KİEV (QHA) -

Ünlü Ukraynalı siyaset bilimci Taras Berezovets’in QHA’ya verdiği demecin devamını dikkatinize sunuyoruz:.
 
Demecin ilk kısmı: "Kremlin Karadeniz Filosunu işgal aracı olarak görüyordu"

QHA: Taras Valeryeviç, sizce Putin, sonsuza dek bozuldu gibi görünen ilişkileri geçen yıl normalleşmesi için, bazı alanlarda ise geçici durum birliği oluşması için Türk mevkidaşını nasıl araçlarla etkiledi?
 

Taras Berezovets: 
Moskova, Suriye’de savaşı körükleyerek Ankara için büyük sorunlar yarattı. Bunun dışında Kremlin, Kürt kartını kullandı. Çünkü Kürtler dünyadaki sayısı en çok olan, yaklaşık 40 milyon kişi, devlet yapısı olmayan halklardan biri. Kürtlerin büyük bir kısmı Türkiye’de ikamet ediyor. Kürtlerin solcu ve terör örgütleri 1970’li yıllardan beri KGB’nin (SSCB Devlet Güvenlik Komitesi) kontrolü altındaydı. Ve neler oldu?

Uçağın düşürülmesinden sonra ama Rusya ile ilişkilerin iyileşmesinden önce bölgede, Kürtlerin, 1991 yılından beri hakkında hiçbir şey duyulmayan tüm 11 ayrılıkçı-terör hareketi beklenmedik şekilde faaliyetlerini aktifleştiriyor. Onların temsilcileri, Kürt devletin kurulması için mücadelenin yeni aşamasının başlaması hakkında ortak açıklamalar yapıyor.
 
Erdoğan, neden Putin ile durum anlaşmasına vardı? Kendisiyle büyük oyun oynandığını anladı. ABD tarafından büyük ihtimalle savunma sağlanmayacağından dolayı Recep Tayyip Erdoğan Kremlin ile pragmatik bir anlaşmaya varmaya karar verdi. Yanında Suriye, Kürtler, askeri darbe girişiminden sonra kendisine kuşku ile davranan askeri yönetim ve durumun gerginleşmesi halinde NATO’nun Türkiye’ye yardım edeceği konusunda tereddüt ile NATO’da formel üyeliği varken, elinde Rus serçenin olmasını tercih etti.

Putin için Rus gemilerin Boğaz’dan Akdeniz’e geçişi (Çarlık ve 18. yüzyılın sonunda Kırım’ın Rusya tarafından ilk ilhakından beri Rusya-Türkiye ilişkileri tarihinde daimi engel) önemli ve onu elde etti.
 
QHA: Tüm uzmanlar, eskiden Karadeniz Filosu’nun bile sadece Filo Günü’nde yapılan geçit törenlerinde görüldüğünü hatırlatarak Kırım’ın daha önce görülmemiş şekilde militarizasyonuna dikkat çekiyor…

Taras Berezovets: Rusya’nın günümüzdeki militarizsyonunun ölçütleri, uluslararası yaptırımlara rağmen gerçekten oldukça büyük, bu, savunma silahları değil hücum silahlarının odaklandığı işgal edilen Kırım örneğinde çok iyi görülüyor. Yarımadaya stratejik öneme sahip füze birliklerinin gönderilmesinin yanı sıra yarımadada deniz piyade birliklerinin sayısı da arttı, dolayısıyla filo da güçlendiriliyor.

Bu grafiğin, Ukrayna’nın Zerkalo Nedeli (Haftanın Aynası) gazetesinde yayınlanmasından sonraki yarım yıl içinde Kırım’ın militarizasyonunun ölçütleri büyük miktarda arttı

Eskiden Rusya’nın deniz filosu potansiyelinin arttırılması anlamsızdı, çünkü Türkiye her an Boğazı kapatabilirdi. Günümüzde ise Rus gemileri ABD’nin 6. Filosunu tehdit edebiliyor. Suriye’deki savaş, çeşitli askeri birliklerin uyum içinde çalışması ve yeni silahların denenmesi için bir poligondu. Aslında Putin, bu taktik üstünlüğünü elde etti. Putin’in eylemleri, yeni lokal savaşa hazırlandığını gösteriyor.
 
QHA: Bu savaş nerede başlayabilir?
 
Taras Berezovets:
NATO uzmanları, hedefin Letonya olacağını tahmin ediyor. Bundan önce hedefin Estonya olacağı düşünülüyordu.

