KİEV (QHA) -

Birçok insanın çabası sonucunda serbest bırakılarak Türkiye’ye götürülen, ardından Ukrayna’ya dönen Kremlin’in eski siyasi mahkumu Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov ve kızı Ayşe Ümerova, 28 Ekim tarihinde Hayat Radyosu’na konuk oldu. Kırım Haber Ajansı (QHA) ve Hayat Radyosu Müdürü Gayana Yüksel ve gazeteci Olga Volınets ile yapılan sohbette İlmi Ümerov, serbest bırakılma süreci, gelecek için planları ve Kırım’da siyasi mahkumların karşılaştığı sorunları anlattı.

Konuşmanın tam metni şu şekilde:

Hayat Radyosu: Kırım’dan Türkiye’ye götürüldüğünüzü öğrenildiğinde burada büyük bir enformasyon heyecanı başladı. Hepimize neler oluyor diye soruldu. Şimdi perdenin biraz aralandığı anlaşılıyor, ama Kırım’dan ayrıldığınız andan beri neler olduğunu ayrıntılı olarak anlatabilir misiniz?
 
İlmi Ümerov: Şu anda Kiev’de bulunuyorum. Hatta bir geceyi burada geçirdim. Bu, vatanın dışında geçirdiğim ilk sabah. İki yıl ve 9 ay boyunca Akmescit’teki tutukevinde tutulan Ahtem Çiygöz dahil iki kişi serbest bırakıldı. Ben 1,5 yıl ev hapsinde bulunuyordum. Savcı bana şartlı ceza verilmesini isterken hakkımda 2 yıl hapis cezası verildi. Yargı uygulamasında bu çok nadir rastlanan bir durum, ama bana yönelik olarak uygulandı. Serbest bırakılmasaydım hapse gitmek zorunda kalacaktım. Hatta evimde eşyalarımın toplandığı bir çanta bile vardı.


 
Hayat Radyosu: Kırım’dan ayrılarak hapse sevk edilmeye hazırlanıyor muydunuz?
 
İlmi Ümerov: Evet, öyle.


 
Hayat Radyosu: Ayşe Hanım, babanızın götürüldüğünü nasıl öğrendiniz?
 
Ayşe Ümerova: Sabah saatlerinde kimlik belgelerini getirmemizi istediler. Babam hastanede bulunuyordu. Annemle birlikte saat 7.00 sularında oraya giderek pasaportunu verdik. Ardından Federal Cezaevi Servisi görevlileri, ambulans, doktorlar ve avukat Nikolay Polozov geldiler. Onlar bazı belgelerin hazırlanması, serbest bırakıldığına dair belgelerin imzalanması için Akmescit’te Federal Cezaevi Servisi Müdürlüğüne gidilmesi gerektiğini söylediler. Babam ambulans aracına bindirilerek götürüldü. Bizden eşlik etmemiz istenildi, bahsi geçen kurumun Akmescit’teki adresi verildi. 

Oraya geldiğimizde babamı aradık. Babam, “Beni başka bir yere götürüyorlar” dedi. Yani Federal Cezaevi Servisi Müdürlüğüne götürmüyorlardı. Şoke olduk. Hemen, neden böyle bir senaryo öngörülmüşken, niçin böyle yapıldığını öğrenmesi için Nikolay Polozov’u aramaya başladık. Polozov, babamın havalimanına götürüldüğünü öğrenebildi. İlk önce bize, Akmescit Havalimanı’na bir Türk heyetinin geleceği, havalimanında bazı belgelerin, protokollerin imzalanması gerekeceği, ardından Federal Cezaevi Servisi Müdürlüğüne getirilip serbest bırakıldığına dair belgelerin imzalanacağı, sonra da babamın hastaneye döneceği, tedavisini tamamlayıp eve dönebileceği söylendi.
 
