KİEV (QHA) -

Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlileri tarafından kaçırılması ve işkenceye uğramasının ardından Kiev'e yerleşen 31 yaşındaki Kırım Tatarı Rinat Paralamov ve hak savunucusu Enver Kadırov, Radyo Hayat’ta yayınlanan programa katılarak işgal edilen Kırım’da, Kırım Tatarlarına karşı yapılan baskıları anlattı.

 

- Kiev’de, 2 Kasım’da verdiğin büyük basın toplantısından sonra ne hissettin? Yeni yerde kendini nasıl hissediyorsun?

 

Rinat Paralamov: Olanları anlattığım zaman sanki herşeyi yeniden yaşıyormuşum gibi bir his vardı. Tüm o anlar yeniden canlandı. Konuşmak çok zordu.

 

- Enver, Rinat’ın olayı üzerinde çalışmaya başladınız. Bundan başka, ifade almak veya siyasi güdümlü davalarda tanıklık yapmaya zorlamak için insanlara işkence yapıldığı vakalar var mı?

 

Enver Kadırov: Evet var, ancak onlar henüz duyurulmuyor. İnsanları korumak istiyoruz, çünkü onlar işkenceye maruz bırakıldıklarını bildiriyorlar. Fakat bu insanlar belki ileride bir zaman herkese duyurmaya hazır olurlar, o zaman herkes hikayelerini öğrenir.

 

- İnsanlar neden işkencelere maruz kaldıklarını anlatmak istemiyor? Rinat işkence yapıldığını herkese duyuran ilk insanlardan biri oldu. Bunun için ona teşekkür etmemiz gerekiyor, çünkü o bir anlamda bu konuda bir örnek oldu.

 

Enver Kadırov: Rinat’la birlikte çok zaman geçirdim ve bu konuda çok konuştuk. Onu dinlerken, onunla birlikte o olayları tekrar yaşadım. Bence özellikle gösterilen sivil destek, arandığı zaman herkesin bu olaya dikkat çekmesi, bu olayın fark edilmeden kalmamasını sağladı.

 

- İnsanları bunları anlatmaya nasıl ikna edebiliriz?

 

Enver Kadırov: Çok önemli bir nokta var, olayın ahlaki yönünün üstesinden gelmek çok zor. İnsanların çok zor atlattığı şeyler var. Örneğin tecavüz tehdidi.

 

- Rinat’ın davasıyla ilgili bundan sonra neler yapılacak? Kırım’daki “yetkili organlara” onlarca şikayette bulunulduğunu ve onların cevapsız kaldığını gördük.

 

Enver Kadırov: Ukrayna’ya bağlı olan Kırım Özerk Cumhuriyeti Savcılığı, Rinat Paralomov’a karşı yapılan işkencelerle ilgili dava açtı. Ayrıca eski SBU görevlisi Andrey Suşko'nun, Paralamov’a işkence yapma suçundan şüpheli olduğu duyuruldu. Bunun dışında Savcılık ve Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Grubu avukatları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurma için belgeleri topluyor.

 

- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne benzer konularda davalar açıldı mı?

 

Enver Kadırov: Bence bu son dava değil. Daha önce de başvurular yapıldı ama onları size anlatamam. Söylemek isterim ki, işkencelerin sadece Kırım’da yapıldığını düşünüyorsak bu doğru değil. Bu Rusya genelinde gerçekleştirilen bir uygulama. Rusya’da faaliyet göstermeye çalışan az sayıdaki hak savunucusu örgüt bunları dile getiriyor. Kuzey Kafkasya’daki istatistikler orada ayrıca yargısız infazların yaygın olarak uygulandığını da gösteriyor. İnsanları kaçırıyorlar ve daha sonra onlar ölü bulunuyorlar.