Baltık ülkelerini her yıl ziyaret ediyorum, merkezi Tartu (Estonya) şehrinde olan Baltık savunma bölgesini de ziyaret ettim ve oradaki Rusça konuşan nüfusun büyük kısmının Rus askerlerin gelişini alkışlamaya hazır olanlardan oluştuğunu kaydedebilirim.
 
QHA: Baltık bölgesindeki Rusça konuşanların çoğunun, Baltık ülkeleri vatandaşlığına sahip olmayanların bile Avrupa Birliği’nde yaşamanın avantajlarını kullanmasına ve maaşlarını Euro cinsinden almasına rağmen durum böyle mi?
 
Taras Berezovets: Paradoksal, ama gerçek böyle. İnsanlar, özellikle Narva veya Kohtla-Järve (Estonya) şehirlerinde ikamet edenler, Estonya’nın verdiği emekli maaşlarını alabilir veya başarılı iş adamları olabilirler, ama yine de onların içinde imparatorluk virüsü kalmaya devam ediyor.

Rus helikopterlerinin kendi sınırlarından Tallinn sınırlarına ulaşma süresinin 15 dakika olduğunu hatırlatmak istiyorum. NATO’nun yardım etmemesi halinde Estonya’nın 3 günde, Letonya’nın 4-5 günde işgal edilebileceğini tahmin etmek zor değil.

Bununla birlikte temel saldırı senaryosu böyle olur: Rus askerler zamanı gelene kadar görünmez olurlar, sürüngen saldırı inisiyatifinin tamamı ise Kırım ve Donbas’ta denenmiş “yeşil adamlara” verilecektir.

Varna veya Letonya’da, bir Varna veya Daugavpils halk cumhuriyetini kurmak için yüzlerce silahlı milis her zaman seferber edilebilir, onlara “askeri malzeme” mağazasında satın alınan ve amblemleri olmayan “haki” rengi kıyafet giyen özel kuvvetler katılır. Aynı zamanda Rusya, tüm siyasi-diplomatik alanlarda ve medya kanallarında “Orada askerlerimiz yok” diye iddia eder.
 
Geçtiğimiz günlerde Putin’in Rusya mevzuatını, silahlı çatışmalarda paralı askerlerin ve özel orduların daha aktif kullanılması yönünde değiştirdiğini hatırlatmak istiyorum. Böyle birlikler, havacılık ve filo haricinde her türlü silah ve araçlarla donatılabilir. Bundan dolayı özel koruma yapıları hiç zorluk çekmeden ve en önemlisi görünmeden sınırı geçebiliyor. Baltık ülkelerinin gizli servisleri, ülkelerinde Rus silahların bulunduğu gizli mahzenler olduğuna dair bilgilere sahip.

Onlar ormanlarda gizlenmiş ve hazırda bekliyor. Ve olası senaryoya göre belirli zamanda “yeşil adamlar” polis, belediye ve diğer binaları kontrol altına alıyor. Baltık ülkelerinin az sayılı orduları onlara nasıl karşı koyabilir? Onlar askeri uçaklarla kendi belediyelerini ateş altına almayacaklar ya. Başkentlerin değil, işgal edilmesi ve oradan tüm bölgedeki durumun sarsılmasının daha kolay olduğu 50-100 bin nüfusa sahip küçük şehirlerin işgali söz konusu olduğunu düşünüyorum.
 
QHA: Yani Putin için 
süreç nihai hedeften daha önemli?

 
Taras Berezovets:
Süreç onun için önemli, ama olası benzer eylemlerin esas amacı, dünyaya bir savunma yapısı olarak NATO’nun etkili olmadığını sergilemek. Putin bunları, tüm Batılı liderlerin o olmadan Avrupa’da barışı tesis etmenin güya imkansız olduğunu anlaması için yapıyor. Putin, saldırgan eylemlerde bulunarak tüm günümüz yönetimlerine, Avrupa’nın yeniden bölünmesi ve farazi “Yalta-2”deki esas jeopolitik oyunlar arasında etki alanlarının yeniden dağıtılması gerektiğini kastederek Realpolitik’in tüm uluslararası anlaşmalardan daha önemli olduğu mesajını veriyor. Bununla birlikte dünyada herkes, finansal-ekonomik perspektifler açısından Rusya’nın hırslarının askeri kibri ile eşdeğer olmadığını anlıyor.
 
QHA: Kolektif güvenliği öngören NATO Tüzüğü’nün 5. Maddesi başlangıçtan beri ölü müydü?

Taras Berezovets: Avrupa-Atlantik işbirliği çizgisi ile ilgili birçok kez NATO üyesi ülkelerin öğrencilerinin yanı sıra Belçikalı profesörler ile görüştüm. İki Brükselli profesör, bana ders verir gibi “Bu bizim savaşımız değil. Haritada bile net olarak Letonya ve Estonya’nın nerede olduğunu bilmiyoruz… Onlar için ölmeyeceğiz ve askerlerimiz kışlalarında kalacak. Bu Amerikanların sorunu, onlar onu çözsün” dedi.
 
