ANKARA(QHA) -

Türkiye'nin bulunduğu konuma kolay gelmediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı, "Biz dik durmasaydık, elimizi değil gövdemizi taşın altına koymasaydık bu ülkede yapılanların 10'da 1'ini dahi gerçekleştiremezdik" dedi. Türkiye'nin terörle mücadele konusunda da yalnız bırakıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı, Batı'nın terör örgütlerine destek verdiğini belirterek, "Elimizde belgeleri var" dedi.

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Bu tür sempozyumlar bir genel değerlendirmeye imkan vermesi yanında, farklı ülkelerin tecrübelerinin de edinilmesi, eksiklerin görülmesine katkı sağlıyor.

2012'de hayata geçirdiğimiz Kamu Denetçiliği Kurumu, devletle milleti kucaklaştırma amacımızın en açık tezahürüdür.

Türkiye, şu anda bulunduğu seviyeye çok kolay gelmedi. Biz uzun süre hizmetin önünü açmak yerine tıkayan bir anlayışla mücadele ettik. Demokrasi kılıcı gibi seçilmişlerin üzerinde sürekli baskı kuran bir zihniyetle çarpışarak, ülkemize hizmet etmeye çalıştık. Ülkenin ve vatandaşın menfaatine olacak birçok proje maalesef sistem içine özel olarak yerleştirilmiş vesayet odakları tarafından sabote edildi.

Biz dik durmasaydık, elimizi değil gövdemizi taşın altına koymasaydık bu ülkede yapılanların 10'da 1'ini dahi gerçekleştiremezdik. Hamdolsun çabalarımız ve milletimizin güçlü desteği sayesinde Türkiye bu alanlarda güçlü bir değişim gerçekleştirdi.

Türkiye son 14 yılda vatandaşı önceleyen, vatandaşı devlet karşısında koruyan bir sisteme geçti. Türkiye'de artık vatandaşına tepeden bakan bir anlayış değil, vatandaşına hizmetkar olan bir anlayış vardır. Elbette hedeflerimize tamamen ulaştığımız iddiasında değiliz. Bunun uzun ve zahmetli bir süre olduğunun farkındayız.

FETÖ darbe girişimi

40 yıldır devlete sızan, 'hizmet, eğitim' diyerek milletin malını, rızkını gasp eden bir çete, 80 milyonun direnişi sayesinde hezimete uğramıştır. O gece milletimiz tarihe nakşolan bir demokrasi destanını kanıyla, canıyla yazmıştır. Şimdi bu örgütün devlet kurumlarından tasfiyesine yönelik adımlar atıyoruz. Bu süreci, hukuk içerisinde sürdüreceğiz. Örgütün devletimize ve toplumsal yapımıza verdiği izleri temizlemeye çalışıyoruz. Bunun yanında tüm umudunu krizlere bağlamış eski Türkiye kalıntılarıyla mücadeleyle uğraşıyoruz.

Dünyanın hemen her bölgesi, göç ve mülteciler meselesiyle yüzleşiyor. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin gereği, hep birlikte sahip çıkmalıyız. Ama güçlü olan ülkelerin duyarlı olmadığını ifade etmek isterim. Her ne kadar göç ve mülteciler konusu devletlerin ve uluslararası örgütlerin gündeminde olsa da meselenin güvenlik ekseninde tartışıldığını görüyoruz. Ne yazık ki konunun insani, hukuki yönleri gündeme getirilmiyor. Batı'daki belli odaklar mülteciler ile terör olayları arasında bir paralellik kurmaya çalışıyor. Öncelikle bu sorunu ortaya çıkaranları ortaya çıkarmak gerekir. Yaşanan onca trajediye rağmen, milyonlarca insan bu tehlikeyi göze alıyorsa, ortada ciddi bir sorun var demektir. Şu anda Suriye ve Iraklı olarak 3 milyon mülteciyi ülkemizde barındırıyoruz. Şu ana kadar yaptığımız harcama 26 milyar doları bulmuştur. Ne yazık ki ne AB ne de BM verdiği sözlerde durmuştur. Onlar sözlerini tutmasa da misafir etmeye devam edeceğiz.

Anadolu aslında bir göçmen yurdudur. Türkiye, belde-i emindir. Mazlumlar için güven yurdudur. Burası, 'göze sezdirmeden gözyaşı silenlerin' ülkesidir.

"Belgeleri elimizde"

Koalisyon güçleri terör örgütlerine destek oluyor. Elimizde belgeleri var.

DEAŞ'ın İslam'la yakından uzaktan alakası yoktur, tamamen İslam dışı bir örgüttür. İslam ile terörü yan yana getirmek ciddi bir operasyondur. Böyle bir operasyonu kabul etmiyoruz."

QHA