KİEV (QHA) -

Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu, 9. toplantısını 29 Temmuz tarihinde Kiev'de gerçekleştirdi. Kırım'daki insan hakları ihlalleri ile bu ihlalleri dünya kamuoyuna duyurma faaliyetlerinin öne çıktığı toplantıda bir dizi karar alındı. Bu kararlardan önemli bir tanesini de, Budapeşte Memorandumu'na taraf ülkeler nezdinde resmi başvuru yapılması kararı teşkil ediyor. 

5 Aralık 1995'te Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de imzalanan memorandum, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya Federasyonu ve Birleşik Krallık tarafından imzalanmıştı. Memorandum uyarınca taraflar, nükleer silahlardan arınma anlaşması imzalamış Belarus, Kazakistan ve Ukrayna'ya dair güvenlik teminatları veriyordu. 

Dünya Kırım Tatar Kongresi müracaat kararı duyurusunun tam metni:

5 Aralık 1995 tarihli Budapeşte Memorandumu ile Ukrayna, SSCB’den miras kalan 2000’den fazla nükleer başlığını yok ederek, gönüllü olarak nükleer silahlarından arınma karşılığında güvenliğini teminat altına almıştır.

Rusya Federasyonu, Amerika Birleşik Devletleri, Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı, Budapeşte Memorandumunu garantör devlet olarak imza altına aldı, bilâhare Fransa ve Çin Halk Cumhuriyeti de bu Memorandumu desteklediğini ayrıca deklare etti.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Helsinki Konferansının prensiplerine göre bu devletler Ukrayna’nın bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü tehdit etmeyeceklerini ve ona karşı silahlı ya da silahsız güç kullanmayacaklarını taahhüt etmiştir.

Keza, 26 Haziran 1945 tarihli Birleşmiş Milletler Antlaşması uyarınca birbirine komşu ülkelerin birbirlerinin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı ilkesi de hüküm altına alınmıştır.

Ancak, Rusya Federasyonu Birleşmiş Milletler Antlaşması ile Budapeşte Memorandumunun bu hükümlerini ve uluslararası güvenlik sisteminin ilkelerini ihlal ederek Kırım Özerk Cumhuriyetini işgal etmiş ve Ukrayna’nın güneydoğu bölgelerinde de istikrarsızlık ve çatışma ortamı yaratmıştır.

2014 yılında Kırım’ın Rusya Federasyonu tarafından işgali sonrasında Kırım’ın yerli halkı olan Kırım Tatarlarının durumu oldukça kritik bir hal almıştır. Kırım Tatarlarına yönelik uygulanmakta olan baskılar neticesinde 29 Eylül 2016 tarihinde Rusya Yüksek Mahkemesi, Birleşmiş Milletler Yerli Halkların Halkları Bildirgesinin 5,18 ve 19 maddelerini ihlal ederek Kırım Tatar halkının temsil organı olan Kırım Tatar Millî Meclisini ekstremizmle itham ederek yasaklamıştır.

Kırım Tatarlarının ibadethanelerine, işletmelerine, evlerine sistematik olarak silah zoruyla baskınlar düzenlenmekte, Kırım Tatarları tutuklanmakta ve sözde ekstremizmle mücadele komiteleri tarafından DNA analizi için örnekler ve parmak izleri alınmaktadır. Bu uygulamalar, Birleşmiş Milletler Yerli Halkların Hakları Bildirgesinin 12. Maddesinin doğrudan ihlalidir.

İşgalci Rusya Federasyonu 1949 tarihli IV.Cenova Konvansiyonunu da açıkça ihlal etmektedir. Rusya Federasyonu yaptığı baskı uygulamaları ile 30 binden fazla Kırım Tatarını işgalden sonra Kırım’ı terk etmek mecburiyetinde bırakmış, Kırım’ın demografik yapısını kökünden etkileyecek şekilde onbinlerce Rusya Federasyonu vatandaşını da Kırım’a iskân etmiştir. Aynı zamanda, Rusya Federasyonu Ordusu IV.Cenova Konvansiyonunu hiçe sayarak Kırım’ı militarize etmekte, Kırım Tatarlarını zorla askere almaya çalışmaktadır. Buna karşın 200 kadar Kırım Tatar genci işgalcilerden saklanmaktadır. Rusya Federasyonu bu gençler hakkında davalar açmaktadır.

İşgalciler, Kırım’ı askeri üs haline getirmekte, su ve doğal kaynaklarını vahşice kullanarak yarımadayı çölleştirmekte ve bu da Kırım’ın ekolojk sistemine ağır  zarar vermektedir.

25 Mayıs 2016 tarihinde Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu üyesi Ervin İbragimov Kırım’ın Bahçesaray şehrinde kaçırıldı ve bugüne kadar kendisinden haber alınamadı. Bu olay Kırım Tatarları ve Ukrainler arasından 26 insan kaçırma olayından biridir. Ayrıca, 12 insanın cesedi işkence edilmiş bir şekilde bulundu. 2014 yılından bugüne kadar bu olaylar hakkında herhangi bir soruşturma ya da araştırma yapılmadı ve failleri aranmadı, ceza almadılar.

Birleşmiş Milletler Adalet Divanı’nın vermiş olduğu önleyici tedbir kararına rağmen işgalci Rusya Federasyonu bütün bu baskı uygulamalarını ve çevresel felakete yol açan çalışmalarını hukuksuzca devam ettirmektedir.

Dünya Kırım Tatar Kongresi;

Ukrayna’nın Budapeşte Memorandumu hükümlerine uymaya devam ettiğini tekrar vurgulayarak;

-Memorandum kapsamında Ukrayna’nın 5 Aralık 1994 tarihli Memorandum ile taraf devletler tarafından garanti altına alınan toprak bütünlüğünü sağlamanın taraf devletlerin önceliği olması gerektiği,

-Bu itibarla, taraf devletlerin Budapeşte Memorandumundan kaynaklanan taahhütlerini yerine getirmek üzere her türlü tedbiri alması gerektiği,

-Birleşmiş Milletler Antlaşması uyarınca, Ukrayna’nın tüm komşularının da Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü yeniden sağlamak üzere her türlü çabayı göstermesinin beklendiği,

Hususlarının altını çizerek;

-Kırım’da devam eden işgalin bir an önce sonlandırılmasını,

-İşgalden doğan her türlü insani ve çevresel felaketlerin Birleşmiş Milletler Adalet Divanı önleyici tedbir kararı kapsamında durdurularak eski hale getirilmesini,

 teminen diğer uluslararası formatlardan farklı olarak Budapeşte Memorandumu taraf ülkeleri ve Ukrayna’nın komşularının da iştirak edeceği “Budapeşte Formatı” şeklinde görüşmelerin başlatılması ve bir an evvel sonuç alınması;

Hususlarında tüm taraf devletlere ve Ukrayna’nın komşularına müracaat eder. 

QHA