KİEV (QHA) -

Kırım’ın Rusya tarafından işgalinden sonra Ukrayna’nın ana kısmında yeniden faaliyete geçen Kırım’ın Vernadskiy Tavriya Milli Üniversitesi Rektörü Vladimir Kazarin, Hayat Radyosu yayınında üniversitelerin işgal altındaki bölgelerden anakaraya geçişi ve üniversitenin Kiev’deki çalışmaları hakkında konuştu.

Yapılan söyleşinin tam metni şu şekilde:

 

Hayat Radyosu: İşgal edilen Kırım'dan Kırım Tatarlarının gözaltına alınması ile ilgili yeni bir bilgi geldi. Bu, daha önce gözaltına alınan insanlardan, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) liderleri Ahtem Çiygöz ve İlmi Ümerov'un aldığı cezalardan ayrı (bir gelişme). Sizce Ukrayna ve dünya kamuoyu, insan haklarını ihlal eden Rusları nasıl etkileyebilir?

Vladimir Kazarin: Öncelikle, sözünü ettiğiniz insanları şahsen tanıdığımı söylemek istiyorum. İlmi Ümerov ile uzun yıllardır dost ilişkilerimiz vardır. Ben tutuklanan ya da Kırım’dan sürgün edilen bir dizi başka tanınmış Kırım Tatarını da tanıyorum. Kimisi kayıp. Nereye kaybolduklarına dair soruların gizli cevapları bir gün ortaya çıkacaktır. Korkarım sonuç pek mutlu olmayacak. Bence Kırım’da olup bitenlere karşı en tutarlı ve en keskin tepki verdikleri için Kırım Tatarlarına yönelik soykırım eylemi söz konusu. Bu katliamdır. Bence bu zulmü başlatanlar, bunu gerçekleştirenler, yapmış oldukları her şeyden sorumlu tutulacakları zamanın geleceğini içten içe anlamaya başlıyorlar diye düşünüyorum. Ben Ukrayna’nın ana kısmındaki kolluk kuvvetleri organlarının tüm bu davaları kaydettiğine sevindim. Tavriya Üniversitesi'ndeki pek çok Kırımlı öğrenci, bu tür olayları öğrendiğinde, akrabalarını, yakınlarını, arkadaşlarını korumak için ilgili makamlara şikayetlerini bildiriyorlar. Bunların hepsini atlatmak zorundayız, buna dayanmamız gerekiyor ve bunları organize edenlerden bütünüyle hesap soracağımızdan (yana) hiç şüphem yok.

 

Hayat Radyosu: Bu büyük değişimleri, Rusya’da birşeylerin yanlış gittiğini, Gürcü senaryosunun (yeniden) uygulanmasının söz konusu olacağını hissetmiş miydiniz?

Vladimir Kazarin: Bu anlamda, kısmen kişisel bir deneyimim var, ki bunlar benim bunun olabileceğini düşünmeme neden oluyordu. 2006'dan 2010'a kadar, Viktor Yuşçenko'nun başkanlığı döneminde, Sivastopol'de (Akyar) bürokratik görev yapıyordum. Ben Sivastopol'ün birinci vali yardımcısıydım. Tam savaşın gerçekleştiği zaman 08.08.08 (8 Ağustos 2008) tarihinde, Belbek havaalanında, Gürcistan'ı savunmak için düzenlenen bir yürüyüş için Tiflis'e uçacak olan başkanları karşılıyordum. Bu cürüm eylemlerine denizden destek vermek için "Moskova" füze kruvazörüyle birlikte Karadeniz Filosun gemilerinin hareket ettiğini gördüm. Sivastopol'deki askerlerin ruh halini gördüm. Bundan sonra biz, Sivastopol, Poti, Batumi ve Tiflis ile dostluk ve işbirliği antlaşmaları imzaladık ve hepsine desteğimizi sergiledik. Buna karşılık, Karadeniz Filosu yönetiminden sessiz ve sert bir tepki gördük. Her türlü temas, toplantılar ve ortak faaliyetler aniden kısıtlandı. Zaten o zaman bile arkadaşlarla konuşurken eğer bu çok yakınımızdaki Gürcistan'da olduysa, galip olduklarını düşünerek nasıl davrandıklarına bakılırsa bu senaryonun bir gün Ukrayna’da da test edilebileceğini düşünmek için bir sebebimiz var demiştim. Sonuç olarak, test edildi de.

