KİEV (QHA) -

İşgalciler tarafından serbest bırakılarak Türkiye’ye gönderilip özgürlüğüne kavuşan Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz ve eşi Elmira Ablâlimova, Hayat Radyosu’na konuk olarak Kırım Haber Ajansı (QHA) ve Hayat Radyosu Müdürü Gayana Yüksel ve gazeteci Olga Volınets’e Rusya tarafından işgal edilen Kırım’daki “mahkeme sürecini” anlattı.
 
Ahtem Çiygöz, Akmescit’teki Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu önünde 26 Şubat 2014 tarihinde Ukrayna’nın toprak bütünlüğü için düzenlenen mitinge katıldığı için 29 Ocak 2015 tarihinde gözaltına alındı. Kırım’ın Rus işgalci yönetimi, Çiygöz’ü “şiddet kullanılan ve mülkiyete zarar verilen toplu kargaşa organize etmekle” suçladı. Ahtem Çiygöz, 2,5 yıldan fazla bir süre Akmescit’teki tutukevinde tutuldu. Ahtem Çiygöz’ün davası çerçevesinde yapılan 151 mahkeme duruşmasında binden fazla fotoğraf, 100 gigabayt video incelendi, yaklaşık 200 tanık ifade verdi. Dava 40 dosyadan oluşuyordu. 11 Eylül 2017 tarihinde Kremlin’in kontrolündeki sözde Kırım Yüksek Mahkemesi, Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz'ü 26 Şubat 2014 tarihinde Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu önünde düzenlenen mitingde “kargaşa” organize etmekle suçlu buldu ve 8 yıl hapse mahkum etti.

Ancak Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı arasında varılan anlaşma neticesinde 25 Ekim tarihinde Ahtem Çiygöz, işgalciler tarafından hapse mahkum edilen diğer Kırım Tatar Milli Meclisi Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov ile birlikte Türkiye’ye gönderildi ve oradan Ukrayna’ya döndü.
 
Hayat Radyosu: Kiev’de bulunduğunuz 11 gün boyunca size birçok sorunun sorulduğunu biliyorum, ama yine de olayların başlangıcına dönelim. 29 Ocak 2015 tarihinde gözaltına alındınız. Belirli bir süre sonra Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov, yaptığı bir açıklamada, tutuklanabileceğinizi tahmin ettiğinizi ama buna rağmen bilinçli olarak Kırım’a döndüğünüzü belirtti. Tutuklanmanız ile ilgili olayların nasıl geliştiğini anlatabilir misiniz? Benzer bilgileri nereden edindiniz? 
 
Ahtem Çiygöz: 26 Şubat 2014 mitingine katılım için değil organizasyonu için 2 yıl ve 9 ay tutuklu bulundum. Bu ilkeseldi, çünkü mahkemede, Kırım Tatar Milli Meclisi’nin ayrımcılığa, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün ihlal edilmesine yönelik kabul edebileceği bir karara karşı miting organize etme ve düzenleme ile ilgili siyasi kararını, tarihi olay olarak gördüğümüzü söylemiştim.

Daha 2014 yılında her birimiz hakkında toplanan bilgiler aktif şekilde kontrol edilmişti. İlk görüşmelerde (FSB ile gerçekleştirilen), benim halkım arasında otorite sahibi olduğumu bildiklerini söylediler. Görüşme esnasında birkaç seçenek belirtildi: Ya iş birliği yaparak sağlanacak tüm avantajları kullanabileceğim ya da aksi durumda beni Magadan'ın (Rusya’nın soğuk kuzeydoğu bölgesinde bir şehir) beklediği söylendi. Beni, kendileriyle iş birliği yapan 5-6 kişiyle ilişkilendirmeleri için onlara herhangi bir sebep vermedim. Magadan tehditleri ile ilgili olarak ise onlara; "Sizin, “Kimse yoksulluk ve hapisten daha güvende değil” şeklinde güzel bir deyiminiz var. Yarın nerede olacağınızı kim bilir?” diyordum. Böyle konuşmalar da oldu. Bu konuşmalar düzenli olarak yapılıyordu, haftada bir kez benimle bu konuyu görüşmeye çalışıyorlardı.

Ben düzenli olarak Ukrayna’nın ana kısmına gidiyordum, Kırım’da durumun görüşülmesi bir platformun, alanının kurulması fikrini aktif şekilde ilerletiyordum, neden karşı olduğumuzu, neler yapılması gerektiğini söylüyordum. Kırım Tatarlarının Ukrayna’da hakları için mücadelesi ve Kırım Tatarlarının işgal edilen bölgede mücadelesi tam ters şeyler. Şu anda, belirli bir düzeyde kısıtlı olan ulusal haklarımızdan fazla genel haklarla ilgileniyoruz. Bize sorulmadan tarihte birçok kez Kırım’ın köklü halkı olarak bizim yok edilmemize yönelik eylemlerde bulunuldu. Bu bir esastı. Mustafa Ağa, Refat Çubarov ve büyükelçilerle, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüm ve bir inisiyatifte bulunmasını söyledim. 
 
