KİEV (QHA) -

Avukatların ve insan hakları savunucularının yaklaşık iki yıldır mücadele ettiği, Ukrayna hükümetinin 16 Aralık 2015 tarihli tartışmalı 1035 sayılı kararı geçtiğimiz günlerde mahkeme kararıyla iptal edildi.

QHA muhabiri, Kırım İnsan Hakları Grubu Koordinatörü Olga Skripnik ile bir derece duygusal ve hatta yasa dışı(!) olarak nitelendirilebilecek belgenin nasıl kabul edildiği ve kararın iptal edilişi hakkında bir mülakat gerçekleştirdi.

 

-Sayın Skripnik, kısa bir zaman önce Kırımlılar, iç mülteciler ve Ukrayna’nın ana kısmında ikamet eden insanların şahsi eşyalarını Kırım idari sınırından geçirebilmelerine dair 1035 sayılı tartışmalı karar, temyiz mahkemesinin kararıyla iptal edildi. Ukrayna ile işgal edilen Kırım arasındaki idari sınırdan geçiş meselesinin hukuki düzenlemesi açısından bu kararın önemi nedir?

-1035 sayılı kararın hikayesi, Ukrayna sınır kontrol noktalarından işgal edilen Kırım’dan eşyaların çıkarılmasına yönelik haksız kısıtlamaların getirildiği 2016 yılı ocak ayında başladı.  

İşgal altındaki topraklarda bulunanlar ve yerlerinden edilen kişiler defalarca Bakanlar Kabinesi'ne, Kırım Devlet Hizmet İşleri'ne ve sonra yeni oluşturulan (iç mültecilerden sorumlu) Bakanlık dahil çeşitli hizmetler ve bakanlıklara itiraz ettiler. Yasada mühim bir değişiklik yapmak şartı ile tüm insan hakları savunucuları hemen alarma geçirildi. Hak savunucuları bu konuda değişiklik yapılması talebi ile defalarca Ukrayna Bakanlar Kurulu bünyesinde çeşitli servis ve bakanlıklara, Kırım’dan Sorumlu Devlet Servisine ve daha sonra yeni kurulan İşgal Edilen Bölgelerden ve İç Mültecilerden Sorumlu Bakanlığa müracaat ettiler.

Gerçi bu müracaatlar yetkililerin gerekli tepkisini çekmedi bu sebeple kısa zaman önce sivil toplum teşkilatı koalisyonu Ukrayna Başbakanı Vladimir Groysman'a açık mektup yazarak bu kararın iptal edilmesini talep etti. Paralel olarak Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Birliği’nden meslektaşlarımız da gerekli yasal yollara başvurdular. Onlar kararaın iptal edilmesi talebiyle mahkemeye başvurdular. Sonuçta kısa bir zaman önce temyiz mahkemesinden olumlu sonuç alındı. Bunun Kırımlılar için sembolik bir zafer olduğu kanısındayım.

Yasal ve adli mekanizmalar başarıya yol açtı. Ve Ukrayna mahkemesinin Kırım sakinlerinin yararına, Ukrayna Anayasasının devletimizin tüm insanlarının eşit kabul edip onlara yönelik herhangi bir yasa dışı kısıtlamanın mümkün olmadığını öngören Ukrayna Anayasası hükümleri yararına normal, makul ve doğru bir karar almış olması çok önemli.

 

Bu karar nihai mi? Bu kararın yine Ukrayna vatandaşlarının haklarını ihlal etme tehlikesi var mı?

-1035 sayılı kararın iptali için temyiz mahkemesinin kararı yeterli. Bu Kırımlılar için bu şahsi eşyaların Kırım'dan çıkarılmasının kısıtlanmaması demektir. Ama aslında “ithalat-ihracat” kavramını getiren Serbest Ekonomik Bölgeye ilişkin yasanın hala yürürlükte olduğunu da unutmamak gerekiyor. Bu nedenle malların sevkiyatına ilişkin sorunlar meydana gelebilir, ama bu artık şahsi eşyaların taşınmasını ilgilendirmiyor.

