KİEV (QHA) -

İşgalciler tarafından serbest bırakılarak Türkiye’ye gönderilip özgürlüğüne kavuşan Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz ve eşi Elmira Ablâlimova, Hayat Radyosu’na konuk olarak Kırım Haber Ajansı (QHA) ve Hayat Radyosu Müdürü Gayana Yüksel ve gazeteci Olga Volınets’e Rusya tarafından işgal edilen Kırım’daki “mahkeme sürecini” anlattı.

 

Röportajın ilk bölümünü buradan okuyabilirsiniz.

 

 

Hayat Radyosu: Elmira Hanım, 26 Şubat davasından ayrılan Çizgöz Davası Kırım Tatarlarının gelip söz hakkı alabildikleri, kendi fikirlerini söyleyebildikleri bir platform oldu. Hangi konuşmalar sizi en çok etkiledi?

 

Elmira Ablâlimova: İsimleri söylemeyeceğim, sadece ifadeleri dile getireceğim. Bunlardan biri hafızama mühürlendi. Bizim tarafımızdan bir yaşlı tanık konuşuyordu. Kırım Tatar milli hareketini anlatırken o, “Biz Kırım Tatarları her şeyi sevgiyle yapıyoruz” dedi. Ona sorular soruldu. Kırım Tatarlarının bir şeylere zarar verdiği söylenince o da, “Neden zarar verelim ki? Burada olan her şey bizim” diye cevap verdi.Bu tür ifadeler Kırım Tatar halkını açık bir şekilde tanımlıyor. Bir başka tanık Dinara Hanım, neden buraya geldiniz sorusuna: “Çünkü ben Kırım Tatarıyım. Buras benim vatanım!” cevabını verdi. Bu mahkeme süreci çoğu insan için bir tür ayrım noktası oldu; bir tarafta hakikat, diğer tarafta ise yüzde yüz yalan var.

 

Ahtem Çiygöz: Öncelikle duruşmalara gururlu galip edasıyla gelen ‘halk milisi’ üyelerini çileden çıkarıyordum. Birkaç sorudan sonra onların havası hemen iniyordu, çünkü onlar duruşmalara ‘İşte zafer!’ diye düşünerek geliyorlardı, ancak orada hapis cezası indirilsin diye susup oturmak yerine onları rahatsız eden sorular soran bir Kırım Tatar sanık vardı. Enver’e soru sormuştum: “Sen Ukrayna vatandaşı mısın?”, evet cevabı aldıktan sonra “Seni zorla mı Ukrayna vatandaşı yaptılar?” O da şu şekilde cevap verdi: “Ukrayna vatandaşlığını almak için biz mitingler düzenliyorduk. Bunlar ise Rus vatandaşlığını zorla aldırdılar, çünkü Rus vatandaşlığı olmadan işe gidemiyorsun, aileni geçindiremiyorsun, evinde bile yaşayamıyorsun.”

 

Elmira Ablâlimova: Parlamento binası önünde yapılan mitinge neden geldiniz sorusuna tanıklardan biri: “Ne demek neden? Parlamentonun toplantılarına katılan Refat aga bizi pencereden görsün ve bizim de bir görüşümüzün olduğunu bilerek bunu diğer milletvekillerine aktarsın diye” cevabını verdi. Bence bu ifade Kırımlı hakimler için bir sürpriz değildi, ancak Saratov’dan (Rusya) gelen hakim için çok şaşırtıcıydı. Aynı tanık 90’ların sonunda “Vatan ya da ölüm” yazılı pankartların açıldığı eylemi anlatmıştı. Bence bu duruşmadaki dinleyiciler için bir keşifti. Mahkeme sürecinin başında çok agresif davranan mübaşirler daha sonra davranışlarını değiştirdiler.

 

 

 

Hayat Radyosu: Tutukevinde neredeyse üç sene geçirdiniz. Orada büyük bir otoriteye sahip olduğunuzu biliyoruz. Bu nasıl ve neden oldu?

