BÜKREŞ (QHA) -

"Tatarlar, Karadeniz kıyısında en çok eziyet çeken insanlardır.” Bu söz, Sabina Fati’nin Romanya’nın başkenti Bükreş’te, Humanitas yayınevinden çıkan "90 günde Karadeniz’in çevresi. Yedi ülke, sekiz sınır ve prime-time'da bir darbe” kitabında yer alıyor. Birkaç hafta önce çıkan kitap bir gazetecilik projesinin ürünü.

Romanya’nın Köstence şehrinden başlayarak Karadeniz kıyısını takip eden yazar, geçtiği ülkelerin ve bölgelerin tarihçelerine önemli vurgular yaparak çağdaş fresklerini çiziyor. Oldukça cesur bir gazeteci olan Sabina Fati, sosyal gerçeklerin keskin bir gözlemcisi, siyasi kararların etkilerini anlayan ve ziyaret ettiği bölgelerin tarihçelerini çok iyi bilen birisi olduğunu kanıtlıyor. Kitap sadece bölgenin bugünkü detaylı bir resmini değil, aynı zamanda tarihi olayların etkilerini ve nedenlerini göstererek yazarın seyahat notlarından ziyade güçlü bir analiz sunuyor. Bu sebepten, kitabın sayfalarında Karadeniz’in Antik tarihi, Altın Orda veya Kırım Hanlığı tarihi, Osmanlı İmparatorluğu’nun etkisi veya Rus İmparatorluğunu yayılmacı politikaları da yer alıyor.

Sabina Fati sadece gördüklerini yazmakla yetinmiyor. Sadece yetkililer değil, sıradan insanlarla da sohbet edip yaşadıkları durumlarla ilgili düşündüklerini ve olayların etkilerini keşfetmeyi başarıyor. Bu şekilde aile trajedilerine şahit olabiliyoruz. Mesela, Rostov-na-Donu şehrinde yaşayan bir Rus kadının kız kardeşi Mariupol’da bir Ukrain’le evli. Erkek kardeşi ise ayrılıkçılarla beraber Ukrayna ordusuna karşı savaşıyor. Geçen sene ayrılıkçılar kız kardeşinin evine çok yakın bir yeri bombalamışlar.

Bu şekilde, kitap sadece jeopolitik, devletlerin veya siyasetçilerin çıkarları açısından değil merkezden alınan kararlardan etkilenen sıradışı insanların trajedileri açısından da gerçekleri anlamak için önemli bir araç. Sahadaki gerçekler Sabina Fati’nin kişisel tecrübeleri perspektifinden sunuluyor. Yazar kitap içinde sınır kapılarında saatlerce beklemek zorunda kaldığını, insanların yabancılarla konuşma isteksizliğiyle karşılaştığını, soygundan veya tecavüzden zor kurtulduğunu anlatıyor.

Kitabın bir bölümü Kırım hakkında, bir alt bölümde de Kırım Tatarları’yla ilgili görüşlerine yer veriyor. Kırım’da Sabina Fati, askerlerin fazlasıyla görünür olduğunu, insanların Batıya isteksizlikle baktıklarını ve yarımadayı yoksulluğun karakterize ettiğini vurguluyor. Kırım’da bulunduğu sürede yazarın etrafında sürekli kulaklıkla gezen insanlar bulunduğunu ironiyle not ediyor: "...herhalde müziği seven insanlar”. Yarımadaya Rostov-na-Donu – Kerçi feribotuyla giriyor ve kontrol noktalarının bulunmasına, Rusların bile pasaportları göstermeye mecbur olmalarına hayret ediyor: "...yabancı sınır gibi, her nasılsa yarımadayı (Ruslar tarafından) kendilerine ait olmayan bir bölge kabul ediyorlarmış gibi.

Kırım Tatarları’na dair ayrıca insan kaçırma, kaybolma vakalarına değiniyor. Aynı zamanda yazar Kırım Tatarları’nın Euromeydanı destekledikleri ve işgale karşı çıktıkları için Rusya tarafından izlendiklerini ve suçluları yakalamak için hiçbir şey yapılmadığı için kayıplarda Rus devletinin dahli olduğunu düşündüklerini gösteriyor.

Sabina Fati, Radio Free Europe ve România Liberă’da (Bağımsız Romanya) gazeteci olarak çalışıyor. 2015’te "İpek Yolu’nda Tek Başına. 80 Gün, 15.000 km, 2.500 Senelik Tarih” kitabını yayımlayan yazarın, bu ikinci kitabı.

Metin Ömer
QHA Romanya Temsilcisi

QHA