 

- Rinat, basın toplantısında siz, 2014 yılında kardeşinizin evinde “3 Mayıs Davası” kapsamında aramaların yapıldığını anlattınız. Eylül’deki olaydan önce bunun dışında kolluk kuvvetleri siz ve ailenizin başka bir üyesiyle irtibat kurdu mu?

 

Rinat Paralamov: Kardeşimin evinde 2014 yılında yapılan arama hem benim hem de ailem için beklenmeyen bir durum oldu. Ancak o olaydan sonra birinin bizi takip ettiğinden şüphelenmiyorduk. Tabi ki biz sessiz kalmıyorduk, mahkemeleri ziyaret ederek destek veriyorduk. Siyasi tutukluların aileleri için toplanan yardımlara katılıyorduk. Müslüman bayramlarında yapılan eğlence etkinliklerini organize ederek yardım ediyorduk.

 

- Sizce işgalcilerin kolluk kuvvet görevlileri neden özellikle sizi seçti? Neden size işkence edildi?

 

Rinat Paralamov: 2014’ten önce Aluşta bölgesinde yaşıyor, oradaki gençlerin çoğunu tanıyordum. Daha sonra  Akmescit’e taşındım, oradaki gençleri de tanıyorum. 2016 yılında ise Seyitler (Nijnegors) kasabasına taşındım. Pazarda çalıştığım için çok geniş bir tanıdık çevrem var. Yani çok insanı tanıyorum ve buna ilave olarak sosyal ağlarda aktif şekilde paylaşımlar yapıyordum.

 

- Başınıza gelenleri neden açıkça herkese anlatmaya karar verdiniz ve Ukrayna'nın ana kısmına taşınma kararını nasıl aldınız?

 

Rinat Paralamov: Bu kararı aldım, akrabalarım, arkadaşlarım, avukatların bu kararımı destekledi. Bu durumu durdurmak istedim, çünkü yaşadıklarımın düşmanımın başına bile gelmesini istemezdim. Bu sebeple yaşananları duyurmaya karar verdim. Kırım’da açıklama yaptım, ancak şu an Kırım’da daha fazla bir şey yapılamıyor. Tıbbi muayene, uzmanlık raporları gerekiyordu. Kırım’da ise uzmanlıklar yüzeysel olarak yapılıyordu. Doktor ise elektrikli işkenceye bağlı izleri sadece çizik ve sıyrıklar olarak göstermeye çalışıyordu. Bu yüzden Kırım’dan çıkıp bağımsız uzman muayenesi yapmak gerekiyordu. Ayrıca bunları herkese anlatmak gerekiyordu.

 

- Siz ve aileniz şu an taşındıktan sonra kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

 

Rinat Paralamov: Büyükşehirdeki yaşama alışmaya çalışıyoruz. Buradaki insanlar, ortam hoşumuza gidiyor. İnsanlar yardımsever, bize yardım ediyor. Şimdiden arkadaş edindik.

 

- Hak savunuculuğu işleri üzerinde çalışmayı düşünüyor musunuz?

 

Rinat Paralamov: Basın toplantısında bunun hakkında konuşmuştum, sadece bunu yapmak istiyorum, zira bunu yapmaya ihtiyaç var. Çünkü uluslararası topluma Kırım’da yaşanan gerçekleri anlatmaya niyetliyim. Sıradan insanları nasıl terörist olarak gösterdiklerini anlatmak istiyorum. Ben onlara: “Ne yapıyorsunuz? Ben sıradan bir insanım, 4 çocuk babasıyım.” dediğim zaman onlar bana, bunun şahsi bir mesele olmadığını söylediler. Bu yüzden hak savunuculuğu faaliyetleriyle uğraşmaya karar verdim. Kiev’de Damir Minadirov’la tanıştım, o da bana kendi hikayesini anlattı. Kırım’da yaşarken bu tür olaylar hakkında bilgim yoktu.

 

- İnsanları böyle korkunç şeyleri yapmaya iten şey ne? Yaptıklarının cezalandırmayacaklarından mı eminler? Ve bunlar nasıl durdurulabilir?