Yani artık vatandaşlar mikrodalga fırın, buzdolabı, yatak, piyano, akordeon, çocuk oyuncakları ve kullandıkları diğer şahsi eşyaları sınırdan sorunsuz geçirebilirler. Kısıtlamalar mallarla ilgili olabilir. Örneğin bir kişi 100 kilogram patates geçiriyorsa ya da satış amaçlı ürün olarak değerlendirilebilecek eşya geçiriyorsa. Çünkü Serbest Ekonomik Bölgeye ilişkin yasa işgal altındaki bölge ile ticari ilişkileri yasaklıyor.

 

-1035 sayılı karar kabul edilirken bunun, uzmanların onaylamadığı, kamu ile müzakere sürecinden geçmeyen duygusal bir karar olduğu düşünülmedi mi?

-1035 sayılı karar Kırım’ın ablukası eylemine tepki olarak kabul edildi.  Ama bu hukuki olarak yanlış prosedürdü. Birincis bu yaa, işgal edilen topraklarla ilgili yasalara serbest ekonomik bölge ilgili yasalara, Anayasaya ve diğer birçok yasaya aykırı. Sonuç olarak ayrımcılık belirtileri içeren ve şahsi eşyaları kullanma hakkının kısıtlandığı bir emsal oluştu. Hükümetin kararı pratikte çıkış imkanının kısıtlanmasına yol açtı. Yani gidip dönmek ayrı bir şey, ama sivil halk olarak işgal ve baskılar nedeniyle Ukrayna’nın ana kısmına taşınmak zorunda kaldığınızda eşyalarınızı çıkaramıyorsunuz.

İşgal edilen topraklar söz konusu. İnsanlar siyasi baskı nedeniyle oradan bazen neredeyse kaçarak kurtulmak zorunda kalıyor. Ama çoğu zaman eşyalarını çıkaramadıkları için işgal altındaki topraklarda ikamet etmek zorunda kalıyorlardı. Bu sivil halk için inanılmaz büyük sorun yarattı. Bu kabul edilemezdi. Ve ben hemen hemen iki yıl sonra Ukrayna mahkemesinin doğru bir karar alarak skandal kararı iptal ettiğinden ötürü çok mutluyum.

 

-Peki ileride benzer kararların alınmaması için neler yapılmalı?

-Birincisi, yasa düzeyinde Kırım’ın yeniden entegrasyonu ve işgalden kurtarılması stratejisi geliştirilmeli ve kabul edilmeli. Bu belge olası her hususun genel ilkelerini ortaya koyacaktır ve insanların devletin bugün toprak olarak Kırım ve orada yaşayan insanlar için ne yaptığını anlamasını sağlayacaktır. Bu ilkeler herkes için zorunlu olmalı. O zaman herhangi bir bakanlık veya hükümet benzer bir karar almaya çalıştığında inisiyatiften önce bu stratejiye uygunluk incelemesinden uyup uymadığına bakma zorunda kalır. Vu da benzer duygusal ve yasa dışı kararların alınmasını önler.

 

İkincisi, kamu hak savunma ekspertizi şart. Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Komitesi bönyesinde Ombudsman ve kamu uzmanlar konseyi ile böyle bir incelemenin yapılması çok önemli. Ayrıca Kiev’de AB, Avrupa Konseyi, BM kuruluşları temsilcilikleri var. Onlar da bu kararların insan haklarına uygunluğu ile ilgili kendi görüşünü bildirebilir.  

Ama asıl sorun, Ukrayna’da devletin Kırım ve orada yaşayan insanlarla yapmayı planladıklarına dair ortak bir anlayış olmamasıdır. Cumhurbaşkanlığı İdaresi uzun zaman önce yeniden entegrasyon stratejisini geliştirmiş olsa da bu belge şimdiye kadar parlamentoya sunulmadı.

Bilindiği gibi 20 Eylül 2015 tarihinde Rusya tarafından işgal edilen Kırım’ın sivil ablukaya alınması eylemi başladı. Eylemin amacı, işgal edilen Kırım’a ürün taşıyan kamyonların Ukrayna’nın ana karasından yarımadaya geçmesini engellemekti.
 
