KİEV (QHA) -

Kırım Vakfı Başkanı, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) üyesi Rıza Şevkiyev, bugün 7 Kasım'da Radyo Hayat’a konuk olarak vakfın faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Ayrıca Kırım'ın yerli halkına yönelik propaganda çalışmaları ve Kırım'ın geri alınmasına ilişkin yaklaşımları da dile getirdi.

 

Röportajın tam metni şu şekilde:

 

 

Radyo Hayat: Kırım Vakfı'nın çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz? İşgalden önce ne tür faaliyetlerde bulunuyordunuz? 2014 yılında neler değişti?

 

Şevkiyev: İlk önce herhalde Kırım Vakfı’nın nasıl kurulduğunu anlatmam gerekiyor. 1991 yılında Kırım Tatar Milli Kurultayı sırasında tartışılan konular arasında Kırım Tatar halkı için ayrılan mal ve fonların bir yerde toplanması için bir vakfın oluşturulması fikri gündeme gelmişti. Böylece Kırım Tatar halkının maddi ve teknik temelleri oluşturulacaktı. Bu karar alındıktan sonra eylül ayında Mustafa Aga, benimle yaptığı görüşme sırasında bana bu işin başına geçmemi ve vakfı tescil ettirmemi  teklif etti. O zamanlarda tescil almak hiç kolay değildi. Kırım yönetimi (Kırım Özerk Cumhuriyeti) kasıtlı olarak süreci engelliyordu. Bu konuda çok koşturdum. Ocak 1992’de Kırım Vakfı’nın tecilini aldık. Kırım Tatar Milli Kurultayı fonun kurucusu olarak gösterilemedi, bu yüzden Kırım Tatar Milli Meclisi tarafından onaylanmış kişiler kurucu olarak gösterildi. Bunlar arasında Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Server Amerov, Halil Mustafayev ve birkaç KTMM üyesi daha vardı. Böylece biz sonunda vakfın tescilini alabildik.

 

Faaliyetlere başlamak için paraya ihtiyacımız vardı. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu maddi destek bulmak için çalışmalar yapıyordu, vakfa gelen ilk paralar ihtiyaç olan insanlara destek vermek için harcandı. İlk günlerden beri bize çok sayıda insan çeşitli sorunlarla başvuruyordu. Sorunlar farklıydı, kimileri maddi destek, kimileri hukuki destek istiyordu. Kırım Vakfı, Kırım Tatar Milli Meclisi’nin ilk ofisinin bulunduğu binada faaliyet gösteriyordu. Çok küçük odalar vardı, ancak biz her zaman oradaydık. Bölge meclislerinin yönetimleri sık sık bizi ziyaret ediyordu. Her zaman işbirliği yapıyor, sorunları çözüyorduk. Personel sayımız çok azdı. Bölge meclislerinin başkanları Kırım Vakfı’nda gönüllü olarak yardımcı oluyordu, çünkü halkın yüz yüze olduğu sorunları onlar gündeme getiriyordu. Aynı şekilde de bölge meclisleri üyeleri bu sorunları çözmede yardımcı oluyordu. Kırım Tatar Milli Kurultayı, Kırım Tatar Milli Meclisi yapıları tarafından vakfa büyük destek veriliyordu. İlk atılımlarımızın çapı ufaktı. Yeni doğan çocuklu ailelere bir miktar ödeme yapılıyordu, ikinci doğan çocuk için biraz daha fazla ödeme yapılıyordu. Bu şekilde programımız yürüyordu. İlk senelerde bu program sayesinde Kırım Tatar çocukların doğum kayıtlarını tutuyorduk.  O zaman Kırım’da senede 2 bin 500’e yakın Kırım Tatar çocuk doğuyordu. Ancak tabi ki bu sayı tam olmayabilir. Uzak bölgelerde yaşayanlar bize başvuramamış olabilir. Verilen paranın miktarı çok değildi. Bazı insanlar bundan haberdar olmayabilirdi.