 

Hayat Radyosu: Belki daha aktif olarak eğitim çalışmalarınıza devam edebilir miydiniz? Yarımadayı terketmeye sizi ne itti?

Vladimir Kazarin: Kırım'da, tüm bu olanları asla kabul etmeyeceğimi sanırım herkes anlıyordu. Tüm bunlara karşı benim kişisel mücadelem Şubat 2014'te başladı. Çok sayıda radyo ve televizyonda yaptığım konuşmalar, yabancı medya kuruluşlarına verdiği sayısız röportajlar... 2 Şubat tarihinde, Kırım’daki rektör, rektör yardımcıları ve bilim adamlarına hitaben bir çağrı yayınladım. Bu belgede ben onları Rus yanlısı propagandacılar tarafından seslendirilmeye başlanan propaganda çağrılarına kanmamaya çağırmıştım.

Meslektaşlarımla beraber, 2014 yılında, meselenin işgale doğru gittiğini, Tavriya Milli Üniversitesinin kapatılacağının, tasfiye edileceğinin farkında olarak 2014 yılının yaz ve sonbaharında Eğitim ve Bilim Bakanlığı ile Donetsk’teki üniversitelerin Ukrayna’nın ana kısmına geçirilmesine ilişkin talimatların yayınlandığı, Kırım’daki üniversitelerle ilgili ise böyle talimatların verilmemesi konusunda görüşmeler başlattık. Sonra bize inisiyatif kullanmamızı, mektup yazmamızı söylediler.

Tüm bu insanları Kırım’dan tanıyorum, Aksyonov’un kim olduğunu, Konstantinov’un kim olduğunu, çünkü farklı zamanlarda farklı görevlerde bulundum, (Ukrayna'ya bağlı) Kırım Özerk Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı idim, iki dönem Kırım parlamentosu milletvekili idim. Bu tür insanların prensip sahibi olmadığını biliyordum, onların sahip olduğu tek yaklaşım çıkarlardır. Birilerinin tarafına geçmeleri istenirse geçerler, ki öyle de oldu. İlişkilerimizde asla bir uzlaşma sağlanmadı, bu nedenle Zatulin, Dugin, Jirinovskiy gibi böylesine iğrenç Moskova figürleri şahsen benim hakkımda hep olumsuz konuşurlardı. Makalelerimden birinde şunu yazmıştım: Konstantin Zatulin beni azarlıyorsa rahat yaşayabilirim, her şeyi doğru yapıyorum.

 

Hayat Radyosu: Üniversiteyi yeniden nasıl canlandırabildiniz?

Vladimir Kazarin: Çok kolay bir işti. Kırımlı öğrenciler hemen harekete geçti, hepsi protesto gösterilerine katılıyordu, üniversiteden ayrılıyor ve çeşitli eylem ve yürüyüşlerde yer alıyordu. Sentsov grubu, ikisi Tavriya Üniversitesi öğrencileri olmak üzere 4 kişiden oluşuyor. Esir değişimi ile dönen Gennady Afanasyev bir avukattı, cezaevindeki Aleksandr Kolçenko ise bir coğrafyacıydı. Pek çok öğrenci bütün bunlara katıldı. 15 binden fazla Kırımlı öğrenci, ki bu rakam Kırım'daki öğrenci sayısının üçte birini oluşturuyor, Ukrayna’nın ana kısmına gitti. Tavriya Üniversitesi öğretim görevlilerinin yüzde 40'ı gitti. Onlar Ukrayna’nın farklı üniversitelerinde çalışıyorlar. Ancak onların hepsi Kırım kökenini vurgulamak için Tavriya Üniversitesinde çalışmak istiyorlar.

