ANKARA (QHA) 11 TEMMUZ 2018 -

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9 Temmuz’da yemin ederek resmen göreve başlamasının ardından ilk yurt dışı ziyaretlerini Azerbaycan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne yaptı. Erdoğan, Azerbaycan ve KKTC seyahatleri sırasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

"GELENEĞİ SÜRDÜRELİM İSTEDİK"

Ziyaretlerin Türkiye’de gerek Cumhurbaşkanlığı gerek genel seçimlerde bir gelenek olduğunu belirten Erdoğan, “Seçimlerin hemen ardından KKTC veya Azerbaycan’a ziyaretler yapılır. Şimdi yeni bir yönetim sistemine geçtik, hatta kısa bir süre önce Azerbaycan’da seçimler yapıldı, bu seçimlerin hemen ardından Sayın Aliyev bizi ziyaret etmişlerdi, şimdi de bizim seçimlerden sonra dedik ilk ziyaretimizi Azerbaycan’a yapalım. Aynı gün bir de KKTC’yi ziyaret etmek suretiyle geleneğimizi yine kararlılıkla sürdürelim istedik” dedi.

Azerbaycan ziyaretinin çok çok verimli geçtiğini söyleyen Erdoğan, “Samimi iki kardeş ülke arasında hukukun devamı mahiyetinde cereyan etti. Gerek siyasi gerek askeri gerek ticari ve kültürel, tüm konuları ikili görüşmemizde ele aldık. Daha sonra çalışma yemeğinde heyetler arası görüşmelerimizi gerçekleştirdik” ifadelerini kullandı.

TANAP PROJESİ

Azerbaycan ziyareti sırasında bölgesel konuları da ele alma fırsatlarının olduğunu dile getiren Erdoğan, gerek TANAP, gerek TAP (Türk Akımı Projesi) projeleri kapsamında adımlar olduğunu belirtti.

Erdoğan açıklamasına şöyle devam etti: "TANAP bizim ortaklaşa yürüttüğümüz bir proje ve burada Azerbaycan Türkiye ve British Petrol olarak müşterek olarak yürüttüğümüz bir süreç. TANAP’ın da yaklaşık 1400 km’si malum bizim topraklar üzerinden geçiyor ve böylece biz Türkiye olarak bu projeden her türlü istifade edebildiğimiz gibi aynı zamanda Avrupa ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde oraya da gerekli olan doğalgazın verilmesi süreci devam ediyor. Şu anda herhangi bir sıkıntı yok. En son bildiğiniz gibi Eskişehir’de yine müşterek bir çalışma ile açılışın adımlarını attık, temeli de İstanbul da bir araya gelerek anlaşmayı yapmış adımını atmıştık. Bu bizim Azerbaycan’dan aldığımız doğalgaz miktarını da artırmaya vesile olacak.  Böylece şu anda yılda 6 milyar metreküp; bu daha sonra 8’e, 12’ye çıkacak."

Doğalgazın Türkiye’de şu an sadece konutlara verilebildiğini ama sanayiye yoğunlaşamadıklarını belirten Erdoğan, “Ağırlıklı olarak Rusya bize ciddi manada doğalgaz temin ediyor. İkinci sırada İran üçüncü sırada Azerbaycan var. Bundan sonra belki kısmen Irak’ta buna girecek. Biz doğalgazda tedarikçi değil, tüketici ülkeyiz. Bir diğer özelliğimiz transit ülke olmamız. Her ne kadar tedarikçi olmasak da Türkiye olarak transit ülke olmamız bir hub oluşturuyor. Tüketici olmamız da cazibeyi artırıyor. Bunlar bu ülkeler için de önem arz ediyor. Şu anda Rusya ile ilişkilerimizin de can alıcı noktası bu. Birinci derecede tüketici ülke olmamız Rusya ile ilişkilerde önem arz ediyor” dedi.

Enerjide atılan adımların yanı sıra Azerbaycan’la savunma sanayiinde de ciddi bir dayanışma olduğunu ifade eden Erdoğan şunları söyledi:

“Elimizden geldiğince onların da savunma sanayii alanındaki ihtiyaçlarını karşılama gayreti içindeyiz. Milli Savunma Bakanlıklarımız arasında ciddi manada dayanışma var. Turizm ve eğitim konularında aramızdaki ilişkileri devam ettiriyoruz. Ekonomide en önemli şey şu anda petrolü bir kenara koyacak olursak, 1 milyar 700 milyon dolar gibi bir ticaret hacmine sahibiz. Ama bu yeterli mi, tabii ki değil. Temennimiz bunu 3 milyar dolara çıkarmak, hatta daha da yüksek rakamlara ulaştırmak. Şu anda özellikle Azerbaycan’la bu konuda herhangi bir ihtilafımız söz konusu değil”

DAĞLIK KARABAĞ KONUSU

Erdoğan, “Siyasi noktada ise bütün uluslararası oluşumlarda bugüne kadar Azerbaycan bizim yanımızda yer almıştır, biz de onların yanında yer almışızdır. Uluslararası platformda devam ettirdik ve herhangi bir sıkıntı söz konusu değil” diye konuştu.