 

Daha sonra biz, Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasının desteğiyle bir bina satın aldık ve onu Kırım Vakfı üzerine kaydettik. Aynı binada da KTMM normal ofisi açıldı. Biz her zaman Kurultay ve Meclis çalışmaları için tahsis edilen kaynakları vakfın hesabına aktarmaya çalışıyorduk. Şmidt sokağındaki binamız çok güzeldi. Türkiye’de yaşayan soydaşlarımız sayesinde orada tadilat yapmıştık ve sonuçta şehrin merkezinde güzel bir ofisimiz olmuştu. Maalesef şu an binamız işgalcilerin ellerinde.

 

 

Türkiye destekli projelerden bahsetmek gerekirse en büyük projemiz bin aileye konut sağlama projesi oldu. 1997 ile 2007 arasında bu proje hayata geçirildi. Çoğu zaman bir aile için ev satın alınıyordu. Çünkü yeniden inşa etmek daha pahalıydı ve ev için arazi bulmak o zamanlarda çok zordu. Ayrıca inşaat halindeki evlerin bitirilmesi konusunda destek veriliyordu.

 

En son işgalden önce biz Kırım Tatar Kültür Merkezinin inşaatına başlamıştık. Bunun için Mülk Fonundan Akmescit’in Karl Marks sokağında harap bir bina satın alındı. Proje üzerinde çalışmaya başladık, 9 katlı bir kültür merkezinin yapılması planlanılıyordu. Ancak, burada  biz Rus yanlısı güçlerin engelleriyle karşılaştık. Hibrit savaş bizim için daha o zamanlarda başladı, çünkü o sırada  “Rus topluluğu” oluşturuldu, onlar da kültür merkezinin inşaatını bitirmemizi engellemek için çeşitli bahaneler uyduruyordu. Kırım Parlamento binası yanında güzel bir Kırım Tatar Kültür Merkezi binası olacaktı, bu onlar için uygun değildi. O sırada yönetimde Mogilev vardı. O kültür merkezinin 5 kattan daha fazlasına çıkmasını yasaklamıştı. Halbuki yolun karşısında 12 katlı bir bina vardı. Projemiz ve müteahhitimiz hazırdı, iki sene içinde binayı inşa edebilirdik. Hayli harcama yapmamıza rağmen -ki her şey için yaklaşık 500 bin dolar harcamıştık-inşaatı başlatamadık.

 

 

Radyo Hayat: Şu an işgalciler tescil almayla ilgili sorun olduğunu iddia ediyor, sizin şu an Kırım'da bulunamayarak yapamadığınız şeyler neler?

 

Şevkiyev: İşgalciler geldiği zaman koydukları ilk şart tüm mülklerinin yeniden tescil edilmesiydi. Ne kadar bunu istemesek de, biz işgalcilerin kontrolündeki adalet bakanlığında vakfın yeniden tescil edilmesi için başvurduk. Çünkü tüm malımız vakıf üzerindeydi. Kırım Tatar Milli Meclisi, milli hareketi korumak istiyorduk. Bu binaları, araçları kullanmak istiyorduk. Ancak onlar bize izin vermedi, binalarımıza el koydular, banka hesaplarımızı dondurdular. Elimiz kolumuz bağlı kaldı. Ben belki Rusya yasalarını bilmediğimiz için bu duruma düştüğümüzü düşündüm ve Moskov’dan avukatları çağırdım onlar bir haftada her şeyi halledeceklerini söylediler. Ancak bir hafta sonra onlar da hiçbir şey yapamadıklarını söylediler. Bu şekilde bir-iki hukuk şirketi başarısız oldu. Daha sonra ofisimize geldiler (gelenlerin FSB olduğunu tahmin ettik). Vakfının yeniden tescillenmeyeceğini söylediler. Muhasebecimiz işgalcilere karşı birkaç sert söz söyleyince onlar dayanamadı ve çenesini kapatmasını yoksa cezalandırılacağını söylediler. Gelenler bizi tehdit etti ve vakfın bazı şartlara uymazsa Kırım’da çalışamayacağını dile getirdiler. Söz konusu şartları bana daha sonra bazı tanıdıklarım iletti. Onlar bana siyasete karışmadan onlarla çalışmamı ya da faaliyetlerime son vermem gerektiğini söylerken: “Hesabına 4.5 milyon ruble yatırılacak, bizimle çalışırsan daha çok para alırsın” dediler. Ancak ben bu insanları tanıyordum, bu durumda onların teklifini kabul etmem Meclis'e, halkıma karşı olmak, işgali kabul etmek anlamına gelecekti. Bu kabul edilemezdi. Daha sonra oluşan durumdan dolayı Kırım’dan Kiev’e geldim. O sırada Ahtem Çiygöz bana ikimizin de tutuklanacağını söylemişti.  Bu ocak ayında oldu, ben Kiev’e geldim, o ise Kiev’den Kırım’a gitti. Dokuz gün sonra Çiygöz tutuklandı. Ne mutlu ki, o şimdi serbest.

