KİEV(QHA) -

Radyo Hayat’a konuşan avukat Emil Kurbedinov, Rusya tarafından işgal edilen Kırım’ın Bahçesaray şehrinde 11 Ekim’de düzenlenen baskınları anlattı.

 

Altı aktivist, Rusya’da 2003 yılında Yüksek Mahkeme kararıyla yasaklanan sözde Hizb-ut Tahrir örgütün üyesi olmakla suçlanıyor. Sizce işgalciler özellikle en aktifleri seçti?

 

Kırım Tatar toplumunun aktifliği artıyor. Son tutuklamalar sırasında “Kırım Dayanışması”nın toplantılarını organize etmeye yardım eden , videoları çeken, bilgilendirme videoları hazırlayan ve benzer şeyleri yapan insanlar tutuklandı. İnsan hakları bilgilendirme konusunda aktif bir şekilde çalışan, siyasi tutuklulara ve ailelerine yardım eden aktivistler tutuklandı.

 

Bu seferki tutuklamaların önceki tutuklamalardan ne farkı vardı?

 

Yasal taraftan değerlendirirsek, her şey bir klişeye göreydi; aynı mahkeme kararları, aynı suçlamalar, sadece soyadlar değişiyor. Baskını ele alırsak, bu korkutma eylemiydi. Çok sayıda özel timler, silahlı maskeli adamlar... Herkes video çekiyordu, drone bile çekim yapıyordu. Çok sayıda kolluk kuvvetler görevlisi vardı. Destek vermek isteyen, aramanın ne şekilde geçtiğini merak eden, video çekmek için bile gelen çok sayıda insan vardı. Bu arama değil, özel operasyondur.

 

Videoya bakıldığı zaman sanki Bahçesaray’ın yarısı çevrilmiş gibi gözüküyor.

 

Ben oraya dört araba değiştirerek gittim. Gizli ajan filmlerindeki gibi hareket ediyorduk. Ocak ayında Bahçesaray’a gittiğimi hatırlıyorum. O zaman gittiğim yere ulaşamamıştım, beni 10 günlük tutukladılar. Her adımda polis, sivil polis vardı. Bölgelerin çevresi polis araçları tarafından kapatılmıştı. Aramanın yapıldığı eve kadar saklana saklana gittik. Vardığım yerde bir sürü kolluk kuvveti görevlisi vardı. Sonuçta müvekkilimin evine giremedim. Yasaları ihlal ederek beni içeri almadılar.

 

Bahçesaray’da düzenlenen aramalarda çalışmak ne kadar zordu?

 

Ben oraya giremedim, bir süre bekledim. Daha sonra Akmescit’e gitmenin daha mantıklı olacağını anladım. Oraya gittik. Bir süre sonra gözaltına alınan altı kişi getirildi. Daha sonra FSB’nin binasına girerek müvekkillerimizin yanına gittik ve neyle suçlandığını öğrendik.

 

Rus basınında Bahçesaray’daki aramalar yeni başladığında bununla ilgili haberler verilmişti.

 

Bana birisi aramadan önce haberlerin verildiğini söylemişti.

 

 

 

Bu sefer dava neye dayanarak açıldı?

 

Bize şimdilik verilen belgelere göre dava; cami, İslam hakkında yapılan konuşmalara dayanarak açıldı. Bu tamamen zararsız olan konuşmalar FSB kontrolündeki uzmanlar tarafından  güya “Hizb-ut Tahrir” üyelerin konuşmalarına dönüştürüldü. Saçma olan şey, uzman konuşulanları çarpıtarak söyledikleri konuların  “Hizb-ut Tahrir” kitaplarında da yer aldığını söyledi. Buna dayanarak uzman belirli sonuçlara varıyor. Bu sonuca göre dava açılıyor ve insanları tutukluyorlar.

 

Tanıklar şimdilik yok mu?

 

FSB’ye geldiğimiz zaman tutuklama tutanağı hazırlanmıştı. Rapora göre görgü tanıkları durumu ihbar etmişti, yani tanıklar var.

 

FSB çalışanları tanıklarla nasıl çalışıyor? Kırım’dayken ben Enver Kroş’la görüştüm. O Bahçesaray sakini 2015 yılında küstahça sözde polis görevlileri tarafından kaçırıldı, bir süre karakolda tutuldu. Onu tehdit ederek işbirliğine zorlamaya çalıştılar. Daha sonra sözde polis görevlilere, büyük ihtimal FSB görevlileri katıldı (hiçbir belge göstermediler ve kendilerini tanıtmadılar) onlar genç adama elektrikle işkence yaparak onu yalan tanıklık yapmaya zorlamaya çalıştılar. Enver ona insanların fotoğrafları ve onlar hakkındaki kısa bilgileri gösterildiğini anlatmıştı.

