KİEV (QHA) -

Kırım Tatar avukat Emil Kurbedinov, Kuban Üniversitesi’nde Hukuk Bölümü okudu, Kırım’ın işgalinden önce Ukrayna’da çeşitli hukuksal faaliyetlerde bulundu. Şubat 2014’te yaşanan olayları takibe gösterdiği faaliyetler Rus avukatın hak savunucu statüsünde devam etmesini zorlaştırdı. Rus hukuku konusundaki uzmanlığı işgal sürecinde onun için avantaj oldu.

Rusya tarafından işgal edilen Kırım’daki sözde mahkemenin kararıyla aşırıcı materyaller yaymakla suçlandıktan sonra bile Kurbedinov siyasi tutukluları, baskı gören gazeteci ve aktivistleri koruma konusundaki görüşlerinden ve prensiplerinden şaşmadı. Bu yüzden avukat İrlanda'nın başkenti Dublin merkezli uluslararası insan hakları kuruluşu Front Line Defenders’in bu sene vereceği insan hakları ödülüne aday beş finalistten biri oldu.

Röportajın ilk kısmında Kırım’da son günlerde yaşanan gözaltı alınmaları, Kırım Tatarları ve  insan hakları ödülü adaylığı hakkında konuştuk.

 

-18 Mayıs Kırım Tatarları için matem günü. Kırım’da o gün bir dizi insan gözaltına alındı. En saçma olay ise herhalde Bahçesaray’daki Kırım Tatar Sürgün Kurbanlarını Anma levhası geçişinin, ön camında Rusların kullandığı Georgiy Kurdelesi'nin bulunduğu bir arabayla engellenmesi oldu. Bunlar neden yapılıyor?

-Günün yarısını mahkeme salonlarında geçirdiğim halde gözaltına alınanlarla ilgili bilgilerin çoğunu sosyal ağlardan öğrendim. Bunu nasıl adlandırabilirim, bilmiyorum… Rusya, Kırım Tatarları için bu önemli günü bloke ederek büyük hata yapıyor. Bu tehlikeli bir adım. Bana göre yasaklara rağmen gelecekte her sene daha çok Kırım Tatarı bu günde sokağa dökülecek. Bir taraftan yönetim 18 Mayıs’ı siyasileştirmek istemiyor, diğer taraftan ise kendileri insanları buna doğru itiyor. Avukatlara davaları siyasileştirmemelerini söylüyor, fakat kendileri bunu yapıyor. Her konuda mutlak çelişki içerisindeler.

Kırım’a belirli şablonlarla geldiler. Örneğin, Kırım’daki FSB Başkanı , eskiden Tataristan veya Başkurdistan’da FSB Başkalığını yapan biri oldu. O Kırım’da, Rusya’da daha önce kurdukları şemayı uygulamaya kalkıştı. Yani Kırım Tatar halkının mantalitesini göz önünde bulundurmadılar.

Örneğin, “Akyar dörtlüsü” davasında soruşturma görevlileri iddia makamı tanığı olarak 20 Kırım Tatarı çağırdı. Mahkeme süreci başladığı zaman onlardan 18’i gençlere karşı ifade vermeyi reddetti. Bu tam bir fiyaskoydu. Şimdi ise ne yapacaklarını bilmiyorlar. Kurdukları mekanizma işlemiyor

 

-Ancak mahkemelerde dini ve siyasi davalar incelenmeye devam ediyor…

-Daha önce defalarca söylemiştim, halkımızı ikiye bölecekler. İlk grup terörist olarak lanse edilecek, dinlerine bağlı Kırım Tatarlarından oluşacak. Daha seküler olanlar ise ki KTMM üyeleri de bunlara dahil aşırıcılar kategorisine aktarılacak. Böyle de oldu. Anlamak gerekiyor ki; amaç bir, Rusya’nın Kırım’daki tutumunu kabul etmeyenleri, yapılanlarla ilgili işgalcilere yönelik düşüncelerini paylaşmaktan korkmayanları kovuşturmak. Rusya’da aşırıcılık ve barışçıl toplantı yasaları tamamen baskı aracı, terörizmle mücadele aracı değil.

Ben ve birçok insan daha, Rusya’nın son zamanlarda kullandığı yasal engelleri, belli bir çevrenin iktidarı elde tutmak amacıyla kullandığını düşünüyor. Neredeyse tüm yasalar toplumu maksimum baskı altında tutmaya yönelik.

Rusya genelinde kaç tane bu tür dava açıldı hayal edebiliyor musunuz? Tutuk evlerinde iki sene alıkonulan mahkumlar bana bu hücrelerden Müslümanlar da dahil olmak üzere onlarca insanın geçtiğini anlattı. 18-20 seneye mahkum ediyorlar ve hapishanelere gönderiyorlar. Böyle sürüp gidiyor. Çoğu insan biz direndiğimiz için, bir şeyler söylediğimiz için hayret ediyor...

 

-Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, üç yıl içinde Kırım’da 1000'e yakın aramanın yapıldığını bunların bir kısmının kayda geçmediğini belirtiyor. Siz bu konuda bir rakam söyleyebilir misiniz?

-Saymadım ama bana ve meslektaşlarıma güvenilir bilgiler geliyordu. Örneğin şu, şu kişilerin evine arama yapıldı ama onlar korktukları için bu konuda konuşmak istemiyor diye. Bu gerçek; çoğu insan susuyor.

 

-Demek ki insanları korkutmayı başardılar?

-Ben bu şekilde düşünmüyorum. Burada önemli olan sayı değil, önemli olan susmayanların olması. Ben halkın kalbinin bu iki sene içinde daha çok atmaya başladığını görüyorum. Herkes ortak amaç uğruna eski küskünlüklerini unuttu. Bu gözlemleniyor. Bence bu duyguları sadece ben hissetmiyorum.

 

-Baskı gören Müslümanları savunarak, siz de aşırıcı materyaller yaymakla suçlandınız ve 10 gün tutuklu kaldınız. Bu sizin avukatlığınızı etkilemedi mi?

-Diğer çocukların hapiste kaldığı sürenin yüzde biri kadar bile tutuklu kalmadık. Ama aslında hiçbirimizin tutuklanmaması gerekiyor. Serbest bırakanları bayram havasında karşılayarak bizi tutuklayanlara “yine de hayatın tadını çıkaracağız” mesajı veriyoruz.

Baskı artıyor. Herhangi bir yerde hissedilebilir bir gelişmenin yaşandığını görmüyoruz. İşler arttı… Sadece 18 Mayıs'ta bize 20 dava kadar getirdi. Onları önce ulusal seviyeye daha sonra uluslararası organlara taşımak gerekli.

 

-İrlanda'nın başkenti Dublin merkezli uluslararası insan hakları kuruluşu Front Line Defenders’in bu sene vereceği insan hakları ödülüne aday beş finalistten biri oldunuz. Adaylığınız açıklanınca ne hissettiniz?

-Bu benim için sürpriz oldu. Beklemiyordum. Bunu, Kırım’da çalışan tüm avukat ve hak savunucularınınn çalışmalarının değerlendirilmesi olarak görüyorum. Bu ödül, mahkeme salonlarına giden, mücadele eden insanların. Bizim ortak ödülümüz!

Bir anlamda bu siyasi bir ödül. Amacı da belli bir rejime hak savunucularının kaderinin uluslararası toplumun kontrolü altında olduğunu göstermek.

(Devamı geliyor…)

Medine Aedinova

QHA