 

Enver Kadırov: Genelde bu tip olaylar, sivil toplumun, işkence davalarıyla ilgilenmediği yerlerde meydana geliyor. Kastettiğim, Rusya’nın kendi çıkarları için yürüttüğü “terörizmle mücadelesi”. Bu mücadele ülkedeki muhalefeti bastırmak için kullanılıyor. AGİT’in terörizm ve insan hakları hakkında çok belgesi var. İnsanın işlediği suç ne kadar ağır olursa olsun insan hakları ihlal edilmemeli. İnsanlar, insanlığa karşı suç işlemekten suçlanıyorsa bile işkence kesinlikle uygulanmamalı.

 

Bir durum daha var, Rinat’a işkence yapan insanlar ve aynı işkencelerin yapıldığı Başkurtistan’daki FSB birimini yöneten Viktor Palagin, bunlar sadece görevlerini yerine getiren insanlar. Başsuçlular Kremlin’de oturuyor ve onların verdiği talimatlardan dolayı bu işkenceleri yapan insanlar kendilerini dokunulmaz hissediyor, çünkü onlara muhalefet olanları bastırma talimatı veriliyor. Kırım’daki insanlar ise özgürlük seven insanlar ve onları dize getirmek için daha da acımasız davranıyorlar.

 

 

- Sizce bu durumda siyasi bağlam var mı, yoksa bu sadece terfi kazanma isteği mi? Örneğin “Hizb-ut Tahrir davaları” açmak Rusya’da kariyer açısından verimli bir iş.

 

Enver Kadırov: Evet, ünlü Rus hak savunucuları ve gazetecileri de özellikle, Hizb-ut Tahrir davalarının bir basamak ve araç şeklinde işlediğini, ve FSB görevlilerinin plana göre terör hücrelerinin tespit edildiği şeklinde raporlar hazırlaması gerektiği hakkında yazıyor.

 

- Rinat sizce insanları bu korkunç şeyleri yapmaya iten şey ne?

 

Rinat Paralamov: Bana göre, onlar kime geldiklerini ve ne yaptıklarını çok iyi biliyorlar. Mesela Hizb-ut Tahrir davası çerçevesinde suçlanan diğer insanların evlerinde yapılan aramalar hakkında çıkan haberleri takip ediyordum. Kolluk kuvvetleri görevlilerine göre onlar terörist, ancak onlar gerçek bir teröristin evine geldikleri şekilde gelmiyorlar ve çok rahat davranıyorlar. Bir teröristin evine baskın yaptığın zaman üzerinde üniforma olmalı, silahın yanında ve tetikte olmalısın. Benim evime gelenlerde silah bile yoktu ve kendilerini çok rahat hissediyorlardı. Bana göre onlar terörizmin sadece Kırım’da halkın direnişini bastırmak için kullanılan bir etiket olduğunu iyi biliyorlar. Birilerini iş birliğine zorluyorlar, birilerini korkutuyor, birilerini ise Kırım’ın dışına itiyorlar.

 

- İşkence yaparak sizden ne elde etmek istediklerini anlatabilir misiniz?

 

Rinat Paralamov: İlk önce onlar söyledikleri her şeyi kabul etmem gerektiğini söylediler. Ya bunları kabul edeceğim ve işkence olmayacak, ya da yine de bunları işkenceden sonra kabul edeceğim. İlk önce yapmam gereken şey, onlar için bilgi toplayarak, onlara aktarmaya kabul etmek. Daha sonra belki tanıklık yapmak ve ihbar etmek.

 

Sonuçta işkencelerden sonra siz iki tutanağı imzaladınız. Biri sizin evinizde güya patlayıcı madde ve mermi bulunduğu hakkında, ikinci ise Hizb-ut Tahrir görüşlerini desteklediğiniz hakkında.

