KİEV (QHA) -

Tavriya Milli Üniversitesi (TMÜ) Rektörü QHA ve AA’ya verdiği ortak demeçte 2017 üniversiteye giriş kampanyası ve Türkiye ile işbirliği perspektifleri ile ilgili konuştu.

QHA: Tavriya Milli Üniversitesi, uzun ve zengin bir tarihe sahip. Sizin profesörleriniz defalarca dünyaya ismini duyurdu. Kısaca üniversitenin Ukrayna’nın ana kısmına taşınmak zorunda kaldığı zamana kadarki tarihinden bahseder misiniz?

Vladimir Kazarin: Bu yıl Tavriya Milli Üniversitesi 99 yaşını kaydediyor. Gelecek sene 100. yılımızı kutlayacağız. Tam da 100 yıl önce üniversite Simferopol’da (Akmescit) kuruldu ve o zaman bile çok iyi bir profesör kadrosuna sahipti. Farklı üniversitelerin profesörleri Kızıllardan (Kızıl Ordu) kaçmak zorunda kalıyor ve güneye doğru gidiyorlardı. Böylelikle Kırım’a, Tavriya Milli Üniversitesi’ne geliyorlardı.

Örneğin bizim üniversiteden ünlü fizikçi, Sovyetler'in atom bombası projesinin kurucusu İgor Kurçatov mezun oldu. Ona Abram İoffe, İgor Tamm ve İlya Frank gibi ünlü akademisyenler eğitim verdi.

Akademisyenlerden söz ederken üniversitemizin adını taşıdığı rektör Vladim Vernadskiy’i anmamak mümkün değil. Sovyet zamanında bizde çalışmayan ünlü akademisyen yoktur.

Budapeşte Üniversitesi’nden mezun olan profesör Bekir Çobanzade’yi anmak istiyorum. Hatta 30’lu yıllarda onun Tavriya Milli Üniversitesi rektörü olması planlanıyordu. Fakat baskı dalgası devam ediyordu... İşkence ettiler ve sonunda kurşuna dizdiler.

Kızıllar yine de Kırım’a geldi ve profesörlerin yarısı göç etmek zorunda kaldı. O zaman Türkiye birinciler sırasında Kırım Tatarları dahil yaklaşık 170 bin kişiyi kabul etti. Daha sonra profesörlerimiz dünyanın dört bir köşesindeki birçok üniversitede çalıştı. Bu nedenle şimdi yabancı üniversitelerle temas kurmak bizim için hayli kolay.

Yüzyıl sonra durum tekrarlanıyor. Ve yüzyıl sonra, 2014 yılında işgal başladığında profesörler yeniden Kırım’ı terk etmek zorunda kaldı. Bizim öğrencilerimiz ise aktif şekilde Rus ilhakına karşı çıktı. Bunlar, Sovyetler Birliği dönemindeki hayatı hatırlamayan, Ukrayna’ya bağlı Kırım’da büyüyen çocuklar. Bu yeni nesil Rusya’nın eylemlerini aktif şekilde protesto etti.

Çoğu o zaman gözaltına alındı. En ünlüleri de Oleg Sentsov ve TMÜ öğrencileri Gennadiy Afanasyev, daha sonra serbest bırakıldı ve on yıl hapis cezasına çarptırılan Aleksandr Kolçenko. Biz şimdi onun için Rusya’dan uzaktan eğitim talep ediyoruz, buna hakkı var.

2014 yılından 2015 yılına kadar Kırım’dan Ukrayna’ya okumaya gelen binlerce öğrenci, ki bu Kırım’daki üniversite öğrencilerinin üçte biri. Benzer durum öğretim üyelerini için de geçerli, Kırım yarımadasını yüzde 36-38’i terk etti. Rusya Kırım’da tüm Ukrayna üniversitelerini kapattı ve bünyesinde 8 üniversite ve 5 akademik bilim merkezinin yer aldığı Kırım Federal Üniversitesi'ni kurdu. Bu kurumlar birleştiği  sırada kadro 76 bin kişiydi. Bugün ise, iki yıl sonra kadroda 28 bin kişi var.

