KİEV (QHA) -

Kırım Haber Ajansı (QHA) ve Hayat Radyosu Müdürü, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) üyesi Gayana Yüksel, Hayat Radyosu'na konuk olarak Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM), Kırım Tatar Milli Kurultayı faaliyetleri ve Kırım’daki durumu anlattı.

 

Gerçekleştirilen söyleşinin tam metni şu şekilde:

 

 

Hayat Radyosu: Bugün konuşacağımız konu Kırım Tatar tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olan; 1917 yılında 1. Kırım Tatar Milli Kurultayı’nın düzenlenmesinin 100. yıl dönümü. Çocukken Akyar’da (Sivastopol) yaşıyordum ama okulda bu konu hakkında hiçbir şey öğrenmedik. Bu olay neden bu kadar önemli ve bugünlerde neden biz bu tarihi ülke genelinde kutluyoruz?

 

Gayana Yüksel: Evet okulda bu olaylar okutulmadı ve konu ile ilgili kaynaklar da yoktu. Maalesef biz Kırım Tatarları da bu olayları okulda öğrenmedik. Sürgünden vatanımıza döndükten sonra biz tarihimizi daha ayrıntılı şekilde incelemeye başladık ve şu an o olayları daha ayrıntılı bir şekilde analiz etmeye çalışıyoruz. Eski takvime göre 26 Kasım 1917’de düzenlenen  1. Kırım Tatar Milli Kurultayı, Kırım Tatar halkının tarihinde çok önemli bir olay. Bu kendi kendine örgütlenmenin, bir milletin olgunlaşmasının ve bu halkın kendi devletine sahip olmaya layık olduğunun bir göstergesidir.

 

O zamanlarda eski Rusya İmparatorluğu topraklarında gelişen tarihi olaylar spontane gelişiyordu, pek çok bölgede çatışmalar yaşanıyordu, ancak Kırım Tatarları organize olmayı başardılar ve seçim yoluyla Kurultay oluşturdular. İlk önce 25 Mart 2017’de Bahçesaray’da 1500 temsilci toplanıyor ve Geçici Kırım Müslümanları İcra Komitesi oluşturuluyor. Söz konusu komitenin amacı bölgedeki durumu kontrol altına almak, çatışmaları engellemek, eğitim,kültür, ekonomi vs. alanları reforme etmek. Geçici Kırım Müslümanları İcra Komitesi’nin amaçlarının biri de, demokratik yollarla Parlamentonun seçileceği, Anayasa’nın kabul edileceği ve devletin ilan edileceği Kurultayı düzenlemekti.

 

 

Yani o zamanlarda, 100 sene önce Kırım Tatarlarının farkındalık ve kendi kendini örgütleme düzeyleri çok yüksek seviyedeydi. Devlet olma gelenekleri halkımıza özgü olduğu için bu hiç şaşırtıcı bir durum değil. Kırım Hanlığı'mız, 1. Kurultayımız, son derece organize olmuş bir milli hareketimiz vardı. Ancak maalesef şu an Kırım Tatarlarının bir devleti yok. Belki her zaman dikkat çeken ve çeşitli jeopolitik güçlerin çarpıştığı topraklarda yaşadığımız için durum bu şekilde gelişti.

 

 

Hayat Radyosu: 1917 yılında Kurultay üyeleri arasında 7 kadın vardı. O zamanlarda Avrupa’daki ülkelerde bile kadınlar oy hakkına sahip değildi. Bu kadınlar hakkında ve Numan Çelebicihan ile destekçileri hakkında bilgi verir misiniz?

 

Gayana Yüksel: Bildiğim kadarıyla Kurultay delegeleri arasında 4 kadın vardı. Onların arasında Şefika Gaspıralı -İsmail Gaspıralı’nın kızı-, Anife Bodaninskaya -ünlü Kırım Tatar yazarı Eşref Şemizade’nin annesi- yer aldılar. Ancak burada sayı o kadar önemli değil, kadınların bu tür bir etkinliğe katılması önemli. Bu büyük değişikliklere ve kadın sorununun çözülmesine işaret ediyordu. Genel olarak, Kırım Tatar milli hareketinde yer alan kadınların konusu üzerinde kimse ciddi bir araştırma yapmadı. Evet adlarını biliyoruz, ancak şimdiye kadar ayrıntılı bir çalışma yapılmadı, bence bu gelecekte yapılacak araştırmalar için iyi bir konu.

