KİEV(QHA) -

Ukrayna’da Kırım Tatar kökenli Ukraynalı sanatçı, Eurovision-2016 uluslararası şarkı yarışmasının galibi Camala hakkında çekilen “Jamala.UA” belgesel filminin galasına sayılı günler kaldı. Camala hakkında yüzlerce yazı yazıldı ve program çekildi, ancak film bir ilk olacak. Yönetmen Anna Akuleviç filmin baş rolü için çarpıcı, olumlu ve kararlı Camala’yı seçtiği için hhiç pişman olmadı. Yetmiş dakika süren film üzerindeki bir senelik çalışma Akuleviç için yeni ve unutulmaz bir deneyim oldu. Anna Akuneviç, QHA muhabirine verdiği röportajda çekimlerin nasıl geçtiğini, Camala’nın perde arkasında nasıl davrandığı ve ünlü şarkıcıyla çalışmanın nasıl bir şey olduğunu anlattı.

Filmin ismi hakkında bilgi verir misiniz? Camala hakkında belgesel çekme fikri nasıl oluştu?

Filmin ismi “Jamala.UA” en baştan bu adı seçtik, daha sonra uydurmamak ve değişik anlamları taşıyan isimler üzerinde düşünmemek için. İlk başta bu fikrin ortaya nasıl çıktığını anlatmak isterim. Bana ilginç bir teklif geldi; Ukrayna'da pozitif bir film çekmek. Bunun için doğal olarak uygun bir kahraman bulmak gerekiyordu. Bu konu üzerinde çok düşündük, birkaç konu belirledik ama onlardan vazgeçmek zorunda kaldık. Sonunda, sık sık olduğu gibi, ben rastlantı olarak Guardian’da, Camala’nın “1944” isimli şarkıyı yazdığı ve Eurovision’a katılmayı planladığı hakkında haber okudum.

 

Bundan sonra onun uygun kahraman olduğunu mu anladınız?

Evet, o kendi kimliğini kazanmış, genç, modern, Avrupalılaşmış biridir. Film ise konsere yaptığı hazırlık, Eurovision hakkında düşünceleri, acıları, şüpheleri hakkında. Bunun dışında film onun karakteri ve esprili hatta çocuksu anları hakkında. Amacımız izleyiciler onu olduğu gibi görsün diye, bunları kaydetmekti hiçbir şeyi gizlemeden. Ben, bu filmin onun hayatının parçalarından yaratıldığını söylerdim.

Çekimler uzun sürdü mü?

Çalışmaya başladığımız zaman Ukrayna’yı Eurovision’da kimin temsil edeceği henüz belli değildi. Şansımız yaver gitti Camala finalist oldu. Biz Stockholm’e gidene kadar çalıştık, bir de zaferle döndükten sonra birkaç hafta boyunca da çekim yaptık.

Çekilen görüntüleri Camala izliyor muydu?

Hayır, o henüz ses ve renk düzeltmeleri olmadan hazır filmi izlemişti. Ama ham haliyle bile filmi çok beğendi. Onun, kendini dışarıdan görme ve bu imajı kabul etme yeteneğinin kendi kendini geliştirmek için harcanmış uzun bir çabanın kanıtı olduğunu bir kere daha anladım.

Camala’dan başka filmde izleyiciler kimleri görebilecek?

Yavaş yavaş onun yapımcısı İgor Tarnapolskiy kahramanlarımızdan biri oldu. Onun, hikayenin ikinci kahramanı olduğunu söyeleyebiliriz, çünkü sürekli Camala ile etkileşim halindeydi. Filmimizde, belgesellerde genelde olduğu gibi perde arkası ses veya “konuşan seslerin” olmadığını belirtmek istiyorum. Canlı olarak yapılan konuşmalar, İgor ve Camala’nın aralarında tartıştığı planlar, çalışma anlarını her şeyi kaydettik. Ama, bu arada, Camala’nın erkek arkadaşı filmde yer almayacak.

Sizce Camala nasıl biri, çekimlerden sonra onun hakkında ne düşünüyorsunuz?

Eğer önümde insanı kabul etmek veya etmemekle ilgili seçim varsa, ben ilk başta onun hayata yaklaşımını etkileyen dünya görüşüne dikkat ediyorum. İlk günlerden, Camala ve onun çevresi için müziğin bir yaşam felsefesi olduğunu ve her şeyin ona bağlı olduğunu anladım. Bu da insanı etkiliyor, bu durumun özel bir çekiciliği var! Ayrıca bir tek beni etkilemiyor, kameramanı ve doğal olarak hayranlarını da etkiliyor. Şarkılardan biri “Zamanılı” (Cezbettiler) de olduğu gibi o çekiyor, büyülüyor.

Camala’nın Kırım Tatarı olduğunu biliyoruz. Sizin hikayeniz sadece bir kişilik olarak Camala hakkında mı yoksa etnik kökenlerine de değiniliyor mu?