Daha sonra Cumhurbaşkanı Poroşenko ile bir araya geldim. Mustafa Ağa, “Seni tutuklarlar” uyarısı yaptı. Ben ise, “Yine de gideceğim. Halk ne söyleyecek? Kendi kendime ne söyleyeceğim? Beni tutuklayabileceklerini mi?” diye cevap verdim. Hiçbir zaman kimseden kaçmamıştım. İleride de bunları nasıl atlatabilirim yaklaşımına göre değil, inançlarıma göre hareket edeceğim. Sınıra geldiğimde, yarımadadan Ukrayna’nın ana kısmına geçen soydaşlar “Ahtem Ağa orada sadece sizden bahsediliyor.” dedi. İşbirlikçiler, benim çok küstahlaştığımı ileri sürdüler. Soydaşlar, Kırım’a gitmememi söyledi ama yine de gittim. Gece saatlerinde tutuklamaya çalıştılar. Ama anladığım kadarıyla yapamadılar. Birkaç gün sonra Akmescit’te akşam saatlerinde tutukladılar.

Hayat Radyosu: Elmira Hanım, Ahtem Ağa’nın tutuklanmasından bir yıl sonra, mahkeme süreci başlamıştı, bize demeç verdiğinizi hatırlıyorum. O zaman Ahtem Ağa’nın ya sevildiği ve saygı duyulduğu ya da nefret edildiğini, ona yönelik davranışların bir yanlı olmadığını söylemiştiniz. Tutuklanmasının ardından tepkiler nasıl oldu? Soydaşlarınız tarafından size karşı daha çok destek mi gördünüz yoksa olumsuz davranışlar mı hissettiniz?
 
Elmira Ablâlimova: Ahtem 29 Ocak’ta tutuklandı, 30 Ocak sabah saatlerinde ise evimizde arama yapıldı. Olaylar çok hızlı gelişti. Aramadan sonra belirli bir anda pencereye baktım (biz bir tepenin altında yaşıyoruz) tepede insanların toplanmaya başladığını gördüm ve tek başına olmadığını anladım, çünkü arama yapılırken evde tek başınaydım. Arama sırasında toplanan insanlar gün devamında sürekli orada bulundu. Arama sabahın erken saatlerinde başladı ve akşam saat 08.00’a kadar devam etti. Evimizde arama yapanların araçları ayrılırken, insanlar “Rezalet” diye bağırmaya başladı. Ardından eve girerek beni desteklemeye çalıştılar. Herhalde Ahtem’in gözaltına alındığı haberi yayıldı. İnsanların desteğini hissetmediğim tek bir gün bile olmadı. Hayatımın sonuna kadar her gün bizi destekleyen insanlara teşekkür edeceğim. Tabii ki, üzüntüler de oldu. Oldukça yakın insanlar ile ilgili üzüntüler oldu. İnsanların, korktuğu için selamlaşmadığı durumlar da oldu. Ama onları bunun için kınamıyorum, çünkü onlar da insan. Ama halkın çoğu bizi destekledi. Bu destek olmaması halinde dayanmak daha zor olurdu.
 
Hayat Radyosu: Sosyal ağlardaki bir paylaşımınızda, evinize polis görevlisi olan ve zamanında Ahtem Çiygöz’ün işe alınmasına yardımcı olan bir Kırım Tatar gencinin geldiğini aktarmıştınız. Bu genç oldukça kaba davranmıştı. 
 
Elmira Ablâlimova: Onun kaba davrandığını söyleyemem. Oldukça kibar davrandı. Olası yasa dışı eylemlerde bulunmamam ile ilgili bir uyarı belgesini imzalamam için gelmişti. Bu, evimizde dua merasimi gerçekleştirilmesinden bir gün önceydi. Bu genç, uyarı belgesini bana teslim etmeye çalıştı. Tabi ki benzer durumların olması acı verici. Geçtiğimiz günlerde Ahtem’le bu konuyu konuştuk. Ukrayna, 20. yüzyıla ait Kırım Tatarları ile ilgili bazı belgelerin gizliliğini kaldırdı. 1917 yılındaki devrim dönemi ile ilgili belgeler. İlgi çekici şeyler aydınlığa kavuşuyor. O dönemin Kırım Tatar elitinden birileri mahkeme ve soruşturma yapılmadan kurşuna dizildi veya belirli üçlü, dörtlü grupların kararları üzerine 5-10 yıl süreyle hapse atıldı. Kimileri 3 yıla mahkum edilirken, kimileri ise serbest bırakıldı. Böyle olaylar her zaman olmuştur. Şansımıza aramızda benzer insan sayısı çok değil. 

