz. Hayır kampanyalarına ki buna PKK'da dahildir kapılarını açan Avrupa'nın evet kampanyasına gösterdiği tutumdur. Bütün toplantılarda gündeme getirdiğimiz PKK mensuplarının Almanya ve diğer Avrupa şehirlerinde bu kadar serbestçe cirit atması, faaliyet yapması, para toplamasına karşı bir tavır geliştirilmemesidir. Asıl üzücü olan budur. Bu tabloya rağmen bir adım atılmaması üzücüdür. Almanya'nın Türkiye'nin AB üyeliğinde direnç göstermesi, süreci tıkamasıdır.

ALMANYA İLE DERİN GÖRÜŞ AYRILIKLARI VAR

Asıl üzücü olan Avrupa'nın içinde bulunduğu tablodur. Buna ilişkin ortaya konulan gerekçelere baktığımızda trajikomik bir tablo olduğunu görüyoruz. Terör örgütlerine kapılar açılırken, siyasileri engellemeye çalışması üzücüdür. Merkel haklı bazı konularda derin görüş ayrılıkları var, mesela terörle mücadele konusunda. Asıl üzücü olan Almanya'nın, Türkiye'nin AB üyeliği sürecini tıkmasıdır. Asıl üzücü olan Erdoğan karşıtlığının körüklenmesidir. 

TERÖR ÖRGÜTLERİYLE İŞBİRLİĞİ YAPMAK AYAĞINA SIKMAKTIR

Suriye'de DEAŞ'la mücadele konusunda baştan beri koyduğumuz bir prensip var. O da terör örgütleriyle ancak doğru aktörler üzerinden mücadele edilebilir. Biz bunun örneğini koyduk. Cerablus'ta, Dabık'ta yaptığımız harekat bu mücadelenin nasıl yapılmasına dair somut örneği ortaya koymuştur. Burada PKK'nın uzantısı olan YPG, PYD gibi örgütlerle işbirliği yapmak ancak kendi ayağınıza sıkmaktır. ABD'de bu konuda farklı görüşler mevcuttur. Bizim önerdiğimiz plan çok açık ve net. Bunu Genelkurmay Başkanımız ortaya koydular. Bu operasyonun nasıl yapılacağına dair detaylı görüşmeler yapıldı. Son olarak Rakka'da kimle nasıl bir operasyon yapılacağı görüşmeleri devam ediyor. Kamuoyuna ilan edildiği gibi YPG, PYD unsurlarının Fırat'ın doğusuna gitmesi gerekir.

OBAMA YÖNETİMİ PYD'YE YATIRIM YAPTIĞI İÇİN GERİ ADIM ATAMIYORLAR

Bölücü terör örgütü zaman zaman bu açıklamaları yaptığımızda "Bakın Türkiye, Kürtlere tavır alıyor" diye bir kampanyayla karşılışıyoruz. Türkler'in mücadelesi terör örgütleriyledir, Kürtler'le bir sorunu yoktur. Bu söylediklerinin doğru olmadığını kendileri de biliyor. Amerika'nın raporlarında PYD ve YPG'nin PKK'nın uzantısı olduğunu kendileri de ifade etmekteydiler. Obama yönetimi döneminde PYD YPG'ye çok fazla yatırım yaptıkları için geri adım atamıyorlar. Rakka'da nasıl bir mücadele yapılması gerektiği konusu çok açık ve nettir. Bu konuda müzakereler devam ediyor. Burada hem Türkiye'nin önceliklerini, hassasiyetlerini dikkate alan umarız ki bir anlaşma imkanımız olur.

DEAŞ'LA MÜCADELEYİ DOĞRU AKTÖR VE GRUPLARLA YAPABİLİRİZ

Biz bu mücadelede bütün müttefik ülkelerle birlikte hareket ediyoruz. DEAŞ'la mücadelede en ön saflarda olan bir ülke olarak diğer bölgelerin DEAŞ'tan temizlenmesi için doğru aktör ve doğru gruplarla işbirliğine hazırız. Orada PKK kantonlarıyla yapılmasına izin vermeyiz. Türkiye bu konuda her türlü tedbiri alma selahiyetine sahiptir.

QHA