 

2013 yılında Kurultay düzenlendiği zaman KTMM adayları açıklandı. 87 adaydan 37'sinin seçilmesi gerekiyordu. Adaylara konuşma yapmak için birkaç dakika verilmişti. Ben yaptığım konuşmada, Kırım Tatar halkının yarısının eşleri, babaları, kardeşleri, oğullarıyla birlikte omuzlarında tüm zorlukları taşıyan kadınlardan oluştuğunu, ayrıca bu kadınların çocukları büyütmek ve ailelerini korumak olan en kutsal görevleri yerine getirdiğini bu yüzden Meclis’te kadınların da yer alması gerektiğini dile getirdim.

 

Numan Çelebicihan’a gelince, o Kırım Tatar halkının tarihindeki en önemli şahsiyetlerden biri, ayrıca Türk halklarının, İslam aleminin ve Ukrayna’nın tarihinde de önemli bir yeri var. O 32 yaşında öldürldü, ama bu 32 yıl içinde birçok şey yapmayı başardı. O Kırım Tatar milli marşın sözlerini yazdı. Çok eğitimli ve çok bilgili bir insandı. Milli hareketin katılımcıları ona büyük saygı duyuyordu bu yüzden Geçici Kırım Müslümanları İcra Kongresi başkanı, daha sonra ise Parlamento başkanı seçildi. Bu insanla gurur duyuyoruz. Kırım Tatar gençlerinin çoğu onu örnek alıyor.

 

 

Hayat Radyosu: Kurultay delegeleri arasında İsmail Gaspıralı’nın kızının da yer aldığını söylediniz. İsmail Gaspıralı’nın Azerbaycan Türkleri için de önemli bir şahsiyet olduğunu biliyorum. Kırım Tatarları ve Azerbaycan Türklerini bu bağlamda ne birleştiriyor?

 

Gayana Yüksel: Kırım Tatarları ve Azerbaycan Türklerini, Gaspıralı’nın faaliyetleri birleştiriyor. O çok yönlü bir kişilikti. 19. yüzyılın sonunda Tercüman gazetesini çıkarmaya başlamıştı. Bu gazete dünya çapında ilgi görüyordu. İlk önce gazete haftada bir daha sonra ise günlük çıkmaya başlamıştı. Kırım Tatarca 5000 adet basılıyordu. Daha sonra bazı makaleler Rusça yayınlamaya başlamıştı. Eski Rusya İmparatorluğu topraklarında yaşayan Türk halkları çerçevesinde ele alırsak bu gazetenin oluşturulması en başarılı girişimdi.

 

 

Ayrıca Gasprinskiy eğitime çok önem veriyordu. Okulların reforme edilmesi gerektiğini, Kırım Tatar kadınlarının haklarını savunuyordu. O çok önemli bir şahsiyetti. Gazetesi Azerbaycan’da da basılıyordu, bu yüzden Azerbaycan’da da Gaspıralı’ya karşı ilgi duyuluyor. Ayrıca, Gaspıralı Türk dünyasını birleştirmek istiyordu.

 

 

Hayat Radyosu: Numan Çelebicihan, Bolşevikler tarafından öldürülmüştü. Bundan sonra 20'li 30’lu senelerde Kırım Tatarlarına karşı bir dizi zulüm uygulandı, daha sonra sürgün geldi, şimdi ise baskılar yeniden başladı…

 

Gayana Yüksel: Stalin zulmü, Kırım Muhtar (Özerk) Sosyalist Cumhuriyeti başkanı Veli İbrahimov’ün tutuklanması ve öldürülmesinden sonra başladı. İbragimov 1928’de tutuklandı ve kurşuna dizildi. Onun kaderi hayli trajik ve örnek verici, çünkü o Sovyet yönetimiyle irtibatı olan ve yüksek vazifede bulunan Kırım Tatarlarından biriydi. Onun ölümüyle tüm Sovyetler Birliği topraklarında Stalin baskıları başlıyor. Bana göre ülkede baskıların dokunmadığı hiçbir halk, hiçbir aile kalmamıştı. Kırım Tatarları ise bu baskılardan en çok etkilenen halklardan biri.

 

Numan Çelebicihan'a geri dönersek, onun kaderi çok trajik. Kurultay yapıldı, daha sonra yarımadadaki diğer siyasi güçlerle işbirliği yapma planları vardı. Onların desteği çok önemliydi, çünkü artık o zamanlarda Kırım Tatarları yarımadada azınlıktaydı. Planlar çoktu ancak seçilen lider tutuklandı. Onun öldürülmesinin ayrıntıları fazlasıyla trajik. Çelebicihan, Akyar’daki hapishanede kurşuna dizildi, naaşı ise Karadeniz’e atıldı. Tüm bunlara rağmen halk onu hatırlıyor ve onun fikirlerine büyük değer veriyor.

