ANKARA (QHA) 5 TEMMUZ 2018 -

Editör Masası'nda ilk ve son defa bir başbakanın ağırlandığının ifade edilmesi üzerine Yıldırım, "Bundan sonra Cumhurbaşkanımızı ağırlarsınız." ifadesini kullandı.

Son bir haftanın yoğun kampanya döneminin ardından ilaç gibi geldiğini söyleyen Yıldırım, bu süreçte ailesine daha çok zaman ayırma fırsatı bulduğunu dile getirdi.

ERKEN SEÇİM

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin erken seçim çağrısı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçim tarihini açıklaması, kampanya, ittifak süreci ve seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmesi sorulan Yıldırım, erken seçim çağrısında olduğu gibi Bahçeli'nin zaman zaman böyle sürpriz çıkışlarının olduğunu belirtti.

MHP ile ittifak yaptıklarını ancak seçim tarihinde ittifak yapmadıklarını ve seçim tarihini yetkili kurullarda 24 Haziran olarak benimsediklerini vurgulayan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Seçim bir kere sokağa ağızdan düştü mü ondan sonrasını yönetmesi zor. Herkes frene basar ve hele şu seçim geçsin de ondan sonra bakalım gibi bir davranışa yönelir. O yüzden de bu seçimlerin yapılması gerekiyordu. Seçim bitti, artık geçim zamanıdır. Yatırımcı yatırımını, tatile giden tatilini planlayacak ve hayat tüm yönleriyle devam edecek. Bu seçimin böyle ittifaklar arası bir keskin rekabete dönüşmesini istemezdik. Nihayet bir cumhurbaşkanı seçeceğiz, parlamentoda vekilleri seçeceğiz. İş döndü dolaştı, karşı taraftaki ittifak tek bir noktada anlaştı. Adayları teke düşüremediler ama anlaştıkları tek bir nokta vardı, Recep Tayyip Erdoğan olmasın, ne olursa olsun. Hedef yok, hedef bir başkan, cumhurbaşkanı seçmek üzere değil mevcut cumhurbaşkanının seçilmemesi üzerine ittifaktı. Tabi bu ittifakı millet gördü, Türkiye'nin içinde bulunduğu şartları değerlendirdi. İç ve dış tehditler, ülkemizin kısa, uzun ve orta vade hedefleri. Bir de karşı taraftaki adayların retorikten söylemden öte eller tutulur bir şeyleri, arka planda bir tecrübe yok. Tüm bunları vatandaşlar değerlendirdi."

Yıldırım, vatandaşın vereceği kararın geleceğini, yaşamını çok yakından ilgilendirdiğine, bütün bunları özeti olarak seçim sonuçlarının ortaya çıktığına dikkati çekti.

AK PARTİ OLARAK MESAJI ALDIK

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın en yakın adayla arasında 11 milyon oy farkının olduğunu anımsatan Yıldırım, şöyle konuştu:

"1 Kasım seçimlerine göre AK Parti'nin oyunda, milletvekili sayısında düşme var. Bu da bize bir mesajdır. AK Parti olarak bu mesajı aldık. Şu unutulmamalı ki biz hem cumhurbaşkanı adayımızla hem de milletvekili seçimlerinde ittifaktı. Aynı sütun altında seçime girdik. Seçmen şöyle değerlendirdi. Bunlar bir parti gibi davranıyorlar ha buraya ha oraya vermişiniz diye düşünenler de oldu. Böyle kampanya da tabanda yapıldı. Hem MHP hem bizim tarafta sınırlı da olsa yapıldı. Bazen bu üst düzeyde rahatsızlık oluşturdu. Biz buna hemen müdahale ettik. Burada bir iç yarışa ihtiyaç olmadığını, amacımızın bir olduğunu belirttik.

Neticede sonuçlar ortada. Bizim kaybolan oylarımız ortağımızda, ortağımızın kaybolan oyları da başka bir partide. Sonuçta herkes memnun halinden. Parlamento yapısı da bu haliyle herhangi bir sorun teşkil etmiyor. AK Parti'nin içinde olmadığı hiçbir yasama faaliyeti sonuç çıkarmaz. Bu da ortaya çıkmıştır. AK Parti ve MHP olarak Meclis'in en güçlü grubunu oluşturuyoruz."

Binali Yıldırım, yeni sistemde artık uzlaşma kültürünün daha çok gelişmesi gerektiğini vurguladı.

