ANKARA (QHA) -

MHP lideri Devlet Bahçeli, TSK'nın Suriye'de 25 gündür sürdürdüğü Zeytin Dalı Harekatı’na ilişkin, “Yüzbinlerce bozkurt Afrin için hazırdır” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugün 13 Şubat’ta, partisinin TBMM grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Devlet Bahçeli’nin konuşmasından satırbaşları şu şekilde:

"Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olağanüstü özveri ve gayretiyle icra edilen Zeytin Dalı Harekatı’nın 25’nci gününde, Afrin topraklarındaki 50’ye yakın nokta teröristlerden temizlenmiş, şu ana kadar 1369 terörist etkisiz hale getirilmiştir. Savaş uçaklarımız 627 hedefi imha etmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin titizlikle yürüttüğü operasyonda 31 kahraman askerimiz şehit düşmüş, 143 kahramanımız da yaralanmıştır.

10 Şubat 2018 Cumartesi günü Afrin'de 1027 rakımlı tepeyi ellerinde tutan komandolarımız, aralarında çocukların da bulunduğu 70-80 kişilik grubu bölgeden uzaklaştırmak istemişlerdir. Askerlerimize grubun içerisinden PKK/PYD’li teröristlerce el bombaları atılmış, bölgedeki bir köyden de roket fırlatılmıştır. Bu hunhar saldırı sonucunda 9 kahramanımız şehit düşmüş, 11 kahramanımız da yaralanmıştır.

Mezkûr saldırıya müdahaleye giden ATAK tipi bir helikopterimiz ise kırıma uğrayarak düşmüş, helikopterde bulunan 2 kahraman pilotumuz şehit olmuştur. Çıkan çatışmada 40 civarında PKK/PYD’li terörist etkisiz hale getirilmiştir.

Operasyonlarda yaralanan bir Uzman Çavuşumuz da geçtiğimiz Pazar günü şehit düşmüş, bununla birlikte şehit sayımız iki gün içinde 12’ye çıkmıştır. Teröristler çocukları, kadınları kalkan yapmışlardır. PKK/PYD/YPG bıyığı terlememiş yavruların katilidir. Bu caniler hamile kadınların hasmıdır.Bu alçaklar masumların can düşmanıdır. Bazı uluslararası kuruluşların bu çerçevede yayımlamış olduğu raporlar PKK/PYD’nin gerçek ve cani yüzünü tescil ve tarif etmiştir. Kundaktaki bebeklerin dökülen kanları için vurmalıyız. Toprağa düşen şehitlerin hatırı için, Türkiye ve Türk milletinin, aynı zamanda bölgesel huzur ve istikrarı temin amacıyla hainlerin tepesine ateş olup yağmalı, balyoz olup inmeliyiz.

Terörle mücadele amansız sürmektedir, dönüşü yoktur. Teröristler yok edilesiye kadar bu inanmışlık devam etmelidir, inancım odur ki, devam edecektir."

 

Şehit Musa Özalkan'a haciz olayı

"Bu arada, vasiyetini yerine getirmek için Telafer’de manevi sorumluluk üstlendiğimiz şehidimiz Musa Özalkan’ın şehadete yürümesinden bir gün sonra emekli ikramiyesine ve otomobiline haciz koymak için girişimde bulunulmasını derin bir üzüntüyle öğrendim. Bu ayıp ve çirkinliğe ortak olanları şiddetle lanetliyor, buna teşebbüs eden çürümüşlerin adaletin yüz karaları, hukukun utanç kaynakları olduğunu açık seçik ifade ediyorum. Şehide haciz millete hıyanettir. Bu hacir altındaki hayasızların mutlaka cezalandırılmaları da şühedaya vefanın gereğidir. Aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine, silah arkadaşlarına ve milletimize tekraren başsağlığı niyaz ediyorum. Hepsinin acısını yüreğimde hissediyor, gönülden paylaşıyorum.

Şehit babalarının evlatlarının bayrağa sarılı naaşlarının hemen dibinde ağızlarından dökülen sözlere şahit oldukça duygulanıyor ve Türk milletinin bir mensubu olmaktan da iftihar ediyorum. Bakınız bir şehidimizin babası, Şehit Piyade Uzman Çavuş Yunus Emre Doğan’ın babasını şu sözlerle teselli etmiştir:"

“Allah ordumuza, devletimize güç versin. Allah kahraman ordumuzu karada, havada muzaffer etsin. Anasız olur, babasız olur, evlatsız da oluyormuş ama vatansız olunmaz.”

