VİYANA (QHA) 20 NİSAN 2018 -

Kabinede kabul edilen karara göre, iltica başvurusunda bulunanların cep telefonlarına kimliklerini ve nereden geldiklerini tespit edebilmek için el konabilecek.

İltica başvurusunda bulunan kişinin daha önce "Dublin Kuralları"nın geçerli olduğu bir AB ülkesine girdiği anlaşılırsa, bu ülkeye geri gönderilebilecekler. Dublin kurallarına göre, mülteciler ulaştıkları ilk AB ülkesinde iltica başvurusu yapabiliyor.


GÖÇ EDEN SAYISI AZALSA DA GÖÇMEN KARŞITLIĞI SÜRÜYOR


Göç krizinin zirve yaptığı 2015'te Avusturya'da 90 bin kişi, ülke nüfusunun yüzde 1'inden fazlası iltica başvrusunda bulunmuştu.
Balkanlar üzerinden gelen göç rotası kapatılınca, Avusturya'ya varan göçmen sayısı önemli ölçüde düştü.

Bu yılın ilk üç ayında Avusturya'ya 3992 kişi iltica başvurus yaptı. 2016'nın aynı döneminde bu sayı 14 bin 400 olmuştu.


Ancak hükumetin göç konusundaki sert tutumu sürüyor. Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, haftalık basın toplantısında "Kaçak göçe ve iltica sisteminin kötüye kullanılmasına karşı mücadele hedefini bilerek belirledik" dedi.


SADECE TELEFONLARA DEĞİL PARALARA DA EL KONABİLECEK


Kabinede kabul edilen tasarı sadece cep telefonlarını içermiyor.Göçmenlerin 840 euroya kadar nakit paralarına el koyma yetkisi de veriliyor. Paranın, başvuruları değerlendirilirken göçmenlerin bakımına harcanacağı belirtiliyor.

Avusturya bu konuda yalnız sayılmaz. Danimarka, Almanya ve İsviçre de göçmenlerin kıymetli mallarına el konulmasına izin veriyor.


ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ'NDEN TEPKİ


Parlamentodan da geçmesi gereken yasa tasarısı, hastanelere de sınırdışı edilebilmeleri için taburcu edilen iltica başvurusu sahiplerini bildirme zorunluluğu getiriyor.

Mültecilerin Avusturya vatandaşlığına başvurabilme süresi de altı yıldan on yıla çıkartılıyor.

İnsan hakları kuruluşları ve muhalefet, Avusturya hükumetinin bu planlarını kınadı. İltica başvurusu yapanların sınırdışı işlemlerinin de hızlandırılması planlanıyor.

Uluslararası Af Örgütü cep telefonlarına el koyma planlarının "insanların mahremine orantısız bir müdahale olduğunu ve evlerinden olmuş insanların toptan sahtekâr ve bir güvenlik riski olarak damgaladığını" açıkladı. Kuruluş, tasarının sadece "halk arasında daha fazla belirsizlik ve güvensizlik yaratmaya yarayacağını" da belirtti.

QHA