 

 

Hayat Radyosu: 26 Kasım 1917 tarihindeki olaylara geri dönerek bazı şeylere dikkat çekmek istiyorum. İlk önce Kurultay seçimlerine yaklaşık olarak 10 bin Kırım Tatarı katıldı. Ayrıca Kırım Tatarları özel birlikler kurdu. Bu atılıma çeşitli milletlerin temsilcileri katıldı. Tüm Türk halklarından tebrik mesajları geldi. Bu çok uluslu bir olay. Kıyaslama yaparsak 1991 yılında yapılan Kurultay’ın özellikleri nelerdi peki?

 

Gayana Yüksel: 2. Kırım Tatar Milli Kurultayı, Akmescit’te 26 Haziran 1991 yılında çalışmaya başlamıştı. 80’lerin sonunda Kırım Tatarları toplu olarak sürgün yerlerinden  vatana dönmeye başladıkları için bu çok önemli olaydı. Çok zor bir süreçti; insanlar evlerini, işlerini, kariyerini, birikimlerini bırakıp Kırım’a ana vatanlarına dönüyordu. Çok trajik olaylar yaşanıyordu, Kırım Tatarları çoğu yerde hoş karşılanmıyordu. Sürekli Kırım Tatarlar için yarımadada yer olmadığı söyleniyordu. 90’larda ben okulda okuyordum, benim dedelerim Kezlev’dendi ve bize şehir şurasında hep Kırım Tatarları için Kırım’da yer olmadığı söyleniyordu. Oysa şu an Kezlev'in yakınlarında bulunan İsmailbey köyünde 10 bin Kırım Tatarı yaşıyor. Yani herkese yetecek yer vardı, ancak Kırım Tatarları için çeşitli engeller yaratılıyordu.

 

Bu bağlamda 1991’de Kurultayın yapılması çok önemliydi, çünkü geri döndüğümüzü göstermek çok önemliydi. Bir topluluk olarak değil bir halk olarak döndüğümüzü göstermek önemliydi. Halkımız Kurultay, Meclis gibi temsil organlarına sahip ve bunu herkese duyuruyoruz. Ayrıca 1991’de referandum yapıldığında Kırım Tatarları bunu da boykot etti, çünkü henüz herkes Kırım’a dönmemişti.

 

 

Hayat Radyosu: Komünist yönetimin 1991’de düzenlediği referandumundan mı bahsediyorsunuz?

 

Gayana Yüksel: Evet aynen, Kırım Tatarları o zaman tüm Kırım Tatarlarının vatanlarına dönmediğini ve kendi fikirlerini belirtme imkanları olmadığı gerekçesiyle o referandumu boykot etmişti. Bu çerçevede 26 Haziran 1991’de Kurultayın yapılması çok büyük önem taşıyordu. 2014 yılında gerçekleşen işgalden önceki 23 sene içinde 6 Kurultay düzenlendi, son Kurultay 2013’te yapıldı.

 

1991’de Kırım Tatarları kendi kaderlerini tayin etme haklarını ve Ukrayna’ya bağlı özerk bir cumhuriyetin kurulmasını gündeme getirdi. Yani şu an gündemde olan konunun temeli 1991’de atıldı.

 

 

Hayat Radyosu: Meclis ve Kurultay temsilcileri demokratik olarak mı seçildi?

 

Gayana Yüksel: Evet 2013’te çok önemli bir Kurultay düzenlendi, çünkü Kırım Tatarları ilk kez vatanlarına döndükten sonra temsil organlarını gizli oylama yoluyla seçti. Bundan önce sistem biraz farklıydı, bölgelerde temsilciler seçiliyor, onlar konferansa katılıyordu.

 

Konferanslarda da bölge Meclisleri oluşturuluyordu. Milli Meclis üyeleri de aynı prensibe göre seçiliyordu. Ancak son Kurultay’da insanlar kendileri seçim yaptı. Katılma oranı da çok yüksekti o zaman 280 bin Kırım Tatarından 95-100 bini Kurultay seçimlerine katıldı Seçme hakkına sahip olan Kırım Tatarlarının çoğu seçimlere katıldı.

 

 

 

Hayat Radyosu: Biliyorsunuz 1991 öncesinde Kırım Tatar sorununun var olduğunu kimse kabul etmiyordu. Gorbaçov’a mektup yazıldı, bir komisyon oluşturuldu ancak hiçbir yayın kuruluşunda bununla ilgili haber çıkmadı. Komisyonun başına Gromik getirildi. Kırım Tatarları Kızıl Meydanı’nda bu durumu protesto organize edeceklerini açıkladıktan sonra bazı önlemler alındı ve Kırım Tatar sorununun var olduğunu, bu sorunun çözülmesinin gerektiğini kabul eden bir belge yayınlandı.

