KİEV (QHA) -

İlya Ponomaryov ile buluştuğum zaman aklına ilk gelen husus şuydu; çoğunluğa karşı çıkan tek kişi olmak ne demek? Herkes böyle bir şey yapamaz, bunu kabul edelim. Ancak Ponomaryov kendi davranışında kahramanca bir şey görmüyor ve bu yoldan ilerlerken çok korktuğunu da kabul ediyor.

Şu an Rusya’ya girişi yasaklandı, vatanında ona “kaçak milletvekili” veya “Rus muhalefetinin gri kardinali” diyorlar. Yaşadığı Ukrayna’da da Ponomaryov’a şüpheyle bakıyorlar.

İlya Polomaryovla yaptığımız sohbette üç yıl önce gerçekleşen olayları hatırladık, Kırım’ın işgalden kurtarılma perspektifleri, Kırım Tatarlarının durumu ve yarımadada ikinci referandumun yapılabilme ihtimali hakkında konuştuk.

 

QHA: İlya Vladimiroviç, tüm Rus sitemine meydan okuyarak Kırım’ın Rusya Federasyonu’na (sözde) bağlanmasına karşı oy kullandığınızdan beri üç yıl geçti. Şimdi siz vatanınıza gidemiyorsunuz. Daha sonra farkına vardığınız tüm gerçekleri göz önünde bulundurursanız, şu an siz aynı karar alır mıydınız?

Şimdi böyle bir durum olsaydı, ben yine aynı şekilde oy kullanırdım. Bu şekilde oy kullandım çünkü, işgal hakkındaki kararın savaş, en yakın müttefikimiz Ukrayna ile ilişkileri bitirme ve Rus halkı için büyük felaket anlamına geldiğinden emindim. O zaman yaptırımlar mevzu bahis değildi, ancak tüm dünya ile ilişkilerin bozulacağı ve bu davranışın cezasız kalmayacağı anlaşılıyordu. Kremlin’in kararının hatalı ve Rusya vatandaşları için zararlı olduğundan emindim.

Sonuçlara gelince; Putin mafya düşünce tarzına sahip. Bildiğim kadarıyla, oylama için beni doğrudan cezalandırmanın uygun olmadığını, ancak diğerlerine örnek olması için beni etkisizleştirmek gerektiğini söyledi. Bu yüzden benim yurt dışına çıkmamı beklediler ve ülkeye girişimi yasakladılar. Yani resmi olarak oylama için doğrudan cezalandırılmadım, ancak asıl çalışma yerime artık ulaşamıyorum.

 

QHA-O olaylarla ilgili neler hatırlıyorsunuz? Parti ve muhalefet içinde tartışmalar muhakkak olmuştur. Kararınızı neye dayanarak verdiniz?

Rusya Devlet Duması karar alıyordu, resmi olarak bu 18 Mart 2014 tarihinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bu toprakların sözde lideri Sergey Aksyonov ve Aleksey Çalıy arasında imzalanmış “iki ayrı birimin Federasyona bağlanmasına ilişkin anlaşmanın” oylaması idi.

Açıkçası oy vermeme kararı kafamda tam da bu atmosferde oluşmuştu. Stalin zamanındaki parti oturumu atmosferi vardı, herkes alkışlamayı kesmeye korkuyordu, çünkü ilk duran hain ilan edilecekti. Ben ise yerimden kalkmayı bile reddettim. O zaman Kremlin yanlısı gençler fotoğrafımı çekti. Ve sonraki gün tüm haberlerde milli marş çaldığı zaman oturduğum yazılmıştı. Bu tabii ki yalandı, çünkü milli marş çaldığı zaman herkes ayağa kalkar. Bu temel protokoldür, kendi ülkene gösterdiğin saygıdır. Ama bu benim için son nokta oldu. Bu vatandaşlar kuralsız oynuyorsa, ben de hiçbir tehdit ve “tavsiye” dinlemeyeceğime ve onları en çok rahatsız edecek şeyi yapmaya karar verdim.

Oy birliğini bozmak benim için prensip olarak çok önemliydi. Ana fikir bundan oluşuyordu. Toplumda tek düşünce yoktu, parlamentoda da yoktu. Bundan sonra tüm ulus ve şahsen ben Ukraynalıların gözüne nasıl bakabilirdim? Doğrusunu söylemek gerekirse, oy birliği olmayacağını bilseydim, bilmiyordum, belki korkakça davranırdım, çünkü o sırada Novosibirsk’te seçim kampanyamın tam ortasındaydım ve bu oylama onu mahvediyordu.  Belki gerektiği anda, tuvalete de çıkabilirdim. Ancak herkesin korktuğunu ve kimsenin karşı çıkmaya niyetli olmadığını bildiğim için, sorumluluğu almak zorunda olduğumu anladım.

 

QHA-Ortaklarınız aldığınız kararı biliyor muydu? Belki onlar da sizi destekleyerek karşı oy kullanırlardı?