Tabii ki, bu onun portresinin çizgilerinden biri. Bir keresinde Camala’nın makyajını takımından olmayan bir kız yapmıştı ve  milliyeti, ailesinin tarihi ile ilgili bana göre bir dizi uygunsuz soru sormuştu. Ama Camala cevap vermek zorundaydı, kaçamazdı. Bu bölüme dikkat edilmesini istiyorum, özellikle cevabı hangi tonda verdiğine… O ilk kez gördüğü bir kişiye özel hikayesini, ailesinin hikayesini anlatmak zorunda kaldı. Ve kayıtsız kalamıyorsun, onun acısını anlıyorsun ve genetik hafızasında kaydedilmiş  kişisel algı trajedisini paylaşıyorsun.

Onunla uzun zaman geçirdiniz. Sizce Camala zafer kazandıktan sonra değişti mi? Zafer onu ne şekilde etkiledi?

Hayır, ben değişiklik göremedim. Belki önemli olan şeylere odaklanma isteği buna sebep oldu. Onun durumunda önemli olan şey sanattır.

Camala duygusal bir insan. Bu özellik çekimleri etkiledi mi? Engel oldu mu yoksa tam tersi yardım mı etti?

Daha çok yardım etti. Sizin söylediğiniz duygulara ben çocuksu özellikler diyorum, insanın tamamen özgür olduğu zamanlar. Özellikle de bir şeyler yaratan sanatçı çocuksu olmayı unutmamalı . Yoksa hayal edemezsin, bu da en önemlisi!

 

Film üzerinde çalışırken sorunlu anlar yaşadınız mı?

Camala’yı rahatsız eden alana girmiyorduk. Bu kuralları bize menajeri anlattı. Bu şartları kabul ettik ve onları ihlal etmemeye çalıştık.

Çekim yapma konusunda anlaşma yapmak kolay oldu mu?

Bu, yapım sürecinin daha çok teknik tarafı. Yapımcılarımız anlaştı, grafikleri onayladı biz arada sırada onun boş zaman ve alanına sıkışmaya çalışıyorduk. Sıkıntılarımız yetmezmiş gibi o sırada Kanada’dan Japonya’ya kadar dünyanın tüm medyaları Camala’yla söyleşi yapmak için kıyasıya rekabet içine giriyordu.

Anna, bu belgesel film türünde ilk çalışmanız mı?

Öğrencilik çalışmalarımı saymazsak evet.  Aslında yönetmenlik deneyimim henüz büyük değil, ama konuşmamız bunun hakkında değildi. Yaratıcı deneyimlere meydan okumaya seviyorum, özellikle onları aşmak için güç bulabiliyorsam daha da mutlu oluyorum. Camala’nın hikayesi üzerinde yaptığım çalışma bana göre bunun iyi örneği. Bir noktada, filmin montajını yaparken ben konseptle ilgili şüphe duydum ve belgesel sineması ustası olan Sergey Bukovskiy’e başvurdum. Bu konuda sonsuza kadar konuşulabilir, o her yönden inanılmaz bir insan. Bugün var olan bu film, birçok yönden onun sayesinde var oldu.

Şimdi de madalyanın diğer tarafı… Camala’nın hayranlarından biri beni buldu, Karpatı bölgesinden 15 yaşındaki kız. O bana, “İnanılmaz, film üzerinde bu kadar uzun çalışılabildiğini düşünmüyordum! Hafta sonu yazıyorum, sen toplantıdasın, gündüz yazıyorum çalışıyorsun bir film üzerinde ne kadar çalışılabilir ki?” diye yazdı. Ama bunlar gerçek. Bitmeyen, durmak bilmeyen çalışma, ama aynı anda onsuz ne yaparım? Bu artık benim yaşam felsefem.

Filmin galasına gelince, 13 Nisan tarihi özellikle mi seçildi?

Evet. Bu distribütörlerin stratejisi.

“Jamala.UA” filmi nerede gösterilecek?

Film Ukrayna’nın 30 sinemasında gösterilecek. Distribütörümüz sinema solanlarıyla  hangi saatte gösterileceği, o salonda filmimizin gösterilme olasılığı hakkında kendisi anlaşıyor.

Berlin Uluslararası Sinema Festivalini ziyaret ettiğinizi biliyorum. Orada neler yaşandı anlatır mısınız?

Sinema etkinliklerinin bir dünyası. Ben çoğunlukla profesyonel belgeselcilerin katıldığı kısma katıldım. Bunlar distribütörlerle, sinema festivalleri, ajanslarla toplantılar. Çok basit kurallar var, projeni tanıtmak için yedi dakikan var. Sığdıramıyorsan senin sorunun. İlgi çektiysen fark edilirsin. Sonuçlar hakkında konuşmak şimdilik erken. Önemli olan suya girmek ve hareketi başlatmak.

Berlinden sonra İsviçre’ye gittim. Onların kamu televizyonu projemizle ilgilendi. Onlardan teklif bekliyoruz.

Devam edecek...

Aleksandra Şekera

QHA