Hayat Radyosu: Ahtem Ağa, 29 Ocak tarihinde tutuklandınız, mahkeme duruşmaları ise ancak Aralık ayında başladı. Yani hiçbir bilgisi olmayan soruşturma görevlileri bir yıl devamında suçlama yöneltmek için bilgi topladı. Bunun bir sipariş dava olduğu anlaşıldığında savunma stratejisi üzerinde siz mi düşündünüz yoksa bu avukatlarla yapılan ortak bir çalışma mıydı? Savunmanın çizgisinde, savunma tutumunda olmadığınız görülüyordu.
 
Ahtem Çiygöz: Duruşmalar başlamadan önce Nikolay Polozov yanıma geldiğinde, avukat Aleksandr Lisovoy ile çalışıyordum. Ona, dava belgelerinin özenle takip edilmesi görevini veriyordu. Nikolay Polozov geldiğinde kendisine, “Nikolay, şimdi ben sana, kim olduğumu, Kırım Tatarlarının kimler olduğunu, milli hareketin ne olduğunu ve ne yapacağımızı anlatırım, iki gün sonra ise buna hazır olup olmadığını söylersin.” dedim. Savunma yapmayacağımızı, o gün ve sonrasında bulunduğumuz tüm eylemlerde haklı olduğumuzu kanıtlayacağımızı söyledim.

Bizim, temel ilkeleri savunacağımızı: Benim Ukrayna vatandaşı olduğumu; bunu istemeyen ve yasal sürece göre başvuruda bulunmayanlara Rusya vatandaşlığının zorla kabul ettirilmesinin yasa dışı olduğunu; ilhak veya başka bir terim değil Kırım’ın işgal edildiğini, askeri işgal altında olduğunu kanıtlayacağımızı söyledim. Sürecin bu açından sürdürüleceğini söyledim. Ardından davanın, Ahtem Çiygöz’ün mevcut konumundan ve durumundan dolayı sadece Ahtem Çiygöz hakkında bir dava olmadığını, çok sayda insanının tutuklandığı, onlardan biri olacağımı, halkın tutumunu göstermek istediğimi belirttim. Halkın, benim mücadele etmem gerektiğini düşündüğü, benim göstereceğim tutumları dikkatle izlediği kanaatindeydim. Polozov gitti ve iki gün sonra döndüğünde, “Ahtem Ağa mücadeleye başlıyoruz" dedi.
 
Hayat Radyosu: 26 Şubat mitingini hatırlıyor musunuz? Orada daha çok karşıt gruptaki insanları birbirlerinden uzaklaştırmaya çalıştınız değil mi?
 
Ahtem Çiygöz: Bu ayrı bir mesele. Miting esnasında 27 ve 28 Şubat tarihindeki olayların meydana gelebileceğini hissetmedik. Bundan dolayı, daha önce de yaptığımız gibi tutumuzu, fikrimizi açıkça bildirmemiz lüzumundan yola çıkarak hareket ettik. Mahkemede detaylı videoyu izlerken, “Gördüğünüz gibi 3 saat devamında soydaşlarımız, gayet özenli bir şekilde hazırlanan, küstahça ve etnik kökene yönelik hakaretlere uğradı.” dedim. O gün 3 saat dayanabildiğimize şaşırıyorum. Sonunda, Rusya yanlısı eylemcileri parlamento önündeki alanın dışına ittiğimizde tepkiler oldu. Hakimler de bunu gördü. Benim “Kırım Tatarları mı provokasyon düzenledi?” diye söyledim anlar oldu. Sözde Yüksek Mahkeme’nin Başkanı, “Ahtem Zeytullayeviç, savcının suçlamasına göre, bunları da siz organize ettiniz herhalde.” dedi. Yani sözde milislerin eylemleri provokatif ve saldırgan nitelikteydi.
 
Hayat Radyosu: Üzüntü hissetmediniz mi? Yani kargaşa organizatörü olmadığınız halde tutuklandınız.
 
Ahtem Çiygöz: Söz konusu süreçte benim ve avukatların tutumu neydi? Davada Kırım Tatar Milli Meclisi toplantısının tutanağının, toplantıya katılan üyelerin kayıtlarının olmadığını biliyordum, davadaki tüm belgelerden haberim vardı. Avukat bunları iddia makamına karşı ciddi bir kanıt olarak kullanabilirdi, ama ben “Hayır!” dedim. İfade verirken Kırım Tatar Milli Meclisi toplantısının yapıldığı, benzer bir kararı aldığımızı, Meclisin kolektif bir organı olduğu ve her birimizin kararı bilinçli olarak kabul ettiğimizi belirten net ifadeler kullandım. Eşit düzeyde sorumluluk taşıyoruz. Bu konuda Çiygöz veya Çubarov organizatör olamaz, çünkü bir toplantı düzenlenerek oylama yapıldı. Verdiğim bir demeçte, o dönemde Kırım’daki kurumlardan hiçbiri maalesef benzer bir açıklamada bulunmadı. Ayrı  ayrı politikacılar bize katıldı, konuşmalar yaptı, ama bir siyasi organ katılmamıştı. 

 

QHA