Uçuş radarında Akmescit Havalimanı’nda varış yerinin belirtilmediği bir uçağın havalandığını, bunun Rus kolluk kuvvetlerinin özel seferi olduğunu gördüğümüzde, babam ve Ahtem Çiygöz’ün söz konusu uçakta olabileceğine dair tahminlerimiz oldu, gizli servis görevlilerinin de o an için Türk heyeti ile görüştüklerinden dolayı kendilerine ulaşılamadığı ileri sürdü. Birkaç saat boyunca irtibat yoktu, uçak Rusya’nın Anapa şehrinden Türkiye’ye doğru uçmaya başladı. Onların Türkiye’ye götürüldüğü anlaşıldı. Senaryo sabahtan beri birkaç kez değişti, bizim için bu bir şoktu. 


 
Hayat Radyosu: Son ana kadar hiçbir şey bilmiyor muydunuz?
 
Ayşe Ümerova: Hayır, bilmiyorduk.


 
Hayat Radyosu: Ne zaman öğrendiniz?
 
Ayşe Ümerova: Uçak neredeyse Türkiye’ye ulaştığımda. Söz konusu görüşme sürecine Türkiye’nin katıldığı ve gizli servislerin böyle bir serbest bırakma mekanizması hazırladığı anlaşıldı.


 
Hayat Radyosu: İlmi Bey, uçakta Ahtem Çiygöz ile birlikte miydiniz? Birbirinizi gördünüz mü? Konuşma imkanınız oldu mu?
 
İlmi Ümerov: Beni hastaneden götürdüler, ben iki doktor eşliğinde ambulans aracında götürüldüm. Camlar buzluydu, yol görünmüyordu. Akmescit’e hareket ederken kendimi oldukça rahat hissediyordum. Sonra merkeze değil, başka bir yere götürüldüğümü hissettim, Ayşe’yi arayarak Federal Cezaevi Servisi’ne değil, başka bir yere götürüldüğümüz söyledim. Beni havalimanına getirdiler. Bir saatten fazla araç içinde bekledim. Kimse herhangi bir görüşme yapmadı, havalimanında herhangi bir Türk heyeti tabii ki yoktu. Rus gizli servis görevlileri vardı. Beni Ahtem Çiygöz’den biraz erken getirdiler. Aynı alanda ama farklı araçlarda bulunuyorduk. Ahtem Çiygöz camları filmli polis aracında bulunuyordu. Ben buzlu camlı ambulans aracındaydım. Bir süre sonra uçağa geçmem istenildi. Bunun, güya Akmescit’te bir ofis bulunmadığı için uçakta belli prosedürler yapılması için gerektiği ileri sürüldü. 
 
Ben geldiğimde Ahtem Çiygöz uçaktaydı, kuyruk kısmına yakın oturuyordu. Beni uçağın ortalarına oturttular. Hemen konuşmamız, hatta birbirimize bakmamıın dahi yasak olduğu konusunda uyardılar.
 
Bir süre sonra tuvalete gitmem gerektiğini söyledim. Ahtem’in yanından geçerken kendisiyle Kırım Tatarca selamlaştım. Yoluma devam ederken bana eşlik eden görevli çok kızgın bir sesle: “Şu an çok kaba bir ihlalde bulundunuz. Yaşınıza hürmeten sizi yere yatırarak ellerinizi kelepçelemedik” dedi. İnsan dışı davranışlar bu anda bile sergilendi. 
 
Sonra bir saatten uzun bir süre daha uçakta bulunduk, yanıma bir doktoru oturttular. En azından kendini doktor olarak tanıttı. Her yarım saatte bir arteryal basıncımı ölçtü ve bazı ilaçlar teklif etti. Beni hastaneden götürdüler, yanımda hiçbir ilaç yoktu, düzenli olarak birkaç ilaç içiyorum. Doktor birkaç ilaç verdi. Ben onları kullanmadım. Sonra uçak havalandı. Kimse neler olduğuna dair açıklama yapmadı. Bir havalimanında indik. Rusya Federasyonu’ndaki Anapa şehri olduğunu öğrenebildik. Orada da hiçbir Türk heyeti yoktu, yakıt ikmali yapıldı ve uçağa bir Türk vatandaşı alındı (bunu sonradan, Ankara’ya indikten sonra öğrendik).
 
Ahtem Çiygöz ile uçakta konuşmadık. Kendi koltuğumuzda oturduğumuz için herhangi bir kaba davranışta bulunulmadı. Uçak yakıt doldurarak birkaç saat bekledi ve havalandı. Nereye gidiyordu? Kimse bize bir şey söylemedi. Deniz üzerinden geçerken güneye doğru uçtuğumuzu tahmin edebildik.
 