"Şehit Yunus Emre Doğan’ın babası da evladının ardından; 'Senin görevini ben tamamlayacağım. O dağlara ben gideceğim' diyerek zalime, haine, Türk düşmanlarına adeta meydan okumuştur.

Elleri öpülesi anaların, babaların bu sözlerini duyup da gururlanmamak, imrenmemek mümkün müdür?

Allah hepsinden razı olsun. Allah eksikliklerini göstermesin."

 

"Yüzbinlerce Bozkurt Afrin için hazırdır"

“Dün Kerkük için en az 5 bin Bozkurt hazır dedim. Bugün de aynısını tekrar ediyorum. Yüzbinlerce Bozkurt Afrin için hazırdır! Teröristlerin inlerini yerle bir etmek, dünyayı başlarına yıkmak ecdada borcumuz, millete yeminimizdir.

Bakınız merhum Ziya Gökalp nasıl seslenmişti:

Yolumuz gaza, sonu şehâdet,

Dinimiz ister sıdk ile hizmet,

Anamız vatan, babamız millet,

Vatanı ma'mur eyle Yârabbi!

Milleti mesrur eyle Yârabbi!

Bu duaya amin diyelim, aminlerimizle kahramanları kucaklayalım, en yakın zamanda da muzafferlerimizle kucaklaşalım."

 

“Türkiye, son yılların en meşru ve haklı bir operasyonunu gerçekleştirmektedir"

"Afrin’de Türkiye’ye yönelen terör tehdidi yüksek güvenlik riskleri doğurmuştur. Bu bölgeden topraklarımıza teröristler sızmakta, güvenlik güçlerimize, masum vatandaşlarımıza saldırmaktadır. Dahası aynı bölgeden Kilis ve Hatay’a teröristlerin attığı roketlerle çok sayıda vatandaşımız yaralanmakta, hayatlarını kaybetmektedir. Afrin bölücülüğün, terör koridorunun inşa edilmek istendiği stratejik bir alan olarak karşımızdadır. Terör örgütü PKK/PYD’nin bu bölgedeki varlığı Suriye’nin toprak bütünlüğü için büyük bir sorun haline gelmiştir. Dolayısıyla Afrin bölgesinin teröristlerden temizlenmesi Türkiye’nin ve bölgenin istikrar ve güvenliği için tarihi zorunluluktur.

Ne var ki Suriye ile beraber bölgenin huzur iklimini bozmak isteyenler boş durmamış Afrin’in terör yuvası haline gelmesine göz yummuşlardır. Dahası PKK/PYD terör örgütüne verilen silahlar sorunun vahametini artırmıştır. Bölgede bulunan tanklarımıza yönelik düzenlenen füzeli saldırılar tehlikenin boyutunu ortaya koymuştur. Zira bu füze sistemleri ancak gelişmiş orduların sahip olabileceği imkânlardandır. Üstelik sadece var olması yetmez, bu ileri silah sistemlerinin nasıl kullanılacağını bilmek de gereklidir. Bu kapsamda akıllara gelen ilk ülke doğal olarak ABD’dir. Şimdiye kadar teröristlere sayısı beş bini aşan tırlarla silah yardımı ve sevkiyatı yapan ülke ABD olmuştur. Bu silahların içeriğinin Türkiye’den saklanmış olması asıl niyetleri Afrin’de bir kez daha karşımıza çıkarmıştır. Anlaşılmaktadır ki, DEAŞ’la mücadele bahanesiyle PKK/PYD’ye verilen desteğin görünen ve gösterilenin yüzünün ötesinde bir amacı vardır. Lafa gelince müttefik ve stratejik ortak olduğunu hatırlayanlar gerçekte ve ne yazık ki Türkiye’yi tehdit eden terör örgütleriyle bir ve aynı kareye girmişlerdir. Şu hazin duruma bakınız ki, Almanya, ülkemize sattığı tankların Afrin’de kullanılmasından rahatsızdır. Ancak aynı Almanya bu tanklara karşı teröristlerce kullanılan bazı füzeleri imal ederek sunan ülkenin kendisi olduğunu da saklamaya ihtiyaç duymamıştır. Türkiye işte böylesine sözde dostlarının olduğu güç şartlarda mücadelesini sürdürmektedir. Bu gelişmeler bir kez daha kimseye muhtaç olmadan kendi milli silah sistemlerimizi geliştirmenin önemine işaret etmektedir. Ve elbette tüm kullanılan silahlar Türk aklının ürünü olmalı, düşman unsurların imkânlarından çok üstün seviyede bulunmalıdır. Bu çerçevede sürdürülen çalışmaların tamamını desteklediğimizi yeri gelmişken ifade etmek isterim. Devamının gelmesi, envanterde bulunan silahların yerlilik oranının mümkün olan en üst seviyeye çıkarılması talep ve beklentilerimiz arasındadır. Elbette Afrin’de sorun ve açmazlar sadece silahlarla sınırlı değildir. Teröristlerin saklandıkları sığınak veya barınakları özellikleri ülkemize kurulan kanlı tuzağın bir başka yönüdür. Hainlerin korunaklı bunkerler, tüneller, beton koruganlar ve hendekler inşa etmeyi müteahhitlik bilgileriyle edinmedikleri aşikardır.