Biliyorlardı, ama bu kararı uygulamam hakkında şüphe duyuyorlardı. Duma’da dört en muhalif milletvekilinden oluşan minik bir grubumuz vardı. Ben, Dmitriy Gudkov, Valeriy Zubov ve Segey Petrov. Oylama öncesi biz konuştuk. Onlar bunu yapmamam gerektiğini, onların da bunu istediklerini ama yapamayacaklarını söylediler. Herkesin bu şekilde oy kullanmamak için bir sebebi vardı. Sonra hatta bir süre bana küsmüşlerdi.

 

QHA-Röportajlarınızın birinde siz Kırım’ı işgal etme kararını Putin’in tek başına aldığını, danışmanlarının onu vazgeçirmeye çalıştıklarını söylediniz.

Kırım’ın işgalinden vazgeçirme değil de bu şekilde ele geçirmeden vazgeçirmeye çalıştılar. Çoğu Rus vatandaşı 1954 yılında alınan kararın (Kırım’ı Ukrayna’ya  verme kararı) haksız, hatalı, yasa dışı olduğunu düşünüyor, bu yüzden “Kırım kimin?” sorusu sorulmuyordu. Putin’in yöntemlerine gelince, onun çevresi Güney Osetya ve Abhazya’da bu senaryonun var olduğuna dayanıyordu. Ve Kırım’da da aynı şey olabilirdi. Bu denenmiş bir yoldu, hiçbir yaptırım ve sonuç doğmamıştı.

Ama Putin için kendisinin yarattığı Euromeydan gündemini kırmak önemliydi. Bu yüzden o her şeyin aynı anda olmasında ısrar ediyordu. Yoksa ülke içindeki durumu büyük bir soru işareti altında kalırdı. 2004’te Yanukoviç’e oynayarak hata yaptı. 2014'te Euromeydan olunca, Putin ikinci kez hata yapmış oldu, yani ders almadı ve istediğini yapamadı. Putin buna izin veremezdi, yoksa sıradaki isim o olurdu. Bu yenilgiyi zafere dönüştürmeliydi. Kırım bu gelişmenin cevabı oldu.

 

QHA-Rusya’da 2014 yılındaki olaylar öncesinde ve sonrasında Kırım Tatarlarıyla ilgili neler düşünülüyordu?

Ukrayna’daki etnik problemleri konusunda hiçbir zaman uzman olmadım, bu yüzden benim görüşümün, her normal Rus vatandaşının görüşü gibi sıradan olduğunu söyleyebilirim. Stalin döneminde bastırılmış halkların problemleri herkes tarafından biliniyor. Rusya’da birçok kişi farklı temsilcilerin eylemleri yüzünden tüm halkın sorumlu tutulamayacağını düşünüyor. Kırım Tatarlarının sürgünü, Çeçen ve Volga Almanlarının sürgünü gibi olaylar insani felaket ve insanlığın temel ilkelerinin ihlali olarak nitelendiriliyor.

Diğer taraftan bu olaylar başladığı zaman, Kırım Tatarlarının yarımadada ana Ukrayna yanlısı kuvveti oluşturacağı anlaşılmıştı. Daha doğrusu Ukrayna yanlısı değil, Stalin zamanında olanlardan dolayı Rusya karşıtıydılar. Saldırgana tek başına karşı çıkmak için, demografik olarak sayıları çok azdı, ama kansız işgal çizgisini onlar bozabilirlerdi. Kremlin'in kanın dökülmesinden çok korktuğunu biliyorum. Eğer silahlı direniş olsaydı, tüm operasyon başka türlü gelişirdi, belki de tamamen iptal olurdu.

Şu an Kırım Tatarlarıyla ilgili durum… Putin’in Rusya’daki milli cumhuriyetlere olan yaklaşımını biliyorum, dolayısıyla nasıl davranacağı belli. Eğer Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerine bakarsak, her şey aynı şekilde gelişecektir. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile anlaşmaya varamayacağı en baştan anlaşılıyordu, çünkü Putin tutkulu insanlardan nefret ediyor ve onları anlamıyor. Rusya’da hiçbir yerde Hizb-ut Tahrir ve benzerleri İslamcı hareketler yok. Rus ajanları her yerde yapay olarak tehdit oluşturuyor insanları korkutmak için. Bölgeleri yönetmek için de ülke idaresinde bu korkulara uyan bir çevre oluşturuyor.

 

QHA-Ancak Kırım’la ilgili durum bambaşka. Kırım başka bir ülkenin toprağı. Uluslararası tolum Rusya’yı işgalci olarak kabul etti.

Aslında uluslararası toplum gerçekte hiçbir şey yapmıyor. Kırım sorunundaki tek gerçek çözüm işgalin sona erdirilmesi. Tüm Minsk Anlaşmaları Donbas etrafında dönüyor, Kırım'ın değil. Kırım sorunu özenle parantez dışına taşınıyor, çünkü Batılı siyasetçiler hızlı çözümün olmadığını anlıyorlar, kimse kendi zamanını ve bağlantılarını hızla çözülemeyecek bir problemle harcamak istemiyor. Bu yüzden herkes kendi problemini kendisi çözmeli düşüncesi var.