Ayrıca bü üniversitenin durumunu yaptırımlar etkiliyor. Yaptırımlar nedeniyle kimse Rusya dışında staj yapamıyor, verilen Rus diploması ise Rusya dışında hiçbir yerde tanınmıyor. Nihayetinde bu üniversitede WiFi da kapatıldı, güya çocuklar “yanlış” kaynaklarda “yanlış” bilgiler okuyorlar.

QHA: Günümüzde Ukrayna’nın ana kısmında durumunuz nasıl? Nasıl zorluklarla karşılaştınız?

Vladimir Kazarin: Biz (TMÜ) Kiev’de 2015 yılında çalışmaya başladık. O zaman 200 öğrencimiz ve 25 öğretim üyemiz vardı. Bugün ise, bir yılın ardından 3 bin 200 öğrenci (Yeni üniversite kazananlar ile TMÜ’ye geçiş yapanlar) ve 536 öğretim üyemiz var. Ukrayna’nın doğusundan ve Kırım’dan tahliye edilen yüksek eğitim kurumundan sadece biz Kiev’de faaliyet gösteriyoruz.

Bize bina, yurt, spor kompleksleri tesis edildi. Bilim akademisi, kimyacı ve fizikçilerimiz için laboratuvarlar sağladı. Kırımlılar ve işgal edilen bölgelerden gelen çocuklara tüm imkanlar sağlandı, onlar Ukrayna genelinde tüm üniversitelere kabul ediliyorlar. Ancak birçoğu Kırım üniversitesinde eğitim görmek için özellikle bizim üniversitemize geçiş yapıyorlar. Ayrıca Lutsk ve Kropivnistk’te üniversitemizin iki şubesi açıldı. Günümüzde TMÜ kapsamında Ukrayna’nın ana kısmına taşınan ilgili alanlardaki profesörlerin katılımıyla Kırım tıp ve tarım üniversitelerinin yeniden kurulması çalışmaları devam ediyor. TMÜ Kırım’ın ana üniversitesidir ve bu nedenle böyle çalışmalar yürütüyoruz.

Ayrıca diğer eğitim kurumlarıyla uluslararası bağlantıları geliştiriyoruz. Ve tabii ki en yakın komşu ve dostumuz Türkiye. Daha Kırım’da çalışırken 8 Türkiye üniversitesi ile anlaşma yapmıştık. Burada, Ukrayna’nın ana kısmında bu çalışma devam ediyor, yeni anlaşmalar yapıyoruz. Örneğin Başkent Üniversitesi (Ankara) ile işbirliği kuruyoruz, karşılıklı ziyaretler gerçekleştirdik. Görüşmeler sırasında ortak bilim parkının kuruluşundan söz edildi. Hatta örneğin Ukrayna’da ünlü Türk cerrahı ve Dünya Organ Nakli Derneği Başkanı Mehmet Hoca (Mehmet Haberal) ile Türk tıbbı hakkında konuşuldu. Türk tıp merkezini açma teklifi geldi ve merkez için arazi belirlemek üzere Cumhuriyetten heyet bekliyoruz.

QHA: 19 Haziran günü yeni üniversite kampanyası başladı. İşgal altındaki Kırım’dan gelen üniversite adayları için Ukrayna üniversitelerine girişte avantaj var mı? Evrak kabul sırasında Rus karneleri ile sorunlar hala yaşanıyor mu?

Vladimir Kazarin: İlk zamanlar sorun yaşanıyordu. Bazı Kiev yetkilileri Kırım’da verilen Rus karnelerinin kabul edilmemesinde diretiyorlardı. Biz ise kendi tarafımızdan yarımadada Ukrayna karnesini almanın imkansız olduğunu  ve çocukların suçlu olmadığını hatırlatıyorduk. Referandum yapıldığı sırada o çocuklar reşit bile değildi ve referandumda oy kullanmadılar. Ukrayna, 2014 yılında Kırım’ı koruyamadı şimdi de çocuklara hangi karnesi olması konusunda akıl verme çalışıyor! Benzer açıklamalara cevaben Kiev’de Kırımlı çocuklara yardım çağrılarıyla, eylemler düzenledik.

