KİEV (QHA) -

Kırım Vakfı Başkanı, Kırım Tatar Milli Meclisi üyesi Riza Şevkiyev, QHA’ya verdiği demeçte Kremlin’in baskı makinesinin Kırım’ın yerli halkının vatanları için verdikleri mücadeleyi durduramayacağını kaydetti.
 
Riza Şevkiyev ile röportajın ilk kısmı: “26 Şubat mitingini başka yerde düzenlemeyi teklif etmiştim”
 

QHA: Kırım’ın işgalinden önce Kırım Tatarları tarafından Ruslara karşı saldırganlık söz konusu değildi. Günümüzde Rusya, "acımasız Tatar-hainler" ile ilgili mitler oluşturabildi mi?
 
Riza Şevkiyev: Kırım’daki Ruslar bunun mit olduğunu anlıyor, ama çoğu zaman bu anlayış çok kısa sürüyor ve onlar her provokasyona kapılıyorlar. Rusça konuşan Kırım için hazırlanan Kremlin’in ideolojisi, insanların kolayca manipüle edilmesini sağlıyor.
 
Kırım’a toplu olarak döndüğümüz1990’lı yıllarda, yarımadanın Rusça konuşan nüfusu aktif şekilde evlerini satmaya ve yarımadadan ayrılmaya başlamıştı, çünkü o dönemde birileri Kırım Tatarlarının evleri ele geçirmeye ve Rusları öldürmeye geldiği ile ilgili dedikodular yaydı. O zaman yarımadada sağlam olmayan ve gergin bir durum oluştu. Gerginliği azaltmak için Kırım Tatar Milli Meclisi adına Kırım sakinleri için mücadelemizin şiddete dayanmadığı ve kimseyi öldürmeyi planlamadığımız ile ilgili bir dizi açıklamada bulunduk.

Bundan sonra Ruslar sakinleşmişti ve Kırım’dan nüfus akışı azaldı. Belki o zaman bunu boşuna yaptık. Onların gitmesi daha iyi olurdu…
 
Daha sonra 2004 yılında bir yürüyüş etkinliği düzenledik: ilk Kırım Tatarı kordonu yarımadanın en uzak noktası olan Kerç şehrinden yola çıktı. Akmescit’e doğru ilerlerken Kırım’ın farklı şehirlerinden çıkan kordonlar ona katıldı. Birkaç hafta bu şekilde yürüdük. Akmescit’e yaklaşığımızda eyleme katılan insanların sayısı gittikçe artıyordu. O zaman düzenlenen mitinge 50 bin kişi katılmıştı. Bu şekilde, Kırım Tatar halkının birlik içinde olduğunu ve tarihindeki bu trajik tarihi (sürgünlüğü) hatırladığını göstererek Kırım Tatar Sürgün Günü’nde sürgün kurbanlarını andık. Yürüyüşümüz medyaya da yansıdı.
 
Genellikle ben, tüm mitingler için sloganlar, bayraklar ve gerekli her şeyi hazırlıyordum. Ardından bunları halkın toplandığı yerlere götürüyorduk. O günlerde Akmescit’te geldiğimde “ölü bir şehri” gördüm, sokaklar bomboştu, hiçbir insan yoktu, araçlar bile yoktu. O zaman yerli nüfus korkuya kapılmış ve çoğu şehrin dışına çıkmıştı.
 
Düzenlediğimiz barışçıl eylemler sayesinde bizim sarsılmaz olduğumuzu ve Kırım, yerli halkın vatanı olduğundan dolayı hiçbir zaman teskin olmayacağımızı, ama Kırım’da yaşayan tüm halkları misafirperverlik ile kabul etmeye hazır olduğumuzu gösteriyorduk.

 

QHA: Kırım Tatar kadınları tarafından organize edilen “Yol” eylemlerine katıldığımızı belirtmiştiniz. Rus askeri araçlarının geçtiği yollara çıkmaktan korkmadınız mı?
 
Riza Şevkiyev: Kırım Tatar Milli Meclisi tarafından insanlara sokağa çıkması ve Rus askerlerinin Kırım’a girmesine tepki göstermesi çağrıları yaptık. İnsanlar gerilim içinde olduğundan dolayı hazırlıkla sokaklara çıktı. Sivastopol (Akyar) ve Bahçesaray’dan Angara (Perevalnoye) kasabasındaki askeri birliğe kadar Rus askeri araçlarının ilerlediği karayollarının tüm önemli bölgelerinde kadınlar ve çocuklar dizildi.
 