Bu sıradan bir pikenin fikri değil, askeri profesörlerin fikri. Onlar Ukrayna hakkında da aynı sinik şekilde konuşuyor. "Kendiniz sorun yarattınız kendiniz çözün, biz sizin yüzünüzden yaptırım zararına uğrayamayız" demek istiyorlar.
 
QHA: Demek, Avrupa’da 70 yıldan beri devam eden barış (eski Yugoslavya’daki savaşlar hariç) saldırganı yatıştırmaya hazır olan ya da sadece ABD’nin gücüne ümit bağlayan askeri profesörlere kötü bir şaka yaptı?
 
Taras Berezovets: Böyle olduğuna benziyor. Eminim, yukarıda söz ettiğim senaryoyla benzer olaylar meydana gelirse ve “yeşil adamlar” Baltık bölgesinde ortaya çıkarsa, herkes ABD Başkanı’nın tepkisini bekleyecektir. Trump’ın sadece diplomatik açıklamalar yapması halinde, Putin ilerleyebileceğini anlayacaktır…

Kırım’ın işgalinin kroniği ile ilgili kitabımı yazarken, Hollywood'da defalarca filmleri çekilen Kızıl Ekim (The Hunt for Red October), Tehlikeli Oyunlar, En Büyük Korku kitaplarının ABD’li yazar Tom Clancy’nin alternatif rekonstrüksiyonlar deneyiminden esinlendim.

Ünlü ABD’li yazardan farklı olarak bir şeyler uydurmama gerek olmadı, bilgileri sunmak için uygun format bularak “kardeş halkın” ihanet kronolojisini kayda geçirmem yeterli oldu.
 
NATO analistlerinin gerçekçi olarak gördüğü senaryo, Tom Clancy’nin son kitaplarından biri olan ve Mark Greaney ile birlikte yazdığı, yazarın vefat ettiği 2013 yılında Kırım’ın işgalinden bir buçuk yıl önce Amerikan okurlara sunulan Command Authority adlı kitabından alındı. Kitapta, hem Ukrayna’daki olaylar hem de kitapta Kırım’ın işgalinden daha önce gerçekleştirilen Rusya’nın Estonya’ya karşı saldırısı önceden öngörüldü.

QHA: Yani hayat hayal gücünü geçiyor. 1990’lı yıllarda Ukrayna ve Rusya arasında askeri bir çatışma yaşanacağını kim tahmin edebilirdi? Ben bunun olabileceğine, 2008 yılında Gürcistan’a karşı Rus saldırısından sonra inandım.
 

Taras Berezovets: Bu arada, Clancy’nin romanında Rusya’nın Cumhurbaşkanı’nın soyadı Volodin, günümüzde Rusya Devlet Başkanı’nın, Putin idaresinin eski Başkan Yardımcısı da aynı soyadını taşıyor.

QHA: Volodin Putin’in yerine geçerse bile bu ancak 2025 yılından sonra olur diye düşünüyorum. Geçtiğimiz günlerde Vyaçeslav Volodin, Rusya’da sonraki başkanlık seçimlerini öngörülen tarihten önce, Kırım’ın işgalinin 4. yıldönümünde yani 18 Mart 2018’de düzenleme teklifinde bulundu. Putin’i bir “savaş zaferine” daha hazırlıyor olabilirler…
 
Taras Berezovets:
Avrupa’daki askeri-siyasi karşı koymanın NATO analistlerinin söz ettiği ve Amerikan yazarın öngördüğü senaryoya göre gelişebilme ihtimali var. Her durumda, Putin'in seçimler öncesinde kendi popülerliğini yükseltmesi gerekiyor. Bunu ise, 
sosyo-ekonomik alanda yapmak, daha sonra büyük kayıplara neden olsa da Rus silahların sıradaki zaferleri ışığında yapmaktan daha zor.

 
Devam edecek…
 
Ukraynalı siyaset bilimci Taras Berezovets ile demecin 3. kısmında, Kırım’ın yakın geçmişi ve Rus saldırısının vektörü ile ilgili tahminlerden Ukrayna’nın bahse konu saldırının sonuçlarını en aza indirmek ve geçici olarak işgal edilen bölgelerin yeniden entegrasyonuna odaklanması için çözmesi gerektiği sorunların analizine döneceğiz.
 
Söyleşi: Aleksandr Voronin

 

QHA