 

Ayrıca Kurultay yapıldığı zaman 1991’da yerel yönetim karşısında alternatif yönetim oluşmasına ilişkin bir tehdidin bulunduğu iddia edilmişti. Bu yüzden Kurultay’a katılmaya çalışan yabancı vatandaşlarına Kırım’a girmesine izin verilmemişti.

 

Bir soru daha 1991 yılındaki referandumda sorulan soru doğru bir şekilde hazırlanmış olsaydı, her şey farklı olabilirdi. Yönetim Kırım Tatarlarının toprak istediğini savunuyordu, oysa Kırım Tatarları aslında bu sorunun milli boyutunu vurguluyorlardı. Siz nasıl yorumluyorsunuz bu hususları?

 

Gayana Yüksel: Maalesef Kırım Tatarları hakkında birçok mit, çarpıtılmış hikayeler oluşturuldu. Bunlar milli hareketimizin ve Kırım Tatarlarının bakış açılarını çarpıtıyordu. Yani bizi kendi özgür devletini oluşturmak isteyen ayrılıkçılar olarak görüyorlardı. 23 sene içinde bize kimse kulak vermedi. 2014’te yaşanan olaylar bu mitleri yok etti ve bu teorilerin doğru olmadığını gösterdi.

 

Geçmiş senelere bakılınca, vatanlarına dönen Kırım Tatarlarının sorunlarının yapıcı bir şekilde çözülmesinin mümkün olduğunu görüyoruz. Devler programı yapılabilirdi, mantıklı yaklaşımlar söz konusuydul. Devlet ‘her zaman biz Kırım Tatarlarına para ayırıyorduk’ diyor. Ancak örnek olarak Kırım Tatarları geri dönmeye başladıktan sonra oluşturulan Vatan ve Sarı-Baş isimli iki kolhoz (kolektif tarım çiftlikleri) altyapının olmadığı bir yerde oluşturuldu. Çöl ortasında orada su bile yoktu.

 

Yani bizim ‘Biz Kırım’ın yerli halkıyız’ şeklindeki açıklamalarımız sanki biz bir ayrıcalık istiyormuşuz, diğer halkları ise ikinci plana itiyormuşuz gibi yorumlanıyordu. Böyle bir şey yoktu. Tam tersi bu Kırım Tatarlarının kültürünü, dilini korumak için yapılan girişimlerdi. Ve çok sayıdaki bu tür mitler, 2014’de çürüdü. Şu an biz yanlış yaklaşımları -Kırım Tatar özerkliğini kastediyorum-, düzeltme şansına sahibiz. Şu an bildiğiniz kadarıyla Anayasa komisyonu çalışıyor, yıl sonuna kadar çalışmaların sonlanması ve ilk sonuçlarının açıklanması bekleniyor. Bu çok derin bir konu ve birçok insan onu belirsizmiş gbi algılıyor, ancak meselenin çözümü şu an Kırım’da bulunan Kırım Tatarlarını destekleme olanağı veriyor.

 

 

Hayat Radyosu: Kremlin’in Kırım Tatarlarına üç yönde baskı yaptığını görüyoruz; açık baskılar, işbirlikçilerin desteklenmesi ve Kırım’ın demografik yapısının değiştirilmesi. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım’a şimdiden 300 bin Rus vatandaşının getirildiğini anlattı. Bu da yarımadanın Kırım Tatar nüfusundan hayli fazla.

 

Gayana Yüksel: Kırım'daki durum burada yaptığımız çalışmaları engellememeli. Evet, Kremlin çalışmalarına devam edecek, yarımadadaki durumu kötüleşecek, çünkü baskılar arttırılacak. Ancak burada da mevcut sorunların çözülmesinde engel teşkil etmemeli.

 

 

 

Hayat Radyosu: 2014’ten sonra temsil organı olarak Kurultay’ın faaliyetleri nasıl değişti? Bu değişimlerinin özellikleri neler?

