ANKARA (QHA) -

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert günlük basın toplantısında “Türkiye’nin Afrin’e yönelik Zeytin Dalı harekatının ateşkes kapsamında olup olmadığı” sorusuna “Türkiye bu mutabakatı iyice ve yeniden okumalı. Karar, 30 gün boyunca Suriye’nin her tarafında ateşkesi öngörüyor. Türkiye’ye, BMGK’nın aldığı ateşkes kararını yeniden okumalarını tavsiye ederiz” yanıtını vermişti.

Bunun üzerine, Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy yazılı bir açıklama yaparak konuya açıklık getirdi.

Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hami Aksoy’un bugün (28 Şubat) yaptığı yazılı açıklamanın tam metni şu şekilde:

“2401 sayılı BM Güvenlik Konseyi kararının odak noktası, rejimin bir hafta içinde yüzlerce sivilin katledilmesine ve hastane, okul gibi sivil tesislerin tahrip edilmesine yol açan saldırılarının durdurulması, ayrıca rejimin uyguladığı kuşatma siyasetinin açlığa mahkum ettiği insanlara insani erişim sağlanmasıdır.

Karar, Doğu Guta başta olmak üzere, Suriye’de kötüleşen insani durum karşısında, acil insani yardım erişimine ve tıbbi amaçlı tahliyelere imkan sağlanması amacıyla çatışmaların gecikmeksizin durdurulması ve en az 30 gün süreyle insani ateşkes ilan edilmesi talebinde bulunmaktadır.

Kararda atıf yapılan, insani durumun endişe yarattığı yerler arasında Afrin zikredilmemektedir. Zira Afrin'de cereyan eden, kararda kastedilen şekilde sivil-terörist ayrımı gözetmeyen bir çatışma değil, Suriye'nin bütünlüğünü ve Türkiye'nin milli güvenliğini hedef alan terörist örgütlere karşı yürütülen bir mücadeledir.

Türkiye, Suriye’deki çatışmaların taraflarından biri değildir. Türkiye, Afrin'de yürüttüğü Zeytin Dalı Harekatı'nda BM Şartı’nın 51. maddesi temelinde meşru müdafaa hakkını kullanmaktadır.

Hal böyleyken, ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü’nün sözkonusu BM Güvenlik Konseyi kararının “Türkiye tarafından iyi okunması” gerektiği yönündeki ifadeleri, her türlü temelden yoksundur ve kararın odak noktasını anlayamadığını ya da bu odağı çarpıtmak istediğini göstermektedir.

Kararı amaç ve hedeflerini çarpıtmadan hayata geçirmek ilgili tüm taraflar için öncelik teşkil etmelidir. Masum halkın korunması saikiyle alındığı varsayılan kararın, teröristlerin korunmasına yönelik şekilde çarpık ve çifte standartlı yorumlanmasından özenle kaçınılmalıdır.

Bu çerçevede, ABD’nin de teröristlere destek veren açıklamalar yapmak yerine rejimin masum sivil insanlara saldırılarını durdurmaya odaklanmasını tavsiye ederiz.

Türkiye, şimdiye dek olduğu gibi bundan sonra da, Suriye halkının çektiği acıların dindirilmesi için üzerine düşeni yapmayı sürdürecektir.”

QHA