 

 

 

Radyo Hayat: İşgalcilerin Kırım Tatarlarına karşı açtığı davaları takip ediyorsunuz. Rus adaletini nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce siyasi güdümlü mü?

 

Şevkiyev: İşgalden sonra onlar ilk davaları Kırım Vakfı’na karşı açtılar. İlk büyük arama Kırım Vakfı'nın binasında, Kırım Tatar Milli Meclisi binasında yapıldı. Arama yaklaşık 12 saat sürdü. Arama sırasında sadece binanın içinde 15 silahlı görevli bulunuyordu. Bina çevresindeki sokaklar kapatılmıştı. Baskın operasyonuna yaklaşık bin 500 görevli katılmıştı. Tüm bilgi taşıyıcılarımıza, dini kitaplara el koydular. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun kasasını zorla açtılar, içindekilerini aldılar. Arabalara içleri dolu 20 büyük poşet yüklediler. Arama tutanağında tarih olarak 15’i gösterildi, ancak aslında arama ayın 16’sında yapıldı. Arama izni bize gösterilmedi. Bizim itibarımızı düşürecek sözde deliller arıyorlardı.

 

Bununla bitmedi. Davalara avukatlarla gidiyorduk. Rusya yasalarını inceledik, mahkemede onların haksız olduğunu ispatlayabileceğimizi umuyorduk. Ancak hakimlerin Rus yasalarını çiğneyerek ilginç içerikli kararlar almalarını görmek çok şaşırtıcıydı. Her şey bize karşıydı. Bazı hakimler mahkemeden sonra özür diliyordu ve başka bir şey yapamadıklarını söylüyordu. Bu tür mahkemelerde adaleti bulamayacağımızı anlıyorduk. Onlar Şmitd sokağındaki binayla ilgili davayı yürüttüler, bitirdiler, ancak o binayı kullanamıyorlar çünkü kendi aldıkları kararlarla ilgili uluslararası gerekçe bulamıyorlar. Şu an ofisimiz çöp yığınına dönüştürüldü. Şimdi de Kırım Tatar kültür merkezimize karşı dava açtılar. Mahkemeler bize karşı kararlar alsa da bu mahkemeleri yürütüyoruz, çünkü uluslararası mahkemelere başvurmak için bu aşamalardan geçmek gerekiyor.

 

 

Radyo Hayat: İşgal edilen Kırım’da kalan insanlar Kırım Tatar Milli Meclisi’nin aldığı kararlara saygı duyuyor mu? Yoksa onlar propagandadan etkileniyor mu?