 

Evet birinci tutanağa göre, ben onlara tüm duyduklarımı ihbar etmeliydim. Onların söylediği çevrelerde bulunmam, camilere ve toplantılara katılmam gerekiyordu. Ve insanların orada konuştuklarını onlara aktarmalıydım. Kesinlikle avukat Emil Kurbedinov ve Edem Semedlyayev’e başvurmamamı söylendi. Bana kendi avukatlarını vereceklerini söylediler. Yani bana üç yıl hapis cezası ve onlar için çalışma teklif ediliyordu. Eğer istediklerini yaparsam ailemle normal hayat sürdüreceğim, eğer kabul etmez ve bunları birilerine bildirirsem beni cezalandıracaklar.

 

 

- Belli ki, işkencelere maruz bırakılan bazı insanlar bu tür bir iş birliğini kabul ettiler.

 

Enver Kadırov: Bence bu insanların fazla seçenekleri yoktu. Çünkü bu teklifi reddettiğin zaman senin “kaybolma” ihtimalin var. Kabul ediyorsan ise Rinat’a davrandıkları gibi davranacaklar. Ona çalışmadan önce, dinlenmek ve kabullenmek için bir zaman verdiler. Ancak insanlar Rinat’ın kaybolmasıyla ilgili bilgileri yaydığı için bu gerçekleşmedi. Rinat’ın kaderi kaçırıldıktan sonra işkence izleriyle ölü bulunan Rişat Ahmetov’un kaderine benzemedi.

 

- Rinat istasyonda bulunduktan sonra, avukatlar ve sivil aktivistler sizinle ilgilendi. Böyle toplu destek sizin durumunuzun az yada çok olumlu sonlanmasına ve Kırım’dan çıkmanıza yardımcı oldu mu?

 

Rinat Paralamov: Gözaltındayken, onların Facebook’a girdiğini ve paylaşımları gördüklerini görüyordum. Yani herşeyden haberleri var, onlar takipteler ve toplumun düşüncelerini dikkate alıyorlar. Toplumun bana gösterdiği destek, onları frenledi ve istediklerini yapmaya engelledi.

 

Son gözaltına alınmalar, insanların tutuklananları desteklediğini gösteriyor. Yüzden fazla insan duruşmalara gelmişti. Terörist ve suçluları kimse bu şekilde desteklemezdi. Daha sonra Kırım’da tek kişilik protestolar düzenlendi. Bu bize halkın yapılanlara karşı olduğunu gösteriyor.

 

Bu fırsatı değerlendirerek ve bana destek veren herkese teşekkür etmek istiyorum. Hastaneden çıkarken, FSB binası yanında bana verilen destek bana çok yardımcı oldu. Kırım’da yaşayan akrabalarımla yazışıyorum. Onlar bana insanların sürekli benim nasıl olduğumu sorduğunu ve yardım teklif ettiklerini iletiyorlar. Herkese teşekkür ederim.

 

- Bu tür deneyimi yaşayan, ancak bunları anlatmaya korkan insanlara ne tür tavsiye verirdiniz?

 

Rinat Paralamov: Bu durumda tavsiye vermek çok zor, ancak biri bu durumu yaşadıysa, ona korkmamasını ve bu durumdan kurtulacak bir yol bulmak için avukatlarla, sivil aktivistlerle bağlantı kurmasını tavsiye ediyorum. Çünkü işkence eden ve iş birliğine zorlayan insanların verdiği sözlere güvenilmez.

 

Enver Kadırov: Rinat Paralamov’la aynı yolu izlemek zorunda değilsiniz. Yani basın toplantısı vererek tüm ülkeye olanları anlatmayabilirsiniz. Herşeyi hukuki açıdan belgelendirmeniz yeterli, kimliğiniz gizli kalabilir. Avukatlarda gizlilik ilkesine uyacaklar. Bir insan anlatsam mı ya da anlatmasam mı arasında gidip geliyorsa, bence anlatmalı.

QHA