Sonuçta işgal edilen topraklardan gelen çocuklar için üniversiteye girişte yeni program onaylandı. Bugün üniversite adayları buraya eğitimi hakkında herhangi bir evrakla, hatta onsuz da gelebilirler. Kırım’da çocuğun yarımadayı terkedememesi için evrakların kendisine verilmediği olaylar da oldu. Özellikle bunlar TMÜ’ye geçiş yapmak isteyen 4. ve 5. sınıf öğrencilerini ilgilendiriyor. Giriş sınavına herhangi pasaportla hatta onsuz da gelmek mümkün. Doğum belgesi yeterlidir.

Kırımlı çocuklar ayrıca bağımsız dış sınavından (üniversite sınavı) da muaf edildi. Çünkü Kırım’daki Rus okullarında Ukrayna dili ve tarihi öğretilmiyor. Yani üniversite adaylarının bu sınava hazırlanma şansı yok. Bizim üniversitemizde ise çocukların Ukrayna dili ve tarihi boyunca sınava giren okul da faaliyet gösteriyor. Üniversiteye girişte ise sadece seçtikleri fakülteye göre bir dersten sınava giriyorlar.

Çocuklara yasa gereği burs ve hatta bu yıldan itibaren ücretsiz olacak yurt sağlanıyor.

QHA: TMÜ diploması Türkiye Cumhuriyeti’nde tanınıyor mu? Ve Türkiye ile işbirliği konusuna değinmişken, öğrenci ve öğretim üyesi değişim programı boyunca Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile çalışıyor musunuz?

Vladimir Kazarin: Evet, Türkiye ile değişim programlarımız var. Son kez Türk tarafı yüksek lisans için öğrencilerin Türk dilini bilmesi şartıyla 5 kontenjan ayırdı. Oraya gidenlerden dördü Kırım Tatarı, biri de Türkçe bilen Ukrain. Bu zamana kadar sürekli Türkiye’ye staja giden gruplar organize ediliyordu.

Türkiye, yüksek öğretim alanında büyük başarılar elde etti. Maalesef siyasi ve ekonomik nedenlerle Ukrayna bu konuda yavaşlamaya başladı, Türkiye ise ileri gitti. Ve bugün Türk tarafının Ukrayna diplomaları konusunda bazı talepleri var, diplomalar Türkiyede denklik sürecinden geçirilmeli. Ukrayna da şimdi Türk diplomaların denkliğini inceliyor. Ben bunun yanlış olduğu kanaatindeyim. Bu konuyu Türkiye’nin Ukrayna Büyükelçisi Yönet Can Tezel ve YÖK Başkanı Yekta Saraç ile görüştüm. Türk tarafı Ukrayna’da çok sayıda düşük eğitim düzeyine sahip üniversite olduğu konusunda haklı. Türkiye’nin bu üniversitelerin diplomalarını tanıyacağını söyleyebilmek için bir nevi denetim süreci gerçekleştirelim.

Ayrıca iki buçuk ay önce Başbakanımız Vladimir Groysman ve Eğitim Bakanı Liliya Grineviç’in ziyareti (Türkiye’ye ziyaret) sırasında TMÜ hakkında  iki paragrafta söz edilen memorandum imzalandı. İlk konu Türk yüksek öğrenim kurumları  ile yoğun bağlantılar ve profesör değişiminin artırılması. İkincisi de Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) tarafından eğitim binamızın iki katının onarımı.

Sayın Tezel ile Ukrayna’da Türk üniversitesinin kurulması gerektiğini şahsen görüştüm. TMÜ üç dilde çalışıyor: Ukraince, Kırım Tatarca ve Rusça. Ben, sonuçta çocukların çifte diploma alması için ortak eğitim projesinin kurulmasını önermiştim. Bu iki bakanlığı, daha sonra iki ülke tarafından da tanınacak eğitim programlarını onaylamaya zorlar. Sonuçta bunun Ukrain-Türk üniversitesi olmasını sağlarız.

Şimdilik ise tek Ukrain-Türk eğitim alanının canlanma sürecinin başlandığı fikrindeyim

 

QHA