ANKARA (QHA) 7 Nisan 2018 -

Basın Yayın Birliği ve Öncü Eğitimciler Derneği'nin düzenlediği "Okuma Kültürü Çalıştayı" kapsamında AK Parti Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı moderatörlüğünde bir panel gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcısı ve Sözcüsü İbrahim Kalın, paneldeki konuşmasında, insanın yeryüzündeki varlığını anlamlandırması için yapabileceği en önemli eylemlerden birinin "okumak" olduğunu dile getirerek, "Okumak, hayat yolculuğunda yanımıza almamız gereken en önemli azıklardan bir tanesi. Hayatımızı anlamlandırmak için atmamız gereken, yapabileceğimiz en önemli eylemlerden birisidir." ifadelerini kullandı.

Kalın, herkesin hayatında mutlaka bir okuma disiplini olması ve okumanın insanı bugüne, yarına hazırlayan, varlığı yarına taşıyabilecek bir eylemler bütünü olarak görülmesi gerektiğini belirtti.

İstenilen noktaya ulaşmak için kullanılan enstrümanların da iyi olması gerektiğini vurgulayan Kalın, şunları anlattı:

"Bizim eğitim sistemimizde de maalesef sadece okuma noktasında değil, yazma ve yazdırma noktasında da almamız gereken ciddi mesafeler var. Yurt dışında öğretim üyeliği yaparken, öğrencilere ödevler, dönem ödevleri veriyorduk. Kabaca bir hesap yapmıştım o zaman, ABD'de ortalama bir üniversite öğrencisi 4 yıl boyunca müfredatın gereği olarak 600-700, bazı durumlarda 800-900 kitap okuyor, okumak zorunda. Bundan daha önemlisi, toplamda yazdığı ödevlerin yekünü 2 bin sayfadan fazla tutuyor. 4 yıllık bir üniversiteyi bitiren bir öğrenci, A4 kağıdıyla 2 bin sayfalık ödevler bütünü yazmak zorunda. 2 bin sayfa yazı yazmak demek 1-2 kitap yazmak gibi bir şeydir. Bu, kendimizi ifade etme noktasında imkan ve kabiliyetlerimizi geliştirmemiz açısından önemli.

Biz hala Türkçe'nin hem okuma hem yazma anlamında imkanlarını yeteri kadar keşfedebilmiş değiliz. Kullandığımız kelimelerin sayısı belirli. Halbuki Türkçe'nin imkanlarını hak ettiği şekilde kullanmayı başarabilsek, hem okuma kültürümüzün hem yazı kültürümüzün çok ciddi şekilde ilerleyeceğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Dilde yaşadığımız fakirleşme, bizim zihin, ufuk, gönül, akıl dünyasında yaşadığımız fakirleşmeyle atbaşı gidiyor. Zihin ve akıl dünyamızda, tasavvur dünyamızda fakirleştiğimiz oranda da dilimizin imkan ve kabiliyetleri giderek köreliyor, bunları daha fazla kaybetmeye başlıyoruz. Halbuki bunun için özel çabamızın olması lazım. Bu da ancak ciddi okuma yaparak, ciddi okur profilleri oluşturarak, yazmayı ihmal etmeyerek elde edebileceğimiz bir neticedir."

"HİKAYELERİMİZİ VE MASALLARIMIZI UNUTMAYA BAŞLADIK"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla 2 yıl önce Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi kurulması için yola çıkıldığını hatırlatan Kalın, şöyle konuştu:

"İnşallah önümüzdeki yıl bu zamanlar Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi tamamlanmış ve hizmete açılmış olacak. Yaklaşık 130 bin metrekare kapalı alana sahip, 5 milyon üstü kitap kapasitesi olacak bir Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi inşa ediliyor. Burası 24 saat açık olacak. Her yaş grubundan okuyucuya hitap edecek. Hatta öyle bir çalışma yapıldı ki orada 5-10 yaş grubu, 10-15 yaş grubu ve 17-18 grubu için yaşlılar için ayrı kitap bölümleri var. Herkes girip bir yerde dolanmayacak, kendi bölümlerinde de istedikleri zaman kitaplarını okuyabilecek, sohbet edebilecekler. Nadir eserler bölümümüz çok zengin. Şu ana kadar çok önemli koleksiyonları da Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi'ne kazandırdık. Bugün itibarıyla envanterimiz yaklaşık 1,2 milyona ulaştı. İnşallah önümüzdeki yıl kütüphanenin açılışıyla birlikte bu rakamı 1,5 milyona doğru zorlayacağız. Asıl önemlisi, Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi'nin hem Türkiye'de kütüphanecilik standartlarına yeni bir boyut katacağını hem de okuma yazma kültürümüzü inşallah bir üst seviyeye taşıyacak imkanları sunacağını düşünüyorum. Çünkü orası hem bir genel okuyucu kütüphanesi aynı zamanda bir araştırma kütüphanesi olacak."

Kalın, Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesi'nin, okuma faaliyetleri, yazar konuşmaları, kitap sohbetleri, sergiler gibi etkinliklerle Türkiye'de okuma ve yazma kültürüne ciddi katkı sağlayacağını dile getirerek, "Bu kütüphanenin hikayesi de bir anlamda bizim yaşadığımız hikayenin bir parçası. 50-100 yıl sonra yazıldığı, anlatıldığı zaman bugünlerde iç politikada, dış politikada, bölgede, dünyada yaşadıklarımızla paralel şekilde bu kütüphanenin hikayesi de yazılacak. Biz hikayesi ve masalları olan bir milletiz. Biz, hikayelerimizi ve masallarımızı unutmaya başladık. Unuttuğumuz için de başkalarının masalları, hikayeleri üzerinden kendi serüvenimizi anlamaya ve insanlığın yeryüzündeki hikayesini anlamlandırmaya çalışıyoruz. Halbuki o kadar zengin birikimimiz, kültürümüz, mirasımız var ki bunu yaşayan, canlı bir gelenek haline getirmek sorumluluğu da bize ait. Biz kendi masallarımızı, hikayelerimizi hatırlayabilirsek, bunları yeniden anlatmayı becerebilirsek, başkalarının hikayelerini elbette bir zenginlik olarak görür ve değerlendiririz, ama kendimizi başkalarının aynasında görme garabetinden de en kısa zamanda kurtuluruz." diye konuştu.

QHA