Meselenin bu boyutunda da PKK/PYD’li teröristlere bazı ülkelerin danışmanlık hizmeti verdiği ayan beyan ortaya çıkmaktadır. Kalınlıkları 1 metreye varan beton mevzileri PKK/PYD’ye son beş yıl içinde yaptıran kokuşmuş zihniyetin temsilcilerini iyi tanımalıyız. Böylesine güçlü savunma mevzileri oluşturabilmek için ihtiyaç duyulan malzeme ve işçiliğin Suriye’de faaliyet gösteren malum Avrupa ülkelerine ait şirketler tarafından sağlandığı ortadadır. Şu işe bakınız ki Fransa, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin icra ettiği harekâttan duyduğu hazımsızlığı her fırsatta ortaya koymaktadır. Bu ülke Dışişleri Bakanı’nın mesnetsiz iddialarına göre Türkiye’nin düzenlediği harekât uluslararası hukuka aykırıymış. Bu yalana sarılan Fransa’nın samimiyeti yoktur. Almanya perişandır. ABD ise teröristlerle nöbet tutmakta, askeri kamplar açmakta, sözde ordu kurdurmak için çabalamakta, sürekli silah ve cephanelik tahkimatıyla uğraşmaktadır. Çok açık bir şekilde ifade etmeliyim ki, Türkiye Afrin’de yedi düvelle adı konmamış bir savaş halindedir. Karşımızda PKK/PYD/YPG’nin yanında ABD ve Avrupalı ortakları vardır. Bu nedenle bazı Avrupa ülkeleri akıllarını başlarına almalıdır. ABD ise girdiği karanlık ve kahredici ihanet ilişkilerini derhal sorgulamalı, süratle terörle arasına mesafe koymalıdır. İlişkiler düzelip gerginlik azalmazsa, üstelik devamlı körüklenirse, sonuç feci gelişmelere neden olabilecektir.

 

"Beyaz Saray açık açık söylesin..."

Antalya’da sorduğum gibi; eğer, Türkiye ile ABD arasında görüş menzili sıfıra iner, diyalog kopar, temas kesilir, eller tetiğe gider, siyaset yerine silah konuşursa olacakları hesap eden var mıdır? Beyaz Saray yönetimi açık açık söylesin: Dost muyuz, düşman mı? İttifak mı, ihtilaf mı? Devam mı, tamam mı? Türkiye’ye gelen ABD Ulusal Güvenlik Danışmanından sonra, önümüzdeki günlerde ülkemizi ziyaret edecek ABD Dışişleri Bakanı’nın bu sorulara nasıl cevap vereceği hakikaten de merak konusudur.

 