Bir havalimanından indik. Daha sonra burasının Ankara olduğunu öğrendik. Önce Ahtem Çiygöz çıkarıldı. Uçaktan yaklaşık 200 metre uzaklıkta bir araç duruyordu. Yanında birkaç kişi vardı. Bu, esir veya savaş tutsaklarının takas sürecine benziyordu. Karşılayan insanlar eşlik eden insanlarla temasa geçmiyor, sadece gidilmesi gereken yönü gösteriyor. Ahtem gitti. Araca ulaştığında beni uçaktan indirdiler ve aynı şekilde salıverdiler. Ahtem Çiygöz ile ancak bizi karşılayan Türk gizli servisinin (MİT-Milli İstihbarat Teşkilatı) görevlilerinin yanında selamlaşabildik. Ardından konuşmaya başladık, duygularımızdan bahsettik.


 
Hayat Radyosu: Basın toplantısında Ahtem Çiygöz, tutukevinde kendisine verilen belgeyi gösterdi. Formel olarak elinde bir belge var. Size bir belge verildi mi?
 
İlmi Ümerov: Ahtem Çiygöz’ün serbest bırakıldığına dair belgesi var, çünkü tutukevinden, hapisten götürüldü, ben ise hastaneden götürüldüm, benim serbest bırakıldığım, af edildiğim ya da cezamın değiştirildiğine dair hiçbir belgem yok. 
 
Ben Bahçesaray’da hastanedeyken beni aldatarak Akmescit’e gitmeye davet ettiklerinde devlet başkanının bir rehabilitasyon belgesini ibraz etmesi gerektiğini söylediler. Bu kararı görmedim. Kimse bana hiçbir şey göstermedi, anlatmadı. Ankara’ya getirerek “Oraya git” dediler.


 
Hayat Radyosu: Ayşe Hanım, şimdi ne yapmayı planlıyorsunuz? İlmi Ağa’nın anlattıkları insan kaçırmaya benziyor.
 
Ayşe Ümerova: Bu durumda, neler olduğunu öğrenmek için bir avukat ekibinin çalışması gerektiğini düşünüyorum, çünkü resmi kaynaklarda bile hiçbir talimat yayınlanmadı. Ya bu belgeler gizli ya da ortada hiçbir belge yok. Şimdilik anlaşılmıyor. İnsanlar öylesine serbest bırakılmıyor. Kırım’daki medyalarda, hem Ahtem Çiygöz’ün hem İlmi Ümerov’un yazmayı reddettiği güya Kırım Müftüsü tarafından yazılan bir af dilekçesi üzerine serbest bırakıldıklarına dair bilgiler yayınlandı. Ama yerel medyaların haberleri dışında bunu doğrulayan hiçbir kanıt yok.


 
Hayat Radyosu: Ayşe Hanım, Kırım’daki tepki nasıl? Telefonlar geliyor mu?
 
Ayşe Ümerova: İlmi Ümerov ve Ahtem Çiygöz’ün Türkiye’ye gönderildiğine dair ilk bilgiler (bu bilgiler Mustafa Ağa’dan geldi, o herhalde bu süreçte en önemli role sahip) alındığında, tüm gelen mesajlar aynıydı ve “Bu gerçek mi?” sorusunu içeriyordu. İki insanın uzak bir güzergahtan, Türkiye üzerinden serbest bırakılması inanılmaz bir şeydi. Eve ulaşana kadar milyonlarca arama, mesaj geldi, herkes endişe etti, sevindi. Kimileri ağladı, kimileri çılgın gibi sevindi. O gün sözde Hizb-ut Tahrir davası çerçevesinde birkaç duruşma yapıldı. Sonradan gençlerin, diğer siyasi tutukluların ailelerinin bu haberi öğrendiğinde tepkileri anlatıldı. Tabii ki sürecin bir doruk noktasına doğru ilerlediğini, yakınlarının benzer bir şekilde serbest bırakılacağı ümidi doğdu. Çok güzel tepkiler alındı, her taraftan çok destek geldi. 
 