1 Ocak 2015'te Kırım’da, Kırım’daki Ukrayna üniversitelerini tasfiye ederek sözde “Kırım Federal Üniversitesini” kurdular. Kurulduğu sırada orada öğretim görevlileri, personel ve öğrenciler olmak üzere 76 bin kişi vardı. Üç yıl sonra orada sadece 27 bin kişi kaldı.

Kırımlı gençler Ukrayna ile AB arasında vize muafiyetinin uygulanmaya başladığını öğrenince Kırım’dan Tavriya Üniversitesine geçiş yapan öğrenci sayısı ikiye katladı. Bu anlamda öğrenciler ve öğretim görevlileri işgale karşı kendi istekleriyle oy vermiş oldular.

 

Hayat Radyosu: Üniversite öğrencilerinin geçişine ilişkin herhangi bir istatistikten söz edebilir misiniz?

Vladimir Kazarin: İşgal altındaki Donbas ve Kırım’dan 18 üniversite taşındı. Bakanlığın talimatıyla Kırım’dan sadece biz geçirildi, Donbas’tan ise 17 tane. Bizim geçişimiz tamamen kendi inisiyatifimizdi. Biz Kiev’e taşınan tek üniversite olduk. Bizim kurucularımız-atalarımız Kırım’da üniversiteyi açarken çok akıllıca davranmışlar. Üniversitemiz Kiev Aziz Vladimir Üniversitesi (günümüzde Şevçenko Kiev Milli Üniversitesi) şubesi olarak açılmış.

Vladimir Vernadskiy [Ukrayna Bilimler Akademisi'nin kurucusu,1865-1945], toplumun canlanmasının ancak eğitim yoluyla mümkün olduğunu anlıyordu; bu nedenle iç savaşın ortasında üniversiteler yarattı. "Beyazlar" 20’li yıllarda Kırım'dan ayrılmak zorunda kaldığında genç "beyaz" subay veya askerleri kurtarmak için onları sivil gibi giydirerek öğrenci olarak sınıflarda oturtuyordu.

Vernadskiy yıkılan bir ülkeyiayağa kaldırmanın tek yolunun bunu yapabilecek yeni nesilleri yetiştirmek olduğunu söylüyordu. Muhteşem bir profesör kadrosu topladı.

Tarafımızca kurulan üniversite, Kiev'e döndü. Önceki Bakan Sergey Mironoviç Kvit ve şimdiki Bakan Liliya Mihaylovna Grineviç şahsında Ukrayna Eğitim ve Bilim Bakanlığı ve Ukrayna Bakanlar Kurulu bize yardım ediyor. Biz göçmen üniversiteler olarak birbirimize yardım ediyoruz, çocuklar bize Donbas'tan geliyor, ayrıca Donbas'ın işgal altındaki topraklarından gelme öğretmenlerimiz var.

Devletin alınan kararların uygulanmasına biraz daha dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum. Mesela işgal altındaki topraklarla ilgili güzel bir yasa var. Neredeyse 2.5 yıllık. İşgal altındaki topraklardan gelen öğrencilerin devlet burslusu olarak ve ücretsiz olarak öğrenci yurduna yerleştirilmeleri şartıyla Ukrayna'nın serbest bölgelerinde eğitimlerine devam edebileceklerine dair bir madde var. Şimdiye kadar bu madde hiç uygulanmadı. Üç kez bize; Ocak ayından itibaren, Eylül ayının başından itibaren uygulanacağı söylendi ancak işe yaramıyor. Bazıları oraya gidiyor ve gerçekten burs verilmediğini, yurt sağlanmadığını, yazdıklarını fakat yapmadıklarını söylüyorlar. Onlarla yeterince ilgilenmeyerek hata yapıyoruz.

 

Hayat radyosu: Yakın geçmişte eğitim yasasının yeni düzenlemesi kabul edildi. Yasa tasarısı ve hayata geçirilen yüksek öğretim reformunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Vladimir Kazarin: 2014'te kabul edilen ve 2016'da yürürlüğe giren yüksek öğretime ilişkin çok iyi bir yasamız var. Bu Avrupa eğitimi. Bu yasayla üniversitelerin tam özerkliği öngörülüyor. Bu iyi bir yasa, ancak gerçekte değişim çok yavaş gerçekleşiyor.