Yeni sistemde icranın sandıkta cumhurbaşkanına verildiğini, onun işlerini yapması için de ihtiyacı olan, cumhurbaşkanlığı kararnameleri gibi yasal araçlarının olduğunu belirten Yıldırım, memleketin işlerini görmek, vatandaşın beklentilerini karşılamak için ihtiyaç duyulan yasal altyapının mevcut olduğunu kaydetti.

 “YENİ DÖNEMDE MECLİS’İN ÖNEMİ ARTACAK”

Parlamentonun iki şey yapacağını belirten Yıldırım, "Bir tanesi, milletvekilleri seçim bölgelerine gidiyorlar, vatandaş taleplerini alıyorlar, bir düzenleme ihtiyacı var. Cumhurbaşkanı kararıyla olmayacak yeni bir talep var. Onu değerlendirecek ve Meclis'te asgari müştereklerde bir araya gelerek partiler bu düzenlemeyi yapacaklar." ifadesini kullandı.

İkincisinin ise yürütmenin etkin denetiminin yapacağını dile getiren Yıldırım, yazılı soru önergeleriyle kurulan komisyonlarla bütçe denetimiyle ve birçok yönden de zaman zaman bakanların Meclis'e gelip bilgi vermeleriyle denetim ve yasama faaliyetlerinde Meclis'in daha etkin hale geleceğinin altını çizdi.

Yıldırım, yeni dönemde Meclis'in öneminin artacağına dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"Geçmiş dönemde iktidar partisi ne isterse Meclis'te o olur. Onun dışında hiç muhalefet partisinin verdiği bir kanun teklifinin, eğer uzlaşma olmasa, çıktığı baki değil. Şimdi hükümet, teklif veremiyor. Tek bir istisnası var, bütçe kanunu. Bütçe Kanunun da şimdi hükümetin, Meclis'e kanun getirme yetkisi yok. Bu neyi gösteriyor? Bu, Meclisin 'yasama' konusunda mutlak gücünü ve hakimiyetini gösteriyor."

 “BİZ HER TÜRLÜ GÖREVİ YAPARIZ”

Yeni sistemde Meclisin daha önce görülmeyen ve ilk defa oluşacak bir Meclis olacağı belirtilerek, "Bu kadar yasama ve denetim faaliyeti güçlendirilmiş yeni Meclis'in ilk başkanını Binali Yıldırım ismi olarak zikredebilir miyiz" sorusuna, Yıldırım, "Bunun kararını ben vermem. Şöyle söyleyeyim; liderim, partimizin genel başkanı ve partimiz ne yönde karar alırsa, neyi münasip görürse biz her türlü görevi yaparız. Bu da çok uzun bir süre değil, yakında ne olacağı belli olur." cevabını verdi.

 “24 HAZİRAN ASLINDA 16 NİSAN’İN UYGULAMASIDIR”

Artık 15 Temmuz yaşandıktan sonra bu işin dönüşünün olmadığını ve mutlaka bu meselenin kökünden çözülmesi gerektiği kanaatinin toplumda da yerleştiğini vurgulayan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Tabi o dönemde, önceki yıllara göre aynı gücümüz yoktu. Tek başımıza bu işi yapma şansımız yoktu. Olduğu zaman yapamadık, başka işlerle uğraşmaktan; olmadığı zaman da bu sefer orada da Sayın Bahçeli ile hatırlayacaksınız 2016'da gene bir sürpriz yaptı. Çıktı, 'Bu işler böyle gitmiyor, fiili durumu hukuki şekle dönüştürmek lazım, başkanlık sistemi olması lazım' dedi. Ondan sonra bu süreç başladı.

Sayın Bahçeli ile görüşmelerde bire bir ben bulundum, arkadaşlarımızla yaptık ve Meclise getirdik.16 Nisan 2017'de milletin onayına sunduk, orada da kabul edildi. 24 Haziran aslında 16 Nisan'ın uygulamasıdır. Vatandaş 'Kabul ettim bir sene önce, şimdi de seçim yapılıyor, kabul ettiğim şeyin gereğini yapıyorum' dedi. Ama bizim muhalefet adayları, Allah canlarını sağ etsin, ona karşı çıktılar. 16 Nisan'ı kabul etmediler. Çıktılar, 'Biz, bunu değiştireceğiz, geri götüreceğiz, sistemi değiştireceğiz.' Vatandaşın bu ağırına gitti. 'Ben bir sene önce bu kararı vermişim, sen benimle niye inatlaşıyorsun? Sen bu sistemde ne yapacağını söyle.' Bu mesajı verselerdi belki daha iyi olurdu, çok ümit etmiyorum ama biraz daha iyi olabilirlerdi."