 

Gayana Yüksel: Kurultay’ın faaliyetlerindeki ana değişiklik faaliyet gösterememeleri. Yani Kırım topraklarında soydaşlarıyla birlikte tam teşekküllü verimli bir çalışmanın gerçekleştirme fırsatının olmaması. Bir araya gelme, sorunları öğrenme, onları çözme, konuşma olanaklarının olmaması. Kırım Tatar Milli Meclisi yasa dışı olarak aşırılıkçı örgüt olarak kabul edildi, 2013’te oluşturulan Kurultay’ın görev süresi ise gelecek sene sona eriyor. Yeni Kurultayın toplanma meselesinin üzerinde hala soru işareti var. Yapılacak mı yapılmayacak mı? Kırım’dan 250 delege toplamak ve KTMM’nin yeni üyelerini, Başkanını seçmek için seçimlerin Kırım’da yapılması gerekiyor. Eski Meclis üyeleri ise çalışmalar hakkında rapor vermeli. Şu an bunlar için gerekli şartlar henüz yok. Sadece Kırım Tatar aktivistlere karşı yapılan baskıları görüyoruz. Bu insanlara karşı kullanılan metotlar insanları şaşkınlığa uğratıyor; baskılar, tehdit, sorgulama, aileleri hakkında bilgi toplama, şantaj, cezai kovuşturmalar... Veciye Kaşka’nın ölümü ve dört Kırım Tatar aktivistin gözaltına alınmasıyla bağlantılı olan son olaylar bunun çok belirgin örneği. Bu yüzden şu anki öz yönetim sisteminin ana özelliği, Kırım’da herhangi bir faaliyette bulunma olanağının olmaması.

 

Aynı zamanda Kırım dışındaki milli hareketin aktifleştiğini de gözlemliyoruz. Diaspora aktifleşti, Dünya Kırım Tatar Kongresi daha sık toplanmaya başladı. Bunlar doğal süreçler, Kırım’da bunların yapılması olanaksız olduğu için artık Ukrayna'nın ana kısmında ve diğer ülkelerde daha sık toplanılıyor.

 

 

Hayat Radyosu: Kurultay’ın görev süresinin sona yaklaştığını söylediniz. Ancak olağanüstü durumu göz önünde bulundurursak Kurultay faaliyetlerinin otomatik olarak uzatılması mümkün mü?

 

Gayana Yüksel: Büyük ihtimal bir çözüm bulunacak, çünkü bu sorun gündeme getirilecek. Son seçimler Ekim 2013’te yapıldı yani Ekim 2018’ye kadar biz bu sorunu çözmeliyiz. Belki Kurultay Ukrayna'nın ana kısmında yapılır, ancak bizi çok zor bir organizasyon süreci bekliyor. Süreç çok katılımlı ve şeffaf olmalı. Üstelik Kırım’da baskılar devam ederken bunun yapılması çok zor. İşgalciler sadece Meclis kelimesi için para cezası veriyor yahut cezai davalar açabiliyor. Bence bu konu yakın zamanda gündeme getirilecek ve bir çözüm mekanizması geliştirilecek.

 

 

Hayat Radyosu: Uluslararası platformlara katılıp Kırım Tatarlarının sorunlarını anlatıyorsunuz. Dünyadaki Kırım Tatarlarının desteğini hissediyor musunuz?

 

Gayana Yüksel: Hem Ukrayna’da hem de yurt dışında belli odak noktaları Ukrayna, Kırım ve Donbas’taki durumdan haberdar olan örgütler ve uzmanları, meseleleri çok iyi anlıyor. Ancak maalesef bu geniş kitlenin bu konuda tam olarak bilgi sahibi oldularını ve bize destek verdiklerini şu an hissedemiyorum. İşgal sırasında Kırım’la ilgili bir dalga vardı, referandum sırasında yarımadada birçok uluslararası yayın kuruluşu olayı aydınlatmıştı. Daha sonra ilgi yavaş yavaş azaldı, şu an ilgi tamamen Donbas’a döndü. Şu an Ukrayna genel olarak dünyanın ilgi odağının merkezinde bulunuyor.

 

Belki bu bizim eksiğimiz, her zaman kendinden başlamalısın ‘Daha ne yapabilirim’ diye düşünmelisin. Haber ajansımızda çalışmaya başlayan birinin sözleri beni çok etkiledi. O dedi ki: ‘Burada çalışmaya başlamadan önce Kırım Tatarlarının Kırım’da bu kadar aktif bir şekilde işgale direndiklerini bilmiyordum, onlar şiddet içermeyen direnişin olanakları dahilinde çalışmalarını en iyi şekilde yürütüyorlar.” Buna çok şaşırdım, çünkü Ukrayna enformasyon alanında Kırım hakkında bilgileri hep yayınlanıyor. Ancak herhalde bu çalışmaların daha yoğun bir şekilde yapılması gerekiyor. Bu konuyu gündeme taşımaktan vazgeçmeyeceğiz.

QHA