Görüşme süreci devam ederken babamın evde, Kırım’da olacağı, Kırım’dan götürülmeyeceği söylendi. Ankara’ya götürüldüğünde annem bunu sürgün olarak algıladı. Bu zor. Son yıllarda Kırım’dan ayrılmamak babamın ilkesel tutumuydu.


 
Hayat Radyosu: Kırım’a dönmeyi planlıyor musunuz?
 
İlmi Ümerov: Mutlaka. Şimdi durumun biraz değerlendirilmesi gerektiğini, bizim serbest bırakılmamızın sebebi olan "efsanevi" gizli talimat, hakkında haberimiz olmayan olup biten görüşmeler ve süreçler hakkında bilgi edinmeye çalışmamız gerektiğini, kimin kime nasıl şartlar ileriye sürdüğünü öğrenmemiz gerektiğini düşünüyorum, çünkü bana yönelik hiçbir şart koyulmadı.

Ayşe görüşme sürecinden söz etti. Bu, olaylardan birkaç gün önce gelen Putin adına af dilekçesi yazmayı teklif eden FSB görevlileriyle yapılan bir görüşmeydi  bu. Ben bunu kesinlikle reddettim. Aynı şey Ahtem Çiygöz’le de oldu. O da reddetti. Artık, olup bitenlerin neye dayandığını, hangi şartların gerçekleştirildiğini bilmiyoruz.
 
Bir haftanın alışmak için gerekeceğini, 2-3 haftanın muayene için gerekeceğini (ben hastaneden çıktım sonuçta) düşünüyorum. Almanya’ya gidip orada muayene olmam teklifi var. Ardından mutlaka Kırım’a döneceğim.


 
Hayat Radyosu: Ahtem Çiygöz ve İlmi Ümerov davaları Kırım’daki siyasi tutuklular meselesine büyük dikkat çekti. Bu yönde çalışmalara devam etmeyi planlıyor musunuz? Bu çalışmalar bağlamında Kırım’da kaçırılan ve kaybolanlar meselesinin çözülmesine nasıl dikkat çekilebilir?
 
İlmi Ümerov: Tüm demeçlerde, medyalarla yaptığımız tüm görüşmelerde iki insanın serbest bırakılmasının büyük bir hikayenin küçük bir bölümü olduğunu söylüyoruz. Daha 40 kişi serbest bırakılmalı, saldırgan devlet kaçırılan insanlar meselesiyle ilgilenmeye, onların aramasını ve açılan davaları etkili şekilde incelemeye zorlanmalı. Önde gelen ülkelerin devlet başkanları düzeyinde uluslararası toplum, saldırgana, saldırgan ülkenin devlet başkanına yani Putin’e baskı yapmalı.
 
Bunun dışında en önemli konu Kırım’ın Ukrayna’nın kontrolü altında dönmesi, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün, Ukrayna’nın sınırlarının yeniden tesis edilmesidir, bu bağlamda Donetsk ile Lugansk illerinin işgal edilen bölgelerine ilişkin çabalar da söz konusu.


 
Hayat Radyosu: Ayşe Hanım, İlmi Ümerov davasının enformasyon alanında yansıması, çoğu açıdan sizin çabalarınız sayesinde gerçekleştirildi. Bu yönde çalışmalara devam etmeyi planlıyor musunuz?
 
Ayşe Ümerova: Bu konuya artık o kadar daldık ki bu çerçeveden çıkmayacağımızı düşünüyorum. Meselelerinin çözülmesini bekleyen çok sayıda kişi var.


 
Hayat Radyosu: Tutumunuz ve fikirleriniz bu denli açıkken Kırım’a girişinizde zorluklar çıkmıyor mu?
 
Ayşe Ümerova: Zorluklar oluyor, ama her şeyin üstesinden gelinebilir.

 

Hayat Radyosu: Güzel haberlerden biri, İlmi Ümerov’un Avrupa Hatıra ve Vicdan Platformu Ödülü’ne layık görülmesi oldu. Bildiğim kadarıyla ödülü teslim almak için Fransa’ya gitmeniz gerekiyor.
 