 

Şevkiyev: Propaganda çalışmaları bir realite. Ama insanlar buna inanmıyor. Asıl endişe konusu çocuklar, onların beyni sürekli yıkanıyor, sadece evde gerçekleri duyabilirler. Yetişkinleri taraf değiştirmeye ikna etmeyi çok zor. İnsanlar işgalden 25 yıl önce, kendi temsil organlarını seçtiler, kimse Meclis ve Kurultay’ın ihtiyacını sorgulamadı. Halk Kurultay ve Meclisi, Kırım Tatar halkının yeniden canlanmasının mühim bir vasıtası olarak görüyor

 

Burada (Kiev’de) bulunan liderlerimize iki kişi daha eklendi. Onların Kırım’a girmesine izin verileceğinden şüpheliyim. Çünkü Konstantinov ve Aksyonov’un bazı açıklamaları onların Kırım’a alınmayacağını gösteriyor. Umarım, bu takımla biz burada çalışmalarımızı sürdürüp yeni taktikler geliştirmeye, mücadelemizi güçlendirmeye devam ederiz .

 

Mücadeleyi güçlendirmeliyiz, yaptırımların daha da etkili olmasını sağlamalıyız. “Ayının nefesi kesilsin”, Rusya halkı uyansın diye, yaptırımlar çok güçlü ve hızlı olmalı. Rusya vatandaşları gelişmek için başka bir yolu seçmeli, onların varlıkları diğer ülkeleri, komşularını rahatsız etmemeli. Bu yüzden yaptırımların daha sert olması gerektiğini düşünüyorum.

 

Ben bir süredir, BM’de Budapeşte Memorandumu’nun uygulanması ile ilgili toplantının yapılması gerektiğini düşünüyordum. Bu toplantı yapılsa garantörlerinin gerektiği gibi memoranduma uymadığı ve sözleşmenin hukuki açıdan yeterince bilgiye sahip olmadan hazırlandığı, sözleşmede işgalciyi durdurmak için yapılması gereken eylemlerin öngörülmemesi konuşulurdu.

 

 

 

Radyo Hayat: Kırım Tatar özerkliği Ukrayna için neden gerekli?

 

Şevkiyev: İşgalden önce 25 yıldır biz bunun için mücadele ettik. Yerli halka hukuki statü vermek için özerklik gerekiyor. Yerli halk Kırım adasında ulusal, bölgesel bir cumhuriyet biçiminde özerk devlete sahip olacak. Uluslararası toplum hem Ukrayna’nın bir parçası için mücadele edecek, hem de Ukrayna’ya bağlı bir devlet oluşumuna sahip olan yerli halkın işgal altında olduğunu ve bu küçük halkın kendi ordusuna sahip olmadığı için işgalciye karşı çıkamadığını savunabilecek. Bu uluslararası toplumun eline geçecek yeni koz, Kırım’ın daha hızlı işgalden kurtulmasına yardım edecek.

 

 

Radyo Hayat: Neden çoğu Ukrayna milletvekili bunu anlamıyor?

 

Şevkiyev: Gerçek Ukrayna vatanseverleri bunu kabul eder. Ancak bazı milletvekilleri Ukrayna’nın birleşmesini isteseler de Kırım Tatar halkına özerklik verilmesini istemiyor. Bence bu şekilde onlar Rusya’ya destek veriyorlar.

 

Eğer 2014’de Kırım Tatar Mili Özerkliği olsaydı, işgal olmazdı. 2014’te biz hiçbir önlem alamadık. Ben birkaç kere Kırım’ın Angara (Perevalnoye) köyünde bulunan Rus askerleri tarafından kuşatılan askeri üsteki Ukraynalı askerlere gıda ürünleri götürmüştüm. Onlar emir beklediklerini söylüyordu. Eğer bu süreçlere etki etme yetkimiz olsaydı, direniş hemen başlardı. Eğer "depoda silah var, bu “yeşil adamları etkisiz hale getirin” deseydiler, biz herhalde bunu yapmak için bir güç bulurduk.

 

Bugün Kırım’ın işgalden kurtulma konusu güç kullanarak çözülemez, askeri eylemler bizim halkımız için çok trajik sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden şu an siyasi yöntemleri ve ekonomik yaptırımları destekliyoruz.

QHA