 “CUMHURBAŞKANI RAHATI SEVMEYEN BİR ADAM”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la çalışmanın çok keyifli olduğunu anlatan Yıldırım, şunları kaydetti:

"Cumhurbaşkanı, rahatı sevmeyen bir adam. Rahat olmak isteyeni de sevmiyor. Kendi de rahat etmez, yanındakileri de rahat ettirmez. Böyle bir iş tutuş şekli var. Alışık olmayanlar bu yolculukta dayanamazlar. Bu neden kaynaklanıyor? Memleketin meselelerine olan hassasiyetinden kaynaklanıyor."

CHP içindeki olağanüstü kurultay tartışmalarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Yıldırım, "Muharrem Bey tabii haklı olarak seçimlerde partisinin üzerinde bir oy, destek aldığı için bunu bir sonuca dönüştürmek istiyor." diye konuştu.

 “TÜRKİYE’NİN ÜRETİM İSTİHDAM EKSENİNDE BÜYÜMESİNİ SÜRDÜRMESİ LAZIM”

Başkanlık sistemini ilişkin, "1950 ihtilalinden bu yana bu sistem hep tartışılıyor ve değişmesi yönünde seçim vaatlerine bunu koymayan hemen hemen lider yok." ifadesini kullanan Yıldırım, şöyle konuştu:

Türkiye'nin 1924-2002 arasınında ortalama yüzde 4,7 büyüdüğünü hatırlatan Binali Yıldırım, "2003-2017 arası 5,7 büyüdü ortalama. Şimdi bunun anlamı ne biliyor musunuz? Eğer Türkiye 1924'ten bugüne 5,7 büyüseydi bugün dünyanın 7. büyük ekonomisi olacaktı 2,3 trilyon dolarla, Fransa'dan sonra gelecekti. Şimdi 17. sıradayız." ifadelerini kullandı.

Yıldırım, "Türkiye'nin mutlaka üretim, istihdam, ihracat ekseninde büyümesini sürdürmesi lazım." dedi.

Başbakan Yıldırım, "Yap-işlet-devret modellerini, dış kaynağı daha çok kullanacağız. Buradan artan kısımları da sosyal projelere harcayacağız." ifadesini kullandı.

Yıldırım, "Bundan sonra yapılması gereken, milletin verdiği bu krediyle ülkemizin önündeki sorunları çözmektir." şeklinde konuştu.

 “KAMU DA KENDİ İÇİNDE TASARRUFA GİDECEK”

Başbakan Yıldırım, "Faizleri aşağıya indirmek, enflasyonu aşağıya çekmek ana önceliklerin başında geliyor. Bunun için tedbirler alınacak." dedi.

Yeni hükümet döneminde yapısal reformların yapılmaya devam edeceğini belirten Yıldırım, şunları söyledi:

"Verimsiz projelerin yerine öncelikleri olan, daha fazla verimli projeler tercih edilecek. Kamu da kendi içinde tasarrufa gidecek. Böylece kaynak ihtiyacını daha da azaltmış olacağız."

Yıldırım, "Para politikalarıyla ilgili taahhütlerimizle kaynaklarımızın dengelenerek yönetilmesi lazım. Bu dönemde en fazla ona dikkat edeceğiz." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, "Bugüne kadarki temel altyapı yatırımlarının üçte birinden fazlasını alternatif finans modelleriyle yaptık." dedi.

 “TERÖRÜ BULUNDUĞU YERDE ETKİSİZ HALE GETİRMEMİZ LAZIM”

Başbakan Yıldırım, "Terörle mücadelede doğrusu son iki yılda çok farklı bir yöntem denedik. Özellikle 15 Temmuz darbe girişiminden sonra terörle mücadelede bir karar aldık, 'savunma değil taarruz esas olacak' dedik." ifadesini kullandı.

"Terörü bulunduğu yerde etkisiz hale getirmemiz lazım. Akdeniz'den Fırat'ın batısına kadar olan 400 kilometrelik bölümünü hallettik." diyen Yıldırım, şöyle konuştu:

"Terörle mücadele seçime endekslenen bir iş olamaz. Bunu böyle düşünmek bu ülkeye en büyük haksızlıktır. Bu, Türkiye'nin beka meselesi.