 

Ahtem Çiygöz: Tutukevi insanları dize getirmek için uydurulmuş kapalı bir ortam. Böyle kapalı bi alanda hiçbir eylemini saklayamazsın. Orada kendi kendinle anlaşmaya öğrenmelisin. Orada sadece siyah ve beyaz var. İzole olmama rağmen ben kendi fikirlerimi ve görüşlerimi en sert durumlarda bile belirtiyordum. Bana: “Ne varmış senin Ukrayna’nda?” diyorlardı. Ben de: “Sizin yok etmeye çalıştığınız Ukrayna; benim devletim” diye cevap veriyordum.

 

Bunlar, aslında yan hücrede geçen benim duruşmalarımdı. Orada küçük bir pencere vardı, bazıları oraya bakıp, “Çiygöz yine yargılıyor” diyorlardı. Her seferinde mahkeme sürecinin hem adalet sistemi, hem savcılık, hem soruşturma açısından tamamen bir saçmalık olduğunu göstermek için hazırlanıyordum. Bunu da hem sanıklar hem de personel saygıyla karşılıyordu. İnsan ya şartlara uyarak kendi onurunu kaybediyor, yada şartlara göğüs gererek, onurunu ve haysiyetini koruyarak toplumda layık olduğu yere çıkıyor.

 

 

 

Hayat Radyosu: Avukatlar tutukevindeki kötü şartları anlattılar. Yemeğin hiçbir standartlara uymadığını ve Müslümanların orada yemek yiyemediğini söylediler.

 

Ahtem Çiygöz: Her avukatın, hak savunucunun, sivil aktivistin görevi toplumda bu tür olayları duyurmak. Bence bir erkek olarak böyle bir duruma düştüysen bu tür şartlara bu kadar çok dile getirmek çok doğru değil.

 

Sözde Rusya’da bulunan en kötü tutukevinin kaldığım tutukevi (işgal altındaki Kırım'da) olduğunu söylüyorlar. Orada bulunduğum zaman boyunca ben kendi imkanlarımla beslenmeye çalıştım. İlk 2-3 ay içinde 15 kilo kaybettim. Ve o zaman anladım ki, ya yavaş yavaş eriyeceğim ya da kendimi formda tutmak için bir yol bulacağım. Fiziksel olarak kendimi formda tutmak için egzersiz yapıyordum. Evet, yıkanmak için uygun şartlar yok, ama su var ve yüzünü yıkayabiliyorsun.

 

 

Hayat Radyosu: Oruç tuttunuz mu?

 

Ahtem Çiygöz: Bu sene tutamadım, çünkü mahkeme süreci sabahtan akşama kadar devam ediyordu. Manevi olarak çok yıpratıcıydı. Daha önceki sene ben orucu İslam’ı kabul eden bir hücre arkadaşımla tutmuştum.

 

 

Hayat Radyosu: Kırım Tatarı değil miydi?

 

Ahtem Çiygöz: Hayır, o bana saygı duymaya başlayan genç bir adamdı. O benden dua kitabı alarak okumaya başladı. Cezaevine gönderildiği zaman beni aramıştı. Ona: “Namaz kılıyor musun” diye sormuştum. O da, “Tabii ki Ahtem aga” cevap verdi. Evet, yiyecek pek bir şey yok ve bu konuda çok konuşulabilir, ancak bu insanın bir hayvana dönüşmesini gerektirmiyor.

 

 

Hayat Radyosu: Dışarıdakilerle ne şekilde bağlantı kuruyordunuz?

 

Ahtem Çiygöz: İmkanlar dahilinde fırsat buldukça. Birkaç arama yüzünden ben cezalandırıldım. Tabii ki orada her şeyi dinliyor takip ediyorlar. Çok zor ama bazen şansım yaver gidiyordu bana yardım ediyorlardı. Elmira aracılığıyla bağlantı kuruyordum.

 

 

Hayat Radyosu: Bildiğimiz kararıyla siz burada Ukrayna'nun ana kısmında gelişen olayları dikkatle izliyordunuz ve bazı şeyleri eleştiriyordunuz. Örneğin burada Kiev’de bulunan Kırım Tatar Milli Meclisi üyelerini, bazı eylemlere çok az insanın gelmesi nedeniyle eleştiriyordunuz. Bu tür eylemlere daha çok insanın katılmasını sağlamak için ne yapmak gerekiyor?