Böyle eylemleri düzenleyerek, yarımadanın Rusya tarafından işgaline karşı protesto gösterdik. Bu, insanların pankart ve bayraklarla çıktığı, esas sloganın “Kırım Ukrayna’dır” ve “Rusya’yı İstemiyoruz” olduğu çok büyük bir toplu eylemdi.
 
İnsanlar yol kenarında dizilirken, yoldan geçen “Tirg”lerin (askeri araç) silahları eyleme çıkan kadın ve çocuklara doğrultulmuştu. Rus askerler, Kırım’ın sivil toplumuna yönelik temel güvenlik kurallarına uymadı.
 
Birçok insan, Kırım Tatarlarının Rus işgali sırasında hiçbir şey yapmadığını söyleyerek sitem etti. Onlara, “Elimizde silah, yetki, Kiev’in desteği ve hükümet açıklamaları olmadan direnmenin ne olduğunu biliyor musunuz?” diyerek cevap veriyorum. Birileri bu araca Molotof kokteyli fırlatsaydı, onlarca masum insana ateş açarlardı, ardından ise Kırım’ın genelinde ateş açmaya başlardı. Silah olmadan nasıl direniş olabilir?
 
Onların bunu kışkırtmaması ve ateş etmeye başlamamaları çok iyi.

 

QHA: Reşat Ametov’un cenaze gününde, Kırımlılara barışçıl bir protesto eyleminin nasıl sonlanabileceğini göstermek için Akmescit’ten matem yürüyüşü düzenlemeyi planlamadınız mı?
 
Riza Şevkiyev: Maalesef, böyle bir fikir ele alınmadı, ama böyle yapılmalıydı.
 
Akmescit’in merkez camisinde toplandığımızda, cenazenin şehrin dışında yapılacağını duyurduk. O zaman görüşümü paylaşmamak ve Reşat Ametov’un cenazesini Akmescit’ten geçirme fikrini dile getirmemek benim kusurum. Bu, tek kişilik protesto yaptığı sırasında masum bir insanın vahşice öldürüldüğü ilk olaydı, dolayısıyla büyük bir eylem olurdu.
 
Maalesef, böyle bir fikir hemen doğmadı. Bu fikir daha sonra, Ametov’un cenazesi araca götürülürken aklıma geldi, o zaman onun yürüyerek mezarlığa götürülmesini teklif ettim. Ama törenin başında, daha sonradan işbirlikçi olan müftü vardı, o buna izin vermedi.
 
O zaman 5-6 bin kişiden oluşan bir kordon, gazetecilerin kameraları önünde Akmescit’e 11-12 kilometre kala yürüseydi, olay dünyada duyurulurdu.
 
Tüm Kırım Tatarları için o matem günündde Reşat Ametov’un cenazesi Akmescit’in dışındaki mezarlıkta mütevazı bir şekilde gerçekleştirildi. Cenazeye çok sayıda insan katıldı.

 

QHA: Kırım Tatarları masum bir insanın vahşice öldürülmesi olayıyla uzun zaman içinde ilk kez karşılaştı. O zaman birçok insan gerçekte neler olduğunu ve Putin’in rejimine karşı çıkan herkesi nasıl bir son bekleyebildiğini anlamıştır.
 
Riza Şevkiyev: Reşat Ametov’un cinayeti… İşgalcilerin amacı, benim tahminime göre onu durdurmak değildi. Çünkü o fiziksel bir tehdit oluşturmuyordu. Neticede eline silah almadı, sadece bir slogan ile protestoya çıktı. İşgali kabul etmeyen ve Rus işgalcilerle mücadele etmeye hazır olan bir kişiyi vahşice öldürerek onlar, aktif Ukrayna yanlısı insanları korkuttular. Onlar, işkence izlerinin olduğu cesedin bulunmasını istediler, aksi takdirde Ametov’un cesedini kimse görmezdi.

Bu tüm Kırım Tatar halkına ve direniş gösterenlere ibret olsun diye yapıldı.
 
