ANKARA (QHA)-13 NİSAN 2018 -

Deniz ve Zaim Güvenç kardeşlerin yönettiği Eğreti Gelin Ladik filminin Ankara'daki galası 12 Nisan'da Panora AVM'de gerçekleşti. Filmin yönetmenliğini üstlenen Deniz ve Zaim Güvenç kardeşler QHA'nın (Kırım Haber Ajansı) sorularını yanıtladı.

 

YEŞİM SALKIM GECEYE KATILAMADI

Hakan Eren, Ali Ekberol, Sevinç Meşe, İlkay Kayku ve Şükran Kozalı'nın da yer aldığı filmin yapımcılığını Alper Kaya (Sinemedya) üstlendi. Yönetmenlerin de rol aldığı filmin galasına başrol oyuncusu Yeşim Salkım rahatsızlığı nedeniyle katılamadı. 13 Nisan'da gösterime girecek filmin İstanbul galası iki gün (10 Nisan) önce yapılmıştı.

 

DENİZ GÜVENÇ: 'ANKARA'DA NEDEN FİLM ÇEKİLMİYOR?' SORUSUNUN CEVABINI VERDİK

Film gösterimi öncesinde QHA'ya konuşan Deniz Güvenç, salonun dolu olduğunu izleyicilerin kendilerini yalnız bırakmadığını belirterek, bu durumdan mutluluk duyduklarını da dile getirdi. 

 

Deniz Güvenç açıklamasına şöyle devam etti: "Yapımcı ve yönetmen kimliğimden öte oyuncu kimliğimi tercih ediyorum. Yönetmenliğini yaptığım bu filmle ilgili de Ankara'da yaptık biz çekimlerini biliyorsunuz. Ankara, Kalecil ve İstanbul çekimlerimiz oldu. Yaklaşık 40 iş gününe yakın bir sürede filmi çektik. Teknik açıdan, biz bağımsız bir ekibiz Film Tayfası olarak, birçok yokluktan aslında var ettik. O yüzden bu filmin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Bir sürü insanın emeği var burada, o emek çok kıymetli diye düşünüyorum. Bunun dışında, büyük bir oyuncuyla, Yeşim Salkım ile çalıştık. Ankara'dan birçok oyuncumuz: İlkay Kayku, Sevinç Meşe, Zeynep Aytek Metin. Film Tayfası'ndan: Öznur Bacaksız, Merve Aslan, Zaim Güvenç, yönetmenliğini de birlikte yaptık. Ankara ve İstanbul'u bu filmde birazcık buluşturmuş olduk. 'Ankara'da neden film çekilmiyor?' sorusuna da aslında cevap da vermiş olduk."  

ZAİM GÜVENÇ: KIRIM TATARLARI SANATA ÇOK DÜŞKÜN

İzleyicilerin yoğun ilgi gösterdiği film gösteriminin ardından Zaim Güvenç de sorularımızı yanıtladı. 

-Daha önce verdiğiniz bir röportajınızda 'Kırım Tatarlarının zarif, sanata düşkün ve üretken' insanlar olduğundan bahsediyorsunuz. Buradan yola çıkarak, Kırım Tatarı olmanızın sinemaya ve sanata yönelmenizdeki etkisi nedir?

-Kırım'a gittim. Kırım'a gittiğim zaman, oradaki Tatar halkı bizi muhteşem bir şekilde karşıladı. O kadar zarif insanlar, o kadar sanatla iç içeler ve her biri bir enstürman çalıyor. Sinema sanatına, müzik sanatına, tiyatro sanatına çok değer veriyorlar. Ben bu senaryoyu yazarken, bu süreci yaşıyordum ve tabii ki o atmosferde yaşadığım bütün o güzellikler kalbime dokundu. Eğreti Gelin Ladik senaryosunu Şükran hanım ile beraber yazarken, Kırım'daki sanata olan o zarafetli dokunuş elbette beni çok etkiledi. 

ZAİM GÜVENÇ: TOPLUMSAL GERÇEKÇİ BİR SİNEMA ORTAYA KOYMAYA ÇALIŞIYORUM

-Bir yönetmene sorulacak klasik bir soru ama... Sanatın temel tartışması olan 'sanat için sanat' anlayışını mı,  'toplum için sanat' anlayışını mı benimsiyorsunuz? Yaptığınız filmler hangisine daha yakın?

-Bu filmi, özellikle ülkemi çok sevdiğim için, ülkemdeki kadınlarla ilgili sorunların daha da yüzeye çıkıp, herkes tarafından tartışılması için bu filmin vücuda gelmesini istedim. Ben daha çok toplumsal gerçekçi bir sinema ortaya koymaya çalışıyorum. Tabii ki bunun başka, yan türevleri de var. Onları da ayrıca konuşmak mümkün. 

 

SIRADAKİ FİLM "ALUŞTA'DAN ESEN YELLER" Mİ?

-Kırım Tatar kültürü ile ilgili bir film çekecek olsanız konunuz ne olurdu? Filmi nasıl bir çerçeveye oturturdunuz?

-Aslında ben Kırım Tatarlarıyla ilgili Aluşta'dan Esen Yeller adlı bir roman vardı, onun senaryosunu yazdım. Birinci bölümünü Ankara'da Kırım Derneği'ne teslim ettim. Senaryo ile ilgili geri dönüş bekliyorum. O senaryoda Kırım Tatarlarının yaşadığı zorluklar ve dünyaya kattıkları, sanata kattıkları; mücadele gücü, zarafet ve insana verdikleri değer işlenmekteydi. Umarım o senaryo da vücuda gelir ve film olur. 

"EĞRETİ GELİN LADİK İLK FİLMİM DİYEBİLİRİM"

-Son olarak, Eğreti Gelin Ladik filmi'nin diğer Eğreti Gelin filmi ile kıyaslanmasından yana olmadığınızı biliyoruz. Peki bu filmi kendi diğer filmlerinizle kıyaslamanıızı istesem? Bu filmin sizdeki yeri nedir? 

-Tabii ki kıyaslanıyor. Bu mecburen oluyor, çünkü çıkış noktamız aynı roman. Ben bütün röportajlarda da söylüyorum, bir Atıf Yılmaz hayranıyım. Bütün filmlerini ezbere biliyorum. Bu projeyi 3 yıl boyunca kabul etmedim ama 3 yılın sonunda, toplumumuzda kadının sıkıştırılmışlığı, bastırılmışlığı ve yaşadığı zorluklar öylesine yüzeye çıktı ki bu duruma kayıtsız kalamazdım. Önümde böyle bir fırsat varken, eğreti gelinleri günümüze taşıyarak, böylece toplumuzdaki kadının yaşadığı zorlukları filmimizde anlatmaya çalıştım. Aynı zamanda çözümleri de ortaya koymaya çalıştım. Bu arada az önce izleyicilerimizden biri bana bir kalem hediye etti. 'Yeni bir senaryo, yeni bir film yap' diye galiba. Umarım yeni filmler yaparız. 

Benim daha önce çektiğim kısa filmler vardı. Onların bazıları en iyi senaryo ödülleri, gösterime değer filmler kategorilerinde yer aldı. Ama Eğreti Gelin Ladik filmi benim ilk filmim diyebilirim. Daha önce de bir film çalışmamız oldu o da çok kıymetli ama bu gerçekten insanların yüreğine dokunacak, muhteşem bir film oldu.

QHA