 

Ahtem Çiygöz: Evet eşim, avukatım aracılığıyla böyle bir fırsatım vardı. Bu konuda eleştiri yapıyordum, çünkü insanlarla çalışmak en önemlisi. Şu an, burada Ukrayna’da yaşayan Kırım Tatarlarını arasında bağlantı sağlamaya engel olan bazı olumsuz şartların olduğunu anlıyorum. Bu fırsatı değerlendirerek soydaşlarıma seslenmek istiyorum. Yaşadığınız her gün ve attığınız her adım Kırım’da yaşayan halkımızın özgür bırakılmasına yönelik olmalı. Eğer bu yapılmıyorsa, burada olmamızın bir anlamı yok, demek ki o insan sadece kendi hayatını iyileştirmeye çalışıyor. O zaman, tüm halk orada çok zor durumdayken, söz konusu kişi çok büyük günah işliyor. İlk önce yapacağım şey tüm Ukrayna’yı dolaşmak olacak.

 

 

Hayat Radyosu: Yurt dışına gitmeyi düşünüyor musunuz?

 

Ahtem Çiygöz: Evet, Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanlığı, Ümerov’la birlikte ikimizin gidip direk ilk ağızdan orada neler yaşadığımızı anlatmamızı önerdi. Bana göre tüm zor durumda olan Ukrayna vatandaşlarına yardımcı olmak için, bu olabildiğince iyi ve düzgün yapmamız gereken bir iş. Orada terör var, kanunsuzluk var, insanları susturmaya çalışıyorlar. Bu yüzden burada geçirdiğimiz her gün yaptığımız çabalar devletin, toplumun, devletin Avrupalı ortaklarının çabalarını bir araya getirmeye yönelik olmalı.

 

 

Hayat Radyosu: Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Grubu’nun 26 Şubat davasıyla ilgili hazırladığı raporu gördünüz mü? 26 Şubat davası konusunda kitap yazmayı düşünüyor musunuz?

 

Ahtem Çiygöz: Bir kitap yazılmaya başladı. Bence o kitapta benim hapiste tutulmamdan bahsedilebilir. Diğer kısımlarda ise o günlerde yaşanan olaylar anlatılacak, çünkü bu olaylar tarihte kalacak. Rus dili, Rus halkı, “Rus dünyası” için Kırım’da hiçbir zaman mücadele söz konusu olmadı. Birkaç grup vardı onlar da bu sorunların üzerinde spekülasyon yapıyordu. Kitabı Polozov yazmaya başlayacak daha sonra bir grup oluşturulacak.

 

 

Hayat Radyosu: Ukrayna’yı işgalden önce, tutukevinde nasıl algılıyordunuz ve serbest bırakıldıktan sonra nasıl gördünüz?

 

Ahtem Çiygöz: Devletimle, Ukrayna halkıyla gurur duyuyorum. Çünkü onlar, bu zor durumda ve kısa sürede, topraklarında savaş devam ederken dünyaya halkın onurunu, tarihini ve devletini hiç kimsenin ceza görmeksizin çiğneyemeyeceğini gösterdiler.

 

 

Hayat Radyosu: Kırım’a girip giremeyeceğiniz hakkında bir bilgi var mı? Serbest bırakılmanız hakkında Rusya Devlet Başkanının imzaladığı kararı gördünüz mü?

 

Ahtem Çiygöz: Varsayımlarda bulunmayacağım. Bu durumda bir kampanya başlatmayı da düşünmüyorum. Bu bir intihar değil, en zor zamanlarda bile biz evimize gidip geliyorduk. Sadece evime gideceğim, yolda karşıma çıkan sorunları ortaya çıktıkça çözmeye çalışacağız.

 

 

Hayat Radyosu: Radyomuzun adı “Hayat”. Sizin için hayat ne demek?

 

Ahtem Çiygöz: Bana göre her gün, bizim hayatımızdır. Her günü layık bir şekilde yaşamalıyız. Bundan sonra da bu şekilde yaşamaya gayret edeceğim.

 

Elmira Ablyalimova: Öğrenciyken bir üniversite öğretmeni tahtada bir nokta çizmişti, sonra onu sildi. O bize: "Hayatınızın bu nokta gibi olmaması için yaşayın” demişti.

QHA