Ayşe Ümerova: İlmi Ümerov’un adaylığa sunulmasıyla Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Eskender Bariyev ve ekibi ilgilendi. Benden bazı belgeler hazırlanmam rica edildi. Ardından İlmi Ümerov’un son altı aday arasında olduğu bilgisi öğrenildi. İki gün önce babamın ödüle layık görüldüğü bildirildi, resmi olarak dün yayınlandı. 8 Kasım tarihinde Paris’te ödüllendirme töreni yapılacak.


 
Hayat Radyosu: Kanaatinizce Ukrayna Anayasası’nda Kırım Tatar özerkliği ile ilgili değişiklikler yıl sonuna kadar yapılabilecek mi?
 
İlmi Ümerov: Dün biraz bu konudan söz ettik, ama bu bir konuşma olarak nitelendirilemez. Cumhurbaşkanı, ben, Ahtem Çiygöz, Mustafa Ağa, Refat Çubarov basına konuştuk. Ukrayna’nın Kırım Tatar halkının statüsü ile ilgili yasayı kabul etmesi ve Kırım’ın kontrolü altında dönmesini, işgale son verilmesini beklemeden Anayasa’da gerekli değişikliklerin yapılması gerektiğini söyledim. Bunlar oldukça zor süreçler, ama Cumhurbaşkanı tarafından anlayışla karşılanıyoruz. Güzel bir çalışma yapılırsa oy çoğunluğu ile kabul edilen kararların kabul edilebilme  şansı var, anayasal çoğunluğu beklemenin zor olduğunu düşünüyorum. 

 

Hayat Radyosu: Söz konusu meselenin ele alınması bağlamında çok sık, “Neden Kırım Tatarları Kırım Tatar ulusal özerkliğine ihtiyaç duyuyor?” sorusu soruluyor, üstelik Kırım işgal altındayken. 
 
İlmi Ümerov: Rusların Rusya'sı var, Fransızların Fransa’sı var, Ukrainlerin Ukrayna’sı var. Kırım Tatarlarının da belirli bir bölgede ulusal yapılanması olmalı. Kırım Tatar halkının oluştuğu bölge, Kırım yarımadası. Belirli bir ulusal devletçilik yapısı Kırım’da kurulmalı. Kırım’ın Rusya tarafından işgal edildiği dikkate alınırsa günümüzde Kırım 'de facto' Rusya yönetimi altında. Ukrayna’da yarımadanın statüsünün değiştirilmesi ile ilgili kararın kabul edilmesi halinde Ukrayna, Kırım’ın geri alınması meselesinde ek gerekçeler elde edecek. Bu, yerli halk Kırım Tatarlarının sorunlarının Ukrayna’da çözümüdür.


 
Hayat Radyosu: Bir dizi hak savunucusu, serbest bırakılmanızın olumsuz bir yönü olduğunu, artık işgal edilen Kırım’da siyasi mahkumların olduğundan söz etmenin zor olacağını ifade ediyor. Kırım’da artık dini gerekçeyle yargılanan veya hapse mahkum edilen tutuklular kaldı. Bunun Rusya’ya uluslararası alanlarda Kırım’da insan hakları durumunun çok kötü olmadığını savunma imkanı vereceği belirtiliyor.
 
İlmi Ümerov: Rusya, Roman Suçşenko’yu, Oleg Sentsov’u, Aleksandr Kolçenko’yu, sözde Hizb-ut Tahrir davası çerçevesinde tutuklananları serbest bıraksın da ondan rahatça siyasi tutukluların olmadığını söylesin.


 
Hayat Radyosu: Bildiğim kadarıyla Kırım’da Oleg Sentsov’un annesiyle konuşma imkanınız oldu. Bu konuda daha ayrıntılı bilgi verebilir misiniz?
 
İlmi Ümerov: Oleg Sentsov’un annesi Bahçesaray bölgesinde ikamet ediyor, ben de Bahçesaray’dayım. Onu oldukça sık ziyaret ediyordum, yaklaşık iki haftada bir. Bu aileye kol kanat gerdik. Oleg Sentsov’un çocukları babaannesinin yanında. Hafta sonları kesinlikle babaannesiyle birlikteler, okul günlerde ise Oleg’in kardeşi ile birlikteler.