Orta öğretime gelince, sadece bir konuda endişeleniyorum. Eğitimin derin ve çok yönlü olduğunu anlıyorum, çok şey öğrenmek gerekiyor ancak 6 ya da 7 yıl eğitime başlayarak 12 yıl eğitim... Gençler 19 yaşında okulu bitirecek. Bana göre, onlar biraz daha erken gerçek hayata atılmalılar. (Aksi halde) Çocuğu çok uzun bir süre çocuk beziyle tutmuş olmuyor muyuz?

 

Hayat Radyosu: Kanun koyucularımız bazı kararları tekrar gözden geçirebilir mi?

Vladimir Kazarin: Her şeyin gözden geçirilebileceğini düşünüyorum. Bazen gençlerin daha erken bir dönemde gerçek hayatla yüzleşmeleri gerekiyor.

 

Hayat Radyosu: Yaklaşık 10 yıl önce, kişi başına düşen öğrenci sayısı açısından Ukrayna'nın dünyada neredeyse ilk sırada olduğuna dair bir bilgi vardı. Sonra lisanslama kampanyası başladı. Bunun orta yolu nedir?

Vladimir Kazarin: Üniversite sayısı açısından bir ara kesin liderdik. Sayısı gerçekten de çoktu. Ancak bunlardan üçte biri sadece diploma verme fabrikasıydı.

Bu bağlamda, bazen herkesin yüksek öğrenime ihtiyacı olmadığına dair sesler duyulmaktadır. Buna kesinlikle katılmıyorum. 21. yüzyılda her şey çok zorlaşıyor. Bu, tüm hayatımız  boyunca eğitim alacağımız çağ. Yeni programlara hakim olmak için eğitmek gerekiyor. Okul eğitimi düzeyinde kimse kendisini bulamaz. Bence bu mutlak bir gerçektir.

 

Hayat Radyosu: Ukrain ve Rus halkları arasındaki travma uzun zaman devam edecek muhtemelen. Bunu nasıl idrak etmeli?

Vladimir Kazarin: Siyasi elitin, özellikle de Rus siyasi elitin değişmesi ile bugün çok ciddi görünen sorunların birçoğu Putin ve onun çevresiyle birlikte gider diye dünüyorum. Bence 2017 yılının sonuna kadar Rus siyasetinde beklenmedik şeyler meydana gelecek, orada büyük değişikliklere şahit olacağız. Politikacılardan birinin Kırım meselesi hakkında söylediklerini beğendim: "Nasıl beklenmedik bir şekilde aldılarsa, beklenmedik bir şekilde de geri verecekler." Bir gecede olacak.

En önemli mesele, yaklaşan değişimlerin bizi küresel kaosa sürüklememesi.

 

Hayat Radyosu: Dünyanın nereye gittiğine dair bir his var mı?

Vladimir Kazarin: Sanırım eğer dünya kendine ciddi ve sorumlu politikacıları geri getirmezse, eğer dünya bu sorunun üstesinden gelmezse zor zamanlar bizi bekliyor. Popülist oyunlara itilmelerine izin vermeyecek ve bu sorunu yeterince çözebilecek insanlar seçecek Ukraynalıların bilgeliğine inanıyorum.

 

Hayat Radyosu: Son sorumuzu tüm konuklarımıza soruyoruz: Hayat sizin için nedir?

Vladimir Kazarin: 6 gün önce torunum dünyaya geldi. Onun doğumuyla teorik olarak anladığım birçok şeyin pratikte farkına vardım. Bence bu hayat her günün günlük sevinçlerinden oluşuyor. Uyanmak, kahvaltı yapmak, insanları yakından görmek, apartmana girerken bir komşuyla konuşmak. Hayatla dolu olursa o zaman politika, bilim ve gazetecilik de anlam kazanır. Günlük yaşamın temeli ve her yeni güne sevinemiyorsan, gerisi kurmaca bir komedidir.

QHA