 

Ruslan Zeytullayev’in davasını hatırlayalım. Bu FSB’nin Kırım Tatarlarına, Kırımlı Müslümanlara “Hizb-ut Tahrir” suçlamalarına dayanarak açtığı ilk davasıydı. Davada yirmiye yakın tanık vardı. Bunlar Kırım Tatarıydı. Mahkemeye gelince bunlardan sadece ikisi kaldı. Sonra çoğu belgeleri ya tehdit altında imzaladığını, ya da belgelerde anlattıklarından farklı şeylerin yazıldığını ifade etti. Yirmi kişiden on sekizi mahkemede ifade vermekten vazgeçti, ikisi ise bazı tuhaflıklardan bahsetti ama doğrudan suçlamayla ilgili hiçbir şey söylenmedi. Bir de gizli tanık vardı. O sanıkları sohbet için çağırmıştı, belli sorular sorarak konuşmacıları provoke etmişti, konuşmaları kayda alarak onları FSB’ye iletmişti.

 

Bana göre, bu davalarda da işler benzer şekilde yürüyecek. Özellikle gizli tanıklara dayanarak suçlama yapılacak.

 

İki dayanakları var; uzmanlık görüşleri ve tanıklar. Kaydedilen konuşmalar üzerinde yapılan uzmanlıklar. Bu uzman görüşlerini okuduğun zaman, şok geçiriyorsun, onlar ne bilimsel ne de yasal açıdan doğru hazırlanmıyor. Her konuşmanın herhangi bir suçlamaya göre uydurulabileceği sonucuna varıyorsun. Tüm bunları mahkemelerde çürütüyoruz. Kendi uzmanlarımızın raporlarını hazırlıyoruz, ancak mahkeme bunları görmezden geliyor. Ruslan Zeytullayev böyle uydurulmuş bir suçlamadan dolayı 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

 

Gözaltına alınan Kırım Tatarları mahkemeye çıkarılırken, bir önceki gün soydaşlarına destek veren dokuz kişinin  gözaltına alınmasına ve para cezasına çarptırılmasına rağmen birçok insan, mahkeme binası önünde toplandı. Bu dava sizce bir kırılma noktası mı?

 

Bir anlamda belki kırılma noktası. Senin anlattığın şeyler yaşandı. Üç yüze yakın insanın bu tür duruşmalar sırasında daha önce toplandığını hatırlamıyorum. Onlar mahkeme binasının önünde toplandı, kızgınlıklarını dile getirmeye korkmadı. Bu konuda kırılma noktası olabilir. Daha çok insanın gelmek istediğini düşünüyorum. Ancak insanlar bin kişi toplanırlarsa, kolluk kuvvetlerinin tepkisinin ölçüsüz olmasından korkulması gerektiğini anlıyor.

 

 

 

Bu şartlarda toplumdaki değişiklikler fark ediliyor mu?

 

Enver Kroş çok iyi bir örnek. Son yaşanan Renat Paralamov’un olayını da ele alabiliriz. İnsana işkence edildi, belirsiz bir yerde bırakıldı, o yine de korkmadı ve yaşananları anlattı. Kırım'da bulunarak aynı gün yaşananları tüm dünyaya anlattı. Bu toplumun baskıları umursamadığını gösteriyor. Toplum kendi haklarını savunmaya, mücadele etmeye hazır. Biz kurban değiliz, biz mücadele etmeye ve kendi haklarını savunmaya hazır olan olgun sivil toplumuz. Yardımları kabul ediyoruz, bu yardımlar bizim mücadelemizi daha da etkili yapıyor. Dayanışmanın arttığını gözlemliyoruz.

 

Her birinizin birçok ceza davasına baktığını göz önünde bulundurursak, Kırım’da avukatlık yapmak ne kadar zor?

 

Ancak bizim avukat takımımızın da büyüdüğünü unutmayın.

 

Yeni avukat Mammet Mambetov size katıldı.

 

2014’te bir iki avukat vardı, şu an ise 10-12 avukat çalışıyor. O zaman idari davalara bakan avukatlarımız da yoktu şu an 5-6 kişi çalışıyor. Bu bir gelişme. Davaların incelemesinde çok aktif katılmayan ama gerektiği zaman yardım etmeye hazır olan meslektaşlarımız var. Daha önce onlar bu tür davalara hiç yaklaşmıyordu. İnsanlar bu şartlarda kendi görevlerini yerine getirmenin gerekliliğini görmeye başlıyor. Bu süreç gitgide gelişiyor.

 

Siyasi davalara bakan avukat grubunun büyümeye devam edeceğini tahmin edebilir miyiz?

 

Bence evet.

 

Daha önceki zamanlarda uluslararası platformlarda Kırım Tatarlarının, İslam'ın ve Müslümanların konusu nasıl algılanıyordu? Şu an ise nasıl algılanıyor? Bu tür davalardan bahsetmek daha mı kolay oldu? Avrupa’nın daha önce bu davaya şüpheyle yaklaştığını biliyoruz.