Azerbaycan’ın en önemli sıkıntısının Dağlık Karabağ konusu olduğunu dile getiren Erdoğan, “Azerbaycan’ın en önemli sıkıntısı Dağlık Karabağ konusu. Bu konuda biz başından beri kendilerini hep destekledik, desteklemeye devam ediyoruz ve bundan sonra da desteğimiz devam edecektir.  Burada üç tane sorumlu ülke var bunlar da ABD, Rusya ve Fransa. Maalesef istenilen performansı ortaya koyamadıkları veya koymadıkları için ne yazık ki bu sorun devam ediyor ve çözülemiyor” dedi.

Erdoğan, “Görünen o ki yine devam edecek ve bizler gündem eğer bu konu olduğu zaman ister NATO’da olsun, ister bir başka platformlarda olsun her zaman Azerbaycan’ın yanında olmak suretiyle tavrımızı ortaya koyuluyoruz. Bu konuda da hiçbir zaman kendilerini yalnız bırakmadık, bırakmayacağız” ifadelerini kullandı.

FETÖ'YLE MÜCADELE

FETÖ’yle mücadele konusunda Azerbaycan’la iyi bir ilişkiye sahip olduklarını belirten Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Bu konuda bizim tespitlerimiz var ise kendilerine bildiriyoruz ve kendilerinden istiyoruz. Azerbaycan’da da FETÖ terör örgütü çok önemli yerlere sızmış durumda. Onlar da ciddi manada bunun sıkıntısı içerisindeler. Sağ olsunlar,  bize yakaladıklarını teslim ediyorlar, bizde kendilerinden sürekli istiyoruz. Bundan sonraki süreçte de işin yakın takipçisiyiz. Bizde Azerbaycan aleyhinde çalışmalara girenler olursa, onlar da bize bildirdiğinde, elbette biz de onlara teslim ediyoruz.”

Brüksel’deki NATO zirvesinde bir dizi görüşmeler yapacağını söyleyen Erdoğan, “Burada Azerbaycan ile ilgili bazı görüşmeler yapmamız gerekirse bunları da özellikle yapmanın gayreti içinde olacağız. Zira, NATO zirvesinde malum burada yoğun ikili görüşmelerimiz söz konusu. Burada ABD, İtalya, Fransa, İngiltere vb. ülkeler bize görüşme talebinde bulundular. Bizim de görüşme talebinde bulunduğumuz ülkeler var. Bunlarla görüşmelerimizi yapacağız ama tabii ki ana hedefimiz zirvede pozitif bir yaklaşım ortaya koyarak NATO ile görüşmelerimizi devam ettirmek olacak” dedi.

KKTC

KKTC’deki gelişmeleri de BM çerçevesinde gerekli tüm katkıları bugüne kadar sürdürdüklerini ifade eden Erdoğan şöyle devam etti:

“Özellikle Kofi Annan döneminden beri işin içinde bizzat olan bir kişi, o süreci, takvimi iyi bilen bir kişi, Kıbrıs sorununu çözmek için teşvik eden benim. Annan iki kez bana geldiğinde ve artık çözemiyorum dediğinde, beraber girelim, Türkiye sizi mahcup etmeyecek göreceksiniz, biz her zaman Rum kesiminin bir adım önünde olacağız dedim.

Bana bir hafta müsaade dediler ve bu görüşmeyi biz Davos’ta yapmıştık. Annan bir hafta süre istedi ve bir hafta sonra görüşmeler başladı. Tabi biz yine üzerimize düşeni yaptık. Tabi bizim için en önemli macera Bürgenstock macerasıydı ve bunu ciddi manada ele aldık maalesef yine sözlerinde durmadılar.

"KKTC MASADAKİ YERİNİ HER ZAMAN KARARLILIKLA KORUDU"

O günden bu güne ne zaman masaya bu konu gelse Güney Kıbrıs masadan öyle ya da böyle her zaman kaçmıştır. KKTC masadaki yerini her zaman kararlılıkla korumuştur. Türkiye garantör ülke olarak kararlı duruşunu koymuştur.

Maalesef diğer garantörler aynı tavrı ortaya koymamışlardır. Bundan sonraki süreçte biz konumumuzu yine koruyacağız. Ama nereye kadar? Buna bir cevap bulmak kolay değil. Ama er ya da geç bir devlet olarak, biz Türkiye Cumhuriyeti olarak, herhalde biz de bir karar vereceğiz. Olacaksa olacak, nasıl olacak bundan sonra bunu da siz düşünün diyeceğiz ve adımımızı da atacağız.

"KUZEY KIBRIS'IN ÖZEL YERİ VAR"

Kuzey Kıbrıs halkının bizde özel bir yeri vardır. Türkiye’deki benim vatandaşım, kardeşim ne kadar önemli ise, KKTC’deki kardeşlerimiz de bizim için aynı derecede önemlidir. Dolayısıyla onlara elimizden geleni desteği ne kadar verdiysek, bundan sonra da vermeye devam edeceğiz.”

QHA