Nevzat Tandoğan Caddesi’nin adını "Zeytin Dalı" değiştirilmesi

"Bu aşamada, Ankara’da ABD Büyükelçiliği’nin bulunduğu Nevzat Tandoğan Caddesi’nin adını “Zeytin Dalı” olarak değiştirme niyeti de isabetli bir karardır. ABD, Afrin’deki varlığımızı, şu garabete bakınız ki hala anlayamamış. Zeytin Dalı Harekatı’na neden başladığımızı henüz kavrayamamış. Türkiye, Meksika veya Kanada’yla sınırdaş değildir. Binlerce kilometre uzağa askeri harekat yapmış değildir. Sınır güvenliğini, egemenlik haklarını meşru ve hukuki ölçülerde muhafaza ve müdafaa etmektedir. Peki ABD’nin ne işi vardır Afrin’de?Sınırımızın dibinde ne gezmektedir? ABD kapımızın önüne gelecek, burnumuzun dibinde her türlü operasyonu yapacak, her türlü oyunu oynayacak, sonra da Türkiye müdahale ettiğinde tuhaf bulup anlayamadığını söyleyecek. Bu kadar yüzsüzlüğün tanımı lügatimizde yoktur. Bu denli seviyesizliğin tanım ve tarifi aransa bile bulunamayacaktır. ABD Suriye’ye gelince iyi, biz bekamız için girince kötü olacaksa, varsın olsun, onların kötüsü bizim şanımızdır, şeref anıtımızdır. Mehmetçik Afrin’e ülkemize yönelen terör tehdidini yok etmek, asli sahiplerine iade etmek için girmiştir. Bizim sancağımızın dalgalandığı yerde emperyalizmin kirli hesabı değil, adalet ve huzurun hâkim olduğu onurlu ve aydınlık bir gelecek vardır."

 

"ABD ile ilişkiler çok şeye gebedir"

"İnanıyor ve iman ediyoruz ki şehit nurlanmış, gazi onurlanmış askerdir. Menbiç’te görüntü verip medya aracılığıyla verdikleri mesajlarla Türkiye’yi tehdit ettiğini zanneden ABD’li generaller ve terörist hısımları belli ki bizi tanımamışlardır. Ancak biz varlığımızı tanıtmayı kanımızla da olsa, canımızla da olsa biliriz. ABD’nin Ulusal Güvenlik Danışmanı ile başlayıp Dışişleri Bakanı ile devam edecek temas trafiği önümüzdeki süreçte çok şeye gebedir.

İlaveten 14-15 Şubat 2018 tarihlerinde Brüksel’de yapılacak NATO Savunma Bakanları Toplantısı’nda da Türkiye-ABD Savunma Bakanlarının görüşeceği ifade edilmektedir. Bizim beklentimiz nettir, Suriye’de verilen sözler eksiksiz tutulmalıdır. PKK/PYD terör örgütüne verilen destek derhal kesilmelidir. Teröristlerin elindeki kanlı silahlar bir an evvel toplanmalıdır. Münbiç’ten teröristler çıkarılmalı, Menbiçliler kendi topraklarına yerleşmelidir. Aksi halde Türkiye gereğini yapacak, bir şafak vakti terör yuvalarına yıldırım gibi saplanacaktır. Hiçbir ülke bu coğrafyadaki varlığımızı hafife almasın. Bin yıldır bu toprakları kanımızla sulamış bir milletiz. Biz Türk milletiyiz. Bizden öncekiler medeniyetler müzesinde yerini almışken, biz hala buradayız, ebediyete kadar da burada olacağız, burada yaşayacağız. Hiçbir çılgın varlığımıza zincir vuramayacak, önümüze geçemeyecektir. Türkiye sivil kayıp hassasiyetini gözetmeseydi emin olun Zeytin Dalı Harekâtı şimdiye kadar çoktan tamamlanmıştı. Afrin konusu bizim için istiklal meselesidir, bir adım geri duranın, geri adım atanın, alttan alanın, kaçmayı düşünenin, diyor ve haykırıyorum ki, kanı kurusun.

İstikametimiz açıktır, parolamız bellidir. Ya İstiklal ya ölüm diyerek dün nasıl esaret prangalarını paramparça ettiysek, bugün de aynısını yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Herkes ayağını denk alsın, kimse Türk milletine Münbiç’ten parmak sallamaya kalkışmasın. Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadı olduğumuz unutulmasın. Bir tilki hükmü varsa bir de Bozkurt töresinin olduğunu yeri geldiğinde öğretmesini biliriz. Biz ki ölümlerle eğlenen tunç yürekli Türkleriz. Kimse üç beş çapulcuyla, çağlar açıp çağlar kapatan bir milletin kahraman askerlerini bir tutmasın. İşte bunun için Mehmetlerimizin dediği gibi cenk bizim için düğün günüdür. Dilimizde Allah’ın ismi, yüreğimizde iman ve vatan sevgisi, ufkumuzda bağımsızlıktan başka bir hedefimiz yoktur. Var olma irademiz kati ve kesindir.

Vatanımızı böldürmeyeceğimizi hala anlamamış olanlara verilecek dersler var ise bunu da heves ve heyecanla yapar, Allah’ın izniyle alayını şaşkına çeviririz.”

 

QHA