 

Bu şüpheyi 2014 yılından beri hissediyoruz. Rusya ise bunu çok büyük ustalıkla kullanıyor. Ancak git gide bu şüphe yok oluyor, artık herkes Rusya’nın terörizm ve aşırılıkla ilgili yasalarını, muhalefet ve yönetimle farklı düşünen insanlarla mücadele etme aracı olarak kullandığını anlıyor. Son üç senenin analizi bunu kanıtlıyor. Eski Sovyetler Birliği ülkelerinden gelen hak savunucuları ve avukatların katıldığı bir konferansa gitmiştik. Bu sorun tüm bu bölgede mevcut. Orada Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan’dan gelen meslektaşlarımız, yedi sene içinde kötülükle mücadelenin kötülüğe dönüştüğünü dile getirdi.

 

FSB’nin uzmanları her şeyi çarpıtarak  zararsız konuşmayı “Hizb-ut Tahrir” üyesinin konuşmasına dönüştürebilir. İddianame de buna göre hazırlanacak.

 

Kırım’ın Kafkas’la karşılaştırılmasını sevmiyorum…

 

Kafkas’la kıyaslarsak, Kırım’a taşıdıkları uygulamaları ele alabiliriz. Rusya’da uzun yıllar içinde geliştirilmiş yöntemler... Bu kalıbı Kırım’a uygulamaya çalıştı, ancak birçok etkeni hesaba katmadılar. Burada (Kırım’da) bu yöntemler beklendiği sonuçları vermedi. Akyar Dörtlü’sünün (Ruslan Zeytullayevı, Rüstem Vaitov, Nuri Primov ve Ferrat Sayfullayev) davalarını incelerken, meslektaşlarım tüm davanın Başkurdistan’daki 20 Hizb-ut Tahrir üyesine karşı açılan davayla aynı olduğunu tespit etti.

 

Durgunluk olduğu sırada, bu kovuşturmalardaki taktiğin değiştirilmesi üzerinde çalışıldığı zaman.

 

 

 

Eminim ki şiddet içermeyen baskı yöntemlerinin kullanılması yetkilileri deli ediyordur. Bunun dışında bu durumda sıradışı olan şeyler ne?

 

Sıradışı olan şey, örneğin Ahtem Çiygöz’den başlayarak yıllarca hapiste tutulan insanların fikrini değiştirmedikleri. Onlar kırılmıyor. İlmi Ümerov’un son sözleri “Lahey’de görüşürüz” idi.

 

Bahçesaray davasına dönelim. Tutuklananları şahsen tanıyor musunuz?

 

Bu insanların yarısını tanıyorum. Nasıl insanlar olduğunu görüyorum.

 

Sizce mahkemede dava nasıl geçecek?

 

Devlet tarafından bence aynı klişeler uygulanacak, tutuklananlar tarafından artık yapabilecekleri her şeyi yaparlar diye düşünüyorum. Bu gençlerin, susarak, her şeyi kabul ederek suçlamaları dinleyeceğini sanmıyorum, mahkemelerde konuşacaklarını düşünüyorum.

 

Siyasi tutuklular mücadele etmek için hangi yöntemlere başvuruyor anlatır mısınız?

 

Siyasi tutukluların kullandığı mücadele araçları çok geniş. Örneğin, Kırım Maratonu kampanyası başlatıldı. Tüm halktan 10 rublelik demir paralardan 300 bin ruble topladılar ve böylece bir tepki gösterme fikri oluştu. Siyasi tutuklular için her duruşma konuşmak için bir fırsat. Bunun dışında barışçıl toplantılar yapılıyor. Bunlar Kırım’da birçok kez yapıldı.

 

Kapalı duruşmalardaki durum ne?

 

Kapalı duruşmalar tamamen bir saçmalık ve sahtecilik. “Hizb-ut Tahrir” davalarında ülkedeki sosyal ve siyasi durumun istikrarsızlığını gerekçe gösteren savcının sözlerine dayanarak karar alınıyor. Duruşmalara gelen insanların saldırgan davrandığını ileri sürüyorlar.

 

İnsanlar toplanmasın ve saçmalıklarını görmesin diye kapalı duruşmalar düzenliyorlar.

 

Rostov na Donu ve Kırım’daki mahkemelerin farkı ne?

 

Bazı farklar var. Kırım’da savcının istediği 17 yıl hapis cezası yerine 7 yıl hapis cezası, ilk başta Zeytullayev’e olduğu gibi vermeye cesaret edeceklerini sanmıyorum.

 

Siz meslektaşlarınızla “Hizb-ut Tahrir” kapsamında yeni davaların açılacağını tahmin ediyor muydunuz?

 

Benim için bu beklenmedik bir durum oldu. Bir bölgede iki “hücre”. O zaman bu konuda gizli servislerin sorgulanması gerekiyor.

 

Kırım'daki baskıların yavaşladığını düşünüyordum, ama bu doğru değilmiş…

 

Her şey ancak kökün değiştiği zaman değişecek. Yani barışçıl toplantıları ile ilgili ve terörizme karşı mücadele yasaları değiştiği zaman değişecek. Terörizmle mücadele eden birçok özel birimin çalıştığını ve işlerini yaptığını sergilemeleri gerektiğini anlamamız gerekiyor.

QHA