Herson bölgesinde Kırım’a elektrik sağlayan her 4 hatta da elektrik direklerinin patlatılması nedeniyle 22 Kasım tarihinde Kırım’a elektrik sevkiyatı durduruldu. Kırım’a elektrik sağlanamaması nedeniyle işgal edilen yarımadada acil durum ilan edildi
 
Kırım’ın sivil ablukası eylemi katılımcıları elektik hatlarının onarılmasına müsaade etmese de zorlu geçen görüşme süreci sonucunda, 8 Aralık tarihinde Ukrayna’nın ana kısmından işgal edilen Kırım’a elektrik sevkiyatı, Kahovskaya-Titan hattının devreye sokulmasıyla kısmen yenilenmişti. 30 Aralık 2014’te yürürlüğe giren, Ukrayna’dan işgal edilen Kırım’a ve Rusya’dan Ukrayna’ya elektrik sevkiyat sözleşmeleri 1 Ocak 2016 tarihinde sona erdi. Bu tarihten sonra Rusya tarafından işgal edilen Kırım’a elektrik sağlanmıyor.

 


 
Ukrayna Bakanlar Kurulu’nun 16 Aralık 2015 tarihinde kabul ettiği 1035 sayılı "Ukrayna’nın geçici olarak işgal edilen bölgesinden Ukrayna’nın anakarasına ve Ukrayna’nın başka bölgelerinden geçici olarak işgal edilen bölgeye belirlenen ürünlerin (işlerin, hizmetlerin) sevkiyatının sınırlanması" başlıklı kararnamenin 16 Ocak tarihinde yürürlüğe girmesiyle abluka devlet eliyle devam ettirilmiş oldu.

Sevkiyat yasağı, tüm gümrük noktalarında Rusya'nın geçici işgali devam ettiği müddetçe sürecek. Bununla birlikte söz konusu ürün sevkiyatı yasağının kapsamadığı ürünlerin listesi de yayınladı. Buna göre Ukrayna’nın anakarasından Kırım’a buğday, ekmek, makarna, pirinç, kırmızı ve beyaz et, domuz yağı, sucuk, süt, yumurta, tereyağı, peynir, şeker, ayçiçek yağı, patates ve tuz gibi ürünlerin sevkiyatına izin verildi. Söz konusu ürünleri yarımadaya götürmek isteyen kişi, günde ancak bir kere Kırım’a giriş yapabilecek, birkaç defa ürün sevkiyatı gerçekleştiremiyor. Bir kişi en fazla 10 bin grivna (yaklaşık 400 dolar) tutarında, 50 kilogramı geçmeyecek ürünleri taşıyabilme hakkına sahip. Bahse konu yasak sadece elektrik ve insani yardım sevkiyatını kapsamıyor.

Ancak insan hakları savunucuları, ilgili kararın Kırım’da ikamet eden vatandaşların haklarını ihlal ettiğini, Kırım sakinleri için zorluk oluşturduğunu savundu. 20 Şubat İnsan Hakları Grubu, kararın iptal edilmesi için Kiev Bölge İdari Mahkemesi’ne başvurmuştu.

Kırım İnsan Hakları Grubu yöneticisi Olga Skripnik, Bakanlar Kurulu’nun söz konusu kararının, ekonomik ilişkileri sınırlandırmak yerine sıradan vatandaşların haklarını ihlal etmesi nedeniyle Ukrayna Anayasası, Medeni Kanun ve “Serbest Ticaret Bölgesi” yasasına aykırı olduğunu savundu. Skripnik, bunun Kırım sakinlerinin Kırım’dan tahliye olmasını ve takibata uğraması veya Ukrayna’nın ana kısmına taşınma kararı alması halinde ailesi ile birlikte bölgeden ayırılmasını engellediğini kaydetti.

Kiev Bölge İdare Mahkemesi, 21 Mart günü aldığı bir kararla geçici işgal altında bulunan Kırım’dan şahsi eşyaları çıkarma hakkının kısıtlanmasını yasadışı kabul etti.

QHA