 

QHA-Sizce Kırım için ayrı bir platform oluşturulmalı mı yoksa Minsk Anlaşmaları çerçevesinde bu konu da ele alınmalı mı?

Minsk Anlaşmaları kendi kendine tam bir çıkmaz. Bu platformu çoktan başka bir şeyle değiştirmek gerekiyor. Kırım’ın bu formüle dahil edilmesi de hiçbir şeye yol açmaz. Bence bu sorunlar ayrı ayrı incelenmeli. Yani aynı anda incelenebilirler, ama çözümlerin farklı olmasını ve birbirine bağlanmamalarını önerirdim. Bunlar müzakereleri uzatıyor ve zorlaştırıyor.

Bence Kırım sorunun çözümünde iki etken önemli. Birinci husus Ukrayna’nın ekonomik alandaki başarıları. Kırım sakinlerinin çoğunun apolitik olduğunu ve sakin sakin yaşamak istediğini anlamalıyız. Bu yüzden Ukrayna’nın başarılı bir Avrupa ülkesi olduğunu ve doğru seçim olduğunu göstermek gerekiyor. İkinci olarak Kırım’ın hukuki olarak gri bölgeye dönüşmesine izin vermemeliyiz. İşgalin statüsü net, anlaşılır ve kayda geçmiş olmalı. Tüm bunlar belirli sonuçlar doğurmalı; yabancı gemiler Kırım limanlarına girmemeli, yabancılar Kerç köprüsü inşaatında yer almamalı, Kırım’a uçuş yapan havayolları diğer ülkelere uçamamalı vs. Tutum baştan sonuna kadar dürüst olmalı. Tüm bunlar Ukraynalı diplomatların işi. Kuralları ihlal edenlere karşı hemen uluslararası mahkemelerde davalar açılmalı.

 

QHA-Sizim Kırım’da ikinci referandum yapılması gerektiği fikrinize Ukrayna’da çoğu kişi katılmıyor…

Ben değer pozisyonunun ilkelerine dayanıyorum; insanlara karşı bir eylemde bulunmadan önce onlara sormalısınız. Sadece toprak olarak görme yaklaşımına kesinlikle karşıyım. O toprakta insanlar yaşıyor. Şu an Kırım’ı Rusya işgal etti. Yasa dışı işgal etti, ihlal edilebilecek her şeyi ihlal ederek. Sözde Kırımlıların iradesini yansıtan bir referandum yaptığını iddia etti. Açıkça sahte ve hukuki açıdan yanlış bir referandum. Ancak bahsi geçen toprakların statüsü yine değiştirilecekse, işgal edilen topraklardan serbest Ukrayna’ya bağlı topraklara olacak şekilde, daha önce olduğu gibi, insanları yine de sormak gerekiyor. Yarımadanın sakinleri Ukrayna’ya bağlanmayı istemeden hiçbir şey değişmeyecek.

Şu an orada yaşayan çoğunluğun propagandası sayesinde, Rusya’ya bağlanma kararının halkın kendi iradesiyle alındığı düşünülüyor. Ukrayna’ya geri dönme kararı da insanlar tarafından bu şekilde algılanmalı, kendi kararları gibi yukarıdan zorla yaptırılmış gibi değil.

Çoğu medya detay ve argümanlarda derinleşmeyi sevmiyor, bu yüzden ikinci referandum fikri çoğu kişi için anlaşılmıyor. Eğer böyle bir referanduma gidilirse onun kuralları ortak olarak Rusya ve Ukrayna parlamentoları tarafından belirlenmeli. Özellikle de Ukrayna’nın anlamlı onayı ile yapılmalı. Ukrayna yapay olarak buna zorlanırsa, yine yeni bir sahtecilik numarası yapılmış olacak.

Ayrıca bu konuya birkaç başka faktör eklenmeli. Birinci olarak, referandum işgalden önce Kırım’da yaşayan insanlar arasında yapılmalı. İkinci olarak, referandumun yapılması için Rusya Kırım topraklarından tüm güç yapılarını çekmeli ve yarımadanın yönetimi değişmeli. Hiçbir ülkenin bir avantajı olmaması için ortak yönetim oluşturmak gerekiyor. Üçüncü olarak, referandum yarımadada Ukrayna medyalarının yayını yenilendikten ve uzun ajitasyon döneminden sonra düzenlenmeli. İnsanlar objektif bilgiye ulaşmalı ve kararı vermeliler.

Bazen referandumda kaybetmekten korktukları için insanların bu fikre şüpheyle yaklaştığını düşünüyorum. Bana göre Ukrayna referandumu mutlaka kazanacak ve bu çatışmadaki noktayı koyacak.

Devamı Gelecek...

Röportaj: Medine Aedinova

QHA