Şimdi Irak tarafında 350 kilometrelik alanda, İran sınırından Habur'a kadar, orada da, Kandil de dahil, sahadayız."

Başbakan Yıldırım, "Münbiç'te ABD ile çalışıyoruz ama 'Fırat'ın doğusunda da biz herhangi bir tehdit istemiyoruz' diye ABD'ye de açık açık söylüyoruz." dedi.

Yıldırım, "ABD'yle ilişkilerin normalleşmesi ve iki NATO müttefikine yakışır şekilde devam etmesi için ABD'nin de atması gereken adımlar var." ifadesini kullandı.

 “MAĞDURİYETİN GİDERİLMESİ İÇİN ÇALIŞMALAR YAPILACAK”

"Darbeye doğrudan iştirak edenlerin yargılamaları büyük oranda tamamlandı. Zannediyorum bu sene sonuna kalmaz tamamı bitmiş olur." diyen Yıldırım, "(FETÖ) İhanet, ticaret tarafı tamam ama ibadet tarafındakilerin bu işte bir taksiratı yok, bunların ayıklanması lazım." ifadesini kullandı.

Yıldırım, "Mağduriyetlerin giderilmesi için de bir yandan çalışmalar yapılacak." dedi.

"Sadece Türkiye'de değil bunlar 160 ülkede aynı işleri yapıyorlar." ifadesini kullanan Yıldırım, "Cumhurbaşkanımızın 12-13 Temmuz'da Brüksel'de yapacağı toplantılarda FETÖ'den ABD'nin bizden beklentilerine kadar tüm konular görüşülecek." diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, şunları söyledi:

"Bu darbeyi FETÖ'cülerin yapmadığını söyleyen bir Allah'ın kulu var mı, yok. Herkes bunların yaptığını söylüyor. Dünyada da böyle Türkiye'de de böyle ama ABD garip bir şekilde bu konuda isteksiz. Bu meselenin sorgulanması lazım. Bu kadar işten sonra hayatına hiçbir kısıtlama getirmeden, hiçbir zorluk yaşamadan burada bu terör örgütü başının faaliyetlerini sürdürmesi Türk halkı tarafından kabul edilmiyor."

 “YENİ KABİNE PAZARTESİ AÇIKLANACAK”

"Yeni kabine pazartesi açıklanacak ve OHAL de böylece tamamlanmış olacak." diyen Yıldırım, "Fransa 719 gün olağanüstü hal ile yönetildi. Neyin üzerine? Bir terör saldırısından sonra. Darbe, kalkışma falan değil." şeklinde konuştu.

Yıldırım, "Yarın yayınlayacağımız son kararnamede, OHAL kalktığında terörle mücadelenin zafiyete uğramaması için ihtiyaç olan düzenlemeler yer alacak." dedi.

Başbakan Yıldırım, "44 başbakan ağırlamışız, 178 ülkeden bakan düzeyinde ağırlama yapmışız. 29 ülkeye de ziyarette bulunmuşuz." diye konuştu.

BEDELLİ ASKERLİK

Bedelli askerlik konusunda, "Yeni hükümet açıklanacak, önündeki birçok gündem maddesinden bir tanesi de bu olacak." diyen Yıldırım, şöyle konuştu:

"Sıkıntı, ülkemizin en büyük kaynağı olan, enerjisiyle, heyecanıyla bu gençlerimizin önündeki belirsizliği ortadan kaldırmak. Yapmamız gereken bu. O yüzden Silahlı Kuvvetler, Savunma Bakanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, hükümet bu konuyu birlikte ele alıp kapsamlı bir çözüm üretilecek mutlaka."

Yıldırım, askere alma sistemine ilişkin de "Getirilecek çözüm daha kapsamlı, yapısal bir çözüm. Kalıcı olması lazım. O zaten başladı. Özellikle geçtiğimiz yıllarda başladı ve 15 Temmuz'dan sonra da hızlandı. O bakımdan güvenlik zafiyeti, savunma zafiyeti söz konusu değil." dedi.

Çocuk istismarı ve hayvan haklarına konusunda Yıldırım, "Konu içerik olarak çıkaracağımız KHK'ya da uygunsa, burada da değerlendirebiliriz." ifadesini kullandı.

Yıldırım, "Bu yerel seçimler yapılır, parlamentoda partilerin uzlaşması suretiyle takip eden 2023 seçimleri kasıma alınabilir." dedi.

 

QHA