 

Hayat Radyosu: Kiev’deki Kırım Evi’nde Oleg Sentsov’u konu alan kitabın tanıtımı yapıldı. Etkinlik sonunda Ukrayna’nın ana kısmındaki insanların Oleg Sentsov ve ailesine nasıl yardımcı olduğu ile ilgili soru soruldu. Sentsov’un kuzeni Oleg’in manevi desteğe, mektuplara ihtiyaç duyduğunu, annesini ise rahatsız etmemeyi rica ederek görüşmelerin onun için zor olduğunu belirtti.
 
İlmi Ümerov: Herhalde bu, onu kim ziyaret ettiğine bağlı. Bizi sevinçle karşılıyor.


 
Ayşe Ümerova: O (Oleg Sentsov’un annesi) ailesine gösterilen dikkate ve ailesinin unutulmamasına teşekkür ediyor. Oleg Sentsov’un çocuklarına yardım ediliyor. Sentsov’un kuzeninin benzer yanıtı beniz biraz şaşırttı.


 
Hayat Radyosu: İlmi Ağa hakkında kitap yazmayı planlamıyor musunuz?
 
Ayşe Ümerova: Benzer planlar çoktan var, şimdi format üzerinde düşünüyoruz. Süreçte birçok ilginç ayrıntı vardı.


 
Hayat Radyosu: Avukat Nikolay Polozov ile işbirliğine devam edecek misiniz?
 
Ayşe Ümerova: Evet, devam edeceğimizi düşünüyorum. Davamızda büyük rolü oldu. Kırımlı siyasi tutuklular konusunda Nikolay Polozov ile mutlaka işbirliği yapacağız. 


 
İlmi Ümerov: Dava çok aniden bitti, kitap üzerinde çalışmaya başlamamıştık, olayların bu şekilde gelişmesine hazır değildik. Benim 4 avukatım olduğunu hatırlatmak istiyorum. Hepsine çok müteşekkirim. Avukatlarımın dördüne de ciddi baskılar yapıldı.


 
Hayat Radyosu: Ukrayna Adalet Bakanı Pavlo Petrenko, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı Rusya’da ve işgal edilen Kırım’daki siyasi tutuklular ile ilgili bir dava dilekçesi hazırladığını açıkladı. Bu tür dava dilekçeleriyle ilgili ne düşünüyorsunuz?
 
İlmi Ümerov: Bu soruya cevap vermem zor. Sonuçta Ukrayna’nın Rusya’ya karşı açtığı davalarda Ukrayna’nın kazanacağını düşünüyorum.


 
Hayat Radyosu: Kendi rolünüzü, davanın önemini geri plana çektiğinizi düşünüyoruz.
 
İlmi Ümerov: Dava ilginç ve gösterişliydi. Söylenen her şey iskambil kartlarından evler gibi yıkıldı.


 
Hayat Radyosu: Kiev’deki Kırım Tatarları ve Kırım’da bulunan soydaşlar için ne diyebilirsiniz?
 
İlmi Ümerov: Kırım Tatarlarını Kırım’dakiler ve Kırım’ın dışındakiler olarak ayrı ayrı ele almalıyız.
 
İlk önce Kırım’daki Kırım Tatarlarına hitap edeyim. Her birinize, en azından Kırım’da yaşamaya devam ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Bu bir tür kahramanlık. Binlerce insan milli harekete katılıyor, hapsedilenleri destekliyor. 
 
Kırım’da ikamet edenlere fikirlerini değiştirmeme, Kırım’da kalmaya devam etme, vatanımızın iadesi için mücadeleye katılma çağrısı yapıyorum. Kırım’ın dışında olanlardan Kırım’ın ifadesi mücadelesine kayıtsız kalmamalarını rica ediyorum. 


 
Hayat Radyosu: “Hayat” biliyorsunuz “yaşam” anlamına geliyor. Sizin için yaşam nedir?
 
İlmi Ümerov: Herhalde, yaşam mücadeledir.
 
Ayşe Ümerova: Şu an oluşan durumda sürekli mücadele etmek zorundayız.

QHA