ANKARA (QHA) - 5 Nisan 2018 -

Avusturya’da aşırı sağcı hükümetin ilkokul ve anaokullarında başörtüsünü yasaklamaya yönelik yasal düzenleme hazırlığı içinde olması, ülkede yaşayan Müslümanların yanı sıra, birçok sivil toplum temsilcisi, akademisyen ve aktivistin tepkisine neden oldu.

Anadolu Ajansı'nın haberine göre Başbakan Sebastian Kurz, dün yaptığı açıklamada, ilkokullarda ve anaokullarında başörtüsünün yasaklanmasının önünü açacak bir yasanın hazırlanması için konuyla ilgili üç bakanlığa talimat verdiğini söyledi. Kurz, "çocuk koruma yasası" olarak adlandırdığı yeni düzenlemeyle ülkede paralel toplum oluşumunu engellemeyi hedeflediklerini savundu.

700 binin üzerinde Müslüman'ın yaşadığı Avusturya’da akademisyenler, başörtüsünün eğitim sisteminde yasaklanmak istenmesini, din ve vicdan özgürlüğü başta olmak üzere, temel insan haklarına aykırı olduğu görüşünü paylaşıyor. 1912’den itibaren İslam’ın resmi din olarak kabul edildiği ülkede, hükümet yetkililerinin başörtüsünü ayrıştırıcı ve "siyasal İslam'ın" bir sembolü olarak tanımlaması, Avusturya'da yaşayan Müslümanları, dini özgürlüklerinin ileriye dönük daha da kısıtlanacağı endişesine neden oluyor.

Neredeyse hiçbir Müslüman anne-babanın çocuklarını başörtülü olarak anaokulu ya da ilkokula göndermediği ülkede, Müslüman çocuklar üzerinden suni gündem oluşturulması, yaklaşık 100 gündür ülkeyi yöneten aşırı sağcı hükümetin sert eleştirilere neden olan kimi uygulamalarını örtbas etmek için başvurduğu bir yöntem olarak değerlendiriliyor.

"Müslüman çocuklar popülist siyasete alet edilemez"

Avusturya'da Müslümanları temsil eden, başbakanlığa bağlı Avusturya İslam Cemaatinin (İGGÖ) Başkanı İbrahim Olgun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşırı sağcı hükümetin ilkokullarda ve anaokullarında başörtüsünün yasaklanmasına ilişkin yaklaşımının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Çocuklarımız üzerinden hiçbir siyasetçi popülist bir siyaset yapamaz." dedi.

Olgun, "Musevilerin giyindiği Kippa veya Hristiyanlara ait haç sembolü üzerinden nasıl siyaset yapılmıyorsa, başörtüsü üzerinden de siyaset yapılmamalıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Avusturya’da yaşayan Müslümanların dini özgürlüklerini kaybetme noktasında büyük bir endişe içerisinde olduklarını vurgulayan Olgun, "Bu yaklaşımın (başörtüsünün yasaklanmak istenmesi) başta dini özgürlüklerimiz olmak üzere, ebeveynlerin çocuklarını terbiye etme haklarına da aykırı bir tutumdur. Bu açıklamaları sert bir şekilde kınıyoruz." dedi.

Başörtüsü yasağı anayasa aykırı

Eğitimde Ayrımcılık Karşıtı Eşitlik Derneği (IDB) Başkanı Dr. Sonia Zaafrani de hükümetin başörtüsü yasağına ilişkin yaptığı açıklamalarda, kız çocuklarının korunması ve uyum konusunu vurguladığını hatırlatarak, Avusturya'da çocukların korunmasına yönelik çok sayıda yasa ve kurumun olduğunu, "başörtüsünün entegrasyona engel teşkil etmediğini" söyledi.

Başörtüsünün farklı konuları örtbas etmek için kullanıldığına işaret eden Zaafrani, "Başörtüsünü baskı ve siyasal İslam'la ilişkilendirmek istiyorlar. Bu halihazırda var olan başörtüsü ve İslam karşıtlığını artırırken, öğrencilere yönelik ayrımcı ve ırkçı tutumların da çoğalmasına neden oluyor. Bizim hükümetten beklentimiz, eğitim sistemindeki ırkçılık ve ayrımcılığa karşı yapıcı önlemler alması, ancak bu konularda hükümetten hiçbir açıklama duymuyoruz." diye konuştu.

Başörtüsü yasağının anayasaya aykırı olduğunu vurgulayan Zaafrani, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek Protokolünün ikinci maddesinde, eğitim alanında devletlerin vatandaşların dünya görüşü ve dini anlayışlarını göz önünde bulundurarak hareket etmesi gerektiğine yer verildiğini, bu maddenin Avusturya anayasasında da yer aldığının altını çizdi.

QHA