ANKARA (QHA) -

Gazi Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Arş. Gör. Dr. Cemile Kınacı Kınacı, “Bugün özellikle Türk kadının sosyal hayatta var olması gerektiği, evlerinin dışına çıkmaları gerektiği tartışılırken, kız çocuklarının eğitimleriyle ilgili daha çok kurum ve kuruluşlar kampanyalar düzenlerken, her gün sadece boşanma talebi nedeniyle pek çok kadın cinayeti yaşanırken, hâlâ pek çok siyasi parti kadın sayıları ile övünürken İsmail Bey Gaspıralı’nın kadın hareketi ile başlattığı ve kızı Şefika Gaspıralı'yı tekrar okumalı ve anlamalı diye düşünüyorum” dedi.

İşte Dr.Cemile Kınacı ile Türk Kadın Aydınlamasını konuştuğumuz röportajın tamamı…

 

 

QHA: İsmail Gaspıralı ve Şefika Gaspıralı'nın kadın aydınlanmasına yönelik çalışmalarına nasıl ilgi duydunuz?

Doktora tezimin içerisinde Sovyet devri kadınları ile ilgili bir bölüm vardı. Bu bölüm Sovyet kadın kimliğiydi. Ve burada ki kadın kimliği tamamen 1917 öncesinde yok olan fakat 1917’den sonra yeni doğmuş bir kadın kimliğiydi. Daha önce bir Türk kadın aydınlanmasından ve Türk kadının yenileşmesinden, hakkın hukukun varlığından haberdar olmayan bir Türk kadını görülüyordu.1917 öncesi Türk Kadınını sorgulamaya ve 1917’ye gelindiğinde Türk kadının nerede olduğunu düşünmeye sevk etti. Özellikle doktora sürecim bittikten sonra bu konuyla ilgilenmeye başladım. Ve bu okumalarım beni İsmail Gaspıralı’ya ve onun bizlere rol model olarak yetiştirdiği Şefika Hanıma götürdü.

QHA: Türk Modernleşmesi içerisinde İsmail Gaspıralı’nın rolü nedir?

Türk modernleşmesi içerisinde elbette ki İsmail Gaspıralı’nın rolü yadsınamaz. Özellikle 1883’ten itibaren başlayan zincir içerinde hem Tercüman gazetesini yayınlamaya başlaması ve Tercüman’ın bütün Türk Dünyası içerinde bir ortak buluşma platformu açısında önemi büyüktür. Hemde Gaspıralı'yla adını andığımız “Usul-ü Cedit” metoduyla bir diğer önemli katkıyı sağlamıştır.

 

USUL-Ü CEDİT: MODERN BİR EĞİTİM METODU

Usul-ü Cedit metodu baktığımızda bütün Türk Dünyası'na yayılıyor. Çok daha kısa sürede eğitim alabilen öğrenciler, çok daha donanımlı hale geliyor. Eskiden okullarda medrese eğitimde aldıkları yalnızca dini eğitimler var ama Gaspıralı’nın usulü cedit metodu içerisinde modern eğitimde, modern bilimlerde bir öğrenciye lazım olabilecek bütün bilgileri öğreten donanımlı bir eğitim metodu. Özellikle Gaspıralı hem Tercüman sayfalarında, orada yayınlanan yazılarında her zaman kadın haklarını koruyan yazılar yazmıştır

"ÇOK EŞLİLİĞİ TENKİT ETTİ"

Mesela o günün güncel sorunlarına baktığımızda kadınlarla ilgili birden çok eşliliği tenkit eden yazılar yazmış, gerekli durumlarda kadınlarında boşanma haklarını kullanabilme hakları, çalışma hakkı, sosyal hayatta var olmaları ve hatta daha sonraları siyasal alanda da var oluşları. İstekleri dışında evlenmelerine engel olma gibi öğünün güncel sorunlarını Gaspıralı Tercüman’da yazdığı makalelerde daima dile getirmiştir.Peki Gaspıralı’nın sadece Tercümanda ki yazıları ile mi sınırlıdır kadın hareketine desteği  hayır elbetteki değildir.

"GASPIRALI EDEBİ ESERLERİYLE DE KADIN HAREKETİNİ DESTEKLEMİŞTİR"

Gaspıralı Edebi eserleriyle de kadın hareketini desteklemiştir. Bugün baktığımızda İsmail Bey Gaspıralı’nın 1880’lerin sonlarına başlattığı ve kızı Şefika Gaspıralı ile bu çalışmaları yürüttükleri özellikle Alemi Nisvan’la da tam olarak gerçekleştirdikleri Türk kadın hareketinin hala aynı şekilde canlılığını korunu görmekteyiz.

Bugün özellikle Türk kadının sosyal hayatta var olması gerektiği, evlerinin dışına çıkmaları gerektiği tartışılırken, kız çocuklarının eğitimleriyle ilgili daha çok kurum ve kuruluşlar kampanyalar düzenlerken, her gün sadece boşanma talebi nedeniyle pek çok kadın cinayeti yaşanırken, hâlâ pek çok siyasi parti kadın sayıları ile övünürken İsmail Bey Gaspıralı’nın kadın hareketi ile başlattığı ve kızı Şefika Gaspıralıyı tekrar okumalı ve anlamalı diye düşünüyorum.

QHA