Ama korku bizim halkımızı yenmedi ve Rus işgaline boyun eğmeye zorlayamadı, belki kısa bir süre için bazı insanları susturdu, ama mücadele etmeye devam edenler var.
 
Biz yarımadanın Kremlin tarafından işgaliyle nasıl mücadele etmemiz gerektiğini düşünürken işgalciler korkutma eylemlerini düzenlemeye karar verdi. Sonuçta insanlar kaçırılmaya başladı. Birileri kaçırıldığında insanlar kaçırılanları Reşat Ametov’un talihinin beklediğini: önce ölene kadar işkence yapıldığını, sonra gömüldüğünü veya FSB tarafından tutuklandığını, ama bunu kimsenin bilmediğini düşünüyordu.
 
Ardından daha hafif eylemler yapıldı: insanlar gözaltına alındı, tutukevine atıldı. İşgalci yönetim, sözde Hizb-ut Tahrir davasını açarak yeni bir korkutma eylemi uydurdu. Genç Kırım Tatarları, dini görüşlerini telkin ettikleri için tutuklandılar. Onlar kimseye kötü bir şey yapmadı ve kimseye zarar vermedi. Biz de bu örgütü (Hizb-ut Tahrir) desteklemiyorduk ve onun doğru olmadığını düşünüyorduk, ama bu insanların asılsız bahanelerle tutuklanması veya öldürülmesi gerektiği anlamına gelmiyor.

 

QHA: Sizce, Kırım ne zaman Ukrayna’nın kontrolü altına dönecek?
 
Rize Şevkiyev: Kırım’ın Ukrayna’ya iade edileceğinden eminim. İlk önce bu, bizim halkımıza bağlı. Halkımız Rus işgalini kabul etmedi ve işgalci yönetime kadro desteği sağlamıyor. Halkımız, suskunluğu ve kayıtsızlığıyla direniş gösteriyor. İşgalci yönetimin ise günden güne, insanlara “Rus dünyası” propagandasını yapacak yeni kadro ve “liderler” bulması gerekiyor.
 
İşgalcilerin televizyonu, insanları kuklaya dönüştüren Rusya Federal Güvenlik Servisi’nin (FSB) propagandası oldu.
 
Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko, geçen yılın sonuna kadar Ukrayna’ya bağlı Kırım Tatar Özerkliğini kurma vaadinde bulunmuştu, ama ilgili yasalar halâ kabul edilmedi. Ukrayna’ya bağlı Kırım Tatar Özerk Cumhuriyeti statüsü, dünya toplumuna Rusya’ya baskı yapılması için yeni bir manivela sağlayacak. Söz konusu statü, başka milletlerin Kırım’ın yerli halkının onayı olmadan bir referandum yapmasına izin vermeyecek. Ukrayna bunu yasal düzeyde kabul etmeli.
 
Ukrayna hükümeti Kırım ve Donbas için mücadele etmeye devam etmeli. Medyada, Ukrayna’nın Donbas karşılığında Kırım’ı teslim etmeyi kabul ettiğine dair provokatif bilgiler yayınlandığı zaman Ukraynalı politikacılar ve milletvekilleri, Kırım’ın hiçbir zaman görüşme sürecinde pazarlık konusu olmayacağını belirterek buna sert tepki göstermeli. Belki Ukrayna Parlamentosu önünde eylem ve miting yaparak ilgili yasaların kabul edilmesini talep etmemiz gerekiyor.
 
Uluslararası alanda Kırım Tatar Milli Meclisi’nin işleri yolunda, çünkü uluslararası kuruluşların Kırım’ın işgaline son verilmesi ile ilgili tüm toplantılarına katılıyoruz.
 
Düzenli olarak, Budapeşte Memorandumunun yerine getirilmesinden sorumlu olan İngiltere ve ABD yönetimine seslenerek Kırım’ın Ukrayna’nın kontrolü altına dönmesine yönelik eylemlerin daha etkili hale getirilmesini istemeliyiz. ABD ve İngiltere’ye yaptırımları genişletme çağrısı yapmalıyız. Gelişmek için başka yollar bularak işgalden vazgeçmesi ve işgal edilen bölgelerden askerlerini geri çekmesi için Rusya ekonomik baskı aracılığıyla boğulmalıdır.
 
Elina Sulima

QHA